Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


#432

Gustave Le Bon - Kitleler Psikolojisi
Say Yayınları sf.111


(Boş İnsan) #433

Geniş bir tuğla bacanın üstünde oturan Auri beni bekliyordu. Üzerinde onun için evvelden satın aldığım elbise vardı ve yıldızlara bakarken çıplak ayaklarını ileri geri sallamaktaydı. Saçları öylesine ince ve hafifti ki başının çevresinde bir hale gibi duruyor, en ufak bir esintide savruluveriyordu.
Teneke bir çatı kaplamasının ortasına dikkatle bastım. Kaplama uzaktaki bir davul gibi tok bir ses çıkardı. Auri ayaklarını sallamayı bıraktı ve ürkmüş bir tavşan misali hareketsiz kaldı. Sonra beni görüp sırıttı. Ona el salladım.
Auri bacadan atladı ve saçlarını arkasında dalgalandırarak seke seke yanıma geldi. “Merhaba Kvothe.” Yarım adım geri çekildi. “Leş gibi kokuyorsun.”
O günkü en içten tebessümümü ettim. “Merhaba Auri,” dedim. “Sense güzel bir genç kız gibi kokuyorsun.”
“Evet,” diye mutlulukla doğruladı beni.
Biraz yana çekildi, sonra tekrar kaşlarını çatarak topuklarında ileri geri sallandı. “Bana ne getirdin?” diye sordu.
“Sen bana ne getirdin?” diye karşılık verdim.
Sırıttı. “Armut olduğunu zanneden bir elmam var,” diyerek onu gösterdi. “Ve kedi olduğunu sanan bir ekmeğim. Bir de marul olduğunu sanan bir marulum.”
“Demek ki akıllı bir marulmuş.”
“Hiç de bile,” diye nazikçe homurdandı. “Akıllı bir şey hiç kendini marul zanneder mi hiç?”
“Bir marul olduğu zaman bile mi?” diye sordum.
“Özellikle o zaman,” dedi Auri. “Marul olmak yeterince kötü zaten. Bir de öyle olduğunu düşünmek ne feci.” Başını kederle iki yana sallarken saçları su altındaymış gibi bu hareketi taklit etti.
Bohçamı açtım. “Sana biraz patates, yarım bir kabak ve bir somun ekmek olduğunu sanan bir şişe bira getirdim.”
“Acaba kabak ne olduğunu sanıyor?” diye merakla sordu, başını eğip ona bakarak. Ellerini arkasında kavuşturmuştu.
“Aslında bir kabak olduğunu biliyor,” dedim. “Ama batan güneş rolü yapıyor.”
“Peki ya patatesler?” diye sordu.
“Onlar uyuyorlar,” dedim. “Ve korkarım soğuklar.”
Şefkatli gözlerle bana baktı. “Korkma,” deyip uzandı ve bir kalp atışlık süre boyunca parmaklarını yanağıma değdirdi. Dokunuşu bir tüyden bile daha hafifti. “Ben yanındayım. Güvendesin.”

Bilge Adamın Korkusu, Patrick Rothfuss


(Ezgi ) #434

Ölüm asla hazırlıklı olmadığın bir pikniktir.

Kuzunun Kusuru - Andrea G. Pinketts


#435

Edebiyatçılar ümidi daima ışık şeklinde tasvir ederler; fakat o, pekâlâ insana bir karaltı şeklinde de gülümseyebilir.

Anadolu Notları I-II, Reşat Nuri Güntekin


(Onur Şahin) #436

Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa.

Konfüçyüs


#437

Pinokyo - Carlo Collodi

-Tam bir efendi oldum! dedi.
-Gerçekten! diye Geppetto karşılık verdi. Şunu aklından çıkarma: İnsanı efendi gibi gösteren, güzel elbise değil, temiz elbisedir.


(Mehmet Turan) #438

“Nasıl bir presin altında ezildiğinizi değil, basınç altında nasıl davranacağınızı düşünmelisiniz.”

Kıyamete Bir Milyar Yıl - Arkadi ve Boris Strugatski

“Güç, ihtiyacın ürünüdür; güvenlik güçsüzlüğü artırır.”

Zaman Makinesi - H.G. Wells

“Savaşlarda, evlatlarım, aptallar aptalca sebepler yüzünden başka aptalları öldürür.” Thom Merrilin

Dünyanın Gözü - Zaman Çarkı - Robert Jordan

“Heyecan vermeyen bir hakikat, heyecanlandıran bir yalanın gölgesinde kalabilir.”

Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret - Aldous Huxley


#440

Pinokyo kitabındaki bu benzetme dikkatimi çekti

Bu deniz canavarı kimdi biliyor musunuz?
Bu öyküde kaç kez adı geçen, doymak bilmez yırtıcılığı, parçaladığı insanların çokluğu nedeniyle ‘Balıkların ve balıkçıların Attilası’ adı verilen o dev balinadan başkası değildi bu deniz canavarı.


#441

“Fikirlerine ne kadar karşı olsak da, bir insanı düşündükleri için cezalandırmaya hakkımız yok.”
“Ne yapalım o zaman?” diye sordu ölmekte olan adam, hırıltıyla soluyarak.
“Bunun cevabını herkesten çok senin biliyor olman lazım. Onları eğiteceksin. Onlara doğruyla yanlışı ayırt etmeyi öğreteceksin. Onları özgür kılan şey bilgi olmalı; baskı değil.”

Gizli Sefer / Oliver Bowden


#442

“Gökyüzünde binalar, toprağın içinde trenler,” dedi Freud, sinirli bir tavırla. “Siz Amerikalılar çok tuhafsınız: Cenneti dünyaya indiremiyorsunuz, cehennemi yukarı çıkarıyorsunuz.”

Bir Cinayetin Psikanalizi -Jed Rubenfeld


#443

… bir ırk ya da medeniyet için en önemli olan şey nedir biliyor musun?
Hayır, ne?
Yok etme. Bir medeniyetin diğerine gösterebileceği en büyük saygı budur. Onlar sadece saygı duydukları bir medeniyet tarafından tehdit edildiklerini hissediyorlar. ( S. 205)

Karanlık Orman - Cixin Liu


(Boş İnsan) #444

“Uzandı ve ağaçtan bir elma kopardı, elinde çevirdi, bir ısırık aldı ve devam etti.

“Bazı insanlar henüz çok gençken mutsuz bir insan olurlar,” dedi. “Görünürde özel bir nedeni yoktur ama sanırım bu şekilde dünyaya gelirler. Daha kolay yaralanırlar, daha çabuk yorulurlar, daha çabuk ağlarlar, daha uzun süre hatırlarlar ve söylediğim gibi, dünyadaki herkesten çok daha gençken mutsuz olurlar. Biliyorum, çünkü ben de onlardan biriyim.”

Elmadan başka bir ısırık aldı ve çiğnedi.”

Karahindiba Sarabı,Ray Bradbury


#445

“İnanıyorum ki benim sadece kendi gönlüme uyan ahlakım, sadece cezalandırılmaktan korktukları için doğru davrananların ahlaklarından daha gerçek ve sağlam.”

Kralların Yolu / Brandon Sanderson


#446
  • Bilgelikten yoksun bir adama akıl dolu sözler söylemek, tıpkı delik bir kabı doldurmaya çalışmak gibidir.

    Euripides’ den aktaran Plutarkhos - Geveze Ve Meraklılar (Turuncu Seri 4)

  • Felaketi getiren, iyi kapatılmamış mahzen ya da kapı değil, gem vurulmamış ağızdır.

    Euripides’ den aktaran Plutarkhos - Geveze Ve Meraklılar (Turuncu Seri 4)


#447

“Aptallar bile erkeklerle kadınların zaman zaman farklı düşündüklerini bilir, ama en büyük fark şudur. Erkekler unutur ama asla affetmez; kadınlar affeder, ama asla unutmaz.”

“Ölüm hepimize gelir,” dedi Aiel. “Biz ancak geldiği zaman onunla nasıl yüzleşecegimizi seçebiliriz.”

“Bir insan tasma takılacak en kolay, ama tasmayla yönlendirilebilecek en zor hayvandır. Tasmayı kendi tercih etse bile.”

Zaman Çarkı III, Yenidendoğan Ejder - Robert Jordan


(Umut K.) #448

Isaac Newton’ın Robert Hooke’a cevabı:

Bu da altında yatan anlamı:

John Gribbin - Bilim Tarihi


#449

“Senin gibi birisinin ilgiye muhtaç bırakılması büyük bir haksızlıkmış gibi görünüyor. Bu güzel bir resmi duvara dönük asmaya benziyor.”

Kralların Yolu / Brandon Sanderson


(Boş İnsan) #450

“Sen,” dedi Vashet, birlikte tepelerin arasında yürürken, “gösteriş budalası piç kurusunun tekisin, biliyor musun?”
Başımı ona doğru hafifçe eğerek elimle itaatkâr kabul işaretini yaptım.
Kafamın yanına bir tane patlattı. “Bırak bu ayakları, seni melodramatik hergele. Onları kandırabilirsin, ama beni değil.”
Dedikodu yaparcasına elini göğsüne koydu. “Kvothe’nin kılıç ağacından ne getirdiğini duydunuz mu? Bir barbarın “anlayamayacağı şeyler: sessizlik ve durgunluk. Yani Ademre’nin özü. Peki Shehyn’e ne sunmuş? Okul için kanını dökme isteği.”
Tiksintiyle keyif arasına sıkışıp kalmış bir yüz ifadesiyle bana baktı. “Ciddi söylüyorum, bir masal kitabından çıkmış gibisin.”

Bilge Adamın Korkusu, Patrick Rothfuss


(Halil İbrahim Çelik) #451

‘‘Bir zamanlar Britanya adalarındaki putperest bir kral,bu hayatın bir gece kuşunun kısa uçuşuna benzediğini görmüştü.Kuş bir şatonun sıcak ve aydınlık yemek salonun penceresinden giriyor,bir an için hareketli bir sahnenin,başka canlıların somut hayatlarının üzerinden geçiyor,bir an başkalarının yaşadığı bir yerde bulunma keyfini tadıyordu.Ardından başka bir pencereden dışarı uçarak aydınlık yemek salonundan ve şatodan çıkıp gidiyor,diğer taraftaki kapkara,boş ve sonsuz geceye karışıyordu.O aydınlık ve sıcak,kıpır kıpır yaşamı bir daha görmüyordu.Ve…’’

Philip k. Dick Sondan Bir Önceki Gerçek


(Halil İbrahim Çelik) #452

Ancak buradaki her şey kaybolacak ve sizler geri geleceksiniz.Şimdiye dek burada yaşayan bizlerin hatırası bile,düşüncesi bile sonsuza dek yitecek.
Yancy simulakrumu sözlerini şöyle noktalandırmıştı:
’‘Bize lanet bile okuyamayacaksınız,çünkü varlığımızı dahi unutmuş olacaksınız.’'

Philip k. Dick Sondan Bir Önceki Gerçek