Çevirmenin Çemberi: Kara Prizma


(M. Ihsan Tatari) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/cevirmenin-cemberi-kara-prizma/

image

Epik fantastik türündeki Işıkyaratan Serisi’nin ilk kitabı olan Kara Prizma’nın zorlu çeviri hikâyesi huzurlarınızda. (DEVAMI…)


#2

Vay canına! Başlığı ‘Kitapta çevirmen faktörü neden önemlidir?’ de yapabilirdiniz… Elinize emeğinize sağlık. Kitabı sevemediğinizi düşünüyorum, bizler sevelim diye kendinizi feda etmişsiniz sanki. :joy: İlk kez bir kitabı okumadan kitabı seversem çevirmeni sayesinde seveceğime eminim. Devamında umarım ilk kitaptaki güçlüklerle karşılaşmazsınız. Kolay gelsin.


(Yaprak Onur) #3

İtiraf ediyorum okurken baya kıkırdadım. Ama lütfen kızma @mit, neyle uğraştığımı biliyorsun biraz kıkırdamaya ihtiyacım var. :blush:
Çeviri için de, çember yazısı için de ellerine ve kalemine (klavyene?) sağlık! Merak ettirdin kitabı!


(M. Ihsan Tatari) #4

Valla şunu anladım artık, bir insanın çevirdiği kitabı çok sevmesi nadirdir. Genellikle sinir olarak geçiyor günlerimiz :slight_smile: Başlıktaki çember o çelik çomakla çevrilen çember değil zaten, bildiğiniz “daralan” çember. Çevirmen familyası olarak darlanıyoruz :smile: Çok teşekkürler…

Kızayım diyorum da Hiperborya’daki hiperaktif arkadaşlarımın hiperbolleri geliyor aklıma, vazgeçiyorum :stuck_out_tongue: Çok çok kolay gelsin arkadaşım. Ve teşekkürler.


#5

@mit çevirisi yeni bittiğinde benim için orta halli (buna benzer bir yorumdu tam hatırlamıyorum) bir fantastik kitap yorumu yapmıştınız. Sizin görüşlerinize değer verdiğim için o yorumunuzdan dolayı kitap okuma listesinde biraz geriye düştü. Sonuçta beğenip beğenmeme kişisel bir durum ama hala aynı görüşte misiniz?


(Hiçliğin bekçisi…) #6

Bu konuda kendim adına teşekkür ederim. Sırf bu sebeple okurken resmen gözüme kan oturan kitaplar var. Panda gibi bir sağa bir sola debelendiklerim var. Son zamanlarda yazarların bu isim tekrarlarını çok yaptığını düşünüyorum. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz emin değilim…

Yukarıdaki gibi bu konuda benim kafamı kurcalayan ikinci etmen. Bazen çevirilerde de açıklık getirilmediği için geriye dönüp sırayla sayıyorum ama tutmuyor. Aynı kişi arka arkaya konuşuyormuş meğerse. Tabii bunu da üç-dört defa okuyarak fark edebiliyorum. Bu da eserden aldığım zevki baltalıyor.

:rofl: Kafamda deli görüntüler var. :smiley: İlk görüntü Adnan… :sweat_smile:

Bu kısım biraz kafamı kurcaladı. :thinking: Buradaki “lux” ışık anlamında kullanılmamış mı? Kitabın içeriğinde yani “lüks” ile doğru orantılı bir anlam mı var yoksa ışık ile mi orantılı? Ben ışık ile doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Kelime kökeni olarak ışık,ışıma,ışın,parlama vb. daha doğru olmaz mıydı? Tabii burada karar verecek olan sizsiniz. (Vermişsiniz de zaten :smiley: ) Ben sadece “meraktan” soruyorum. :grin: Gerçi “ışıktar” kelimesi de var kitapta. Belki karışabilirdi. “Işık emmi” demek de komik olurdu din adamı için. :rofl:

Kitabı çok merak ediyorum. Tam benim seveceğim tarzda olduğunu düşünüyorum ama devamı gelmeden başına oturamayacağım. Biraz daha direneceğim. İkincinin çıkmasına yakın belki birinciyi okuyabilirim. Üçüncünün çıkmasına yakın da ikinciyi okumaya başlayabilirim. Çok dayanamadığımda böyle yapıyorum.

Okurken çok eğlendim. Allah affetsin. (Siz de affedin.) Elinize, kolunuza sağlık. :vulcan_salute:


(İshak Asımoğlu (Asimov)) #7

@mit abi bu eseri senin çevirin ile okuduğumuz için eline sağlık, çevirmenin çemberi yazı dizisinde sıra gökteki çakıl taşında. Ayrıca ışıktar ismi sanki Osmanlı’daki bayraktar’dan türemiş ve bence iyi olmuş. Birde Anadolu’da köylerde ışığa Lüküs derler, o zorlandığın lüksiyat kısmına bu olabilirdi.


((Eski Nick İBow) Emre) #8

Well done da 10 harften oluşmuyor ki @mit


(M. Ihsan Tatari) #9

Dediğiniz gibi, o kişiye göre değişir :slight_smile: Ben yaklaşık 20 yıl boyunca çok fazla fantastik kitap okudum. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, diğer Tolkien kitapları, Yerdeniz Büyücüsü, Elric serisinin altı kitabı, 15-20 tane Ejderha Mızrağı romanı, bir o kadar Unutulmuş Diyarlar kitabı, Ölüm Kapısı serisi, Harry Potter, Elantris, Kralların Yolu… diye gidiyor.

Tüm bunlardan sonra David Eddings’in Belgariad’ını okuduğumda biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü bir doymuşluk var artık ve benzer olay örgüsüne sahip eserleri (seçilmiş kişi büyük karanlık kötülüğe karşı) okumak beni tatmin etmiyor. O yüzden Kara Prizma’yı çok çok çok beğenmedim. Güzel kitaptı, kötü değildi ama çok yeni bir şey de katmadı bana.

Öte yandan Emre Aygün (İthaki editörü) kitabı inanılmaz sevdi ve okurken çok eğlendi. Çünkü fantastik okuma aşkı içinde hâlâ yanıyor :slight_smile: Hâlbuki o benden çok daha fazla kitap okumuştur bu türde. Dediğimiz gibi, kişiye göre değişir. Şimdiye dek okuyanların çoğu memnun gibi. Yeni bir yazar, yeni bir evren… Kararınıza etki etmek istemem. En iyisi ilk üç bölümü okuyup kendiniz karar verin.

Teşekkürler Agape :slight_smile: Ben bunu internet sayesinde kitap çıkarmanın yurt dışında kolaylaşmasına ve dolayısıyla yeni yazarların artmasına bağlıyorum. Stephen King, Ursula Le Guin ve Ray Bradbury gibi isimler kitaplarını bastırabilmek için ciddi emekler sarf etmiş, bol bol reddedilmiş ve bu yüzden yazdıklarını gözden geçirip kendilerini geliştirmek zorunda kalmış insanlar. Ama son 10 yılda yurt dışındaki çoğu yazar kitaplarını çok daha kolay bastırıyor.

Brent Weeks de bu yeni yazarlardan biri. Henüz yolun çok başında ve Kara Prizma dördüncü kitabı. Kendisini geliştirmesi, daha çok çalışması gerekiyor. Ancak şu anda bile yazdıkları milyonlar satarken böyle bir şeye ihtiyaç duyar mı bilmem :slight_smile:

“Lux” ışık anlamında, evet. Büyü kitapta ışık tayflarının şekillendirilmesiyle yapıldığı için “lux” kelimesinden türetilen bir sürü terim var. Mesela büyüyle yaratılan maddeye “luxin” deniyor. Büyü yapabilen soylular Luxlords olarak geçiyor. Din görevlileri de luxiat… Falan filan.

Şimdi kitapta bir “light” var, bir de “lux.” Yazar bu iki kelimeyi ayrı ayrı terimler olarak kullanmış. Lux’ı genellikle büyüyle ilişkilendirmiş. Dolayısıyla ona sadece ışık diyemezdim, ya da demek istemedim. Lux yerine “akı” kullanmayı düşündüm önce, fakat onun tam karşılığı “flux.” Lümen desem, onun karşılığı da “lumen.” Ve bu iki terimin sonraki 4 kitapta karşıma çıkmayacağının garantisi de yok :slight_smile: Işıma, pırıldama, parlama gibi kelimeler de bol bol geçiyor ayrıca metinde.

Öte yandan "lux"ın tam çevirisi, yani “lüks” bizim dilimizde var olan bir kelime. TDK’nın sözlüğüne bakarsanız “Aydınlatma ölçü birimi” şeklinde bir karşılığı olduğunu görebilirsiniz. O yüzden luxin kelimesini “lüksin” şeklinde çevirmeye karar verdim. Dolayısıyla kitapta “lux” ile başlayan envai çeşit isim, terim ve lakap da “lüks” ile bağlantılı olacak şekilde çevrildi ki hem tutarlılık olsun hem de aynı kökenden geldikleri anlaşılsın :slight_smile:

Tekrardan teşekkürler.

Teşekkürler Muzaffer :slight_smile: Işıktar aslında çok arada derede bir çeviri oldu. Kimisi çok sevdi, kimisi hiç beğenmedi. Harun (cemaziyel) mesela ta o günden beri “Cık, olmamış,” deyip duruyor. Hatta tam şu anda telefonumda “Olmamış,” diyen mesajları var :smiley:

Lüküs ile ilgili yorumunun cevabı yukarıda. Gökteki Çakıl Taşı yazısı da aklımda :slight_smile: Teşekkür ederim tekrar.

Çünkü “Well done,” değil, “Nicely done,” olacakmış o :smiley: Ezberden yazarsam böyle olur işte… Düzelttim, teşekkürler.


(Hiçliğin bekçisi…) #10

Bu ne kadar sinir bozucu bir durum… Biz böyle dosya yollamaya kalksak dosya daha mail aşamasında neredeyse kendini imha edecek. “Yok yav, bu halde beni kimse değerlendirmez. En iyisi kendimi imha edeyim mehhh…”

Evet, şimdi daha iyi anladım. Daha karakteristik bir kelime kökü lazımmış. Lüks konusunda ise sözlüğe bakmıştım. :joy: Bu sanırım bizim kulak alışkanlığımız. Ne yalan diyeyim aklıma ilk gelen her seferinde “Lüküs hayat, lüküs hayat. Bak keyfine, yan gel de yat.” :joy: (:grimacing:)

Cevap için teşekkürler… :blush: