Çevirmenin Çemberi: Conan

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/cevirmenin-cemberi-conan/



Conan külliyatının ilk cildini bizlerle buluşturan Hüseyin Aksakal, kitabın çeviri macerasını, yaptığı derin araştırmaları ve çok daha fazlasını sizler için anlattı. (DEVAMI…)

15 Likes

Çok güzel bir yazı olmuş. Çevirmene sonsuz teşekkürler. Umarım diğer karakterlerin hikayeleri de basılma fırsatı bulur. Robert E. Howard çok özel bir yazar.

2 Likes

Elinize sağlık Hüseyin Bey, doyurucu ve okuması keyifli bir yazı olmuş. Bir çevirmenin geçtiği yolları gayet güzel açıklamışsınız. Okurken bazen kendi ilk yıllarımı görür gibi oldum :slight_smile:

Çevirdiğiniz terimlerin bazıları konusunda size katılamasam da (Thunder Nehri gibi), bazılarında da hak verdim. Özellikle Conan’ı daha iyi anlayabilmek için diğer yazarları da okuyup çevirmeye başlamanız takdir edilesi. “Konan-konmayan” esprisine de ayrı güldüm :smiley:

Tekrardan elinize sağlık.

5 Likes

Nefis bir yazı gerçekten. Ellerinize sağlık. Araştırmalarınızın derinliği inanılmaz. Ben bu yazıda kayboldum siz masa başında kimbilir neler yaşadınız… Wikipedia’da bağlantılar arasında kaybolmak gibi bir şey olsa gerek. Sanırım buradaki önemli nokta hedeften sapmamak. Siz de bunu başarmışsınız gibi görünüyor.

@mit’in belirttiği Thunder Nehri özelindeki eleştiriye aynen katılıyorum. Okurken karşıma çıksa garipserdim sanırım. Daha önceki çevirilerde o şekilde kullanıldı diye bir kez daha aynısının kullanılmasına gerek yoktu düşüncesindeyim.

Başarılarınızın devamını dilerim. Çeviri sürecinizi bizimle paylaştığınız için de teşekkür ederim.

4 Likes

Thunder Nehri konusundaki eleştiri doğrudur. Bu yüzden “Serbestçe” ifadesini kullandım. O da nazar boncuğumuz olsun. Yine de en başta serbestçe düşündüğüm bu ismi yeniden enine boyuna düşündüm de yine içinden çıkamadım. “Thunder River” sözcüğünün akustiğine dikkatinizi çekerim. “Gökgürültüsü Nehri” deseniz o akustik gidiyor. “Fırtına Nehri” akustiği karşılıyor ama anlamı tam karşılamıyor. Bilmem çizgi roman çevirisi yapan arkadaşlar da böyle mi düşündü?

Çeviri benim için bir hedef değil, bir araç. Bir eseri çevirmek suretiyle kendiniz eser sahibi olmuyorsunuz. Yani yasalar çevirmeni çevirinin eser sahibi sayıyor ama asıl eser sahibi ne olursa olsun yazarın kendisidir. Çeviriye başladıktan sonra çevremde gördüğüm her şeye daha farklı gözlerle bakabildiğimi, bu işin kişisel gelişim anlamında çok fazla semeresi olduğunu fark edince devam ettim. Bu çerçevede,–yayınlansın isterim ama–hiç yayınlanmayacak olsa bile çeviri yapmayı sürdürmem gerektiğine inanıyorum. Yukarıda da izah edildiği üzere Conan’ın yayınlanması bir çeşit “Kaza”, anlık bir kaprisin beklenmedik sonucudur.

Geri dönüşümlerde, ufak tefek kusurların–klavye hataları, düzeltmeler esnasında değişen bazı cümlelerdeki anlamı değiştirmeyen bozukluklar filan-- görmezden gelinerek çalışmanın geneline odaklanıldığını görmek çok sevindirici. Başkalarının yaptığı çevirileri okurken ben de aynısını yapıyormuşum da farkında değilmişim. Şahsıma geri dönüşlerin inanılmaz cesaret verici olması, şahsımın yeteneğinden ziyade Conan severlerin gönlünün büyüklüğünden kaynaklanıyor kesinlikle.

Selamlar…

5 Likes

İlk kitabı şimdi İdefix’ten sipariş vereceğim de, Anasır-ı Erbaa’ya takıldım ben. Çevirmenin eline sağlık, fakat keşke kitap okurken yanımızda sözlük bulundurmak zorunda kalmayacağımız şekilde çeviri yapılsa. Kitabı okurken Anasır-ı Erbaa tabirine rastlasam, doğal olarak sözlüğe bakacaktım. Bence Dört Element dense daha anlaşılır olurdu. Neyse, umarım bunun gibi tabirler çok kullanılmamıştır.

3 Likes