Aquaman Gişede Rekora Koşuyor: 1 Milyar Dolar Hasılat Artık Çok Yakın


(Burak) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/sinema/aquaman-gisede-rekora-kosuyor-1-milyar-dolar-hasilat-artik-cok-yakin/



DC’nin son yapımlarından Aquaman, gişede 1 milyar dolar barajını aşmaya çok yakın! (DEVAMI…)


(Deniz) #2

Tartışmasız Dc’nin bugüne kadar ki en iyi flmi. Marvel ile yarışmayı bırakıp kendi işlerine bakınca ortaya böyle şahane yapımlar çıkıyor. Görsel efekt olarak, süper kahraman filmleri içinde bana göre tek. 1 Milyarı çok rahat geçer, Black Panter’i bile geçebilir diye temenni ediyorum. Dc’nin öznümüzdeki günlerde vizyona girecek Shazam, WW ve Joker filmleri için çok iyi bir referans olacak bu film. Hatta, Flash, Süperman ve Batman hatta Green Lantern filmlerinin bile erken vizyon çalışması başlayabilir. Dc en başta yanlış yaptı, Justice League filmi için çok acale etti. Karakter solo tanıtımları ile başlamalıydı. Ama yine de geç kalınmış sayılmaz.


(Mustafa Erdem) #3

Ilk fragmanı çıktığında ne kadar dalga geçmişlerdi. Su altında film mi çekilir, Aquaman nasıl deniz atına degilde ejderhaya bindi gibi her şeye kulp buldular. Bu kadar önyargıdan sonra böyle başarı sağlamalarına sevindim.


(Mustafa Yıldız) #4

Filmi Avrupa ve Amerika’dan önce Çin’de vizyoba sokmakla çok iyi ticari bir karar verdiler. Venom isimli slime şov bile sadece Çinde dünyanın geri kalanı dan çok daha fazla giçe yaptı. ( Anladığım kadarıyla adamlar kötü film seviyor.) Şu kadar izlendi denince de insanlar merak edip izliyor. Daha da çok kazanıyorlar. Çok satan kitapların hep çok satanda olması gibi. Film okuduklarım kadarıyla kötü ama kendim izlemedim. Boş bir adımda canım cgi şov ve aksiton çekince izlerim muhtemelen. Süper kahraman filmleri baydı artık anladık daha büyük ve renkli ışık atan kazanıyor.


(Atakan Uçar) #5

Ciddi ciddi “1 Milyar Dolar Kulübüne katıldık!” diye bayağı bir kutlama yaptılar, videolar filan yayınladılar. Bana biraz ezikçe geldi. Sanki bugüne kadar içten içe hep zengin popüler çocukların grubuna katılamamış olmalarının ezikliğini yaşamışlar da, “sonunda katıldık!” diyerek bunu itiraf ediyorlarmış gibi gelmiyor mu kulağa biraz? “Sonunda biz de sizlerden biriyiz, yaşasın! Siz o kadar süpersiniz ki hep sizin gibi olmak istemiştik!” 1 milyar dolar kazanmak, iyi bir film yapmaktan daha önemli yani. 1,005 milyar dolar gişe yapmış The Dark Knight neredeyse kötü filmdi yani o zaman?

Tamamen formüle uygun, hiçbir özel yanı olmayan, heybe gibi filmler yapıp, içine ilgi çekebilecek her şeyi ağzına kadar doldurup ortaya atıyorlar ve haliyle kapışılıyor. Dünya çapındaki ortalama izleyiciyi yakalıyor bu, herkes bir şeyler alabiliyor o heybeden ve izleyici iyi film kabul ediyor bunu. Yapımcı için de kârlı oluyor bu. Bence “iyi film” çok başka bir şey ama neyse. Yani, iyi film var, iyi film var.

The Dark Knight 10 yıl öncede kaldı, ciddi ciddi onu izlemeden büyümüş bir nesil yetişti. Artık ona ulaşmaları için özel bir çaba göstermeleri gerek, güncel bir şey değil. Altın tepside önlerine konmayacak, sosyal medyada onun reklamı dönmeyecek. Haliyle her klasik filmin başına geleceği gibi onu izlemiş olmak için özel bir çaba sarf etmek gerekecek ve herkes bu çabayı sarf etmeyecek. Şu an güncel olan, haliyle reklamı yapılan Aquaman. O da bu kadar oldu işte. Eski bir Disney animasyonundan çok da farkı yok.

Ben de çocukken o animasyonları izlerken tüm yaşıtlarım ve dünya ile beraber çok heyecanlanıyordum, şimdi de güzel olarak hatırlıyorum. Ama bugün nostaljiyi aklımdan silip onları tekrar izlesem aslında çok da bir numaraları olmadığını görürüm emimin. Çünkü ben büyüdüm. Aquaman de böyle. Gereken formüle harfiyen uygun. Bu neslin çocukları da onu görerek büyümüş oldu, heyecanlandı, sevdi. İleride de “çok iyi filmdi” diye hatırlayacak. Çocukken izlenmiş bir şeyi kolay kolay yenemezsiniz. Artık anılarınız haline gelmiştir. Kötü olduğu zamanla idrak edilebilir ama güzel hatırlanmaktan, sevilmekten pek vazgeçilmez. İnsan hafızasının, beyin gelişiminin güzelliklerinden biri. Yoksa yaşananları olduğu gibi algılayıp, geçmişi hep olduğu gibi hatırlamaktan kafayı yerdik. Popcorn sineması da bu açıktan beslenir, o sayede vardır aslında. Çok yeni bir fikir olmadıkça ortaya kayda değer pek bir şey çıkmaz ama güzelce kaydedilmiştir bir kere.

Bu 90’larda da böyleydi, o zaman da popcorn filmler yapılıyordu, 2020’lerde de böyle. Biz büyüdük sadece. Bırakalım çocuklar eğlensin. O zaman olduğu gibi bugün de güzel filmler çekiliyor. Sadece teknolojiyle birlikte o filmleri bulma mecraları biraz farklılaştı. Eskiden güzel bir fikir sinemada gösterilebilmek için yeterdi. İnsanlar birçok şeyi daha ilk kez görecekleri için sinemaya her halükarda gelirlerdi, bu filmleri çıkartmak hala kârlıydı. Zamanla “kârlı olan” değişti. Esas çok para getiren Star Wars’tan bu yana “sıradaki Star Wars ne olacak” diye aradıkları formül iyice çözüldü, efekt yapmak hızlandı ve kolaylaştı. Artık franchise’lar dönemindeyiz. Sinemaya dinozor görmek için değil, dinozor franchise’ı görmek için gidiliyor. Anılarda kalmış bir şeyden besleniyor. Yeni bir fikir sadece franchise olma potansiyeli varsa sinemalara geliyor, dağıtıma giriyor, büyük stüdyolar tarafından içine her şeyi doldurma baskısıyla çekiliyor. Diğer filmlerin bunların arasında görünür olabilmesi zor. Daha özgür, güzel, iyi filmleri başka mecralarda biz bulacağız.


(Burak) #6

Bu kadar felsefe yapmaya gerek yoktu aslında. Box Office diye bir şey var. Belli listeleri var. Filmler de kendi adlarını bu listelere sokmak istiyorlar. 1 milyar limiti de oluşturulan bu suni listelerden biri. Bunun altında kalmak filmleri kötü yapmadığı gibi üstüne çıkmak da çok muhteşem yapmıyor. Altı üstü süper kahraman filmi nihayetinde. Fakat başarılı yapıyor.


(Kingebu) #7

Bitsin artık şu süper kahraman filmleri.Sinemanın içine ettiler.Kendi adıma artık hiç keyif almıyorum sinemadan.Halen eski kült filmleri tekrar tekrar izliyorum.Bu moda acilen bitmeli.Amma ki bu kadar gişe yaptığına göre insanlar bunları izlemek istiyor.Bu demek ki uzun bir süre daha devam edecekler bu serilere. :slight_smile:


(Deniz) #8

1 Milyarı geçmeyen bir çok Marvel filmi başarılı bulundu. Aquaman böyle bir hedefi olmamasına rağmen ve üstelik Justice League faciası olmasına rağmen bu başarıyı elde ettiyse, bu harbiden başarıdır. Bir filmin 1 Milyarı geçmesi zaten başarıdır. Marvel 10 yıl boyunca emek sarfedip İnfinty ile 2 Milyarı buldu. James Cameron zaten adamın nereyedeyse tüm filmleri 1 Milyar üstü-Titanic ve Avatar 2 Milyar zaten. Ayrıca başarı neye göre kime göre. Bana göre DarkKnight filmlerinde tek başarılı olan Heath Ledger. Ama başka birine göre de efsane filmler. Bu kişiden kişiye değişir. Aquaman başarılı bir film. Ve Dc’nin böyle bir başarıya ihtiyacı var. Dc’ci olarak bu en çok beni mutlu eder. :smiley:


(Coşku Türkay) #9

Christian Bale’in başarısı Heath Ledger’ınkinin gölgesinde kalmamalı. Ek olarak Michael Caine’i Alfred, Gary Oldman’ı ise Jim Gordon olarak görmek de apayrı zevkler bu filmler için. Kadrolar süper. (Sonuncu filmde Tom Hardy için böyle düşünmüyorum ama, fazlasıyla eğreti duruyor.)

Aquaman geç gelen bir başarı DC için ama evet başarı. Yine de DC filmi gibi de değil tam, o yüzden de biraz değişik bir durum.


(Onur Şahin) #10

Bayatlamış klişeler cafcaflı bir servis tabağında yeniden sunulmuş gibiydi. Mağdur ve dışlanmış bir kahraman, tahtın asıl varisi kötü çocuk ve bir tutam giydirme aşk. Bunun dışına çıkan özgün bir senaryo göremedim. Öte yandan görsel olarak alışıldık çizgileri epey zorlamış, bu açıdan oldukça beğendim.


(Deniz) #11

Christian Bale, çok iyi bir Bruce Wayne idi; ama iyi bir Batman değildi. Kalıp olarak çok sıska ve dövüş konusunda yetersizdi. Ayrıca bugüne kadar ki tüm Batman’ler orijinal Batman’i yansıtmıyor. Keza, Batman bir dedektif ve bu yönünü bize neredeyse hiç yansıtmadılar. Dc animasyondan başlıyarak karanlık evrenini değiştirmeye başladı. Bence çok da iyi yaptı. Bunun en büyük kahramanları da Hal Jordan ve Wally West bence. Keza eğlence unsurunu ilk ortaya çıkaran onlardı.


(Burak) #12

Christian Bale iyi bir çizgi roman Batman’i değildi zira oynadığı karakter çizgi romanlardaki Batman değildi. Marvel ve DC’nin karikatürize edilmiş süper kahraman filmlerine baktığınızda Batman serisi ile arasındaki farkı daha net görürsünüz. Nolan’ın Batman’i insanlaştırılmış bir Batman’di ve Christian Bale bu Batman rolüne muhteşem bir şekilde uydu. Nolan’ın Batman’i zekiydi ancak IQ’su 9999 değildi, güçlüydü ama sıradan bir insanın olabileceği kadar güçlüydü. Bu yüzden çizgi romandaki gibi herkesin bir milyon adım ötesindeki bir Batman değildi bu. Yani ortalamanın biraz üstünde biriydi. Karşılaştırmayı ona göre yaparsak daha sağlıklı olur.


(Deniz) #13

Aslına bakarsanız karaktere ne kattıkları ile değerlendirmek lazım. Robert D.Junior İron Man’i yoktan var etti resmen, Benedict Dr. Strange’i, Jason Mamoa Aquaman’i, Hugh Jackman Wolverin’i,…bu liste böyle uzar. Birebir benzeyen sanırım Dr.Strange. Batman’e gelince bugüne kadar çizgi romanı aşan bir Batman görmedim ben. Tamam birebir benzemesin ama Aquaman gibi farklı şeyler katsın. Aquaman çizgi romanda espiri bile yapmaz. Ama, Jason Mamoa kendi yorumunu kattı ve fark yarattı. Ben hala bir ümit, çizgi roman tarzı olmasa da havalı bir Batman bekliyorum. Hiç ümidim olmasa da :smiley:


(Atakan Uçar) #14

Çektiğiniz her şey zaten bir yorumdur. Onun illa bir şeydeki bir şeye benziyor olmasına gerek yok. Önemli olan onunla ne söylediğiniz. Çizgi roman Batman’inin aynısını yap, hikayeyle hiçbir şey söylemiyorsan hiçbir anlamı yok. Karakterle beraber hikayeyi oluşturan da yazar. Çizgi roman Batman’i çok temsili bir karakter. İçi boş aslında. Yazar dolduruyor onu. Filmdeki Batman’i hem dedektif, hem birçok alanın mühendisi, hem dövüş üstadı, hem vücut geliştirmeci, hem psikoloji ve tıp uzmanı, hem entelektüel, tarih bilgini ve edebiyat allamesi yaparsan bu da bir yorumdur ve iyi bir hikayede kullanırsan bu karakterin böyle oluşu ile temsili düzeyde “bir şey” söylemiş olursun. Bir şeyi temsil eder o. Neyi temsil ettiği yazardan yazara değişir.

Gerçekçi yapayım dersen bu sefer söylediğin şey başka bir şeydir. Gerçekçi bir filmde Batman aynı anda bunların hepsi olamaz. Onun icatlarını başkası yapacaktır, bedensel yetileri farklı düzeyde olacaktır. Farklı karakterler rolü bölüşecektir. The Dark Knight filminde, yani gerçek dünyaya yakın şartlardaki bir dünyada, söylenmiş şeyleri çizgi romanlardaki klasik Batman figürüyle söyleyemezsiniz. Söylersiniz ama çizgi romanda da bir yoruma gitmeniz gerekir ki her çizgi roman da yazarının bir yorumudur zaten.

Buradan da şuna geliyoruz ki hangi klasik Batman’den bahsediyoruz, hangisini temel alıyoruz zaten? 50’lere bakarsak Batman çok başka biri, 80’lerde bambaşka. Yazar neyi söylemek istiyorsa çizgi romanda da filmde de karakteri o yönde istediği gibi değiştirir. Çizgi roman karakterleri içini istediğiniz yönde doldurabileceğiniz mitos karakterleri. Bugün gerçekçi bir Batman çizgi romanı yapılır, böylece yarın çekilmiş gerçekçi bir başka Batman filmi çizgi romanlara sadık olmuş olur. Bin tane Batman serisi var, bin tane Batman karakteri var. Batman ne? Batman neyi temsil ediyor? Bu da yıllar içinde oluşmuş bir şey ve her dönemde farklı aslında. Batman’in ana fikri, yıllar içinde inşa edilmiş özü dediğimiz insan dirayeti, azmi, kararlılığı, adanmışlığı yıllar içinde oluşmuş şeyler. Ben öyle düşünüyorsam bunun ne kadar arızalı bir patoloji olduğunu göstermek için bunu da değiştiririm ve Batman o olur. Sonuçta bütün bunlar yazarın söylemek istediğine hizmet etmek için yaratılan kurmaca karakterler.

Zack Snyder Superman’i örneğin. Ne tam gerçekçi ne de filmde savunduğu iddia edilen değerleri savunuyor çünkü gerçekçi göstermenin yolunu yan tarafta zarar görecek insanların yaşamına karşı kayıtsızlığında bulmuşlar. Bunun yolu bu değil. O zaman bu adam o değerleri temsil etmiyor. Çünkü süperse bu adam ikisini aynı anda yapabilir. Ya da süper olmayacak. Tutarsız, saçma sapan bir karakter yani. Batman’i de aynı şekilde. Bu yüzden kötü filmler bunlar, çizgi romandakilere benzemiyorlar diye değil. Tutarsızlıkla mı bir mesaj vermeye çalışıyor desek, o da değil, yabancılaştırıcı, yadırgatıcıdan ziyade ilham vermeye çalışan epik karakter hikayesi formunda çünkü hala. Yabancılaştırmayı istikrarlı bir şekilde sürdürmüyor başından sonuna.

Süper kahraman hikayesi deyip geçmeyi doğru bulmuyorum. Hikaye var, hikaye var. Zeus, Prometheus ve diğerleri de insanüstü karakterler ama hikayelerde semboller yoluyla onlar üzerinden insan doğasına dair birçok şey söylenebiliyor. Nietzsche’ye göre insanlık kendilerine bilgiyi veren, kedilerini doğadan koparan, bugünkü şekilleriyle varolmalarını sağlayan Prometheus diye bir karakter yaratıyor, sonra da onu bu yaptığı şey yüzünden başka bir hikayede korkunç bir şekilde cezalandırıyor. Bütün iş yazarda bitiyor. Eylemleri, ne anlama geldiklerini umursamadan, yüzeysel bir şekilde sadece aksiyon olarak da gösterebilirsin örneğin Joker gibi bir karakteri Suicide Squad’daki gibi anlatabilirsin. Ya da The Dark Knight’daki gibi eylemlerinin Pan’ic anlamlarını öne çıkartacak şekilde de anlatabilirsin. Sanat, böyle Diyonizyak bir şeyi Apollonik araçlarla vermeye çalıştığı için kendi içinde çelişen de bir şey aynı zamanda, evet.


(Coşku Türkay) #15

Şöyle söyleyeyim, önümüzde Ben Affleck Batman’i gibi karşıt argüman var. Ben de başlarda Nolan’ın üçlemesini bitirmemişken - henüz bir filmi, malum The Dark Knight’ı izlemişken yani - Bale’i neden bu kadar beğeniyorlar, Ben Affleck’İnki karakter bazında daha ilerler herhalde ama fiziken tam Batman falan diyordum. Sonra Batman’le daha fazla haşır neşir oldukça benim aklımda şu oluştu: bu adamın olayı sadece fizik bazlı değil ki, bu adam ailesini kaybetmesiyle beraber küçüklüğünden beri çektiği acılar, kalabalıklar içinde hissettiği yalnızlık, yıllara yayılan sabır, azim, kararlılık gibi parametrelerin bir ürünü aynı zamanda. Bruce Wayne’in Batman oluşu sadece fiziki bir yeterlilik gerektirmiyor biliyoruz ki, bu adam acılarıyla pişmiş, korkularıyla yüzleşerek direnç kazanmış ve hem geçmişindeki hem de günümüzdeki çarpıklıklar, adaletsizlikler ve zalimliklerle mücadele etmeyi amaç edinmiş. Yıllara yayılan bir şeyden bahsediyoruz, kaldı ki bu konuma ulaşmadan geçirdiği yıllar da var önceki cümlelerimde söylediğim gibi: yalnızlık ve kederi hep içinde büyüttüğü yıllar. Bu adam strateji adamı, elbette dövüşün, fiziki mücadelenin de stratejisi olur ama bunun dışında altında yatan soyut amaçlar, soyut adımlar da var. Olay sadece “hakladım, adalete teslim ettim” ile bitmiyor. İçinde o bitmek bilmeyen travmayı dindirme çabasından tutalım da nefret ve kötülük dolu şeyleri gerçekten de durdurabilmek gibi, hatta daha da derin şeyler var. Konuyu çok uzattım, şunu demek istiyorum, Ben Affleck’in Batman’i fiziken Batman’in olmasını istediğimiz şekilde ise bile bu derinliği çok az yansıtabiliyor, Bruce’un karakter gelişimine çok kısıtlı rastlıyoruz - solo filmi yok evet ama bunları güzel yansıtabilmek için solo bir film de şart değil bence - ama Bale’in Batman’ine bakarsak, Bruce’un çaresizliğini, yalnızlığını, adalete neden bu kadar önem verdiğini ve işlerini buna adadığını çok daha net anlıyoruz. Batman Begins’te Bruce’un pişme dönemi şahane aktarılmış mesela, insan o esnada “korku” kavramı üstüne cidden düşünüyor. Onun tökezleyip toparlamalarını Bale gerçekten güzel yansıtmış.

Bunun dışında şu çok önemli benim gözümde: Alfred ile olan ilişkisi. Bale’in Batman’i cidden de çizgi romanlardan, çizgi filmlerden aşina olduğumuz Batman-Alfred ilişkisinin süper bir örneği mesela. Aralarındaki bağın ne kadar önemli olduğunu pek çok çizgi romandan bile daha iyi vermiş olabilir belki. Çünkü söz konusu Alfred, Bruce’un emanet edildiği insan, yıllarca ona olan sadakatini, saygısını yitirmemiş, sevgisini esirgememiş, hem baba profili hem de yerini de her daim bilmiş biri. Bruce da buna aynı şekilde karşılık vermiş, aralarındaki o tatlı ilişkiye hayran kalmamak mümkün değil. (Mesela bu ilişkiyi asla Ben Affleck’in Batman’i ve oradaki Alfred arasında göremeyiz.) Bruce’un ve Batman’in tüm bu özelliklerini, tutumlarını Bale’in güzel yansıttığı kanaatindeyim. Hem zengin ve çapkın, hem de incinmiş, yalnız ve adalet isteyen adamı çok güzel dengeleyip canlandırmış. Adam rol için vücut da çalışmış o kadar, dövüş sahnelerinde yaptığı şeyler asla yabana atılmaz. E daha napsın, elinden gelenin en iyisini (hatta daha üstünü) yapabilen bir adam bu, diğer yapımlarından da biliyoruz.(Makinist, Vice, v.s.)

Dedektiflik konusunda da bir şeyler söyleyecek olursam: Bir çizgi roman veya çizgi film Batman’i kadar çok dedektiflik sahnesi barındırmasa bile yine de Batman’i Batman yapan temel şeyler var Nolan’ın filmlerinde de. Bir de şu var, ağırlıklı olarak belli bir kaç baş düşmanı konu ediniyor ve onlar üzerinden bu becerilerini kullanabiliyor ama bu da üçleme olması ve beklentilerin başka yönde olmasıyla ilgili sanırım. Şahsen bana çok batmadı bu filmlerde, dedektiflik ögeleri dozunda zannımca.

Genel anlamda Christian Bale’in Batman’inin hem empati kurabileceğimiz, hem karakter gelişimini, motivasyonları ve amaçlarını anlayabileceğimiz hem de bildiğimiz Batman’le bağdaştırabileceğimiz bir Batman olduğu kanısındayım. Lafı çok uzattım. Fiziken süper bir Batman olması şart değil, yeter ki biz bu adamın ideolojisini de, çabalarını da, geldiği noktayı da anlayabilelim. Yoksa bazı çizgi romanlara bakacak olursak Batman gibi prensipli bir adamın, en büyük prensibi “öldürmemek” olan bir adamın çatır çatır birilerini öldürdüğünü bile görebiliriz. Bize genel anlamda sunulan prensipli karakterle örtüşen bir Batman’dir Bale’inki o yüzden. Tıpkı Marvel Sinematik Evreni’ndeki karakterlere getirilen yorumları ve Jason Momoa’nın da Aquaman’e getirdiği yorumları söylediğiniz gibi, aşırı kalıplı bir Batman yok ama Bruce’un Batman oluşunu, servetine rağmen ne kadar yalnız, mutsuz ve çaresiz olduğunu süper derecede yalın ama bir o kadar da başarılı şekilde aktarmış. Her insan gibi.

Not: Okuyanlara şimdiden teşekkür ediyorum, üşenmeyip uzun uzun okumak büyük başarı resmen. :sweat_smile:


(Deniz) #16

Görüşlerinize sonuna kadar saygı duyuyorum; ama, Bale konusunda katılmıyorum. Keza solo film olması sebebi ile geçmişine ve kişiliğine daha detaylı inme şansı vardı. Affleck’in böyle bir şansı yoktu. Çünkü hep versus veya ekip filmlerinde oynadı. Bu nedenle de karaktere odaklanılamadı. Ben hala en iyi ve en karanlık Batman versiyonun BvS’deki hali olduğunu iddia ediyorum. JL’deki de iyi değildi. Çok derinlemesine ve güzel bir açıklama olmuş teşekkür ederim. :slight_smile: