Çöpçü

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/copcu-murat-baris-sari/



Oğlumu üç senedir görmedim. Üç sene önce bana attığı bu son mesajda görmüştüm onu, o zaman beş yaşındaydı. Tüm çocukluğunu kaçırmanın acısını içimde yaşarken acaba diyorum, Ay’a yerleşmekle iyi mi yaptım? Düşününce, elimde ona dair sadece birkaç hayalet var.Ama annesiyle görüşmeye devam edemezdim, yaptığından sonra olmazdı, olamazdı. Mahkeme de velayeti bir çöpçüye verecek değildi ya…… (DEVAMI…)

Merhaba @MuratBarisSari

1980’li yıllarda Mavi Ay dizisi vardı. Öykünü okurken, Suzan ile Orkun arasındaki çekişme nedense bana o dizideki tadı verdi. Bilim kurgu benim biraz uzak olduğum, derinliğinden az çekindiğim, “ya anlayamazsam” diye kaygılandığım bir alan. İşte senin yazdıklarını okuduğumda, bu çekincelerim kaygılarım azalıyor, çünkü yazdıklarını anlayabiliyorum :slight_smile:

Öyküyü şimdiyle harmanlamanı, diyalogların doğallığını, karakterlerin oturduğu zemini çok beğendim. İçinde tatlı bir alaycılık barındıran ve gülümseten cümleleri okumak ayrıca keyifliydi.

Bir soru, sadece meraktan: Sürtük kelimesiyle ilgili son diyalogu - Suzan’ın onu söylemeyi bana bırak diyerek Orkun’u paylamasını - kadın okuyucu üzerinde oluşabilecek bir negatifliği önleme kaygısıyla mı ekledin?

Eline emeğine sağlık

1 Beğeni

Selam Müge,

Öncelikle Mavi Ay’ı ben de çok severdim. Tabi ister istemez bir simülakr simülasyon durumu oluyor. Böyle gelecekte geçen batı tarzı bir parçada beynimiz, bilinçaltıyla da olsa gördüğümüz eserleri simüle ediyor. O açıdan evet özellikle Mavi Ay’ı düşünmedim ama bu tarz bir ilişkide Dempsey ve McPeace, Remington Steele ve Mavi Ay gibi çekişmeli sevgilere gitmiş kafam.

Bilim kurguyu anlamak konusunda; yani şimdi bilimkurgu bence de zor tanımlanan bir şey zaten bin türlü de çeşidi var. O açıdan insanı kaygılandırması, sınıflandırmasının zorluğu konusunda sana katılıyorum. Bunu zorlanmadan anlamana sevindim. Aslında bu zaten arka planı gelecek olan bir aşk hikayesiydi insanlık kadar eski bir şey. Dolayısıyla işte bir sınıflandırma zorluğu daha! Nedir bilim kurgu? Doğrusu ben de tanımlayamıyorum.

Diyaloglardan hareketle aslında ben burada bir deneme yaptım ve 1.şahıs anlatıcının düşünce dünyasına girdim. Aslında anlatıcı birine bir şey anlatmıyordu. Bu paradoksu yaşıyorum bazen. Hadi 3.şahıs anlatıcı iyi kötü bir şey anlatabilir birine de şimdiki zamanda bir 1.şahıs anlatıcı deli midir de ne yaşadığını tek tek anlatır? Kime anlatır?

Sürtük konusunda; Hayır, bunu düşünmedim. Temelde eşim ve ailemden bildiğim bir şey var ki kadınlar kadınlar hakkında daha rahat konuşabiliyorlar. Biz kadına bayan derken kibarlık yaptığımızı sanıp kadınları rahatsız edebiliyoruz. O açıdan Suzan güçlü bir karakter gösterip bunu ancak kadınlar yapabilir diyerek bir çizgi çekiyor. Daha ziyade çekiciliğini arttırmak için yaptım bunu. Suzan’ı ete kemiğe bürümek için.

Öykümü okuyup bir de yorum yaptığın için çok teşekkür ederim.
Gelecek seçkilerde görüşmek dileğiyle…

1 Beğeni

Biraz geç kalmış bir yorumla merhaba. :sweat_smile:

Bu sefer daha sade daha tadında bir bilimkurgu öyküsü olmuş. Beğendim ben. Bu arada bu birinci tekil şahısla okuduğum ilk öykün ve o açıdan başarılı olmuş diyebilirim. Sadece öykünün genelinde bir çabuk yazılmış hissiyatı var. Sanki bir kısa film texti gibi, sonlara doğru iyice salınıp sadece diyaloğa dönmüş. Bu bilinçli miydi bilmiyorum ama belki biraz daha uğraşılabilir üstünde. Orkun’un iç hesaplaşmalarını daha çok görmek isterdim. PKD’nin Bay Uzay Gemisi geldi aklıma. Okumadıysan o öyküyü şiddetle tavsiye ederim. :+1:

Bu öyküdeki fikirle ilgili bazı düşüncelerim ve bir sorum var.
Geminin yapay zekâsıyla ilgili bir paradoks var bence ortada. Aklıma şu soru geldi: Bu geminin bir operatöre gerçekten ihtiyacı var mı? Yapay zekâ bence Orkun’un yapabileceği işlerin çok daha üstünde bir kapasiteye sahip. Bir de mesele çöpçülük/hurdacılık olduğundan bence çoktan otomasyona bağlanmalı bu durum. Anormal durumları rapor eden bir sistem düşünüyorum sadece. Tabii benim düşüncelerim bunlar; sadece bahsedeyim dedim. :sweat_smile: Sen ne dersin merak ediyorum.

Bu ay görüşür müyüz bilmem, yoğun işlerin ve tatilin ardından Seçki’ye dönüş yapayım diyordum ama bu ayın konusunu hiç beğenmedim. :sweat_smile: Umarım görüşürüz. :pray:

1 Beğeni

Merhaba Kasvet :raised_hand:

Ben de gecikmiş bir cevap dönüyorum kusura bakma. Seni arıyoruz doğrusu. Bu ay ben kesin olmayacağım. Aklıma ilk birkaç gün bir şey gelmezse yazmıyorum. Bu ay aklıma hiçbir şey gelmedi.

Gelelim çöpçüye, evet kısa zamanda yazdım iyi yakalamışsın.Müge’ye verdiğim cevap gibi, başladım ve 1.şahıs anlatıcıda bir kriz yaşadım ve bu hoşuma gitti ben de deneysel devam ettim. O açıdan deneysel ama bence bile biraz zayıf bir öyküydü. Sona doğru diyaloğa dönmesi bu deneyden kaynaklanıyor. Zaten öykü sonunda ben de söylettim Orkun’a “İç sesim kayboldu” diye.

Bay Uzay Gemisi’ne bakmaya çalışacağım. Tavsiye için teşekkürler.

Sorduğun soru bu öykü bazında bayağı bir ontolojik aslında. Yani… Nasıl diyeyim, hiç düşünmedim. Aslında bu bir aşk hikayesi. Güçlü bir yapay zeka kadının hırpalanmış bir adamı ayağa kaldırması. O yüzden gerisini gerçekten düşünmedim. Ama evet bir yapay zeka gemi bu işi tek başına rahat rahat yaparmış.

Umarım seni bu ay okuma şansı buluruz.
Görüşmek üzere :wave:

1 Beğeni