184 Dakika

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/184-dakika/



… Teknolojide tekilliğe ulaşan insanlık, düşünülenin aksine kendini sınırsız dijital dünyalara hapsetmedi. Korkulduğu gibi yapay zekalı droid’ler de dünyayı ele geçiremedi. Öngörülen tehlikelerin farkına varan insanlık kontrollü bir teknolojiyi benimsedi; “Pandora Protokolü”. Sadece belli alanlarda uzmanlaşmış ve Asimov’un kurallarına riayet eden köleleştirilmiş bir droid güruhu, nüfusu planlı olarak azaltılan insanlara hizmet etmekle görevliydi. Ancak hâlâ insanların… (DEVAMI…)

1 Beğeni

İleride başka öyküler yazılabilecek bir evrenin tohumlarını atmışsın. Emeğine sağlık. Lee ve Pyro sevilebilir karakterler. Devamlarını merakla bekliyorum.

Sonlarda Profesör Noah bilincini robota transfer etti diye düşünerek heyecanlandım. Ters köşe oldu. İnsanların teknoloji geliştikçe aciz duruma düşmeleri kaçınılmaz sanırım.
Kurgu çok güzeldi, keyifle okudum. Ama sonunu anlamak için 2-3 sefer okumak zorunda kaldım. Biraz aceleye gelmiş sanki. Ya da o an ben konsantre olamadım. Ellerine sağlık

Pyro olağanüstü bir karakter, çok sevdim. Betimlemeleri, üzerinde detaylı düşünülmüşlüğü, son kalan insanın Profesör Noah olmasını da beğendim. Hafif bir koşma olabilir tempoda. Onun dışında gayet güzeldi.

Özellikle Pyro’yu yazarken ben de çok eğlendim, okuduğun ve yorum yazdığın için teşekkürler.

Doğru tespit, son kısım yoğun iş tempomdan biraz aceleye geldi :slight_smile: ilk kısım üzerinde daha çok düşünme fırsatım oldu açıkcası.

Beğenmene sevindim. Pyro gibi karakterler her zaman favorim olmuştur, yazması da bir o kadar keyifli bu yüzden :smiley: yukarıda da yazdığım gibi biraz aceleye geldi hikaye maalesef. Tempo o yüzden koştur koştur.

Merhabalar.

Seçkide öykünüzü görmek güzel, yeniden hoş geldiniz.

‘‘Sessizliğin pişmanlıkları ortaya çıkarmak gibi kötü bir huyu vardı,’’ çok güzel. Bu gibi ruh halini yansıtan cümleleri üç beş paragrafa daha serpiştirseydiniz, yukarıda arkadaşların dikkat çektiği eleştiriye açık bölümleri giderebilirdiniz sanıyorum.

Güzel bir olay öyküsü olmuş, kurgudaki olay klasikti biraz ama finalle birlikte çok önemi kalmıyor. Kaleminiz güzel, diliniz akıcı, öyküyü okutuyorsunuz. Diyaloglar da güzeldi. Birkaç yerde zamanlar tökezliyordu sanki ama not almamışım, belki de yanlış hatırlıyorum, göz atarsınız.

Bu güzel öykü için teşekkürler.

Gelecek seçkilerde de görüşebilme umuduyla, kendinize iyi bakın.

Tekrardan hoş bulduk :slight_smile: ruh halini yansıtan cümleleri severim esasında ama olması gerekenden daha kısa yazmak durumunda kaldığım için daha hikaye odaklı yazdım sanırım. Çok daha iyi öyküler yazmıştım açıkcası :slight_smile:

Sonraki seçkilerde görüşmek üzere :wink:

Merhabalar,
Öncelikle kurguyu çok beğendiğimi söylemeliyim. Gezegen üstündeki insan varlığının son bulmasının, droidlerin bir isyanı değil de kendi hataları olması hoşuma gitti. Bana farklı geldi açıkçası. Ayrıca, diğer arkadaşların da bahsettiği gibi profesörün kendini ölümsüz biyonik bedene aktarmış olmasını beklerken gelen ters köşe beni çok mutlu etti.

Aslında öykünün genelinde, tam bir klişeye yaklaşıyormuş gibi hissederken, ters köşeye uğrayıp farklı bir şeyler görebilmenin mutluluğunu hissettim.

Olayı Lee’nin tarafından anlatırken, bir anda Pyro’nun tarafından anlatmaya başladığınızda bunu çok güzel yansıtmışsınız. O kısımda hiç bir kopukluk ya da anlaşılmayı güç kılan bir şeye rastlamadım. Ve bana bu biraz usta işi gibi geldi. Öyle ki; örnek vermek gerekirse Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabında ilk sayfalarda ne zaman kadının gözünden anlatıyor ne zaman adamın gözünden hiç anlayamamıştım. Siz bu geçişi çok güzel başarmışsınız.

Sadece bir iki şeyden bahsetmek istiyorum:
Lee’nin duygularını biraz daha görmek isterdim. Mesela en azından ilk cesedi bulduğunda.

Bu şekilde birkaç konuşma cümlesi var ve hepsinin sonunda bir “dedi.” bekledim açıkçası. Ama belki de bu doğru bir yazım şeklidir ve benim bilgisizliğim olabilir.

Genele dönmek gerekirse, gayet beğendiğim ve sıkılmadan, zorlanmadan okuduğum bir öykü oldu.
Bir başka seçkide öykünüzü okumak dileğimle, kaleminize sağlık :slight_smile:

Yorumunuz için teşekkürler. “Dedi” konusundaki eleştirinize gelirsek; yazarken benim de kafamı kurcalayan bir durum oldu açıkcası. Hangi yöntemin daha doğru olduğunu bilmiyorum ama üst üste denk gelince beni rahatsız ettiği için böyle bir yöntemi seçtim.

Lee’nin duyguları konusundaki eleştirinizde oldukça haklısınız. Biraz yoğun olduğum bir döneme denk geldiği için hikayeyi çok fazla derinleştirme şansım olmadı. Bazı kısımları bu yüzden hızlı geçtim yazarken.

Okuduğunuz için teşekkürler.

1 Beğeni

Merhaba, kendi öyküm haricinde daha ilk defa başka öykü okuyup yorumlama fırsatı bulabildim. Geç olsun güç olmasın :slight_smile:

Öncelikle ilk defa (arkadaşlarım hariç) bir öykü hakkındaki düşüncelerimi dile getirdiğimi belirtmek isterim. O yüzden daha çok yüzeysel şeyler söyleyeceğim. Saygı değer arkadaşlar benden önce güzel yorumlar yapmışlar, bir çoğuna katılmamak elde değil.

Öykünün başında bilgi verilerek girilmiş, sonrasındaki girişte ise yoğun betimlemelere (bana göre yoğundur belki) başlanmış. Aslında ilk girişte bilgi verilmesi ne kadar doğru (kendimce) bilemiyorum, tercih sebebi tabi. Yapılacaksa da öykünün ortasına doğru olabilirmiş. Neden derseniz nasıl anlatsam, öyküden bağımsız bir romanın giriş sayfasını okuyor gibi hissettim kendimi. Orasını fazla düşünmemeye çalışırken, acaba öykü betimleme olmadan mı gidecek düşüncesine kapıldım. Sonraki betimlemeleri görünce rahatladım doğrusu :slight_smile:

Öykünün başlığı “Pandora Protokölü” olabilirmiş diye de düşünmedim değil bu arada. Fakat “184 dakika” yı da garipsemedim, güzel olmuş ve iyi bağlanmış. Arkadaşların dediği gibi klasik bir havası var öykünüzün. Sonu güzel bağlanmasaydı diğer öykülerden öne çıkacak yanı kalmazdı belkide. Ama bilindik şeyleri yazmak illa ki sıradan olmak manasına gelmez. Neyi, nasıl anlattığınızın ve yazdığınızın önemi büyük. Konu, kurgu ve anlatım açısından güzeldi kendimce. Umarım yazmaya devam ederseniz, elinize sağlık. :+1:

Hemen bir ekleme daha yapıyorum, Umut Külen’in “Abidik gubidik bir göç hikayesi” ni okumaktayım. Orada da bilgi verilmiş ancak ilk girişte değil, girişin hemen ardından verilmiş. Ne söylemek istediğime bir örnek teşkil etmiş.

Yorumun için teşekkürler, sonraki seçkilerde görüşmek üzere :wink:

1 Beğeni

Öykünüzü keyif alarak okudum. Kaleminize sağlık.

Beğenmene sevindim :wink: teşekkürler.