Astrofil ve Stella


(nostaljik portakal 🍊 ) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/astrofil-ve-stella/



Dünya eski heyecanını kaybetmişti. Koca, mavi, sulu gezegen binlerce yıldır yaşadığı rutinden bunalmıştı. Üzerinde tepinen aşırı kilolu, sağlıksız, ihtiyaçlarını teknolojik manyetik araçlara bağlayan, olduğu yerden kımıldamayan bu güruhtan felaket sıkılmıştı. Tek eğlencesi ve can sıkıntısının gidericisi olansa Halley’di. Dünya’nın enerjisi sadece bu kuyruklu yıldız için varken tam tersi olan insanlığın buna hiç mi hiç alâkası… (DEVAMI…)


(Ö.Miraç Saral) #2

Merhaba hocam! burası temelde bir fantastik eser forumu olmasına rağmen çok fazla fantastik şey yazan insan görmüyorum. siz denemişsiniz, ve bence gayet de iyi durmuş. fantastiğe dair daha yeni şeyler deneme umuduyla, sizi takip edeceğim.


(nostaljik portakal 🍊 ) #3

Teşekkürler. Güneş’in safhalarını öğrenmek için yutup’tan vidyolar izledim, ama onlar sayesinde birazcık da olsa bilimkurgu olmamış mı öykü :baris:


#4

Çok güzel bir öyküydü. Fantastiği daina bilim kurgudan fazla sevmişimdir o yüzden öyküyü beğendim. Betimlemeler, kurgu, anlatım dili her şey yerli yerindeydi. Okurken öykünün masalsı yanına kaptırdım kendimi. Sanki her şey çok doğal ve normaldi. Bu etkiyi bırakmak kolay değildir. Diğer seçkilerde görüşmek üzere. :slight_smile:


(nostaljik portakal 🍊 ) #5

Vakit ayırıp okuduğun için teşekkürler. Bölümün dayattığı şeyleri okumaktan başka şeylere fırsat bulamıyorum. Ama umarım yazabilirim :’)


#6

Sevgili @bayramallanpoe ,
“Yıldızların ötesi ve berisi”… sadece bu ifadenin zihinde açtığı kapılar için bile okunur öykün. Anlatılmak istenen hikayenin hep var olduğuna ve yazarların sadece bir aracı olduğuna inanırım. Senin de bu akışa kendini kaptırdığını görüyorum. @miracsaral arkadaşımıza katılıyorum. Fantastik yazan biri olarak senin öykünü ayrıca beğendim. Kurdu olarak herşey yerli yerindeydi. Belki karakterleri öyküye ve okuyucunun hissiyatına yerleştirirken nitelemeleri yaptığın yerleri bir kez daha gözden geçirmek istersin. Örneğin Sidney bu kadar önemli biri ise ve her nekadar siyaset bir sorun değilse - hikaye ona doğru akarken- daha büyük biri ile karşılaşmayı beklerdim. Büyük ama sıkılmış. Kapıyı açan erkek hizmetkarın ise hikayedeki işlevinin bir kez daha üzerinden geçerdim ( güçlü ve yıldızlar arası kapı açabilecek biri olmakla birlikte hizmetçisinin aklından geçenler onun büyüklüğünün etkisini azaltıyor). Bununla beraber yıldızları çalınması/kumarda kaybedilmesi fikrine bayıldım. Bundan bir yıl kadar önce yazdığım Son Söz ( https://oykuseckisi.com/son-soz/ ) isimli hikayeme bakarsan oradaki dünyada da yıldızlar kaybolmuştu.

O halde bir sonraki seçkide görüşmek üzere. Eline ve düşgücüne sağlık.

Sevgiler
Dipsiz.


(nostaljik portakal 🍊 ) #7

Öncelikle öyküyü okumak ve buraya yorum yapmak için harcadığın vakit için teşekkür ederim. Başkan Sidney aslında gayet büyük biri, sadece kendisinin düşündüğü kadar büyük biri değil. Kendini bulunduğu modern yaşama alıştıramamış. Verdiği bilgiler eskiden kalma. O yüzden kusursuz bir varlık olarak resmetmedim.
Görüşmeyi umarak, esenlikler :tangerine:

Hamiş: Yazmayı unutmuşum. Hizmetkârın o şekilde tepki vermesinin nedeni: Dünya ne kadar gelişirse gelişsin daima aynı kalacak şeyler var. Bunlardan biri sosyal sınıflar, ezilen proleterya ile büyük burjuva arasındaki uçurumlar gösterilebilir. Ütopya varsa bile bazılarına var Sidney’in yönetimindeki dünyada.


(Burak Çakır) #8

Merhabalar,

Öyküde ilk dikkatimi çeken şey Türk dilini tertemiz kullanmış olmanız oldu, okuyucuyu yormayan bir imla dizimi söz konusu. Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise betimlemeler. Okurda yeterli etkiyi oluşturduğundan şüpheliyim. Elbette farklı, denenmemiş betimlemeler kullanılmalı ancak bu betimlemelerin okurda bırakacağı etki de göz ardı edilmemeli. Şahsen edebiyatta vuruculuğun önemine inanan biri olarak betimlemelerde bu vuruculuğu arıyorum. Ama “Delikanlının yüzüne serseri bir gülüş düştü.” cümlesini beğendiğimi de söylemeden geçemeyeceğim. “Her gün gidilen yolda bir ağacı keserler veya bir evi yıkarlar da boşluk oluşur ya zihinlerde, bu da öyle bir boşluktu.” kısmında da okurla bizzat iletişime geçmiş olmanız Tanzimat dönemi öykücülüğü hatırlatıyor, kaçınmanızı öneririm. " Gece Güneş’e nefret kusmak için ziyadesiyle yıldızsızdı. Issızdı. Renksizdi." Tezer Özlü de sıklıkla gördüğümüz bu duraksayan, kesik kesik cümleler hikayeye fazlasıyla yakışmış, farklı bir tat vermiş. Ayrıca okurların da fark ettiği üzere öykünün masalsı tınısı gayet hoş. Tebessüm ettirdi. Zaten öykünün tonu tebessümle okumayı kaçınılmaz kılıyor; “Dünya’da kıtlık, savaş, siyaset, futbol, edebiyat ödülleri, wattpad, pop şarkılar ve kırmızı et gibi önceki Halley’den kalma sorunlar çözülmüştü.”

Genel itibariyle akıcı, okuyucuyu yormayan ve hatta mutlu eden bir öykü olmuş. Tebrik ederim :slight_smile:
İlhamınız bol olsun, iyi çalışmalar…


(nostaljik portakal 🍊 ) #9

Öncelikle teşekkürler kıymetli yorumun için. Hem seni burada görmek ayrı bir hoşluk oldu :krs:

Aslında burada zihinlerde yerine zihninizde diyecektim, ama öyle de okuduğumuz şeyin öykü olduğunu açık etmiş olacaktım. Ben de hitap kullanmadım, böylece okurla etkileşime geçerek masalsı havayı kırmayacaktım. Genelde realistler bu yolu takip etse de ben, kurgu yazılıyorsa —Moby Dick veya On İkinci Gece’de olduğu gibi— okurla konuşarak büyüyü bozmamamız gerektiğini düşünüyorum. Ama işte düşüncede kalmışa benziyor tüm hepsi :’)

Senin ilham tanrıçanın da yanı başından ayrılmaması dileğiyle.