Çevirinin Tesellisi: Her Roman Çevrilebilir mi?

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/her-roman-cevrilebilir-mi/



Kelimelere tutulan ayna her zaman gerçekleri yansıtabilir mi? Bir metnin, başka bir dile çevrilemeyecek kadar özgün olması mümkün mü? (DEVAMI…)

3 Beğeni

Bana kalırsa Hans Vermeer’in skopos kuramı edebi metinler hariç bütün metinlerin çevirisi için oldukça işlevsel. Çünkü edebi metinler dışındaki bütün metinlerin gerçekten de somut birer amacı var. Bilgi içeren metinlerde amaç bilgiyi en doğru şekilde aktarmakken reklam metinlerinde aynı ürünü başka kültürden birine de satmak. Yapı marketi Götzen’in Türkiye’ye Tekzen ismiyle girmesi, Coca Cola’nın ramazan sofralarında boy göstermesi, Buz Devri’ndeki Miskin Sid’in “Hanım, hanım bunlar benim çocuklarım” demesi amaca yönelik kültürel çevirinin güzel örnekleri. Hatta Coca Cola örneğindeki gibi çeviri her zaman yazılı olmak zorunda bile değil.
Ama iş edebi çeviriye geldiğinde yapılması gereken bu kadar belirgin olmuyor. Düz yazı ve şiir arasındaki devasa farkın yanına düz yazının kendi içindeki zenginliği de eklenince bir kuramla açıklanamayacak kadar karmaşık bir durum doğuyor. O yüzden en iyisi yukarıda da bahsedildiği gibi esere özgü çeviri tekniklerinin uygulanması. Zaten çeviri metinlerin başlı başına eser sayılmasının sebebi de bu.
Ben yazara ve yazım tarzına azami düzeyde bağlı kalındığında ve çıkmazlara girilince çağrışımsal çeviriye başvurulduğunda iyi bir romanın herhangi bir dilde iyi bir roman olmayı sürdüreceğine, çünkü edebiyatın her ne kadar ana malzemesi dil olsa da dilüstü bir düzlemde yapıldığına inanıyorum.
O yüzden çevirinin çoğu zaman imkanlı imkansızlıklarına kafa yormak çok keyifli ve faydalı olsa da “biz ne okuyoruz kim bilir” deyip umutsuzluğa kapılmak yerine çevirmen ve yayınevi konusunda seçici olmanın, okur olarak da bir yabancının bize ne anlatmaya çalıştığını anlamak için çaba göstermenin yeterli olacağını düşünüyorum.

2 Beğeni

Değerli ve açıklayıcı yorumunuz için çok teşekkür ederim :slight_smile: Skopos teorisinin edebiyat dışı metinlerde işlevsel olduğu konusunda ben de dile getirdiğiniz gibi son derece hemfikirim. Ama evet, söz konusu bir edebî metin olunca, üstelik bu metin kurgudan ziyade estetik kaygıyı önceliyorsa çevirmenin üç seçeneği kalıyor: birebir biçimsel çeviri yapmak, anlamı duyumsatmak, yahut metni kendi üslubunda yeni baştan yazmak. Yazar ne kadar özgün olursa çeviri için de o kadar özgün bir teknik ve süreç gerekiyor. Bana kalırsa Vasaas’ın romanındaki güzellik ve zorluk, roman dilinin şiir diline ve estetiğine çok yaklaşmış olması. Bu da şiirin çevirisi konusunda Benjamin’i haksız çıkarmıyor :slight_smile:

2 Beğeni