123! Ve Gulyabanileri Sahnelerde Haşladılar


(Tuğrul Sultanzade) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/123-ve-gulyabanileri-sahnelerde-hasladilar/



Gölge, şehirden kopup geçmişe sürüklendiğini hissediyordu, ardında kalmış apartmanlar lo-fi bir illüzyondu adeta. Kristal kodein, gökyüzünde Akdeniz ürpertisi, vaporwave gökyüzünde ve geceye sinmişti. Kapitalizm, geç gece masalları. Yol sert bir viraj halinde aşağı meylediyordu. Limanın duvarları belirdi çok geçmeden. Bir billboard asılıydı orada. Limanın ışıkları duvarı aşarak büyüyor, bir rüyanın içindeymişçesine buğulanıyordu. Gece hakikatler ve… (DEVAMI…)


(Murat Barış Sarı) #2

Daha önce söylediğim gibi bu da bir düz yazı şiiri gibiydi. Özelllikle garip akımına benzetiyorum ben. Kullanılan terimlerin genelde yabancı olması ve noir havaları da oldukça etkileyici oluyor.
Yazı kendi edebiyatını ve gramerini dayatıyor ve bunu iyi anlamda söylüyorum. Dil o kadar kendisine özgü ki bu açıdan eleştirilmesinin imkanı bile yok.
Siberpunk öğeleri de ayrıca başarıyla kullanıyorsunuz ve ben de cok severim bu akımı.
Arkadaş ve gölge diyaloglarınin günümüze ve toplumumuza dairliği ve televanjelist pederin billie jeani söylemesi gibi sayısiz hoşluk da var. Sanırım siz yazmıştınız ben de olumlamıştım edebiyattaki Bruegel resmi gibi yazıyorsunuz hasılı.
Ben büyük bir begeniyle okudum. Tebrik ederim. Gelecek seçkilerde görüşmek üzere…


#3

Değişik ve farklı bir üslubunuz var. Anlatımın kuvveti beni öyküye çekerken çok sayıda bilmediğim, anlamadığım kelime ise öyküden zaman zaman kopmama neden oldu. Betimlemeler ve karakter tahlili çok başarılı. Dediğim gibi tek takıldığım nokta anlamadığım kısımlardan ötürü öykü kafamda bir bütün oluşturmadı, dağıldı. Yine de anlatımınızı beğendim, kolay kolay herkes bunu başaramaz.


(Tuğrul Sultanzade) #4

Okuduğunuz ve de yorum yaptığınız icin teşekkür ederim. Aslında bu seçkide gerçekten farklı, deneysel bir metin yazmak istemiştim. Fakat yazarken kontrolümden çıktı en sonunda da böyle bir şeye dönüştü. Açıkçası son halinden epey memnudum. Fakat amatörlükten dolayı olsa gerek henüz ikinci bir bakış açısı ile göremiyorum metni. Okuyucular da kullandığım terimlerden dolayı metnin anlam bütünlüğünün kaydığını söylüyor. Oysaki yaratmak istediğim manzara mozaiğini bu şekilde daha iyi tamamlıyorum.


(Tuğrul Sultanzade) #5

Metindeki detayları farketmiş olmanız beni epey mutlu etti. Dil üzerinde hep ayrı bir çaba göstermişimdir. Bazı zamanlar anlatımı boğduğumu itiraf ediyorum, bu da amatörlükten kaynaklanıyor, metni henüz sadece kendi bakış açımdan değerlendiriyorum. Bu durumu daha çok yazarak atlatabileceğimi düşünüyorum ve okuyucuların geri dönüşü de önemli benim için, bu yüzden teşekkür ederim size.


(Osman Eliuz) #6

Merhabalar.

Yine harika yazılmış bir hikaye. Gelecekte geçen bir destansı fantazya gibi. Cümleler özenli, hikaye farklı, diyaloglar orijinal. Sadece anlatmıyor, izlettiriyorsunuz da.

Seçkiye farklı bir tatsınız kesinlikle. Daha uzun süreler buralarda olmanız dileğiyle.


(Tuğrul Sultanzade) #7

Okuduğunuz ve yorum yaptığınız için teşekkür ederim, ilerleyen seçkilerde de görüşeceğimizden eminim. Gittikçe daha çok aşina oluyorum platforma.


(Meltem Kofoğlu) #8

Ara ara sürrealist bakmak lazım hayata… Kendinizi kaptırdığınıza değmiş. Böyle bir öyküyü oluşturabilmek pek de kolay değildir işin açıkçası. Gayet başarılı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık!


(Tuğrul Sultanzade) #9

Okuduğunuz için teşekkür ederim, beğendiğinize sevindim. Daha çok deneysellik için şevk kazanıyorum


#10

Merhabalar;
Öykünüzü çok beğendim. Pek çok yerinde belki de Gölge ile kendimi özdeşleştirdim diyebilirim… Nefret duygusunu yaşayan karakterleri çok seviyorum her nedense. Belki de bana daha gerçekçi geliyor.

Bu paragraf için ayrıca tebrik etmek isterim. Çok beğendiğim ve bana, ‘keşke ben de böyle yazabilsem’ dedirten ilk kısmıydı öykünüzün.

Beni rahatsız eden tek şey, çok farklı zaman kiplerinin kullanılması. Mesela şöyle bir örnek vermek istiyorum;

Bir paragrafta üç farklı zaman kipi kullanılmış. Öykü şöyle yazılır, kuralları şunlardır diyenlere inanmam. Eleştirimi yaparken böyle bir derdim yok. Sadece bir okur olarak, bir hikayenin farklı zamanlar kullanılarak anlatılması beni rahatsız ediyor. Ama deneysellikten bahsetmişsiniz. Belki de bunu bilerek yapmışsınızdır.

Benim en büyük beceriksizliğim olan diyaloglarda harika iş çıkarmışsınız. Hepsi karakterlere özgün, okunduğunda doğal görünen cümleler. Ben bir türlü diyaloglarda klişeleşmenin önüne geçemiyorum. Belki de öykülerinizi okumaya devam edersem kendime bir yol bulabilirim :slight_smile:

Genel olarak güzel ve seçkide görmekten hoşlandığım dolu dolu bir öyküydü.

Emeğinize, kaleminize sağlık :krs:


(Tuğrul Sultanzade) #11

Merhabalar, zamanınızı ayırıp okuduğunuz ve yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Açıkçası bu yazının beğenileceğini düşünmemiştim ilk başta. Belki de cazibe karakterlerin üzerindeydi. Fakat bu cazibe her neyse bir sonraki yazılarımda da varlığını koruması için çabalıyorum. Tabii ki ürettiğim şeyin takdir görmesi güzel bir duygu fakat bu beni biraz endişelendiriyor da. Bir sonraki yazılarımın aynı güzelliğe sahip olup olmadığı ile alakalı bir endişe bu. Umarım bu cazibeyi korur ve daha da geliştiririm. Eleştirinizi dikkate alacağım, hikayenin akışında farklı çizgiler yaratmak istiyordum, fakat sanırım zaman çekimleri ile oynamamak en mantıklısı. Tekrardan teşekkür ederim, bir sonraki seçkide yeniden görüşmek dileği ile.


(Cem Pala) #12

Merhaba,

Okumakta geç kalmış olmamın etkisi ile tabii, söylenecek güzel sözler ben gelmeden dillendirilmiş hep, bana tekrarlar kalmış. Enfesti. Sizi okumak gayet keyifli. Uzatmak isterim ama uzatmayayım, yukarıda yorum yapan yazarlara katılıyorum fazlası ile.

Görüşmek üzere diyelim. Sağlıcakla…


(Tuğrul Sultanzade) #13

Okumuş olmanız bile yeterli benim için, beğendiyseniz ne mutlu bana. Umarım bu çizgiyi bozmadan devam ettirebilirim. Bu platforma aşina oldukça vazgeçmek çok zor gerçekten, bir aksilik olmazsa zaten diğer seçkilerde de görüşeceğimize inanıyorum.