Black Mirror 5. Sezon: Düşük Tempolu Bir Devam mı? Yoksa Tüm Fikirler Bitti mi?


(Uygar Özdemir) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/black-mirror-5-sezon-inceleme/



Netflix’in sevilen distopyası Black Mirror’ın 5. sezonunu inceledik. (DEVAMI…)


(Hakan Tunç) #2

Diziyi az önce izledim. Şöyle söyleyeyim, hani Türkiye ekibi bayram özel bir tanıtım videosu çekmişti ya. Hah, işte o bu üç bölümün toplamından çok daha fazla bir Black Mirror bölümü gibi duruyordu.

Kendi içlerinde ve Black Mirror isminden bağımsız olarak konuşacak olursak kötü değillerdi, özellikle son bölümü izlerken keyif aldım. Ama dediğim gibi, bunlar birer BM bölümü olmaktan çok uzak dizilerdi.


(mert) #3

Zaten bu kadar popüler kişiler oynamalarının sebebi senaryo zayıflığıdır. Birazda ne çekersek çekelim izlenir modu var gibi geldi, her zaman severek izledim ama bu sezon olmamış.

İlk bölümü yedirirsin.

2 bölüm rezalet, zaman kaybı

3.bölümde ergenlik dönemi genç kız filmi tadında

Sezona puan 6.4/10


(Bahri Doğukan Şahin) #4

İlk bölümünden son bölümüne kadar yaratıcılığından bir şey kaybetmeyen kült dizi. Benim için en net tanımı budur Black Mirror’ın.

Elbette her bölüm aynı vuruculukta olmaz. Her insanın okudukları, izledikleri ve yaşadıkları bölümlerden aldığı hazzı etkiler. Mesela benim için gelmiş geçmiş en iyi 3 bölümü: San Junipero, Fifteen Million Merits ve Men Against Fire’dır. Başka biri de çıkıp benim en sevmediğim 3 bölüm bunlar diyebilir. Garipsenecek bir durum söz konusu değil.

Netflix’e geçtikten sonra bozdu diyen hiçbir yoruma katılmıyorum ve yersiz bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. Amerikalı oyuncular görmemiz diziyi yaratan ve bölümlerin senaryosunu yazan adamın değiştiği anlamına gelmiyor. Charlie Brooker yazdığı müddetçe Black Mirror, Black Mirror olarak kalmaya devam edecek.

Ağız birliği etmişçesine son 2 sezondur herkesin diziyi düzenli olarak yermesini saçma buluyorum. Değişen bir şey yok ki. Daha az etkileyici bölümler olduğu düşünülen bölümlerin üzerine bile bir süre düşünüldüğünde aslında o bildik Black Mirror çizgisinin dışına çıkılmadığını görmek mümkün.

Ne yani onlarca bilimkurgu yazarı okuyoruz diye dizinin bölümlerine neden kötü diyelim? Ben de bu kurguları Asimov’dan, Ballard’dan, Bradbury’den, Lem’den, Le Guin’den, Vonnegut’tan ve daha birçok bilimkurgu yazarından okudum ama diziyi kendi içinde değerlendirmek gerek. Tüm dünya bilimkurgu okumuyor ne yazık ki.

Ve Charlie Brooker da son derece iyi bir bilimkurgu okuru olduğu için cidden iyi bir sentez sonucu güzel senaryolar yazıyor. Yolu açık olsun.


(Uygar Özdemir) #5

@magicalbronze tamamen katılıyorum, çektikleri o bayram reklamı dahi daha özgündü. Aslında keşke her ülkeden böyle adetleri uyarlasalar distopyalara, ne güzel olur.

@mrtavcii ikinci bölümün rezalet olduğunu yalnız biz düşünüyoruz sanırım, başka incelemelerde okuduğuma göre epey sevilmiş o bölüm. Garip.

@DenaroForbin yok yahu, eğer ağız birliği yapıp incelemeyi yazsaydık böyle olmazdı nitekim ben dördüncü sezonu bu sezona nazaran severek izledim. Ünlü simaların oynamasına diyecek bir şeyim yok, çünkü rollerine hepsi cuk oturmuştu. Ve aynen dediğin gibi yine o “Black Mirror” havası sürüyordu. Sadece incelememde de uzun uzun yazdığım gibi önceki bölümlerde olan fikirlerin devamıydı. Bense yepyeni bir şey görmek istiyorum.


(Bahri Doğukan Şahin) #6

Aslında daha çok Ekşi Sözlük gibi platformları düşünerek yazmıştım o kısmı, direkt senin yazınla alakalı değil yani. Sırf eleştirmek için eleştiriyor millet. Tutarlı bir eleştiriye nadir rastlıyorum.

Hepimiz farklı şeyler görmek istiyoruz elbette. Mesela ben kafaya takılan çip gördüğümde “Ama bunu en az 4-5 bölümde gördük, hani yenilik yahu!” demek yerine, “Bakalım Brooker amcamız bu sefer hangi açıdan bakmamızı sağlayacak?” diyerek heyecanlanıyorum. Ve bence bu yeterince “farklı” bir hikaye sunuyor bana.

Çipin olduğu her bölüm aynı gelmiyor bana. Çünkü birinde çip anıları kaydeden bir hatırlatıcı görevi üstlenirken, birinde sanal bir dünyada 80’leri yaşatabiliyor bize. Veya bir oyunda gerçek hisler hisseden iki arkadaşın aralarındaki ilişkiye kafa yormamız istenebiliyor. Bu esnada sana kadın erkek ilişkilerini, eşcincel ilişkileri, insanın cinsel tabularını, dünyaya hangi açıdan baktığını, yaşamındaki etik kodları, bunun psikolojik yönden yaptırımlarını sorgulatabiliyor. Çip deyip geçmemek lazım, en az onlarca farklı senaryo daha yazılabilir bu konu üzerine.

Sonuç olarak, her bölüm insanı ürkütüyor ve bu da Black Mirror’ın çizgisinden sapmadığını gösteriyor. Kimi yerlerde bazı bölümlerin mutlu sonla bittiğini yazan insanlar gördüğümde istemsizce kahkaha atıyorum. İzleyip geçen, düşün(e)meyen bir kesim var ve ne yazık ki senaryoların ne kadar korkutucu olduğunu anlayamıyorlar.


(Uygar Özdemir) #7

Aslında seninki biraz daha olumlu bir bakış açısı ve tam olarak da doğru olduğunu düşünüyorum. Yani evet, çip ile ilgili tema aynıydı ama dediğin gibi her bölüm farklı bir açı sunuyor. Buna çok tamamım ben, yalnız bu sezonun ikinci bölümü konusunda tartışmaya dahi giremeyiz. Telefonlardan kafanızı kaldırın önermesinden başka ne vardı ki ortada?

Black Mirror çizgisinden sapmıyor evet ama kolaycılık da yapmıyor mu?

Mutlu son konusuna gelince, beni o tür bölümler daha mutlu ediyor ya. Asıl farklı açıyı o kısımlar sunuyor. Her şeye rağmen insanların bir yol bulup çıkabilmelerini izlemeyi seviyorum.


#8

Satılık PS4 Mortal Kombat, çiziksiz


(Emre ) #9

Gayet iyiydi. İkinci ve üçüncü bölümü çoğu sedanter anlayamamış. Kimisi ikinci bölümü kamu spotuyla bir tutmuş. Üçüncü bölüme Disney saçmalığı demiş. Bilmem, Black Mirror belki de seyirci eliyordur.