Avize

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/avize/



“Bir an, yalnızca bir an sürecek. Sonra, sonra hiç. Hiç.” Füruğ Ferruhzad. Hapşırdı. Merdiven basamağının en dip köşelerini kaplayan tozdan ağ oluşmuştu. Tahta merdivenin gıcırtısıyla parmak uçlarında yürür gibi yavaşlattı adımlarını kadın. Merdiven bitti. Küf koktu. Kapı. Kapı dev bir yaratık gibi önümdeydi. Silik sarı gaz lambası asılıydı köşede. Kapı kenarında geniş yer kaplayan elbise dolabının başındaki… (DEVAMI…)

2 Beğeni

Sevgili Meltem,

Şizofrenik bir evrende neler olabileceğini anlatmışsın, bana uzun yıllar öcne okuduğum “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” isimli kitabı hatırlattın. Ne zaman aklıma gelse bir kapana kısılmışlık ve çaresizlik ile kahraman karşı büyük bir acıma hissederim. Senin kahramanında kendi aklında mahsur kalmış gibi geldi.

Hikaye bir kaç yerde başka yöne doğru ilerlemek istemiş ama sen izin vermeyip o yolları kapatmışsın gibi hissediyorum. Bu yüzden benim için biraz kendi içine kapalı bir öyküydü. Kocasına rüyasını anlattığı kısım gerçek mi yoksa o da düş ürünü mü bu yüzden kocasız bir sabaha mı uyandı gibi konularda ufak bir ekleme ile acaba daha netleşebilir mi öykü diye düşündüm.

Ayrıca sanki üzgün bir şairi mi anlattın yoksa Füruğ’un mısrasını buraya şans eseri mi koydun bilmiyorum ama güzel bir ayrıntı olmuş.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz

2 Beğeni

Merhabalar,

Okuyup değerlendirdiğiniz için öncelikle teşekkür ederim.Kadının gulyabanisi kendi rüyaları/ sanrılarıydı ve düş ile gerçeği ayırt edemesin istedim. Rüya acaba gerçek miydi yoksa bir hayal ürünü müydü kadın kafasında diye sorgulatmayı yapmaktı burada amacım. Bu doğrultuda avize benim imgemdi. Köşeli, renkleri kesik kesik yansıtan, yansıttığı nesneden farklı renkler çıkaran bir araç olsun istedim.

Füruğ’un alıntısıyla bilinçli bir tercihti. Epigram yaptım yani. Öykülerde de aslen bunu çok severim. Yani üzgün bir şair anlatmak/gösterme gibi bir durum değildi.

Bazı noktalarda netlik olsun gibi yapıcı eleştiriler alıyorum ara ara. Sanırım postmodern öykü kalıbı oturuyor bedenime/ruhuma. Şimdilik.

Sevgiler.

2 Beğeni

Öykünün güzel bir atmosferi var. Karakterin ruh halini, sanrılarını başarılı şekilde aktarmışsınız. Avize detayı hoştu. Kısa ve öz olmuş. Diğer seçkilerde görüşmek üzere.

Teşekkür ederim @maviadige. Genelde kısa öykü yazıyorum. Kısalıkta atmosfer, karakter, mekan, dil, kurguyu vesaire kurmak oldukça zor ve işçilik isteyen bir durumu var. Metin üzerine çalışmak gerektiriyor zamanla. Naçizane bu şekilde yoğrulmaya çabalıyorum. Görüşmek dileğiyle.

1 Beğeni

Başta işaret ettiği gibi şiirsel, duygusal ve tasvirleri ile canlı bir öyküydü. Belki gulyabani bağlantısı zayıf kalmış olabilir ancak ben şahsen düz yazı şiirlerini sevdiğim için bu öyküyü de beğendim. Tebrik ederim.

Teşekkür ederim @Meltem_Kofoglu :slight_smile:

Yorumlarınız ve beğeni için teşekkür ederim.

Güzel bir öykü kaleminize sağlık.

Teşekkür ederim, sağolun.

Merhabalar;
Öykünüzü beğendim. Bir solukta okunan ve sıkmayan bir öyküydü. Garip bir şekilde, Patrick Rothfuss 'un Sessizliğin Müziği kitabındaki anlatıma çok benzettim… Kralkatili Güncesini okudunuz mu bilmiyorum, seri okunmadan Sessizliğin Müziği okunabilir mi emin değilim ama bu öykünüzü okuduktan sonra, okusanız çok beğeneceğinizi düşündüm.

@Dipsiz ile aynı soruları yaşamışım öyküyü okurken kafamda. Fakat bu açıklamanızı okuyunca öykünüz kafamda şekillendi ve bütünü görebildim. Belki de bu açıklamayı, bir şekilde öykünün içine daha fazla yedirmek gerekirdi bilemiyorum. Konunun profesyoneli olmadığım ve hatta acemiliğinin bile acemisi olduğum için belki düzgün veya anlaşılır ifade edememiş olabilirim bunu.

Genel olarak ucu açık biten hikayeleri çok severim. Yani net bir sonu olmayan, her okuyana farklı bir devam düşündürebilecek hikayeler. Bu yüzden sonunu çok beğendiğimi söylemeliyim.

Kaleminize sağlık… :slight_smile:

1 Beğeni

Merhaba @bluesedai

Yorumların için teşekkür ederim öncelikle. Bahsettiğin kitaplardan Patrick Rothfuss 'un Sessizliğin Müziği ve Kralkatili Güncesi kitaplarını okumadım. Açıkçası yazarı ilk kez duyuyorum.

@Dipsiz senin de bahsettiğin gibi uçu açık, belirsiz, zamansız yahut farklı sonları düşündüren anlatım biçimini benimsiyorum.