Azıcık Firar Eden Dışkı ve Tarak Uzmanlığı


(Zilan Damla Polat) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/azicik-firar-eden-diski-ve-tarak-uzmanligi/



Varlığının kanıtını kimse bilmiyor. Mezarından çıkan bir sosisli ya da Rapunzelin saçlarının arasından dökülen bir adet penis olabilir. Bir cinsel organ olması bir adet tarak olmasından daha namusluymuş gibi gözükebilir. Çünkü ortada kaleye kapatılan bir penis var. Aslında bakarsanız bu penis sahibinin sadece vajinası ağrıyor. Hatta sırf bu sebepten penisini kaleye kapattığını savunanlarda mevcut. Ama… (DEVAMI…)


(Müge) #2

Merhaba,

Elinize sağlık. Absürt ve kopuk bir anlatım olmuş. Bağlaçların yanlış kullanımı, imla sorunu yazıyı zor okunur hale getirmiş. Yazınıza attığınız başlık ilgi çekici. İlk cümle bence hatalı bir cümle. Varlığını kimse kanıtlayamıyor ya da varlığını kimse bilmiyor gibi bir şey olabilirdi.

Varlığının kanıtını kimse bilmiyor.

Ben tuhaf anlatımları seven biri olsam da, bunların bir bütünlük içinde olmasını tercih ediyorum. Yazınızda bu bütünlüğü bulamadım. Diyalog kısımları eğlenceliydi.

Hoşçakalın
Müge


(Zilan Damla Polat) #3

Merhaba

Öncelikle teşekkür ederim. Okuduğunuz ve yorum yaptınız için. Fakat kopuk derken ne demek istediğinizi tam anlamayamadım. Paragrafsal bir kopukluk mu? Yoksa anlamsal mı? Ya da olaylar arasından çok mu çabuk geçmişim? Bunu açıklayabilirseniz mutlu olurum.

Evet, ilk cümlede belki bir anlatım bozukluğu olabilir.

Onun dışında diyalogları sevmenize sevindim. Teşekkür ederim. :slightly_smiling_face:


(yasin yıldız) #4

Ne yazık ki öykünün sonunu getiremedim. Çok farklı bir anlatım tarzınız var. Anlatıdan daha çok fikir uçuşması, hatta laf salatası gibi olmuş. Henüz yazının yarısına dahi gelmeden başımın ağrıdığını hissettim. Kabalık ettiysem lütfen kusuruma bakmayın, belki de ben anlamayı becerememişimdir. Ama eleştirimi paylaşmak istedim çünkü eleştirinin gelişim için olmaza olmaz olduğuna inanıyorum.


(Zilan Damla Polat) #5

Estağfurullah. Biraz fazla boş yapıyorum, doğru. Okumak istemeniz bile benim için büyük birşey. Asıl ben özür dilerim. Başınızı ağırmak istemezdim. İyi bir öykü değil. Aklıma gelen ilk kelimeyi sorgusuz sualsiz yazmışım gibi duruyor. Hak veriyorum. Kusura bakmayın tekrardan.


(Müge) #6

Olaylar ve anlam kopukluğu fazla metinde. Sanki aklınıza ne geldiyse o şekilde yazmış ve metni düzeltmeden göndermişsiniz. Dolayısıyla biz okuyucular sizin süzgeçten geçirmediğiniz düşünce akışınızı izlemişiz. :slight_smile:


(Zilan Damla Polat) #7

Doğrudur. Bu aralar gerçek hayatımda biraz yoğun olduğum bir dönem. Ki bu bir bahane değil. Ben olsam o zaman yazma derdim. Ki bu aralar yazmamalıyım. Teşekkürler tekrardan. :slightly_smiling_face::slightly_smiling_face:


(yasin yıldız) #8

Aksine, yazın. Daha çok yazın ki kelimeler kendini şekillendirsin.
Unutmayın, hiçbir şey, yazmamak için bahane olmamalı.


(Zilan Damla Polat) #9

Çok doğru. Ama benim bu aralar yazma açısından biraz dinlenmeye ihtiyacım var sanırım. Bir de gerçek hayatımda biraz fazla yoruluyorum. İkisini bir arada götürmek beni çoğu zaman zorluyor. Ama haklısınız tabii ki ne kadar yazarsam o kadar kendimi geliştirebilirim. İlginiz için teşekkür ederim. Sağolun. :slightly_smiling_face::slightly_smiling_face:


(Müge) #10

Katılıyorum. Zaten yazmak da gerçek hayatla başa çıkmanın bir yolu değil mi?
Bence de yazın hatta daha çok yazın. Stephen King’in yazma üzerine olan kitabı Yazma Sanat’ını okumanızı tavsiye ederim eğer okumadıysanız. Ve tabii kendime de her gün hatırlattığım bir nokta var - okuyun/okuyalım bol bol.

İyi günler


(Zilan Damla Polat) #11

Kesinlikle öyle. Ve önerdiğiniz kitabı okumadım. Okuyacağım. Teşekür ederim. Tekrar, tekrar ve tekrar. İlginiz için çok sağolun. :blush::blush: