Anket Teknesi

Ben katılıyorum sanırım. Hafızam normal insanlara göre inanılmaz kötü. Bunu yıllardır sürekli ardı ardına bir şeyler okumaya bağlıyorum. Bir şey okurken kafamın çalıştığını hissetmiyorum. Geliştiğini de düşünmüyorum. İşin kötü yanı şimdilerde okuduklarımı da hatırlamıyorum. Hafızamda sadece duygular kalıyor. Ona göre yorum yapıyorum. “Bana iyi hissettirmişti.” gibi.

3 Beğeni

Schopenhauer kitaplar için böyle düşünüyorsa sinema sanatını görse kahrından ölürdü.

Öte yandan adam haklı. İnsan zihnini sadece içine bilgi depoladığı flash bellek gibi kullanmamalı. Kullanması halinde kişilik bozukluğunun ortaya çıkması olası.

5 Beğeni

Bana mantıksız geldi. İnsanın düşünmeyi bıraktığı bir an dahi yoktur. İnsan sadece bilinçli bir şekilde düşündüğü zaman yeni şeyler üretmez. Bir arkadaş grubuyla takılmaya başlarsanız bir süre sonra o arkadaş grubunun ortak özelliklerini elde ettiğinizi fark edersiniz. Aynı şekilde bazen bir kitabı ikinci defa okuduğunuzda “Aaa demek ki düşüncelerimin kaynağı bu kitapmış, hiç fark etmemiştim.” dediği olur insanın. Şahsen ben çok yaşadım bunu.

İnsanın bir şeyler üretmesi ve düşünmesi için iradesine ihtiyacı yoktur. Hatta çoğu zaman irade dışı ortaya çıkan düşünceler daha kalıcı olur. Beyin tabiri caizse çoğu zaman çaktırmadan saman altından su yürütür. İnsanın yapacağı şey neyi okuyacağı ve kimlerle takılacağı, başka bir deyişle hangi kitabın fikirlerinden etkileneceği ve hangi insanlara benzeyeceğine karar vermesidir.

2 Beğeni

Size katılarak bir de ilave yapmak istiyorum.

Karşıt görüşle okumayı, okuduklarına itirazcı olmayı da atlamayalım. İnsan her okuduğunun taraftarı olmaz. Olmamalıdır zaten. Yalnızca taraftarı olduklarından ibaret seçimler de yapmamalıdır. Örnek vermek gerekirse ben, radikal ölçüde taraflı basını da takip ediyorum; kendi aralarında ne konuşuyorlar, neyi nasıl görüyorlar anlayayım diye.

Zaten böyle yaptığımız zaman, beynimizin iradesizce bakan değil, aktif çalışan bir varlık olduğunu da sevindirici biçimde hatırlıyoruz.

1 Beğeni

Tam olarak katıldığımı söyleyemem. Fazla okumak bence göreceli bir kavramdır. Mesela size göre günde 3 saat okumak fazla gelirken bana göre 1 saat okumak fazla gelebilir. Aynı şekilde bir başkası için de 5 saat okumak pek yeterli olmayabilir.

Bunu bir kenara bırakırsak insan beyninin okurken de bir yandan okuduklarını biz farkında olmasak bile süzgeçten geçirdiğini düşünüyorum. Sonuçta @WakerGentleman’ ın da dediği gibi insanın düşünmeyi bıraktığı bir an dahi yoktur. Ve bu düşünme halinde de beyin sürekli olarak çalışmaya devam eder. Hatta bildiğim kadarıyla insan beyni uykuda dahi çalışmaya devam ediyor. Belki de uyku halindeyken beynimiz gün içerisinde yaşadıklarımızla birlikte yaptığımız okumaları da arka planda muhakeme ediyordur. Eğer durum buysa Schopenhauer yanılıyor olamaz mı? Vay anasını Schopenhauer’ e yanılıyor olabilir dedim az önce :flushed:

Ancak az önce aklıma gelen geçici düşünceyi de bir kenara bırakırsam bence Schopenhauer çoğunlukla haklı. Ben insanın bir kitap okuduktan sonra yeni bir kitaba geçmeden önce okuduğu kitap hakkında yapılan yorumları da şöyle bir gözden geçirmesiyle kitaptan alabileceği faydayı son raddeye getirebileceğini düşünüyorum. Hatta okumadan önce yazar ve dönem hakkında biraz bilgi sahibi de olabilirse çok daha iyi bir okuma deneyimi olacaktır. Hep yaptığımdan demiyorum ama böyle düşünüyorum. Çünkü aynı kitap hakkında iyi kötü yorumlar okumak o kitaba başka perspektiflerden bakmamızı sağlayacak ve bu sayede belki kaçırdığımız noktaları da yakalayabileceğiz. Buraya kadar söylediklerim -paragraf özelinde- Schopenhaur’ u destekler nitelikte. Desteklemediğim nokta ise @noronikkirbac’ ın paylaştığı son cümlede geçen “Ve eğer insan sürekli olarak okumaya devam eder ve bunların üzerinde muhakemeye gitmezse o zaman hiçbir şey kök salmaz ve kaybolur gider.” kısmı. Bir kere okurken bir kitaptan çok etkilenmişsek bu unutulup gidenler arasında yer almaz. Sık okuyan ve muhakemeye zaman ayırmayan kişiler için de böyle olduğunu düşünüyorum. En kötü ihtimalle aradan yıllar geçtikten sonra kitabın konusunu ve karakterlerini unutur ancak kitabın o an kendisine hissettirdiği duyguları hiçbir zaman unutabileceğini sanmıyorum. Hani sevmediği ve zorla bitirdiği sıkıcı bir kitap olsa bile çok sonraları dönüp baktığında “Ben bunu sevmemiştim ya” diyebilir.

Kaldı ki benim düşünceme göre yaşadığımız her şey iyi kötü bir tecrübe bırakır bizlerde ve hiçbir şey ama hiçbir şey kaybolup gitmez. Kök salmasına gerek yok gördüğümüz ve düşündüğümüz her şeyden farkında olmasak dahi birtakım izler taşırız ve bu izler tıpkı parmak izlerimiz gibi hepimizi birbirimizden farklı kılar. Konuyu çok dağıttıysam affola :pray:

3 Beğeni

Türklerin hangi dönemi size hitap ediyor? Neden? Türkiye Cumhuriyeti hariç.

  • Orta Asya dönemi.
  • Balkanlar dönemi. (Hunlar vs.)
  • İlk İslam dönemi.
  • Selçuklu dönemi.
  • Osmanlı dönemi.

0 oylayanlar

Dönem adlarında problem var sanki. Daha net adlandırma yapılabilir bence. Örneğin Orta Asya dönemi yanlış gibi. Hâlen Orta Asya’da milyonlarca Türk yaşıyor, pek çok Türk devleti var. Eğer Orta Asya Dönemi’nden kasıt Göktürk çağı ise direkt bu ad kullanılabilir veya genel olarak İslamiyet Öncesi Dönem denebilir. Ki çoğunlukla bu ad tercih ediliyor. Ancak bu kez ikinci şıkta yer alan Hunlar çağı da bu kapsama girecektir. Bu çağa da Kavimler Göçü çağı (veya Hun-İskit çağı) denebilir belki.

3 Beğeni

Bu konuda belirleyici olması için Vikipedi Türkler başlığının Tarihçe bölümünü temel aldım. Tabi kendimce düzenlemelerim de oldu. Vikipedi de sizin bizim gibi insanlar tarafından yazıldığı için kesin delil değil tabii ki. Şu anlık bu ifadelerin neyi kastettiği anlaşılıyor gibi ama en azından Orta Asya dönemine (Göktürk vs.) eki getirebilirim.

Not: Maalesef anket açıldıktan 5 dakika geçince değişim yapamıyormuşum. Ben de yeni öğrendim. :person_shrugging:

1 Beğeni

O zaman ben Orta Asya dönemini tercih edeceğim :slight_smile:

Cengiz Han önderliğinde Moğollarla birlikte dünyanın canına okudukları dönem tam olarak bana hitap ediyor. Kültür ve zihniyet çok farklı olmadığı için Orta Asya Dönemi’ni seçtim.

Selçuklu birçok kervansarayın, medresenin yapıldığı, yeniliklerin gerçekleştiği, yeni yerlere -mesela Anadolu’ya- göç ettiğimiz bir dönem o yüzden yakın geliyor bana.

3 Beğeni

Öğrenmek istediğim iki dil arasında kaldım, bir türlü karar veremiyorum. Siz olsaydınız hangi seçeneği seçerdiniz?

  • Almanca
  • Fransızca

0 oylayanlar

Genel kültür üretimi alanında Fransızca daha önde gibi ama bilemedim. Okumak için öğreneceğim, dili konuşmak için kullanmayacağım.

İkinci el alışveriş için (hem alım, hem satım) tercih ettiğiniz siteler / uygulamalar nelerdir?

  • Dolap
  • Gardrop
  • Zebramo
  • Letgo
  • Sahibinden
  • Diğer

0 oylayanlar

Evde biraz derleme, toparlama yapıp fazlalık şeyleri elden çıkarasım var ( gözümde çok büyüyor ). Çok eskilerden sahibinden ve gittigidiyor kullanırdık, ebay satın almadan önce :smiley: 2-3 sene önce zebramoyu keşfetmiştim oradan birkaç kitap alıp satmıştım, şimdi farklı ürünler de elden çıkarasım var ama kafam karıştı yeni yeni şeyler çıkmış :smiley: Hepsinin farklı kullanım koşulları filan var, hangileri güvenli ve avantajlı olur? Hangisinde daha az ölücü vardır ? :joy:

Benim gibi 2. el işinin cahillerinden olan arkadaşlara da yardımcı olur belki anket, benzer bir konu aradım ama bulamadım.

Kıyafet vb için Dolap ve Gardrops kullanıyorum ben. Teknolojik aletler, kitaplık (mobilya), aksesuar gibi ürünler için Sahibinden kullanıyorum. Özellikle kargosu büyük ürünleri elden teslim etmek daha kolay oluyor. Gardrops satıcı için epey karlı. 200 TL’ye kadar olan ürünlerde satıcıdan komisyon almıyor mesela. Ben yaklaşık 1 senede bayağı satış yaptım ama gerçekten ihtiyaç sahiplerine gitsin diye düşük fiyatlardan koydum her şeyi, onun da avantajı vardır mutlaka.

1 Beğeni