Bataklıkta Gözyaşları

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/bataklikta-gozyaslari/



Yağmur yağıyordu. Soğukla birlikte ağırlaşan gece şehrin üstüne kaskatı bir kabus gibi çökmüştü. İs kokuyordu her taraf. Ay kıpkırmızıydı. Sis kıpkırmızıydı. Delilik kıpkırmızıydı. Arkadaşım nihayet buradaydı. Moskito’da. Yollarımızın kesişip sonra ayrıldığı bu meyus şehirde. Hep yürüdüğümüz o yollardan yürüyorduk yine. Şehrin tam içinde ama ondan çok uzaktaydık. “Sana bir ton kitap getirdim,” dedi. “Hepsi antika… (DEVAMI…)

6 Likes

Merhaba. Öykülerinizi genel olarak beğeniyorum. Başka platformlara yazdıklarınızı da denk geldikçe okuyorum. Özellikle birkaç sayı önce, Kasap temasına yazdığınız öyküyü çok beğenmiştim, burada gereken değeri görmemişti sanki. Farklı şeyler yapmak, sıradanın dışında çalışmak istediğinizi görüyorum. Zengin bir dil ile çok güzel dünyalar kuruyorsunuz.

Naçizane bir eleştiride bulunmak istedim. Her ne kadar yalnızlığı ve tükenmişliği çok güzel aktarıyor olsanız da öykülerin ayakları hiç yere basmadığı için inandırıcılığı azalıyor. Bir süre sonra öyle olmasa da mantıksız gibi görünüyor. Bunu bilerek yaptığınızı da düşünmüyor değilim çünkü yazım tarzınızda serbest çağrışım çok büyük bir yer kaplıyor gibi hissediyorum. Sadece aklıma takıldığı için belirteyim dedim, kişisel bir durum yani. :sweat_smile:

Öyküyü beğendim, özellikle bardaki kısımlar, irrasyonel diyaloglar. :+1: Cyberpunk havası ve çok derinden gelen felsefi alt metin. Güzel yapıyorsunuz. Cloud Atlas vibeları bile aldım, o derece. Elinize sağlık.

Ek: Şöyle bir resim geldi karşıma. Acaba öyküdeki bahis bununla mı ilgiliydi? Sormak istedim.

2 Likes

Sizi tekrar görmek güzel. Tutturduğunuz çizgide devam ediyorsunuz. Yine psikodelik bir formatta ama aslında bir şeyler anlatan/hissettiren bir eser.
Temayı ele alışınız bu sefer daha direkt olmuş normalden biraz daha görünür, daha merkezde.
Elinize sağlık.

2 Likes

Selamlar, son birkaç ayda bu platformdan epey uzak kalmıştım. Bataklık teması ismiyle beni cezbetti. Bir iki satır yazdım önce, planlı programlı devam edeyim dedim fakat düşüne düşüne demlenerek yazınca en son ekşi sözlük’te entry okurken buldum kendimi. O yüzden çözümü kendimi kaptırarak, aklıma ilk gelen ne varsa hiç düşünmeden yazmakta buldum yine. Yazının son hali içime sinince bu oldu dedim, seçkiye yolladım. Aslında bir buçuk sene öncesine kadar hiç sevmediğim ve tasvip etmediğim bir biçimdi şimdi kullandığım biçim. Ağır ağır ilerleyen yazılar yazmayı severdim. Dünya görüşüm mü değişti ne oldu bilmem artık ağdalı öyküler yazmak hoşuma gitmiyor. İnsan yeni şeylere açık olmalıdır tabii diye düşünüyorum. Sadece tek bir üslupta takılıp kalmak yaratıcılığı öldürür. Son zamanlarda bu dengesiz stilden de vazgeçiyorum sanırım. Bu arada vakit ayırıp okuduğunuz ve yorum yaptığınız için tabii minnettarım. Aslında o mantarlı kitabı, sahte peygamberlere gönderme yapmak için kullanayım demiştim. Söz gelimi kitabın kağıtları bir çeşit halüsinatif mantardan imal edildi. Yani kitabı yazan adam halüsinasyonlara maruz kalarak erdiğini falan düşünüyordu. Hem politikromhatıralar’a bir göz atıyorum şimdi.

2 Likes

Merhabalar, yorumu görünce eski bir dosta tesadüf etmiş gibi hissettim. Mutluluk ve nostalji karışımı bir his. Bir buçuk sene kadar önce seçkiye yazdığım zamanki o bulanık ve belirsiz ufuk artık dağılmamış olsa bile daha yakında görünüyor benim için. Üslubumu değiştirmeyi düşünüyorum fakat önümüzdeki ayın seçkisine katılır mıyım emin değilim.

Merhaba :slight_smile:
Ben senin çok uzaklarda saklanan bir hayranınım. Bilimkurgu Kulübü’ndeki öykülerinden seni tanıyorum. Seçkide adını gördüğümde hemen atladım ve okumayı bitirmeden linkini sağa sola dağıttım :smiley:

Muhteşem bir öykü olmuş. Cyberpunk’ın kendinden emin belirsizliği, tuhaf kurgunun sonsuz zıplayışları ve gotiğin yalnız çığlık yankıları… Eminim bu tarza bir isim veriliyordur lakin ben o adı öğrenemedim. Sadece, öykülerini inceleyerek nasıl böyle yazmış olabileceğine dair fikirler biriktirdim.
Yazarlığa başladığım dönemde böyleli şeyler yazıyor(yazmaya çalışıyor)dum. Sonraları “okuduğumu anlamıyorum!” diyen arkadaşlarımı dinleyip bambaşka bir yöne kaydım. Ve birçok sebeple birlikte ama özellikle bu yüzden seni kıskanıyorum. Okuyucularımın saplandığı anlamsızlıkta keyifli düşler saklayabilmeyi dilerdim.

Muhteşem bir öykü olmuş. Bazı üç noktalardan sonra küçük harfle başlaman gözüme takılmış olsa da özellikle yapıldığını düşünüp dert etmiyorum. Anlattıkların ve nasıl anlattığın… Tebrik ederim.
YBKY 2019’da bize nasıl bir harikalık sunduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyorum :slight_smile:

1 Like

Merhaba. Beni hem çok mahcup eden hem de gururlu hissettiren bu yorum için teşekkürler. Neredeyse bir yıl kadar önce, Yeni Şafak isimli bir öykü sayesinde zaten tanışmıştık. İnsanın bu sayede biraz kendine güveni geliyor. Hiçbir şey beklemeden sadece yazıyoruz çünkü. Kendimi bildim bileli yazarım. Çoğu zaman da yazdıklarımı kendime saklarım. Kendi kendimi zaman zaman hayal kırıklığına uğratıp durdum. Bir süre öncesine kadar sevdiğim yazarların üslubuna öykünerek yazmaya çalışırdım. Bazen de sadece betimleme yapardım. Zaman içinde rüya görür gibi yazmaya başladım. Birkaç gün önce nasıl yazı yazdığım üzerine biraz düşündüm. En sonunda bu kanaate vardım. Sanki bir rüyayı yaratırcasına yazı yazıyorum. Tüm çağrışımları serbest bırakmak, bir an acaba gerçekten kaliteli bir şey mi yoksa büsbütün bir çöp mü yazdığımı umursamadan, yalnızca bu eylemi gerçekleştirmiş olmak için yazıyorum. Aksi halde sıradan bir bilinç hali ile yazı yazmak çok zor. Bir nevi gündelik hayattan kaçış için icat ettiğim bir ritüele, bir çeşit ibadete dönüştürdüm yazı işini. Gündelik hayat bana ızdırap gibi gelir. Bir insanla, çok samimi bile olsam, gündelik hayatta kurduğum diyalog o kadar anlamsız ve vasattır ki. Bu arada üç noktadan sonra küçük harfle başlamak bende anlamsız bir adet oldu gitti. Buna dikkat ederim. Velhasıl tekrardan teşekkür ederim bu güzel yorum için. Görüşmek üzere.