2018 Türkiye Kitap Pazarı Raporu

Türkiye’de Kitap Üretiminin Artış Hızı Düştü

2018 yılının üretim verilerine göre toplam 410.641.305 adet kitap üretilerek satışa sunuldu. Bandrol dağıtımı ve satışını yapan YAYFED’in (Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu) açıkladığı toplam kitap üretimi geçen yıla göre %0,71 oranında artarken segmentlere göre azalmalar oldu. 2015 yılından 2016 yılına geçtiğimizde toplam bandrol sayısındaki artış %5,23’tü. 2016 yılı sonrasında bu artışın yaşanmadığını görüyoruz: 2016’dan 2017’ye gelindiğinde bandrol sayısı %0,89’luk, 2017’den 2018’e geldiğimizde ise %0,71’lik bir artış gösterdi, yani %1’e dahi ulaşmadı. TÜİK’in yaptığı son açıklamaya göre ülkemizin nüfusu 82.003.882. Bu durumda kişi başına düşen kitap sayısı 7,76’dan 7,08’e düşmüş oldu.

2018 yılı içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel sektörden satın aldığı ve kendi matbaasında bastığı kitapların toplam adedi 168.192.641. Açık öğretim için üretilen 2.122.558 adet kitapla birlikte 2018 yılında üretilen kitap sayısı 580.956.504 oldu.

Eğitim Yayıncılığında tüm yasaklamalara rağmen artış var

Yardımcı kaynak ve sınavlara hazırlık kitapları, MEB’in tüm engelleme ve yok saymalarına rağmen 215.370.387 adetlik üretimle geçen yıla göre 5.866.277 adet ve %2,80 artarak, toplam kitap üretiminde %52,45’lik payla sektördeki liderliğini elinde tutmaya devam ediyor.

Kültür yayıncılığında düşüşteyiz

Araştırma-inceleme, edebiyat ve çocuk yayıncılığı alanlarının oluşturduğu kültür yayıncılığı, 2018 yılında 140.477.335 adet kitap üretimiyle toplam üretimin %34.21’ini oluşturdu, ancak 2017 yılına göre bu alanda %2.83’lük bir düşüş var. Araştırma-inceleme kitapları geçen yıla göre %4,04 oranında azalırken, toplam kitap üretiminin %18,14’ünü oluşturdu. Edebiyat kitapları geçen seneye göre %1,41’lik bir düşüşle, toplam üretimin %6,02’sini oluşturdu. Çocuk ve ilk gençlik kitapları sene başındaki %20’ye yakın üretim artışını koruyamayarak %1,42’lik düşüşle, toplam üretimin %10,05’ini oluşturdu. Her türlü dini yayınların üretimi geçen yıla göre %5,21 artışla yayıncılığın en çok artış gösteren segmenti olup üretimin %10,82’sini oluşturmaktadır. İthal yayınlar ise geçen yıla göre %11,77’yle en çok düşüş yaşanan segment olup %1,44’lük paya sahiptir.

Öğrenci başına 1 akademik kitap bile düşmüyor

Bir yıllık bandrol verilerine göre toplam akademik kitap üretimi 4.461.008 adet. İki yüzden fazla üniversitemizle ve 4 milyona yakın öğrencimizle övünüyoruz ancak öğrenci başına 1 akademik kitap bile düşmüyor. Bu rakamlar, yasadışı fotokopinin bir sonucu. Akademik yayınlar toplamı ne yazık ki toplam kitap üretiminin %1,09’unu oluştururken 2017 yılı üretimine göre %6,19 oranında düşüş yaşadı.

Yeni yayınlanan kitap sayısı 67.135’e çıktı

Ülkemizde 2017 yılında 60.335 adet yeni başlık üretilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ISBN Ajansından alınan bilgilere göre 2018 yılında 67.135 adet yeni başlık üretildi. Genel toplamda %11,27’lik bir artış sözkonusu. Toplam başlık sayısının 61.257’si basılı kitap formatında. Bu rakamlar bağımsız yayıncılığımızın çeşitlilikteki başarısıdır, ki bu da bizi IPA (Uluslarası Yayıncılar Birliği) verilerine göre dünya sıralamasında 6. sıraya yerleştiriyor.

2018 Perakende Kitap Pazarının büyüklüğü 6.965 Milyon TL oldu

2018 yılında Türkiye yayıncılık perakende pazarı büyüklüğü, 2017 yılına göre cari fiyatlarla %20,21 artış gösterdi. Bu artışta, 2017 yılındaki sınav sistemi değişikliği nedeniyle yaşanan eğitim yayıncılığındaki kayıpların 2018 yılında nispeten telafi edilmesi ve döviz kurundaki dalgalanmalar sonucunda kitap fiyatlarındaki artışların etkili olduğu gözlendi. Enflasyondan arındırılmış fiyatlarla bakıldığında, sektör büyüklüğünde aslında bir artış olmadığını tespit etmekteyiz.

İçerik Kaynak: http://turkyaybir.org.tr/2018-turkiye-kitap-pazari-raporu/#.XJ1EWmBR2Uk

Aklıma takılan bir şey var: veriler bandrol adetlerine göre mi hesaplanıyor? İyi de bandrolü alınan her eserin basıldığı adetlerin hepsi satmıyor ki? Yani bir esere 3000 kitaplık bir bandrol alındığında bunu satılmış olarak istatistiklere koyuyorlarsa bu baya yanlış. Yani aslında daha da vahim bir durumdayız demektir bu.

2 Beğeni

Kitap satış raporu değil ki zaten bu. Üretilen, yani bandrol basılan, YAYFED’in hazırladığı ayrı bir rapor.

Kafama takılan nokta şurası:

Bu orandan yıllık kitap alma oranı mı çıkıyor, yıllık okuma oranı mı çıkıyor onu bilmiyorum. 82 milyon nüfusa sahip bir ülke için yine iyi sayılır. Sonuçta 3-4 yıldır üst gelirlisinden alt gelirlisine herkeste ekonomik daralma oluştu ve kitapların fiyatı da oranla yükseldi.

Benim de ilk dikkatimi çeken Kültür yayınları içerisinde Yetişkin kurgu (edebiyat) 'nun yüzde 6-7 civarında pazar payına sahip olması oldu.

Emre’nin dediği gibi bunlar doğrudan satış rakamı değil de üretim rakamları. Kitaplarda gazete ve dergi gibi haftalık, aylık iade olmadığı için baskı adetine göre satış olduğunu kabul etmek gerekiyor galiba.

Bir de şu mevzu var: acaba çoluğu, çcouğu, çok yaşlıyı filan çıktığımızda kişi başı miktar kaç oluyor? Basılan her kitabı tüketilen olarak hesaplama yapmak yanlış geliyor bana. Bilemiyorum. Hesaplama şekli benim hoşuma gitmedi. :face_with_raised_eyebrow:

Bence satın alma oranı, kitap alma oranı gibi bir kıyaslama yapmak doğru değil. Örneğin 2500 adet baskı yapan bir kitap, tüm baskı satıldığında 2500 adet kitap okundu veya okunmadı mı gibi bir anlam çıkarmak zorlama olur. Bu kitapların bazıları hiç okunmamıştır, kütüphanelerin aldığı kitapları bir kaç on kişi belki bir kaç yüz kişi okumuştur.

Yıllık satış ( üretim) rakamını yıllık okuma rakamı olarak kabul etmek daha doğru olur.

SONRADAN EKLEME:
Yukarıda yazdığım biraz tuhaf olmuş, çelişkili bir anlam var gibi, :slight_smile: silmek yerine kısa ve net olarak şu şekilde ifade edeyim, anlaşılır olsun. Demek istediğim şu; bir kitap kaç adet baskı yapmışsa, okunma oranını o şekilde kabul etmek gerekir.

Bence azalması daha iyi. Sonuçta kitap sektöründe neredeyse %90 dışa bağımlıyız. Bu kadar ithalatı daha pozitif şeylere yönlendirebiliriz. Yani her alanda dışa bağımlılıktan kurtulsak, direkt kitaplardan başlamasak.

Mesela herkes kütüphaneleri kullansa kütüphanelerimiz de bu kullanma oranına göre büyüyüp gelişse, kütüphaneciler gelişse, yeni bir kütüphane tasarısı meclise sunulsa falan filan hayaller… Sonuçta bir insan ayda en fazla 6 kitap okuduğunu düşünürsek yılda 72 kitap okuyabilir, kütüphanelerin çoğu yeni çıkan kitapların çoğunu bünyesine katmakta yeterli olamasa da… Neyse kullanın işte kütüphaneleri ya, mis gibi al evine götür oku, geri götür, arada bazı sığırlar kütüphaneden aldıkları kitapları hayvan gibi kullansa da idare edelim bir süre ya. Sonra Lem’in sözü aklıma geliyor.

1 Beğeni

Buradan adam akıllı kütüphaneye gitmem iki saat, dönmem iki saat. Bir de onu geri iade için gideceğim filan… Bana uymaz… İstediğimde bakamayacağım. Muhtemelen üşendiğimden geri götürmediğim için hakkımda tutanak da tutarlar. Bir daha da alamam. Bir de ceza ödemek durumunda kalırım. :smiley:

3 Beğeni

Bunu belirli bir coğrafyaya hapsetmek ne kadar doğru. Patates, soğan değil ki bu.

3 Beğeni

Basılı kitapların okunma yüzdesini çıkartmak çok zor. Hiç bir şey %100 sonuç vermeyecektir. Fakat kişi başına düşen basım sayısı ciddi bir anlam ifade ediyor.

Bu oran ne kadar yükselirse en azından o kadar çok kitap satılıyor gibi bir sonuç çıkartabiliriz. Zira satılmayan şeyi niye bassın yayın evleri.

Bu hesaplama da kendi içinde “ne kadarı satılıyor ki?” sorusunu gündeme getirebilir. Onu da pazar büyüklüğü üzerinden hesaplamak lazım.

Ama sonuçta bu adsense reklamı değil ki, kaç kişi tıklamış ne kadar para harcamış takip edebilelim.

2 Beğeni

Kenan Kocatürk - Bloomberg TV

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, Bloomberg TV’de yayınlanan “Günden Kalanlar” programına katıldı. Telefon ile bağlandığı yayında Kocatürk, yayıncılık sektörüne dair verdiği istatistiki bilgiler yanında, önemli açıklamalarda da bulundu.

Yav bunların %46 eğitim kitabı(%37 si yardımcı kaynak). yani zorunluluktan alınan kitap. Satılmayanlarıda çıkarırsak kişi başı düşen kitap ne kadar az olduğu ortada. Bir de çocuk kitapları var ki bunları da öğretmenler zorla okutuyor çocuklara.