Anket Teknesi

Çok şükür alan değiştirdim artık binaların sağlamlığından değil çirkinliğinden sorumluyum; işte ilk projem xd

3 Beğeni

Gitmeyi çok isterdim ama şıklarda da belirtildiği gibi “Herkes giderse bu ülke kime kalır?” Tabii gezip görmek, hatta belli bir süre çalışıp geri gelmek amacıyla gidip gelmeyi çok isterim.

Şaheser. Fakat resmen Ankara’da gördüğüm bir kaç iğrenç binadan “esinlenik” efsane fikirlerle kolaj yapmışlar gibi.

Mesela birincisi Kızılay’daki leş AVM:

İkincisi şu garabet:

Üçüncüsü bir sebepten iki haftalığına kaldığım ve hakkında hiçbir detay hatırlamadığım leş öğrenci yurdu. :thinking: Ama pencereleri renk teması falan vallahi bunun aynısıydı. :thinking:

4 Beğeni

Muhtemelen Avrupa birinci olduğumuz dal vardır; ekmek…

1 Beğeni

Pennywiseoğulları Aile Apt. xd

4 Beğeni

Howl’un ilk projesi. İnşaat sırasında kamyonlar rahat girip çıksın diye alt katı bombeli yapmıştı, unuttu sonra düzeltmeyi. :roll_eyes: O katta oturanlar yuvarlanıp duruyorlar.

8 Beğeni

Bu katı sorun yaşamasınlar diye rock’n rollculara kiraladık xd

2 Beğeni

Punk rock kaykaycılarına kiralasaydınız daha da iyi olurmuş.

3 Beğeni

Yuvarlanırken parkelere zarar veriyorlar hocam bu tayfa. Bence iyi yapmışlar.

3 Beğeni

Punkçı bulduk ama yunan isimliydi milli değerlerimize aykırı xd

4 Beğeni

Ekmek yeme şampiyonuyuz ama maalesef ekmeklerimiz de besleyici ve lezzetli değil hocam. Yediğimiz ünlü mamüllerde kullanılan unlar maalesef besin değeri açısından çok kötü vaziyette.
(Yöresel köy ekmeklerimiz ve yeni yeni çıkan artisan ekmeklerimiz hariç.)

@Howl Heavy metalci kiracı versek?

1 Beğeni

Hocam benim kendi evim bile bu şekilde, benim yaptığım evde oturulmaz xd

7 Beğeni

Bu evin hastasıyız hocam mümkünse ben geleyim kiraya. :relaxed:
Hem ısınma derdi de yok. :fire: :joy:

1 Beğeni

Oda çok sadece kapıların nereye açıldığına ve saç boyalarına dikkat edelim xd

2 Beğeni

Malumunuz sığınmacılar ülke gündeminde sıklıkla yer buluyorlar. Bu insanların çokluğu günlük yaşamımızda bile belirgin şekilde görülebiliyor. Nitekim hem Avrupa ülkelerinin siyasetçileri hem de ülkemiz siyasetçileri bu durumu bir siyasi koz olarak kullanıyor.

Rıhtım halkı ülkemizdeki sığınmacılar hakkında ne düşünüyor?

  • Tümü kalsın ve ülkeye entegre edilsin. Yeni gelenler de ülkeye alınsın.
  • Tümü kalsın ve ülkeye entegre edilsin. Sığınmacı alımları durdurulsun.
  • Sadece ülkeye entegre edilebilecek olanlar kalsın; suçlular, uyumsuzlar sınır dışı edilsin.
  • Tümü sınır dışı edilsin ve sınır güvenliği arttırılsın.
  • Kendi istekleriyle gitmeleri sağlansın. (Toplumsal baskı ve/veya devlet desteklerinin azaltılmasıyla.)
  • Entegre edilmesinler, asimile edilsinler. (Örn: Çin’in Uygur politikası.)

0 oylayanlar

3 Beğeni

Ne yazık ki bu seçeneklerin hiçbiri ne kısa ne uzun vadede yapılabilir gibi durmuyor. Seçim şansım olsa entegre edilebilenleri tutup gerisini yollardım. 13 milyon diyoruz, demografik yapımız değişti ve bunu savaş bile artık düzeltemez. Ne yapacağız bilmiyorum.

1 Beğeni

İktidarlar çözüm üretmek için vardır ama bize tersi oluyor. Sorunları çözmek yerine yeni sorunlar üretiyoruz. Böyle bir şey başından beri olmamalıydı. ama madem oldu bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor, acilen.

1 Beğeni

Bizim okuduklarımızı doğal olarak başka birisi düşünmüştür; dolayısıyla bu anlamda sadece onun zihinsel sürecini beynimizde tekrarlarız. Bu durum tıpkı öğretmenin kurşun kalemle yazdığı yazının üzerinden öğrencinin keçe kalemle geçmesine benzer. Buna göre okuma sırasında düşünme işleminin büyük bir bölümü yazara aittir. Bu yüzden kendi işimizde yorulduğumuz zaman okumaya başladığımızda belirgin bir şekilde rahatlarız. Aynı nedenden dolayı bütün gün okuyan bir kişi boş zamanlarını düşünmeden geçirirse zamanla düşünme kabiliyetini yitirir. Tıpkı sürekli at üzerinde olan birinin yürümeyi unutması gibi. Pek çok öğretici işte tam bu durumdadır yani bunlar kısaca aptal oluncaya kadar okumuşlardır. Çünkü beyin için her anını okumakla ve algılamakla geçirmek şüphesiz el işçiliğinden çok daha zararlıdır. Çünkü sonuçta el işçiliği esnasında insan aynı zamanda düşünmeye devam edebilir. Ama bir yay sürekli baskının altında esnekliğini nasıl yitiriyorsa aynı şekilde ruh sürekli yabancı düşüncelerin altında özelliğini kaybeder. Aynı şekilde nasıl fazla yemek mideyi bozar ve sonra bütün bedene zarar verirse fazla okumak veya bilgilenmek de ruhun tamamını felç eder. Çünkü insan okuduklarını ancak daha sonra muhakemeden geçirince anlayabilir veya içselleştirebilir. Ve eğer insan sürekli olarak okumaya devam eder ve bunların üzerinde muhakemeye gitmezse o zaman hiçbir şey kök salmaz ve kaybolur gider.

Sizce Schopenhauer söylediklerinde haklı mı ?

  • Haksız. Fazla okumanın ne gibi zararı olabilir ? Bir kitabı okuduktan sonra onun üzerinde düşünmesek bile o kitap illaki bize bir şeyler katar.
  • Evet haklı. Gereğinden fazla okumak zararlıdır.

0 oylayanlar

2 Beğeni

Zihin okurken aynı zamanda da düşünür. Salt bir şekilde aynı devinimle bilgileri olduğu gibi kabul eden bence çok azdır. Hadi bunu geçtim, zihin bilgilerin hepsini alamıyor. Bellek olayı öyle işlemiyor. Bence bir noktadan sonra işlenmeyen okumalar zihinde çöp görevi görüyor. Dağınık bir zihinden sonra da bocalama başlıyor. Muhakeme kısmı bence de bu noktada kilit. Hem katılıyorum hem katılmıyorum.

3 Beğeni

Ben katılıyorum sanırım. Hafızam normal insanlara göre inanılmaz kötü. Bunu yıllardır sürekli ardı ardına bir şeyler okumaya bağlıyorum. Bir şey okurken kafamın çalıştığını hissetmiyorum. Geliştiğini de düşünmüyorum. İşin kötü yanı şimdilerde okuduklarımı da hatırlamıyorum. Hafızamda sadece duygular kalıyor. Ona göre yorum yapıyorum. “Bana iyi hissettirmişti.” gibi.

3 Beğeni