Beğendiğiniz Kitap Alıntıları


(MerterKrkmz) #739


Fareler ve İnsanlar, John Steinbeck
(Not: Cümlelerin altını ben çizmedim, fakat kim çizdiyse vurucu cümleler seçmiş.)


(Batuhan Şimşek) #740

Kır çiçekleri ve manzara seyretmenin önemli bir kusuru var,bedavalar,diye açıkladı.Doğa sevgisiyle fabrikalar çalışmaz.

Cesur Yeni Dünya-Aldous Huxley


#741

Şans diye bir şey yoktur… Sadece kader ve doğru seçimler vardır.

Kemik Torbası - Stephen King


(A. Kemal Aydın) #742

“But man is not made for defeat," he said. "A man can be destroyed but not defeated.” ― Ernest Hemingway, The Old Man and the Sea.

Çevirisini beğenmediğim kitaplardan Yaşlı Adam ve Deniz. Ben çevirecek olsam şöyle yapardım:
“Fakat insan yenilmek için yaratılmadı,” dedi. “İnsan yok edilebilir fakat mağlup edilemez.”


#743

Yazmak, gerçek dünyayla ilgili bütün düşünceleri silmişti. Hiç olmazsa bir süre için. Bence aslında yazmak sırf bunun için icat edilmişti. İyi ya da kötü, yazmak zamanın geçmesini sağlıyordu.

Kemik Torbası - Stephen King


(Ş.) #744

“yaprakları süpürme. çünkü ben onlarla sonbahar oynayacağım.”

naime erkovan


(bilge) #745

“Pandora’nın kutusu açılıp, Zeus’un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladık. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.”

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom


(Boş İnsan) #746

"Neden Jon, söylesene neden?”* diye inleyerek sordu annesi. *”Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor? Alçaktan uçmak pelikanların ve albatrosların işi, bunu onlara bırakmalısın. Hem niçin avlanmıyorsun oğlum? Artık bir kemik bir tüy kaldın.”
"Bir kemik bir tüy kalmak umurumda bile değil anne. Ben sadece havada ne yapıp ne yapamayacağımı öğrenmek istiyorum, anlıyor musun, hepsi bu. Sadece öğrenmek istiyorum.”

Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!”*

Bugün Martı Jonathan Livingston’un denizin üzerinde uçuş denemeleri yapmasının ardından 49 yıl geçti. Bana ve benim gibi martıların hayatlarına dokunduğu koskocaman 49 yıl.


(Beren) #747

Bu aralar Marquez okuyasım var, sizce de çok özel bir yazar değil mi?

Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar.

Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.

“Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu.”
“Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay.”


(Wifhty Zet) #748

“…İki ayak üstünde durup, iki de elimiz olunca insan olmuyoruz. Ayaklarımız üzerine sağlam basıp düşüncelere ve ülkülere sahip olunca, oluyoruz! Ve bu ülkülere sıkı sıkıya bağlı kalınca.”

Ursula K. LeGuin
Balıkçıl Gözü s.104


(Can) #749

Başkalarıyla –hatta karşına çıkan tek insanla– sanki her şey o an başlayacak ve biraz sonra bitecekmiş gibi yaşamalısın.

Cesare Pavese (Yaşama Uğraşı)


(A. Kemal Aydın) #750

Yaşama Uğraşı, hayata dair çok güzel cümleler barındırıyor. Ara sıra açıp okuduğum, samimi cümlelere sahip bir kitap.

Şimdi görünce okumak istedi canım, bir kupa okuyayım.


#751

Artık kimse okumuyorsa bile, en azından herkes okumayı, hatta yazmayı bile biliyordu.

Yirminci Yüzyılda Paris - Jules Verne


#752

Nasıl düşerse düşsün, zarı atarız,

Kısa ya da uzun, kızların koynuna gireriz,

Sonra Lord Mat’in çağırdığı yere gideriz,

Gölgelerin Jak’ı ile dans ederiz.

Düş Hançeri - Robert Jordan


#753

“Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burada!”

Shakespeare - Fırtına


#754

Toplumlar, tarihin her döneminde ahlaki durumlarının düzeyine uygun biçimde büyük liderler ya da kötü liderler çıkarır.

Beyaz Zambaklar Ülkesi - Grigory Petrov


#755

İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük - James George Frazer


#756

Bulutlanmış bakışlar ve hâlâ mücadele verdiği anlaşılan bir zihinle, “Tüh be!” dedi. “Anlamadım galiba. Sizinkilerin iki katı olduğu alenen ortadayken, bizim kazançlarımızın nefesi nasıl kesiliyor? Tanrı’nın lütfü ve takdiri altındaki şu diyarlarda, bu kadar yanlış bir hüküm daha malum olmadı bana doğrusu.”

Öyle kalakalmıştım ki bu, kısmen adamın aptallığı, kısmen de arkadaşlarının onu açıkça ve ânında desteklemesi karşısında düştüğüm şaşkınlıktan kaynaklanıyordu. Ortaya koyduğum şey yeterince basit, yeterince sadeydi; daha fazla nasıl sadeleştirilebilirdi ki? Yine de denedim:

“Vay be, Birader Dowley! Durumu göremiyor musun? Sizin
kazançlarınız bizimkilere kıyasla sadece lafta yüksek ve gerçekteyse…”

“Duyun işte! İki misli! Sen kendin itiraf ettin.”

“Evet, evet… Onu inkar ettiğim yok. Ancak mesele bu değil. Gelir dediğin şeyin büyüklüğü sadece rakamdır, bunlar paralara uydurduğunuz isimlerle ifade edilir. Asıl mesele, elde ettiğiniz kazançla ne kadar şey alabileceğinizdedir. Budur temeldeki şey. Sizin zanaatkarlarınızdan biri altı ayda 3 dolar kazanabilir, bizimkiyse 1 dolar ve 75 sent ama…”

“İşte! Yine itiraf ettin, yine kabullendin!”

Kral Arthur’un Sarayında Connecticutlı Bir Yankee - Mark Twain


(42. Mehmet) #757

Yaratıcıların*, ev işleri ile yemek pişirme kısmını neden masallarının dışında bıraktıklarını hep merak etmişimdir. Bütün büyük savaşlar, cenkler bu yüzden, gün sonunda aile bir sofra etrafına toplansın da huzur içinde bir-iki lokma yesin diye yapılmıyor mu? Masalda Manva Beylerinin sürgünde, Sul eteklerindeki kamplarında nasıl avlandıkları, nasıl kök topladıkları, yemeklerini nasıl pişirdikleri anlatılır ama düşman tarafından harabeye çevrilmiş, perişan edilmiş şehirlerinde karıları ve çocukları ne yer, ne içer hiç anlatılmaz. Onlar da bir şekilde yiyecek bir şeyler buluyordu, evi temizleyip tanrılara ibadet ediyordu; tıpkı bizim kuşatma yıllarında Aldların zulmü altında yaptığımız gibi. Kahramanlar dağdan indiklerinde büyük bir şölenle karşılanmışlardı. Ben bu şölendeki yiyeceklerin neler olduğunu ve kadınların bunları nasıl bulduklarını bilmek isterdim.

*Yaratıcı’dan kasıt masal anlatıcısı, meddah

Sesler - Ursula


#758

“En iyi öğretmen yanan eldir. Ondan sonra ateşe karşı verilen öğüt gönüle kadar iner.”

J. R. R. Tolkien - Yüzüklerin Efendisi İki Kule