Bir İçini Döküş


(Emre ) #1

“Yüzlercesini okudum , izledim, bitirdim” diyebilirim, sıradan tüketici insanlar gibi. Sanki çok büyük marifet yaptım. Neyse. Bütün bunların sanki hayatımda hiç bir katkısı olmuyor. Hepsi bitince eski boktan hayatıma geri dönüyorum. İnsanlar hep sığır, hayat monoton. Her gün ben niye “üretici” sınıfında değilim, ben niye bu yapımın içerisinde yer alabilecek birisi değilim, ben niye bu kitabı yazamam gibi garip sancılar çekiyorum, tüm bu hengameyi yaşarken.

Aslında istediğim şeyler bunları benim yapabiliyor olmam değil aslında tamamen yazılımcı olmayı düşünen, meslek edinmek için değil, gerçektne bir şeyler başarabilmek medeniyete bir katkı sağlayabilmek amacı güden bir insanım. Fakat sanki bütün bunlar birer uyuşturucuymuş tıpkı ben de diğer bütün boş şeyler gibi bunları da tüketiyormuşum gibi. Bazı şeylerin “etki-tepki”si gittikçe azaldı ve her yeni bir “bitirişten” sonra hüznüm daha çok artıyor.

“Çok okuyan mı bilir, çok okuyan mı?” felsefesi yapıyorum. Daha sonra gün içinde düşünmekten halsiz düşüp yoruluyorum. Vitamin- mineral takviyeleriyle bir şey yapabilir miyim diye düşünüyorum? Sonrasında “ilaç sektörü” eleştirmelerini yapıyorum yine beynimde, sanki çok şey biliyorum. Sonra garip sentetik-otumsu şeylerle ben de beynimi açabilir miyim muhabbetleriyle tanışıyorum felan. Gün içerisinde sürekli sürükleniyorum ve izafiyet teorisi de bu nedenden dolayı yaşantımda çok hızlı ilerliyor. Kafayı yemek üzereyim. Böyle içimi döküp sizi dinlemek istedim. İyi geceler.


#2

Yüzlercesini okudum, izledim, bitirdim ve hepsi de hayatıma büyük şeyler kattı. Büyük bir marifet değil, ancak bir marifet. Kötü bir hareket değil, aksine iyi bir hareket. Durum şu kardeşim…

Öncelikle hayatının boktan olduğuyla ilgili şüphelerim olsa da, ben seni tanımıyorum o yüzden böyle bir yorum yapmam hem doğru olmaz hem de ukalaca olur. Yine de soralım, hayatın neden boktan? Açıklama kararı alırsan onun üzerinden de devam ederiz.

İnsanlar ise, hep sığır değil. Milyarlarca insan arasında senin düşündüğün şeyleri düşünen, senin beğendiğin şeyleri beğenen, senin beğenmediğin şeyleri beğenmeyen tamamen seninle aynı kafaya sahip olan tonlarca insan var. Özel değilsin. Sen doğmadan önce de sen doğduktan sonra da devam edecek genel anlamda “ergenlik” adı verilen dönemlerde ortaya çıkmaya başlayan adını son zamanlarda çok duymayacağın ancak her yerde görebileceğin "depresyon sevdası"ndan geliyor her şey. Hayatın kötü değilken, insanlar sığır değilken, aslında gayet de normal bir şekilde mutlu olabilecekken bahsedilen psikoloji seni böyle düşünmeye itiyor. Dolayısıyla da kendi kendini haklı çıkaracak bir kafa yaratıyorsun.

Onun dışında, hayat monoton değildir. Sistem monotondur, sistemin içinde kalmak da bir seçimdir. Sistem her ne kadar karmaşık ve komplike bir yapı da olsa aralarında devasa çatlaklar bulunduran, bu çatlakları bir şekilde kapatan bir sistemdir. Kafanı arada sırada dışarıya uzatmayı da seçebilirsin, direkt olarak sistemden çıkmayı da seçebilirsin. Burada sistemden çıkmak derken kapitalist sistemden çıkmaktan bahsetmediğimi de belirteyim, yanlış anlaşılmayalım.

E güzel yapıyorsun, sor bir daha bakalım. Ancak şu depresyon sevdasını bırakarak sor, neden değilsin? Neden yani?.. İyi bir nedenin var mı? Okul daha mı önemli? Para daha mı önemli? Üretici olmak hiç zor bir iş değil dostum, ancak böyle bir düşünce yapısıyla imkansız bir şey. O yüzden önce kendine hafif bir çeki düzen vermeye çalışabilirsin, bu spesifik depresif ruh halini bırakmak o kadar da zor değil.

Şimdi burada büyük bir sıkıntı var benim adıma, şu cümlede kullandığın “…gerçekten bir şeyler başarmak…” kısmı rahatsız ediyor beni. Gerçekten derken ne demek istediğini merak ediyorum. Kitap yazmak, film çekmek, dizi yapmak, oyun yapmak gerçekten bir şey başarmak olmuyor mu? İnsanları bu şekilde yönlendirmek, bir şeyler anlatmak, bir noktaya parmak basmak gerçekten bir şey yapmak değil mi? Yoksa ben çok fazla mı yorumluyorum dediklerini?..

Bütün bunların birer uyuşturucu olması konusunda haklısın, öyleler ancak her uyuşturucu madde kötü bir şey değildir. Günümüzde uyuşturucu madde ismi geçen çoğu madde tıpta kullanılır, yüzyıllar önce meditasyonda da kullanılmışlardır. Bahsettiğimiz bu uyuşturucu türü ise doğru tüketiciyi bilgilendirir, bir şey anlatır, bir noktaya parmak basar… Bu da kötü bir şey değildir. Boş şeyler değildir yani… Onun dışında, medeniyete katkı sağlamak adına yapabileceğin tonlarca şey var. En sevdiğin şeylerde bulunduğundan emin ol, çünkü kendisine ben neden bu eseri yazamıyorum, ben niye üretici değilim, ben niye bu yapımda değildim diye soran… Bu sorular yüzünden canını sıkan birisi sadece yazılımcı olmak istemiyordur. Bunu bu kadar emin söyleme sebebim bizzat kendimin Yazılım Mühendisliğini ikinci sınıfımın sonunda bırakıp Tiyatro bölümüne geçmiş olmamdır. Bizzat yaşadım bunu yani.

Çok düşünmek kötü bir şey değildir. En azından çoğu zaman kötü bir şey değildir. Çok düşünmek sana alternatifler çıkaracağı gibi aynı zamanda da seni her geçen zamanda biraz daha ileriye taşıyabilecektir. Ancak dediğim gibi, şu popülerleşmiş depresyon sevdasını bir kenara bırakırsak olur bu… Diğer türlü kafayı yemek üzere olmasan bile öyle davranıp devam edersin hayatına, sokakta gezen tonlarca insandan birisi olur çıkarsın. Topluma da yararın olmaz, istediği hiçbir şeyi yapmamış içi ölü olan sokaktaki Mustafa Abi olursun.


#3

Kitap okumayı özellikle okunan türe göre çok önemsiyorum fakat kişi dikkatini veremiyorsa o kitap onun için bir anlam ifade etmeyecektir. Beyninizi ne ile doldurduğunuza çok dikkat edin çünkü zamanla sizde değişim yaratacaktır. Sürekli cinayet-korku romanı ya da filmi izleyen birisinin ruh hali kötü yönde değişir çünkü beyin gerçek ile hayali ayırt edemez ve gördüğü şeyleri ‘gerçek’ kabul eder.
Olumsuz insanlardan, konuşmalardan ve negatif uyaranlardan uzak kalmayı başarırsanız zamanla ruh haliniz iyiye gidecektir tabii altta yatan bir hastalık yoksa. Kendi adıma beni geren her şeyi hayatımdan uzak tutmaya çalışıyorum.
Kitaplardaki bilgiler sadece yol açabilir, yöntem sunabilir fakat insan çoğu şeyi yaşamadan asla bilemez.

İnsanların bir çoğu cahil ve hatta okumuş cahil çünkü edindikleri bilgileri hayata geçiremiyorlar veya eylemleri ile savunduklarını iddia ettikleri uyuşmuyor. Bazıları etiket amaçlı meslek edinmiş durumda ve insanlığa katkı sunma derdinde değiller. Örneğin mesai saatlerini sosyal medyada harcayıp maaş alan çalışanlar var. Şirketler bu insanlara sosyal medyada zaman harcasın diye maaş ödemiyorlar. Baştan sağma iş yapan bu kişilerin iş akdi bence feshedilmeli ve o işi hakkı ile yapacak olana imkan sunulmalıdır.

Dünya’yı değiştiremezsiniz fakat çevrenizi sınırlayabilirsiniz yani size ters gelen insanlarla temastan kaçındığınız zaman daha mutlu olursunuz. Sosyal medyayı da amacına uygun kullanmayı başardığınız an, gözünüze batan o kitleden de kurtulursunuz.


(Kemal Küçükgedik) #4

Bu şekilde “beynini açmış” insanların çoğunluğu yüzlerinde malak bir ifadeyle ufka baktıkları için midir bilmiyorum, “beyninin kapısını penceresini iyi aç, cereyan yapsın, ahır gibi olmuş beynin,” diyesim geliyor onlara.


(Emre ) #5

Geçen hafta bir Elon Musk furyası yaşandı biliyorsunuzdur. Keşişler büyük örneği ayrıca. Bir de yazarların , mühendislerin, filozofların ne bileyim her kesimden insanların bunları kullandıklarını duydum. Özellikle Freud’un kokain muhabbeti gibi. Diğer uyuşturucu bağımlılarını yoksaydım zaten.


(Emre ) #6

Ben özellikle sosyal medya kullanmıyorum forumlar ve ekşi dışında. İnsan harekeletlerini,toplumu oldukça umursuyorum ve kötü şeylerle karşılaşınca direk üzülüp günlerce düşünüyorum. Hayat hepimize iyi mikroçevreler veya iyi aile sunmuyor. Kendimin hep olmam gereken yerden uzak olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden insanlarla anlaşamayıp “outsider” olarak kalıyorum. Bu sırada benim hakkında tamamen gerçek-dışı saçma sapan tanımlamalar yapıyorlar. Ailede başlıyor bu, akrabalar, toplum, okul, devlet, çalıştığın işyeri diye uzuyor gidiyor. İnsanlardan uzaklaşmaya çalışırken onlarla daha fazla iletişim kuruyorum bazen bu sefer de beni yanlış tanıyorlar. İnsanları da tabi o ilk büyük hatalarına kadar tanımak zor oluyor, ondan sonra ondan uzaklaşmak için de geç kalmış oluyorsun aslında. Son zamanlarda bir nevi bu konuda iyileştirme çabalarım oldu ama nafile.

Diğer kendi hayatımdan kesitler vererek durumu anlatmak isterdim ama bence gerek yok. Herkes gibi ben de kötü zamanlardan geçiyorumdur. Çalışarak bunlardan kurtulmam lazım şuan bunum farkındayım. Şu an en büyük sorunum bilgisayarım bozuldu, 6 aydır bilgisayar alamıyorum mesela döviz kurlarıyla uğraşırken siyaset ve toplum da beni bunaltıyor.


(Kemal Küçükgedik) #7

Ben yazarlık veya beyin açma ile uyuşturucu maddeler arasında bir ilişki olduğunu düşünmüyorum. Eğer böyle olsaydı madde kullanan her insan üstün yaratıcılık örnekleri sergilerdi (böyle bir durum yok), veya üstün yaratıcılık örnekleri sergileyen her insan madde kullanıyor olurdu (böyle bir durum yok).

Elon Musk, Freud, vs. gibi örnekler vermek bence hatalı. Steve Jobs da üniversite terktir mesela. Ona özenip üniversiteyi terk etmek Türkiye’de uzun dönem askerlikle sonuçlanır. Adamın hayatını karartılar, ne olduğunu anlayamazsınız bile. Türkiye’de bir insanın Tarlabaşı torbacısı olma ihtimali Elon Musk’ın milyonda biri olma ihtimalinden çok çok daha yüksektir. O yüzden göz önüne Elon’u değil torbacıyı getirerek bir resim çizmek daha gerçekçi olur.

Evet her kesimden insan çeşitli maddeler kullanıyor ancak bağımlılığa yatkın veya ailevi problemler yaşayan insanların çeşitli maddelere tevessül etmesi ancak çok kısa süreli rahatlama dönemleri ardından gelecek uzun süreli daha büyük problemler yaratır.

Yazarlık özelinde ise önemli olanın zekâ veya yaratıcılık bile değil, çalışmak olduğunu düşünüyorum. Stephen King’e kitaplarını yazdıran kokain bağımlılığı değil, günde 8-10 saat boyunca, duvara bakan o masasında oturmasıydı bence.


(Emre ) #8

Ben de zaten çalışan- aktif rol alan insanlar kullanması taraftarıyım. Bu bilgi birikimine, çalışma azmine, hayal gücüne ve felsefik donanıma ihtiyaç var zaten, doğru kullanım için.

Bu arada Steve Jobs demişsiniz ki daha fazla örneği var da. Türkiye’de adam akıllı eğitim veren üniversite 15’i geçmez. Zaten bizim yetiştirdiğimiz öğrenciler de üniversiteye niye gittiğinin farkında değil. Ben de şahsen üniversite okumayı elzem olarak görmüyorum. Ha yurtdışında bir üniversite kazanırsın bir şeyler başarırsın. Ya da yazılım geliştirip kendine pasif gelir yarattıktan sonra zaten kendine ekstra zaman yaratacağın için kendini geliştirmek için bir sürü vaktin olacağı düşüncesindeyim.


#9

Sosyal medya ben de kullanmıyorum fakat takip ettiğim birkaç forum var, ne yazık ki oralarda da seviye iyice düştüğü ve sahte kullanıcılara denk geldiğim için uzaklaşmaya başladım.

Toplumu ya da çevreyi çok dikkate alan birisi değilim, bu sebeple huzurluyum yoksa herkesi dinlemeye kalksam asla mutlu olamazdım.

Karamsarlık içinden çıkmanın en iyi yolu aktif bir yaşamdır yoksa insan kendisini dinledikçe takacak çok şey bulur. Maddiyat önemli bir konu tabii fakat insanın sevdiği işi yapması ve mutlu olması çok daha önemlidir.

Dilerim hayallerine kavuşursun, bol şans…