Brandon Sanderson'ın Parlayan Şövalyeleri Hakkında Bildiğimiz Her Şey


(Kayıp Rıhtım) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/brandon-sandersonin-parlayan-sovalyeleri-hakkinda-bildigimiz-her-sey/



Brandon Sanderson’ın Fırtınaışığı Arşivi serisinde geçen Parlayan Şövalyelerin tarihini, tarikatlarını ve bireysel üyelerini konu alan detaylı bir dosyayı 11. Yıl Şenliklerimiz kapsamında sizler için çevirdik. (DEVAMI…)


#2

Sizi bilmem ama bir dizinin bu denli uzatılması bana saçma geliyor. 15 ciltlik, 10.000 sayfalık Zaman Çarkı ve 10 ciltlik olması tasarlanan bu Fırtınaışığı Arşivi dizisi…

Hadi üçlemeyi anladım, beşlemeyi de anladım ama nedir bu on binlerce sayfalık diziler, on beşlemeler, onlamalar… Bir şeyi tadında bırakmak daha iyi değil mi?

Hani, ölmeden önce okunacak bu denli kitap varken… :thinking:


(Emre Can Doğan) #3

Diskdünya’ya hiç bakma. :smiley:


(Can) #4

Zerre katılmıyorum bana göre de üçlemeler ikili seriler saçma. Koşarcasına kurtarılan dünyalar, o dünyaların olayların içinde apar topar özet geçer gibi verilmesi, hem dünyaya hem karakterlere tam ısınmışken serinin bitmesi… Başkası için sorun değildir ama benim gibiler için dünyanın en güzel şeyi uzun serilerdir. Hatta Zaman Çarkı bence daha uzun olsaydı daha iyi olurdu. Neyse zevkler ve renkler olayı.

Bu arada yazı 3. Kitapla ilgili spoiler içeriyor mu soyleyebilir mi biri?


(Hiçliğin bekçisi…) #5

Bazı seriler için katılabilirim size ama bazı seriler içinse katılamıyorum malesef. Bu yazarlar bir dünyayı size enine boyuna sunuyor ve bir noktadan sonra bu dünyaların bir parçası oluyorsunuz. Eğer bunu eleştiriyorsak düzinelerce kitabı olan yazarları da eleştirmek gerekir. Tek bir evrene ait uzun bir seri ile bir yazarın elli farkı öyküye ait elli farklı kitap da benim gözümde aynı. On bin sayfalık bir serinin içerisinde de o elli farklı kitaptaki karakter kadar karakter ve hayat öyküsü var. Hepsinin kendi hikayesi var. Şimdi Mark Twain’in tüm öyküleri bir evrene ait olsa ve hepsinin hikayesi birbirine dokunsaydı güzel olmaz mıydı? Bu şekilde bakarsak bence aynı kapıya çıkar. Tabi bu benim görüşüm.

@Ishamael yazı Kralların Yolu ve Parlayan Sözler baz alınarak hazırlanmış. 3. Kitaba dair bir şey göremedim.


#6

Dediklerinize bir noktada katılırken bir noktada pas geçiyorum. Şimdi Robert Jordan’da uzun seri yazmış R.A Salvatore’da ama biri bir ahenk ile hikayeyi sonlandırırken diğeri artık süründürmeye başlamıştır.


(Muhammet Topcu) #7

Tor sitesindeki orijinal metinde Oathbringer ile alakalı spoiler içermediği yazmış. Birebir çeviri yapıldıysa sıkıntı olmaması lazım ama henüz okumadım doğrusu ^^


(M. Ihsan Tatari) #8

Hayır, yok. Sadece ilk iki kitapla ilgili bilgiler var.

Aslında Edgedancer adlı kısa romandan alınma 3-4 bilgi de vardı ama onları sonradan çıkarttım. Ülkemizde yayınlanmamış kitaptan sürprizbozan vermek hem hoş değil hem de insanları bu dosyayı okumaktan uzak tutacak bir şey sonuçta.


(G Tan) #9

“* Nale, Szeth’e ondan iyi bir Semadeşen olacağını söyleyip kendisine Nightblood’u vermiştir ( PS Bölüm 88). Spren bağına yönelik bir kanıt yok.”
bence Szeth’i semadeşenler tarikatinda yazman gerekir. Hatta spren bağıyla ilgili PS kitabıında bir yorum var:

"Szeth daha önce metal kını olan bir kılıç görmemişti. Ve kim bir Parekılıcı’nı kına koyardı ki? Ve Kılıç’ın kendisi ise… Siyah mıydı? Kayaların üzerinde kayarken iki santim kadarı kınından dışarıya çıkmıştı.

Szeth metalden yükselen küçük siyah bir duman ipliği görebildiğine yemin edebilirdi. Fırtınaışığı’na benziyordu, ama koyuydu.

Merhaba, dedi zihninin içinde neşeli bir ses. Bugün biraz kötülüğü yok etmek ister miydin?"


(Kingebu) #10

Sorun şu ki bu tarz seriler tadından yenmiyor. :slight_smile: Bundan dolayıdır ki, okuyucuları 10 15 sene süreceğini bilmesine rağmen bile sıkılmadan heyecanla okuyor.Zaten bu tarz seriler çok nadir olarak çıkıyor ve genelde sıkı hayran kitleleri var.


(Muhammet Topcu) #11

Tam da bu sebepten okumaya çekinmiştim, harikasınız :slight_smile:


(orhan capas) #12

Szethi bir buyu kullanicisi yapan sey su an itibariyle Nightblood-Gecekani ile olan bagi. Baska bir gezegenden gelmis olsa bile (bknz. Nalthis-Savaskiran) bu gezegende spren bagi olark sayiliyor ama Szethe bahsettigi gucler Semadesen gucleri olmayabilir. Ne tip gucler olacagi bile belli degil.

Bu arada yazi cok hos olmus hosuma gitti. Minnacik bir elestirim olacak, Sandersonun uydurdugu terimlerin cevirileri bunlar olacaksa alismak biraz zor olacak. Anlamlarini cagristirdigi duygusunu alamadim pek, sahsi fikrimdir.


(Yusuf Ekici) #13

@aesacus Savaşkıran’ı okuduğunuzda o cümlenin sahibinin bir spren olmadığını tam olarak anlayabilirsiniz. Sevgili @yafeshan da daha açık bir cevap vermiş zaten.

Yazıyı beğendiğine çok sevindim, terimleri kitapların Türkçe çevirisinden cımbızla çekerek buldum yani yayınevinin çevirdiği terimler. Şanslıydım tüm Knight Orders (Şövalye Tarikatları) isimleri ilk iki kitapta geçmiş, yalnızca onlar değil diğer tüm terimler de vardı*. Benim inisiyatif kullandığım bir durum yok. Şahsi fikrinize ben de katılıyorum bazıları bana da uygunsuz veya yetersiz geliyor :smile:. Belki de alışkın olmadığımdandır, Oathbringer çıktığında bir de Türkçe okumayı umuyorum kitapları belki o zaman alışabilirim.

*: Yalnızca “quirk” olarak adlandırılan iki dalganın birleşiminde ortaya çıkan garip özellikler (Shallan’ın tek bakışta birinin resmini çizebilmesi gibi.) kelimesini bulamamıştım zaten o da “gariplik” olarak yer alıyor metinde. Mesela "squire"ın “silahtar” olması beni epey rahatsız etmişti, karşılığını tam veriyor mu vermiyor mu bir türlü karar veremiyorum.


(orhan capas) #14

En cins gelen terim cultivation icin terbiye cevrilmesi. Bazen ozel terimlerin cevrilmemesi gerektigini dusunduruyor


(G Tan) #15

Eleştiri değil, bir soru : “Nightblood” kılıcını savaşkıran’daki kılıç ile nasıl bağdaştırdınız? Bir yerlerde yazıyor mu yoksa adının aynı olduğundan dolayı mı?


(Yusuf Ekici) #16
Özet

Yalnızca isim benzerliğinden ibaret değil tabii ki. Kaladin’e parekılıç eğitimi veren ardentin (Zahel) aslında Vasher olduğundan okurlar olarak şüphelenmiştik zaten. Sorulduğunda da yazar bu bilgiyi onayladı. Vasher daha kolay hayatta kalmak için (Nefes ihtiyacı var çünkü) Nalthis’den Roshar’a göç etmiş. Zaten Nightblood’ın Roshar’daki parekılıçları örnek alarak yapıldığını da yine yazar doğrulamıştı, kısacası Nightblood sahibi ile birlikte Roshar’da ama nasıl ayrı düştüklerini henüz öğrenmedik.

Bir de bu yazının kaynağı gösterildi. Benim bağdaştırdığım bir şey olması mümkün değil, çünkü ben yazmadım bunları. Metnin yazarları Brandon Sanderson’ın beta okuyucuları. Hatta Lyndsey karakter olarak da kitapta bulunuyor (Lyn), onlardan daha sağlam kaynak yazarın asistanı olur ancak :joy:.


(orhan capas) #17

Savaskiran gezegeni Rosharla en fazla icli disli oldugu bilinen gezegen su an. Nightblood giren cikanlardan sadece biri, ve kendisinin Kozmerdeki en tehlikeli varliklardan biri oldugu soylendi yazar tarafindan. Nightblood bir parekilictan daha etkili.

Savaskiran tarafindan (gezegen Nalthis) Roshara gelmenin esas sebebi buyu kaynaginin cok benzer ve bunun Roshar tarafinda nisbeten daha kolay bulunabilir olmasi