Bilinçaltı Avcısı (Kısa öykü)

Şehir, son iki aydır “Avcı” adı verilen bir seri katilin gölgesindeydi. Katil arkasında hiçbir iz, hiçbir parmak izi ya da saç teli bırakmıyordu; tek bir detay hariç. Kurbanlarının tırnak aralarında her zaman küçük bir deri dokusu kalıyordu. Belli ki kurbanlar can havliyle katili tırmalıyordu.

Dedektif Murat bu davanın başındaydı. Haftalardır uyumamış, kahve ve sigara dumanı arasında ipuçlarını birleştirmeye çalışmıştı. Sonunda adli tıp laboratuvarından beklenen son DNA analiz sonuçları geldi. Raporu getiren genç asistanın yüzü kireç gibiydi ve elleri titriyordu. Raporu Murat’ın masasına bırakıp arkasına bakmadan odadan çıktı.

Murat raporu açtı. Ekranda yan yana duran iki sarmal kod birbirinin aynısıydı. Kurbanın tırnaklarındaki DNA, sisteme kayıtlı olan Dedektif Murat’ın kendi DNA profiliyle %100 eşleşiyordu.

Murat şok içinde sandalyesinde geriye doğru kasıldı. Bu imkansızdı. O bir katil değildi. Telefonuna uzanmak istedi ama o an gözü masadaki küçük aynaya takıldı. Sol yanağında, tam da ilk cinayetin işlendiği gece rüyasında gördüğü o “kabus” sırasındaki kaşıntıyla örtüşen, iyileşmeye yüz tutmuş üç derin tırnak izi duruyordu.

Telefonu acı acı çalmaya başladı. Arayan adli tıp şefiydi. Murat telefonu açmadı. O sırada odanın tavanındaki havalandırma boşluğundan içeriye tanıdık, soğuk bir fısıltı yayıldı:

“Tüm delilleri yok ettiğini sanmıştın Murat… Ama uyanıkken yaptıklarını, uyurken asla gizleyemezsin.”

Murat yavaşça arkasını döndü. Odanın karanlık köşesinde, kendi yüzünü taşıyan ama gözleri tamamen kapkara, sırıtarak ona bakan bir gölge duruyordu.

1 Beğeni

Başlık güncellemesi yapılmıştır