Ahenkli Ölüler Panayırı


(Elif ) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/ahenkli-oluler-panayiri/



“Ecel vakti gelmeyince kimse ölmez, Ölen adam dirilmez, Çıkan can geri gelmez” İnsanlar soluklaşıyor. Ölmüyorlar. Silikleşmek, toz tutmak ya da karanlıkta kalmak denebilir. Sonra panayıra katılıyorlar. Dans edip şarkı söylüyorlar. Bir destanda ses çıkarıyorlar. Destanlarda daha farklıdır her şey gerçekte olanlardan. Müdahale ettiğinde önüne geçilmez facialardan birinin içine yuvarlanabilirsin. Tahammülü elden bırakırsan tahammül de senin… (DEVAMI…)


(Ahmet Boyraz) #2

Ölümsüzlüğün Destanı olarak adlandırabileceğim güzel bir öykü olmuş. Anlatımınız da öykünüzün ismi gibi ahenkliydi. Öykünüze farklı bir tat katmış. Kaleminize sağlık :slight_smile:


(Merve Aydın) #3

Artık her şey bitse de umut bitmiyor demek ki. Yaşamak umudu. Ölünün bile umudunun olduğu güzel bir öykü okudum. Selamlar.


(Elif ) #4

Güzel bir isim oldu :slight_smile: Teşekkür ederim.


(Elif ) #5

Dönüp ne yapacaklarsa ^^

Teşekkür ederim.


#6

Sevgili @Elif

Ölüm-Hastalık-Kapalı Mekan gibi kısıtlanmışlığın çaresizliği içinden çıkan hikaye,filmya da romanları genelde çok boğucu bulduğumdan okuyamıyorum. Ancak sen bunu öyle bir dozda vermişsin ki öykünün başında hissettiğim çaresizlik yerini arkadaşlarında dediği gibi zarif bir yazınsal yetenekle bir umuda bıraktı.

Bu sırada özellikel değinmek istediğim bir husus var: Hikayeye başlaman, sonra onu düğümlemen hatta neredeyse karakterler arasında abir kaos yaratma noktasına getirmen ve sonra bu düğümü açman çok ustalıkla yapılmış.

Ayrıca hep söylerim, hikayelerinin sadece başlangıcı bile okuyuculara ilham veriyor.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Elif ) #7

Merhaba @Dipsiz

Kocaman bir dünyaya daldık, Dede Korkut. Oradan söylediğin gibi iyi bir şey çıkardıysam mutluluktan yeni bir kayıp nüsha bulabilirim.

Teşekkür ederim ve utandırdın güzel yorumların ile.

Sevgiler.


(Müge) #8

Merhaba,

Sizin öykünüz de, yorumlamadan önce bir kaç defa okuduğum öyküler arasındaydı. Yarattığınız destanı ve fikri çok beğendim. Öykünüzün ismi, ben bunu okumalıyım dedirtti bana. Özellikle kendi yazılarıma başlık bulma özürlü biri olarak :slight_smile:

Bazen bir metni okuduğumda, yazarın duygu durumunu, aklından neler geçtiğini düşünürüm, o akışı yakalatan cümleler benim hoşuma gidiyor. Sizin metniniz de buna bir örnek. Yani bir nevi yarattığınız hayal dünyasına beni çekip, gözümün önünde canlanan panayıra beni de misafir ettiniz. Bunu yapabilmek hiç kolay değil. Tebrikler ve teşekkürler.

Dikkatimi çeken bir kaç küçük nokta oldu, belki bakmak istersiniz.

Diyelim ki iki ayrı evrenden bahsediyoruz, birbiri üzerine oturmuş zamanları farklı. Ki aşağıdaki bölümler bana bunu işaret etti

Aynı sokaklarda, evlerde, odalarda yaşayıp birbirine dokunamayan iki dünya.

Sen o sandalyede oturup elindeki kitabın kapağını kırarak okurken aynı sandalyede bir başkası, aynı saniyede bir yemeği kaşıklarken huzursuzlaşıyor. Bu sokağın ölmüşleri bu düzeni pek beğenmiyor.

Gün biraz ilerleyince, yaşayanlar güneşin en dik olduğu saatlerde güzel kafalarını sıcaktan uzak tutmak için ortalıktan çekilince panayır başlıyor.

Bu iki dünyanın - yaşayanların ve ölülerin dünyasının- birbiriyle çakıştığıyla ilgili noktayı çok beğendim Sanki bana öykünün can damarlarından biri gibi geldi ve bu yüzden de biraz daha ön planda olmasını istedim. Belki sandalye örneği gibi bir kaç örneksel anlatımla burayı açabilirsiniz. Çünkü aşağıda alıntıladığım anlatım bu gücü vermiyor sanki.

Gördüklerine inanamayanların evlerinde ahenkli ölüler yaşıyorlardı zaten.

Ve bu iki dünyanın birbirine görünür olmasını da yine belki biraz daha detaylandırabilirsiniz, çünkü diğer can damarlarından biri de bu bence.

Sonra sırasıyla panayırın tüm katılımcıları diğer taraftakilere görünür oluyor. Panayırdan yeterli yükseklikte ses çıkmış anlamına geliyor.

Demek istediğim, “zaten” kelimesi ve “anlamına geliyor” tanımlaması yerine, buraları açsanız, metninizde var olan o ahenkli bütünlüğü daha çok desteklemiş olursunuz.

Umarım düşündüklerimi dökebilmişimdir kelimelere.

Elinize, kaleminize sağlık


(Elif ) #9

Merhaba,

Eleştirileriniz için teşekkür ederim. Ne mutlu bana sizi panayıra götürebildiysem.
Belki ilerde hata yaptığımı fark edeceğim ama okuyucu bir şeyi anlıyorsa iyice ayrıntılandırmıyorum. Bunu doğru yerde yapmak önemli olan. Size bir eksiklik hissettiriyorsa belli ki yanlış yerde sakındım. “Zaten, anlamına geliyor” gibi kelimeleri kullanmak istemiyorum, haklısınız. Didaktik bir hava veriyor ki hoşuma gitmez.
Bana bakış açısı katan yorumunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki ay görüşmek dileğiyle!


(Babür Karbey Vina) #10

“Ölülerin Dansı” Ortaçağ’da sık işlenen bir tema. Cehennemde yer kalmadığı için dünyada yürüyen ölülere Ortaçağ sanatında epey yer verilmiş. Hikâyeniz bu temayı başarılı bir biçimde işlemiş :slight_smile:

Okurken kendimi panayırda buldum. Panayırdaki atmosferi çok iyi vermişsiniz. Bence bu uzun soluklu bir hikâye dizisinin parçası olabilir.

Yorumumu Camille Saint-Saens’in Ölülerin Dansı temasını konu alan bir bestesiyle bitireyim. İlham vereceğini düşünüyorum.


(Elif ) #11

Tek kelime ile büyülü müzik için teşekkür ederim. Öyküye devam ederken bunu dinleyeceğim.
Bizimle panayıra geldiğiniz için teşekkür ederim.