Çevirmenin Çemberi: Uzay Akımları


(M. Ihsan Tatari) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/kayip-rihtim/kayip-koseler/cevirmenin-cemberi-uzay-akimlari/



Isaac Asimov’un Galaktik İmparatorluk üçlemesinin ikinci kitabı olan Uzay Akımları’nın çeviri macerası huzurlarınızda. (DEVAMI…)


(Damla Göl) #2

Bu Çember yazılarını okumak çok keyifli ve ilham verici oluyor. :slight_smile:
Kitaba emeği geçen herkesin de eline sağlık. :krs:


(Hiçliğin bekçisi…) #3

Harika bir çevirmenin çemberi olmuş. Okurken acayip eğlendim. Üstelik Babür İmparatorluğu yazınızı da okuduğum için önceden daha da olayın içine girebildim. :smiley: Bir ara “Bu böyle olmayacak ben de zamanda geri gidip Asimov’un kendisine sordum,” diyeceksiniz sandım. :sweat_smile: Elinize sağlık… :blush:


(Zeynep) #4

Bu tarz Konuları okuyunca , çevirmenlerin başından geçen zorlukları daha iyi anlıyoruz.
Siz ve sizin gibi çevirmenlerin , kompleks üsluplu eserlerdeki emeğini ve özverisini düşününce duygulanmamak elde değil , eksik olmayın…
Unutmadan , üçlemenin son kitabı olan Gökteki Çakıl’ı heyecanla bekliyoruz :heart_eyes:


(M. Ihsan Tatari) #5

Teşekkürler meslektaşım :slight_smile: Darısı bir sonraki çevirinde başına.

Hahaha :smiley: Bu kitapta değil ama bundan sonrakinde, yani Gökteki Çakıl’da o dediğinizi yapıp Asimov’a yalv… eee, şey… soracak kıvama geldiğim yerler oldu. Onları da bir sonraki yazımda, acıtasyon tekniğinin en üst aşamasıyla anlatmayı planlıyorum. Teşekkürler :slight_smile:

Teşekkürler Zeynep Hanım :slight_smile: Bu yazı dizisini başlatmama sebep olan şey de aslında bir nevi buydu. Ötekiler Arasında’yı çevirdikten sonra kitabın arkasındaki 2-3 sayfalık kitap listesini herkes yazarın yaptığı bir şey sanmış, romanın doğal bir eki sanmışlardı. Halbuki o listeyi kendi ellerimle, özene bezene hazırlamıştım. Baktım ki kimse farkında değil (nasıl olabilirdi ki?) ben de Çevirmenin Çemberi için kolları sıvadım, bu tür zorlukları ve emekleri ön plana çıkarayım dedim. Önce kendi blog sayfamda başlamıştım, sonra Rıhtım’a sıçrayıp büyüdü. İyi de oldu sanki :slight_smile:

Gökteki Çakıl’ın çevirisi tamamladım. Düzeltisi ve editörlüğü kaldı sadece. Bir de Asimov Vakfı’yla kapak savaşları. O da bu yıl içerisinde çıkar inşallah… diye umuyorum. Tekrar teşekkürler


#6

Çok keyifli bir yazı olmuş yine, ellerinize sağlık, özellikle üsteki olaya çok güldüm. (Nezleden dolayı tuhaf bir ses çıktı gülerken, eheagagehagegehah köh köh)

Çevirmenin çemberi gibi bir köşeyi hayatımıza kattığınız için de teşekkürler. Çevirinin mutfak kısmında yaşanılanları okumak çok keyifli :+1:


(Hazal Çamur) #7

Aya Benzer Yüreğim çevirisi sonrası merakla beklediğim bir yazıydı :slight_smile: Trajikomik bir başka macerayı da böylece tamamlamış olduk.

“Üçbokran” konusuna teessüf ederim yalnız :smiley: O öyle kalmalıydı ve Türkçe Asimov lügatına böyle geçmeliydi. Tarihi yeniden yazdın, oldu mu şimdi?

Diliyorum editörlük batağından kurtulup yağ gibi çevirilere kavuşursun. Asimov’u senin emeğinle okumak bizler için çok değerli (hele hele Altın Kitaplar çevirilerinden sonra :unamused: ) Okur da bu emeğini aynı oranda takdir ediyor. Ondan şüphen olmasın :slight_smile:


(Setenay) #8

Bütün içtenliğimle söylüyorum, düzeltirken en rahat olduğum kitaplar hep senin çevirilerin, bir de Asimov kitabı olunca değmeyin keyfime!

Eğer zamanda geri gitmenin bir yolunu bulup da Asimov’la bensiz konuşursan çok fena bozuşuruz yalnız, haberin olsun :smile:


(M. Ihsan Tatari) #9

@Mustafaizmirli, Tuhaf sesler çıkararak gülmenize sevindim Mustafa Bey :smile: Aslında bu seferki yazı öncekilere göre biraz daha sade oldu, anlatacak çok bir şey yoktu. Yine de beğenmenize mutlu oldum. Teşekkürler.

@Firtinakiran, Aya Benzer Yüreğim :rofl::rofl: Bu isim efsane oldu ya… Valla üçbokran’la karşılaşma anım görülmeye değerdi. Masum masum yapmıştım halbuki kısaltmayı. Üçlü b.klu bir şey çıkacağı hiç aklıma gelmemişti :smiley: Güzel dileklerin ve değerli desteğin için çok teşekkürler Hazalcım :slight_smile:

@Settie, Hahaha :smiley: Tamam, Asimov büstünü kap, öyle gel. Hem gelecekten geldiğimizi ispat etmek için kullanırız hem de zaman yolculuğu sırasında değerlenir belki, köşe oluruz. Ben de çevirilerimi senin düzelttiğini öğrenince rahat ediyorum, yalan yok :slight_smile: Kara Prizma yazısında da kulaklarınızı çınlatacağımdır inşallah :wink: Teşekkürler.


(burakkny) #10

Güzel çeviri güzel bir editörlük performansı olmuş. Her iki kitapsevere de teşekkürler.
Emeğinize sağlık…Umarız bu seriler devam eder de sahaflara fazla muhtaç olmayız.
Bu arada, ortalıkta bloğunu unutan, İstanbul’a alışıp okumayı boş veren bazı genç hanımlar varmış, haberiniz olsun!

İyi okumalar.

P.S.:Tekrar Ankara’ma döndüm, pek mutluyum.!


(Setenay) #11

Vallahi İstanbul’a alıştığından değil, alışamadı! Ama biraz boş vermişliğim olabilir, haklısınız. Ankara’ya hoş gittiniz! :slight_smile:


(Ufuk ) #12

@mit yine döktürmüşsün. Aklına, bilgine ve kalemine sağlık.

Anılarını öyle güzel paylaşıyorsun ki, neredeyse çevirmenliğin dünyanın en keyifli mesleği olduğuna bizi inandıracak noktaya getiriyorsun ve insanları çevirmen olmaya özendiriyorsun. Ama böyle şeyler yapmamalısın. Çünkü bu şevk kitabın ilk sayfasını çevirmek için bir tam gün harcadıktan ve geriye çevrilmesi gereken 500 sayfa daha olduğu gerçeği ile yüzleştikten sonra uçup gidiyor… :rofl:


(M. Ihsan Tatari) #13

Valla hiç tavsiye etmem :smiley: Aklınız varsa çevirmenlik gibi emeği çok, getirisi az işlerden uzak durun. Manevi tatmini bir başka oluyor, orası kesin ama yaşamınızı düzenli olarak idame ettirmek için iyi bir meslek değil kesinlikle. En azından serbest çevirmenlik. Sigorta yok, sabit maaş yok, çalışma saatleri belirsiz…

Bir süredir bir yayınevinde kadrolu editörlük işi arıyorum ama bulamadım daha maalesef.

Bak, ballandıra ballandıra anlatmadım, gerçekleri acı acı yazdım :slight_smile: Hizmette sınır yok. Ben daha ne yapayım?


(Ufuk ) #14

Senin kadro bulamadığın bir yayın sektörünün bugün hala ayakta kalmış olması bile mucize… Umarım sana layık bir pozisyonu en kısa sürede bulursun.


(Davram Bashere) #15

İlk söz: Aaaa…
Giriş: Bende bu kitap var.
Gelişme: Elimdekiyle karşılaştırdığımda birçok çeviri hatası yaptığınızı görüyorum. Hepsini yazamam, forum yetmez. Ama örneğin: (Dikkat, sürpriz bozan içerir)
Bir kere kitabın adı Kainat Fatihi.
Florina seyyaresinin adı Merih olmalı.
Sark nereden çıktı? Onun adı düpedüz Zühre.
Trantor falan, hak getire. Arz olacak o.
Yayınevi bile yanlış olmuş aslına bakarsanız. Çağlayan olmalıydı.
Sonuç: Cık cık cık. Ne hatalar yapılıyor be kardeşim.
Son söz: Şu tozlu kitaplar da olmasa yani…


(M. Ihsan Tatari) #16

Eyvah eyvah. Resmen kitabı katletmişim. Yazarın adını doğru yazmış mıyım bari? :sweat_smile: :sweat_smile:


(Davram Bashere) #17

Evet unutmuşum. Onu da Asimov diye uydurmuşsunuz. :face_with_raised_eyebrow: Kitap yazarı anonim. Ama çevirmen adını söyleyivereyim bari: Necati Kanatsız. (Yaşıyor mu bilmiyorum. Eğer öyleyse buradan selam ve saygılarımı iletiyorum. Yok eğer vefat ettiyse Utarit seyyaresinde huzur içinde yatsın.)