Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


(Emre ) #659

“Dünyada aklı başında bir adamın şüphe edemeyeceği kadar kesin bir bilgi var mıdır?”

Bertrand Russell


#660

Ne istediğimi bilmiyorum.Sanırım bir ara bunu dile getirmiştim.Fakat mesele o değil.Asıl mesele hiç kimsenin bana ne istediğimi söylemesini veya benim adıma karar vermesini istememem.

Tüm Sistemler Çöktü/Martha Wells


#661

Özgürlüğe Uçuş - Delia Steinberg Guzman


(hüseyin) #662

Ah! Laura, şu dağların yüceliği! Ya şu durgun sesiz göl. Bir günün sonunda ne güzel bir huzur, ama sen hepsinden güzelsin mia piccola(küçüğüm). Ve ben yalnız seninle paylaşabiliyorum bu huzuru…


#663

Omuzlarımda ölüm taşıyorum, diye mırıldandı Lews Therin. Ayak izlerimde ölüm takip ediyor. Ben ölümüm.

Kaos Lordu, Robert Jordan


(Emre ) #664

“İnanırlar ki, yakalanmadıkları sürece her şey kabul edilebilirdir. Onlara göre kendini hoşnut kılmak varoluşun en önemli tarafıdır ve güç sadece, artık onu haketmeyen ellerden söküp alabilecek kadar kuvvetli ve kurnaz olana gelir.”

Unutulmuş Diyarlar - Anayurt


(Batuhan Şimşek) #665

Zaman Çarkı IV Spoiler!

Gawyn’in gözleri kıza kaydı, sonra Siuan’a döndü. “Neden seni ense kökünden yakalayıp geriye sürüklemeyeyim? Bana bir sebep göster.”

Siuan delikanlının bakışlarını Min’in hissettiğinden çok daha büyük bir sükûnetle karşıladı. “Yapabilirdin ve mücadele etsem bir kedi yavrusundan çok sorun yaratamazdım sana. Dün, dünyadaki en güçlü kadınlardan biriydim. Belki en güçlüsü. Çağırırsam krallar ve kraliçeler ayağıma gelirdi, Kule’den ve temsil ettiği her şeyden nefret etseler bile. Bugün, bu gece yiyecek bulamayacağımdan ve bir çalının dibinde uyumak zorunda kalacağımdan korkuyorum. Bir gün içinde dünyadaki en güçlü kadından tarlalarda çalışarak geçinebilmeyi uman bir kadına dönüştüm. Ne yaptığımı düşünüyor olursan ol, bu yeterli ceza değil mi?”

Zaman Çarkı IV-Gölge Yükseliyor


(Boş İnsan) #666

En kötü anılar bunlardı. Kıymetli ve mükemmel. Ağız dolusu cam kırığı kadar keskin.
İki büklüm olmuş bir vaziyette yatağımda titreyerek yatarken uyuyamıyor, aklımı başka şeylere veremiyor, kendimi hatırlamaktan alıkoyamıyordum. Tekrar. Ve tekrar. Ve tekrar.
Sonra pencereme hafifçe vuruldu. Çıkan ses öyle alçaktı ki kesilene dek fark etmedim. Sonra pencerenin arkamdan yavaşça açıldığını işittim.
“Kvothe?” dedi Auri usulca.
Dişlerimi sıkarak hıçkırıklarıma engel olmaya çalıştım ve uyuduğumu zannedip gitmesi ümidiyle yatabildiğim kadar hareketsiz yattım.
“Kvothe?” diye seslendi yine. “Sana-” Kısa bir sessizlik yaşandı, sonra, “Ah,” dedi.
Arkamda hafif bir ses duydum. Pencereden içeri girerken ay ışığı onun minicik gölgesini duvara vurdu. Yanıma uzanırken yatağımın sallandığını hissettim.
Küçük bir el yüzümü okşadı.
“Her şey yolunda,” dedi. “Buraya gel.”
O benim düğüm, olmuş bedenimi çözüp başımı kucağına koyarken usulca ağlamaya başladım. Bir şeyler mırıldanarak alnıma düşen saçlarımı yana çekti. Sıcak yüzüme değen eli serindi.
“Biliyorum,” dedi kederle. “Bazen çok kötü oluyor, değil mi?”
Saçımı nazikçe okşadı ve bu daha da çok ağlamama sebep oldu. Birinin saçlarımı sevecen bir dokunuşla en son ne zaman okşadığını hatırlamıyordum.
“Biliyorum,” dedi yine. “Yüreğinde bir taş var ve bu bazen çok ağır geliyor. Ama onun yükünü tek başına taşımak zorunda değilsin. Bana gel. Ben halinden anlarım.”
Vücudum kasıldı ve ansızın o erik tadı bir defa daha ağzıma doldu. “Annemi çok özlüyorum,” dedim konuştuğumu bile fark etmeden. Sonra başka bir şey söylememek için dudaklarımı sımsıkı kapadım. Dizginlerine karşı koyan bir at misali dişlerimi sıktım ve başımı iki yana salladım.
“Bana açılabilirsin,” dedi Auri nazikçe.
Yine sarsıldım, erik tadı aldım ve sözcükler ağzımdan ardı ardına dökülmeye başladı. “Konuşmadan önce şarkı söylediğimi anlatırdı. Ben daha bebekken beni kucağında tuttuğu zamanlarda mırıldanma huyu varmış. Şarkı falan da değil hani. Kısacık melodiler. Yatıştırıcı bir ses. Sonra bir gün beni kampta gezdirirken o melodiyi aynen taklit ettiğimi duymuş. İki oktav daha yüksek sesle. Tiz bir mırıltı. Bunun ilk şarkım olduğunu söylerdi. Şarkıyı karşılıklı söyleyip durduk. Yıllarca.” Boğulur gibi oldum ve dişlerimi sıktım.
“Açılabilirsin,” dedi Auri yavaşça. “Açılman çok doğal.”
“Onu bir daha asla göremeyeceğim,” dedim hıçkırarak. Sonra da iki gözüm iki çeşme ağlamaya başladım.
“Her şey yolunda,” dedi Auri usulca. “Yanındayım. Güvendesin.”

Rüzgarın Adı, Patrick Rothfuss


(Batuhan Şimşek) #667

Bir kez daha şu kitaba aşık oldum sanırım.


(Sepulnevro) #668

Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu. Kaderim, bana fikir sorulmadan belirleniyordu.
-Albert Camus - Yabancı-

Bilinmeyen her şey görkemlidir
Bram Stoker - Dracula

Gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir.
Edgar Allan Poe - Morgue Sokağı Cinayeti

Hayatın kendisi bir insanın uydurabileceği her şeyden daha ilginçtir
Arthur Conan Doyle - Sherlock Holmes Bohemya’da Skandal


(Onur Uslu) #669

Tatar Çölü - Dino Buzzati


#670

Mutfak kömürü bir gün elmasa, “Neden bu kadar sertsin?” diye sordu. “Ne de olsa akraba değil miyiz biz?”

“Neden bu kadar yumuşaksınız? Ey kardeşlerim soruyorum size, yani siz benim kardeşlerim değil misiniz? Neden bu kadar yumuşak, bu kadar esneksiniz ve baş eğiyorsunuz? Neden kalplerinizde bu kadar inkar, kendini reddetme var?”

Putların Alacakaranlığı - Nietzsche


#671

“Yalnızca rüyalarımizda tamamen özgürüz.
Diğer her an bize maaş gerek.”

Terry Pratchett/Piramitler
Kitabı henüz okumadım.Kitaplarımı incelerken yazarın hayatının olduğu ilk sayfada buldum.


(Buyici) #672

Rand gitmek için arkasını döndü ve Egwene bir haykırışla kendisini ona doğru atarak kollarını Rand’ın bacaklarına doladı. İkiside yere kapaklanırken eyer torbaları ve çıkınlar dört bir yana dağıldı. Rand yere çarpıp kılıcının kabzası yan tarafına saplanınca ve kız tırmanarak sırtına oturunca iki kez inledi. " Annem," dedi Egwene kararlı bir sesle, " her zaman bana bir erkeği idare etmenin en iyi yolu katıra binmeyi öğrenmek olduğunu söylerdi. Çoğu zaman ikisinin aklı da aynıdır, derdi. Zaman zaman katır daha akıllıymış," dedi.

Zaman Çarkı - Büyük Av

Baya güldürdü bu sahne. Üstüme alınmıyorum ama. :sweat_smile:


(Emre ) #673

“Gözlerimi yakıyor ve vücudumun her bölgesine acı veriyordu. Piwafwimi ve çizmelerimi parçalamış, zırhımdaki büyüyü yok etmiş; ve de güvendiğim palalarımı zayıflatmıştı. Gene de her gün, hiç şaşmaksızın gün doğumunu beklemek için, aynı yükseltiye, benim yargılanma yerime oturuyordum.

(…)

Şimdi biliyorum ki, gün ışığında geçirdiğim kefaret saatlerim aslında yeryüzüne uyum sağlama çabamdan çok öteydi. Güneş, Karanlıkaltı’yla, yeni evim arasındaki farklılığı sembolize ediyordu. Geride bıraktığım, gizli işler ve entrikalar çeviren topluluk, gün ışığında varolamazdı.”

Göç - Unutulmuş Diyarlar


#674

Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken ve garip bir sorumluluk.Kolay değildir.Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir;bu seçim de zor bir seçim olabilir.Yol, yukarıya, ışığa, doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.
Atuan Mezarları/Ursula K.Le Guın


#675

“… insanın yaptığı her iş, her eylem, kendisine ve sonuçlarına bağlıyor insanı, tekrar tekrar harekete geçmesine neden oluyor.Sonra, iki eylem arasında durup da yalnızca var olabileceği bir boşluğa, şimdiki gibi bir ana çok nadiren rastlayabiliyor insan.Ya da herşey bir yana, kim olduğunu düşünebileceği bir ana…”

En uzak sahil /Ursula K. Le Guın


#676

Bir zevk yalnızca hatırlandığı zaman tam anlamıyla gelişir. Hinsan, sen şimdi zevk ve bellek birbirlerinden farklı şeylermiş gibi konuşuyorsun, oysa onlar tamamen aynı şeydir. ( Sayfa 100)


…en görkemli dize, yalnızca kendinden sonra gelen dizeler sayesinde tamamen görkemli bir hal alacaktır. Eğer o dizeye geri dönersen düşündüğün kadar da görkemli olmadığını görebilirsin. ( Sayfa 101)

Sessiz Gezegenin Dışında ( Kozmik Üçleme 1) C.S Lewis


#677

“Eninde sonunda herkes ölür ve eninde sonunda herkes unutulur, ama zamanın gelmeden ölmenin hiçbir anlamı yok.”

Hançer Yolu, Robert Jordan


#678

“Tarih çok az insanın ‘yaptığı’, geri kalanların da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı şeydir.”

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari