Bir Fincan Güzel Çay | George Orwell

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/bir-fincan-guzel-cay-george-orwell/



İsyankâr karakteri ve distopik yapıtlarıyla tanıdığımız George Orwell’ın çay üzerine denemesini sizler için çevirdik, afiyet olsun! (DEVAMI…)

5 Beğeni

Zor zamanları yaşamış, zor konulara kafa yormuş biri gündelik hayat üzerine yazdığında bunun tuhaf bir çekiciliği oluyor sanırım. Metnin huzur veren bir yanı var.:blush:

Son paragrafa ve çeviri notlarına kadar çok güzeldi. Sonra arkaplan bilgisi olarak ortaya çıkan kıtlık yazarın hangi dünyada yaşadığını hatırlattı, onun adına üzüldüm.

Yine de çayın şekerli içilmesine sinirlenen, iki hafta şekersiz içsen alışırsın diyen bir George Orwell düşünmek insanı gülümsetiyor.

Çeviriye verdiğiniz emek için teşekkür ederiz. :krs:

3 Beğeni

Çay elbette şekersiz içilir.

2 Beğeni

Tam bir çay tiryakisinin sözü :slightly_smiling_face: Küçük bardakları da unutmayalım, lütfen.

Süt konusunda da doğru demiş Orwell. Pekala, pekala: Çayı sütlü içmemiş olabilirim. Fakat! Akıl var, mantık var! Eklenecek sütün miktarını ayarlamak için önce içeceğim çay miktarını bilmem gerek.

2 Beğeni

Bir ara çok içiyordum ama zamanla azalttım. Kupa bardaklar küçük bardağa dönüştü, sayı olarak da yarıya indi.

1 Beğeni

@Rosemary
Ben okumayacağım. :smile:

1 Beğeni

Bu ne şeker düşmanlığı ya. Canan Karatay’ ı geçtiniz.:smiley::smiley:
Bu arada şekersiz çay içmem, çünkü az da olsa şeker katıp o güzelim çay kaşığı ile karıştırmazsam bir eksiklik hissediyorum. O kaşık bardağın içinde olacak! :slight_smile:

2 Beğeni

Ahah çay üzerine o kadar konuştuktan sonra üstüne bu yazının gelmesi? Bu da mı tesadüf ha bu da mı, diye bağırmak istiyorum. Sana söylemiştim ama arkadaşlara da söyleyeyim, tıpkı kahvehane ağabeyleri gibi “gel bi’ çayımı iç” lafını söylemeyi çok severim, sevdiğim tüm arkadaşlara söylerim. Sen de bu saatten sonra artık çaya geri dönmelisin, benim gibi otuz bardak içmelisin, Orwell amca onaylı.

Ben de günlük hayatta sık sık çayın öneminden bahsederim, hatta bazı arkadaşlarım “üf be yeter” diyene kadar devam ederim. Bana göre bir çayı iyi yapan, çayın kaliteli olması ve doğru demlenmesi kadar içtiğin ortamıdır da. Çayı evde veya bir yerlerde içerek zevk alıyoruz ama bence çayın zevki asıl doğada çıkıyor. Odun ateşi üzerinde yıllanmış, emektar bir çaydanlıktan içilen çayın tadı bambaşka oluyor. Bu yüzden sırf çay demlemek için bile doğaya çıkarız. Aşağıya doğadaki çay demleme maceralarımızdan bir fotoğraf da koyuyorum. Sütlü çay ise ayrı bir keyif, ayrı bir güzellik. Ama yıllar içerisinde anladım ki ben sade, demli çay insanıymışım.

Çok haklısın @maviadige . Ben çayı şekersiz içiyorum ve gittiğim yerlerde bu bilindiğinden benim çayıma kaşık koymuyorlar, inan bir zoruma gidiyor, inan bir üzülüyorum. Ben de çayımda kaşık istiyorum, bu kadar mı zor bir çay bardağına kaşık koymak, böylelerinin babasının düşmanları ölmesin. O kadar yani.

4 Beğeni

Aslında şekersiz içilmesi gerektiğini söylediği çay sütlü olan, İngiliz tarzı. Yani ona da şeker atmayıversinler zaten :smiley: “Rus usulüı” dediği şeyse bizim “Türk çayı” olarak bildiğimiz çay. Yani bizimkinde şekere müsaade ediyor :smiley:

3 Beğeni

Bütün bu şeker muhabbeti üzerine, ‘Ay yok, ben hayatta çayı-kahveyi şekerli içemem. Şekersiz içeceksin, yoksa tadı anlaşılmıyor’ deyip, çayı/kahveyi yanında el kadar çikolatayla içen annem geldi aklıma :joy::joy:

3 Beğeni

@estorn,

Çaya Şeker Katanlar ve Şeker Lobisi bunu beğendi :+1: :joy:

Neyse. Günlük kötü espri kotamı doldurduğuma göre ciddi moda geçebilirim:

Rus usulü dediği Türk çayıysa… Olmaz böyle arkadaş… Hep bir şeyimizi başkasına kaptırmışız! Olmaz! Olmaz böyle! :man_facepalming:

@bluesedai,

Yani… Bana alacağı şeker oranını dengeliyormuş gibi geldi :thinking: İyi uydurdum mu :blush: ?

1 Beğeni

Evet evet oldu :joy:

Bu arada bir daha helal olsun Orwell’e! Çaydan sebeplerle bile üzerine ne konuşturdu bizi adam! Yapacağını yaptı yine :hugs:

1 Beğeni

Kaptırmaktan ziyade, aslında geleneği olduğu gibi onlardan alıp biz meşhur gibi bir durum var ortada. Cumhuriyet dönemine kadar çay bizde bilinmiyor, cumhuriyetin tarım atılımları sırasında memleketin her yanında çay denemeleri yapılıyor, Karadeniz’de tutuyor (kaliteli de tutuyor). Mesela “geleneksel” dediğimiz “semaver” bile aslında Rus geleneği ki Ruscada “semafor” kendisi, “sürekli kaynayan” gibi bir anlama geliyor. Sekizinci maddede geçen “düz, ince belli olanlardan değil.” derken neyi kastettiğini söylemeye bile gerek yok sanırım :smiley:

4 Beğeni

Cumhuriyetle gelen harf devrimi, kadınların seçme seçilme hakkı, laiklik gibi yeniliklerin yanına çay geldiyi de ekleyelim o zaman.

1 Beğeni

O zaman… Heyecandan tarihsel hatalar yaptım. Ve bundan çok ama çok utanıyorum :sweat: :slightly_frowning_face: Niye mi? Çünkü her sene çay toplamaya gidiyorum :sweat_smile: Utancımın kaynağı bitmedi… Üstelik, çayın geç geldiğini biliyordum, sözüm ona. Nereden mi? Annanemlerin gençlik zamanlarında, 1940-50’lerde yeni yeni ekilmeye başlanmış. Kâr getirdiği anlaşılınca, mısır bahçeleri sökülüp çay ekilmiş; ormanlar çaylık yapılmış. Düşünmeden lafa başlayınca, insan bildiği halde cahil cahil konuşuyor işte :sweat:

Neyse, bu arada semaver ve ince bel gibi şeylerin kökenini öğrenmiş oldum. İşte böyle Karamsar efendi… Ya merak edip araştıracaksın ya da böyle kendini rezil edip öğreneceksin :sweat_smile::sweat:

1 Beğeni

“Bi’ kahve??”

Bak böyle de oluyor :roll_eyes:

Özet

1 Beğeni