Bugün Ben Şunu Öğrendim:


#583

Bazen eski dönemlerde yaşasam daha mı güzel olurdu diyorum sonra ya veba, grip gibi hastalıktan ya da savaşlar yüzünden çok yaşamazmışım gibi geliyor.


(Mustafa Yıldız) #584

Aslında elmasın mücevher olarak bu kadar değerli bir taş olması 20 yy’a dayanıyor diye biliyorum. Özellikle 20. yy.'da bu elmas çıkaran şirketler tekelde toplanıyor suni arz yaratarak elmasın değerini arttırıyorlar. A diamond is forever sloganıyla tüm ünlüler bir birlerine elmas yüzük ile evlenme teklifi falan ediyorlar. Bunlar hep o dönem De Beers şirketinin isteğiyle N.W. Ayer’in başının altından çıkıyor ve elmas patlıyor gidiyor. Elmas öncesinde de değerli bir taş ama günümüzdeki değerini 1947’deki reklam çalışmalarına borçluyuz.

Edit: Bu reklam kampanyası 1950lerde başlamış ve bitmiş bir kampanya değildir aslında 1930lu yılların sonundan günümüze kadar devam eder. Hatta James Bond filmlerinden birinin ismi bile Diamonds Are Forever. WW1’in sonucu ve büyük buhran sonrası insanların alım gücünün düşmesi de arzı azaltmş olabilir ama yine de 20.yy öncesi elmaslar bu kadar değerli değildi.


(Hiçliğin bekçisi…) #585

Ben şimdiye kadar kesin ölmüştüm. Veba filan da pek gerekmez bana. Başımı belaya sokarım ben. Üstelik şanssızlığım da düşünülürse kesin bir şey gelirdi başıma. Fazla deneyimci insanım bu yüzden hep “Acaba şöyle yapsak nasıl olur?” düşüncesiyle hareket ediyorum ve deniyorum. Bazen güzel sonuçlar elde etsem de bazen pek de iyi olmayabiliyor. :sweat_smile: Hatırlıyorum annem az bayılmamıştır benim yüzümden. :grimacing:


(Emre ) #586

Şeker kullanmıyorum ben ya tatlandırıcı kullanıyorum diyen insanların kendilerini 800 kat daha fazla zehirlediklerini öğrendim.


(Berke) #587

bugün farkettim ki metallica’da seviyormuş kendilerini

cidden çok güzel şarkı ya. eskiden burning for you, dont fear the reaper falan denk gelince dinlerdim ama bunu keşfettikten sonra gittim 80’lerdeki aor albümleri dahil hepsini dinledim.


(Doğan Can Urul) #588

3 Boyutlu Fobiler kitabı diye bir şey varmış.


(Cankut Değerli) #589

Açılır Kitap olarak geçiyormuş türkçe’de de.


#590

Kombide E 10 yazıyor ve çalışmıyorsa, suyunun olmadığını öğrendim. Alttaki bir vanayı açıp barometrede 1,5’a gelene kadar bekleyip kapatınca düzeliyormuş.


(Can) #591

Her kombide o kod değişir. F6 oluyor bazen.


#592

Aa, çok mu sık oluyor peki? İlk defa kombili bir evdeyim, arkadaşımda ama kendisi de yoktu. Ulaşamadım da, youtube’dan gördüğümce yaptım bir şeyler. :d


(Can) #593

Sıklığı değişir. :slight_smile: Eğer petekler su veya buhar sızdırıyorsa çok sık değilse birkaç ayda bir o hatayı vermez hatta bir kış dönemi bile vermeyebilir. Bir şey olursa yaz yardımcı olmaya çalışırım. :slight_smile:


#594

Öyle durup dururken aklıma geldi birden:

Toprak ve gökyüzü, sanki iki ebedi sevgili gibi değil mi? Milyonlarca canlının yükünü taşıyan yaşlı toprak ve elinden ne gelirse gelsin doğanın katlini durduramayacak olan gökyüzü… “Ağlama” diyen sevgilisini dinlemiyor, gözyaşlarıyla ıslatıyor onu. Öfkeden kuduran kara topraksa köpürüyor, homurdanıyor, depremler yaratıyor ve insanları def etmeye çalışıyor üzerinden. Buna karşılık “Yapma” diyor gökyüzü, “yedi katımı birden onlar doldurdu, sonsuz karanlığa karşı desteklediler beni.” Rahatlıyor toprak, o sene bereketli geçiyor. Bir anlığına da olsa insanların varlığını unutuyorlar. Buruk bir gökkuşağı eşlik ediyor onlara.

Öğrenmedim tabii ki, hissettim bunu kısa bir süreliğine. Konuya uymasa da yine de içimde kalmasın dedim.

Ya tuhaf biriyim ya da bu tür zırvalıklar uydurmak için boş vaktim var. İkisinden biri :confused:


(Enver Arman ★) #595

Tahmin edebildiğiniz başlık altında rıhtım sakinlerinin ne kadar acımasızlaşabileceklerini öğrendim.


(Onur Şahin) #596

Tahmin edemedim :slight_smile: Hangi başlık ki bu?


(Enver Arman ★) #597

Akılçelen soru hattı (⌒∇⌒)
Sizin sert eleştiriniz benim için kutsal efendim. Yanlış anlaşılmaya kurban gitmesin.


(Onur Şahin) #598

Estağfurullah o aklıma gelmedi. :slight_smile: Sadece hangi konu olduğunu gerçekten anlamadığım için sormak istedim.


(Can) #599

Bizim gibi okuyucular olmasa yayınevleri neler neler yapar da neyse. Belirtmek istedim gereksizce.


(Hiçliğin bekçisi…) #600

Anneannem ağzıyla:

“Aa, aa ne dedim ki ben şimdi? Bir şey mi dedim? Hiç konuşmadım.”

Not: Bana tam on sene baktı kendisi. :roll_eyes:


#601

Salak yerine konulmaya çalışılınca sakinlerde acımasız olabiliyor.


(Enver Arman ★) #602

Yayın evine karşı değil, birbirinize karşı.
İnsan okudukça üzülüyor. (ಥ﹏ಥ)