Alan Moore'dan Genç Yazarlara Tavsiye: Kendi Kitabınızı Kendiniz Yayınlayın


(M. Ihsan Tatari) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/alan-mooredan-genc-yazarlara-tavsiye-kendi-kitabinizi-kendiniz-yayinlayin/



Efsanevi yazar ve senarist Alan Moore geçtiğimiz günlerde katıldığı bir söyleşide yazar olmak isteyenlere ilginç bir tavsiyede bulundu. (DEVAMI…)


(Cemalettin Sipahioğlu) #2

İlginç, Le Guin de bir söyleşisinde, yazdıkları basılmasa, şimdiki imkanla internette yayımlanırlardı, gibisinden bir yorumda bulunmuştu.

İnternetten self-publishing yayıncılığında kendi içinde bir keşmekeşe dönüşebileceği endişem var. Sistemin kendisiyle alakalı bir keşmekeş değil bu. Ortaya, farklı kalitelerde çokça çalışma serilince, okurların tercihte bulunmanın yaratacağı kafa karışıklığıyla yine eski usul yöntemlere baş vurması söz konusu olabilir. En iyisine, hızlı biçimde ulaşabilmek için yine en çok okunana/bakılana yönlenilmesi olası. Bu durumda da, Moore’un da ufaktan değindiği basılı mecradakine benzer nitelik ve nicelik sorunsalları yaşanabilir. Yine niteliğine bakılmaksızın popülerler üstte, nitelikliliğine rağmen az okurla buluşanlar alt sıralarda yer alabilir.

İşin içine bir de, okurları yönlendirme amaçlı sahtekarlıklar girdi mi, daha da vahim bir hale dönüşebilir.

Karamsar damarım tuttu gene!


(Emrecan Şuşter) #3

Amerika piyasası içerisinde pekala bir yazar yayın evinin desteğini almadan rahatlıkla büyüyebilir, kendisine zaman içerisinde tutunacak bir dal bulabilir. Zaten Amerika dediğiniz memlekette tohum atsanız hemen orman oluyor, öyle bir bereket. Ama Türkiye’ye geldiğiniz zaman işler pek o kadar kolay olmuyor. Zira, iş öyle bir raddeye varmış durumda ki yazarların hayranlarından çok yayınevinin hayranları var. İnsanlar yayınevinin etiketine büyük saygı duyuyor, okuyucular yayınevlerini erişilemez bir seviyeye çıkarıyor. Bu yayınevleri dışında kalan yazarları da niteliksiz, kalitesiz olarak değerlendiriyor; hele ki kitabını kendisi basan bir yazar varsa basan yayınevi de yazar da müthiş bir karalamadan geçiyor.

Türk okuyucusunun sorunu, sayısının azlığı değil belli başlı prensiplerin içerisinden bir türlü sıyrılamaması. Mesela bir arkadaşım, hiç ilgisi yokken durmadan kitap okumaya başladı; çok güzel. Ancak yalnızca klasikleri okuyor, klasiklerin dışına başını kaldırıp bile bakmıyor. Klasikleri de “Param var, gider iyisini alırım” fikriyle en bilinen yayınevlerinden alıyor. Durum böyleyken, küçük yayınevleri kalitesini nasıl gösterebilir veyahut yeni yazarlar nasıl parıldayabilir? Hatta büyük yayınevlerinin hiç bakmadığı bilimkurgu gibi türler nasıl yükselebilir?

Alan Moore’un dediği uzak bir ütopya için geçerli benim fikrime göre. Ancak son zamanlarda belki edebiyat üzerine inşa edilmiş çeşitli sitelerde yayınlanan romanlar belli bir popülerlik kazanabilir.