Deli Yusuf


#14

Merhabalar, çok sevdim bu öykünüzü de. :slight_smile: Tema ile olan dolaylı temas çok doğal olmuş, çok içten durmuş. Korktuklarımızın da korktuklarının olduğu bir dünyada yaşadığımızın bilinciyle kaleminize sağlık. :slight_smile:


#15

Ah Osman ah. N’ettin öle?

Öyküyü okurken -ister istemez- sonunda bir şey olacak dur bakalım dedirtip, hiç bir şey yapmadan öyküyü bitirmen ve temayı daha az göz önünde tutmana rağmen bu kadar keyifli bir öyküyü ortaya çıkarmana kızsam mı sevinsem mi bilemedim. (Kıskanmış da olabilirim.) :smile:

Ellerine sağlık. Karakterler, durumun gerilimi, şive, diyaloglar her şey çok güzeldi. Verdiğin bir kaç bilgi kırıntısı ve Yusuf’un son sözünden temayı merkeze almadığın kanısına vardım ki yukarıda da belirtmişsin. Ancak Kalemini seven biri olarak bana yetti mi? Bence bunun cevabını sen biliyorsun :smiley:
Elbette ki yazarın tercihine şapka çıkarmak lazım :slight_smile:

Yüreğine sağlık :slight_smile:


(Osman Eliuz) #16

Merhabalar.

Beğenmenize, temayla ilgili kısmı eğreti bulmamanıza sevindim ve içten sözlerinize teşekkür ediyorum. Bu ayki seçkide öykünüzün olacağını düşünüyordum ama es geçmişsiniz sanırım yine :slight_smile: Gelecek seçkilere diyelim.

‘‘Korktuklarımızın da korktuklarının olduğu bir dünyada yaşadığımızın bilinciyle,’’ ne güzel söylemişsiniz; kesinlikle.


(Osman Eliuz) #17

Merhabalar Umut :slight_smile:

Aslında yazmaya başlarken öykünün sonunu düşünmemiştim ama bitirirken başka türlü mü olsa acaba demedim hiç. Keyif almana sevindim.

Temayı merkeze almadım, çok basit bir şekilde direkt temayla bağlantı kurabilirdim esasen ama bunu yapmak açıkçası hiç gelmedi içimden. Yetti mi? Öyle umuyorum :))

Zamanın ve güzel sözlerin için teşekkürler. Hepimizin yüreğine sağlık :slight_smile: Söylemeyi unutmuşum da, sen neredesin, göremedim seçkide :pensive:


(Ercan Sozeri) #18

Baştan sona kadar acaba nasıl kocaayak hikayesine dönüşecek diye merak ederek okudum, son noktayı çok güzel koymuşsunuz. Elinize sağlık.


(Osman Eliuz) #19

Merhabalar.

Beğenmenize sevindim ve yorumunuz için teşekkürler.

Kendinize iyi bakın :slight_smile:


(Tuğrul Sultanzade) #20

Yukarıda bir arkadaşımız Kemal Tahir tadı aldığını söylemiş. Açıkçası hikayeyi okumaya başlar başlamaz benim de kapıldığım his aynen bu şekildeydi. Akıcı ve de kendini merak ettiren bir atmosferi vardı öykünün. Karakterler arasında Sarı’dan haz etmedim pek tabii fakat ekibin tamamı sağlam bir dersi haketmiş. Velhasıl okuması keyifli bir öyküydü, bir sonraki çalışmalarınızı da takip edeceğim.


(Murat Barış Sarı) #21

Son derece gerçekçi. Şivesiyle, çocukların yeri geldiğinde son derece zorbalaşabilen dünyasıyla keyifli bir öykü olmuş. Finalinde olayı izler gibi oldum bu da ayrıca güzeldi.

Cümle yapıları, noktalama işaretleri gibi teknik detaylar da doğru ve öykünün akışına yol veren öğeler olmuş.

Tek “şu da olsa güzel olurdu” diyebileceğim nokta, öykünün finali oldu. Siz tabi bilinçli olarak bu şekilde bitirmişsiniz ama çok rahat devam da edebilirmiş.

Gelecek seçkilerde görüşmek üzere


(Osman Eliuz) #22

Merhabalar.

Öykümden Kemal Tahir tadı alınması bittabi onurdur, gururdur gözümde. Utanarak söylüyorum, Kemal Tahir’in yalnızca Devlet Ana’sını okumuştum, o da yazıyla haşır neşir olmaya başlamadan çok evveldi. Miraç Bey’in yorumundan sonra ise yeniden açtım ve şuan Devlet Ana’yı tekrar okumaktayım. Bir ustayla adımın yan yana geçmesi bile müthiş bir şey, ama bunun üslup çalmak olarak algılanmasını istemem. Elbette etkilendiğim isimler var, ve elbette ben de yeni yeni yazmaya başlayan herkesin yapmış olduğu gibi taklitle başladım öyküler yazmaya lakin artık kendimi bulmaya çalışıyorum.

Öyküden keyif almanıza sevindim ve ayırdığınız zamana teşekkür ediyorum. Kendinize iyi bakın.


(Osman Eliuz) #23

Merhabalar.

Hoşunuza gitmesine sevindim. Öykü ilerleyebilirdi evet, belki devam etse daha bile iyi olurdu hatta bilemiyorum; ama bazen insanın içinden gelmez ya hani, başka şekilde olsa eğreti hisseder, öyle bir bakıma.

Zamanınıza teşekkür ediyorum ve daha iyilerine diyorum.


(Mustafa Güngören) #24

Selamlar Osman,
Her zamanki gibi yine kalitenden ödün vermemişsin. Durum öykücülüğüne yatkınlığın var ve büyük bir yetenektir bu.Şive kullanman özellikle hoşuma gitti. Birkaç yerde şiveyi sanırım gözden kaçırarak yöresel ağızdan uzaklaşmışsın (İstanbul ağzına doğru) fakat gayet normaldir.
Karakterlerin jestlerini, düşünüşlerini oldukça gerçekçi bir biçimde yansıtmışsın. Ayrıca dilin çok temiz ve akıcı, oldukça vurucu. Kahramanlarını çok beğendim özellikle Deli Yusuf’u. Öykünün finalini ise merak unsurunu kullanarak bitirmen kanımca çok hoş olmuş.
Kalemine sağlık, yeni öykülerde görüşmek üzere. :slight_smile:


(Osman Eliuz) #25

Selamlar.

Aslında yukarıdaki yorumlara haksızlık olmasın diye söylemedim ama şive pek yok öyküde, bir köy öyküsü evet ve diyalogların da o şekilde yazılması en doğru olanı ama acaba anlaşılmaz mı, ya da çok mu yapmacık(?) durur kaygısıyla olabildiğince sade yazdım. Hatta senin de değindiğin gibi bazı diyalogları neredeyse İstanbul Türkçesi ile yazmışım. Sanırım kendime daha fazla güvenmem gerek.

Öykülerde karaktere olabildiğince yaklaşmaya çalışıyorum ve durum tahlillerini seviyorum. Güzel ve yapıcı sözlerin için çok teşekkürler. Daha iyilerine diyorum :slight_smile:


#26

Yeti temasıyla ilgili aklıma hiçbir şey gelmedi. Beni heyecanlandırmayan bir şey yazarak kimsenin zamanını çalmayayım istedim. :slight_smile:

Fakat bir sonraki seçkide umuyorum ki senin için ayrıca tanıdık olacak bir öyküyle burada olacağım :slight_smile: Görüşmek üzere :slight_smile:


(Osman Eliuz) #27

‘’…senin için ayrıca tanıdık olacak bir öykü,’’ merak ettim şimdi :slight_smile:


(Ufuk ) #28

Merhaba Osman, yine çok başarılı bir öykü ortaya çıkartmışsın. Tebrik ederim. Baştan sona akıcı ve ilgi çekiciydi.

İki aydır Seçki’den uzaklaşmıştım, ne yazabildim ne de okuyabildim. Tekrar senin öykülerini okumak güzel. :slight_smile:

Ben öykünün içeriğinden çok “zamanına” ve “anlatıcısına” odaklanmak istiyorum. Farklı bir deneyim sunmuşsun. Geniş zaman, şimdiki zaman ve geçmiş zaman karışımını gayet iyi kullanmışsın. Birinci tekil şahıs anlatımı ile birleşince hiç sırıtmamış.

Bu tarz denemeler yapmayı ben de çok severim.

Bir sonraki seçkide görüşebilmek ümidiyle…


(Osman Eliuz) #29

Merhaba,

Özellikle gerçekçi öykülerimde bu gibi bir anlatımı tercih ediyor ve seviyorum ben de :slight_smile: Başarılı bulman mutlu etti. Vaktini ayırdığın ve güzel dönütün için teşekkür ediyorum. Beğenmene sevindim.


#30

Merhabalar,

Başarılı bir diliniz var ve betimlemelerin oldukça iyi serpiştirilmiş olduğunu belirtmeliyim. Çoğu amatör kişideki o ayarlayamama durumu yok, bu yüzden okurken oldukça keyif aldım. Ancak kullandığınız zaman kipinin, hikayenin amacına ters kaldığını belirtmeliyim.

Aslında bunu bir edebiyatçı arkadaşımla konuşurken, o dikkatimi çekince fark ettim. Geniş zaman kullanılması başta güzel bir fikir gibi geliyor fakat anlatıcının zaten kurtulmuş olduğu mesajını da veriyor. Bu yüzden, hele bu şekilde “suspense/gerilim” tarzı bir hikayeye ters düşüyor.

Belki bu sebepten, belki de başkılarının katkısıyla da, hikayede bir merak eksikliği olduğunu söylemeliyim. Diğer konularda atmosfer oluşturmayı oldukça iyi başarıyorsunuz, asılı teyin gibi detaylar da güzel düşünülmüş, ancak “Ne olacak?” diye hissetmediğimi belirtmeliyim. Öykü bittiğinde de, güzel bir şey okuduğumu fakat aslında çok da bir şey olmadığını fark ettim.

İyi yazmalar.


(Osman Eliuz) #31

Merhabalar.

Sizinki gibi yorumları severim; beni gelişmeye iter ve bu işime gelir. Ama demek istediğinizi pek anlayamadım. Yukarıdaki öykünün zamanı geniş zaman değil şimdiki zaman. Yani anlık olarak yaşadığını aktarıyor anlatıcı. Eğer ki dediğiniz gibi çoktan kurtulduklarını açık edecek kısımlar varsa -ki ben yazdıktan sonra bilmiyordum kurtulup kurtulmadıklarını- bir hata yapmışım demektir. Ve bu hatayı görmek yine işime gelirdi doğrusu.

Zamanınıza ve değerli yorumunuza çok teşekkürler.


#32

Yanlış yazmışım, kusura bakmayın. Şimdiki zamanı kastetmiştim ben de.

POV anlatımları oldukça severim fakat kotarması da bir o kadar zor bir tür. Anlatıcı, şimdiki zaman kipini kullansa da, kurtulabildiği için bunları aktarabiliyor demek. İlginizi çekerse, Buz ve Ateşin Şarkısı’nda çok iyi kullanılıyor POV anlatımı.

Teşekkür ederim, ben de kendim bu tarz yorumlara oldukça değer veririm. Aynı şekilde yaklaşıyorum o yüzden.


(Osman Eliuz) #33

Tekrar merhaba.

Buz ve Ateşin Şarkısını çok severim. Hatta Cat povlarının sonuncusunda -Cat tekrar Stonehard olarak dönmeden evvel- Cat’in ölümünün kendi gözünden anlatılması harikadır. Karakter bunu görür, yaşar, hisseder; hatta gırtlağını kesen bıçağı bile.

Çok güzel örnek vermişsiniz. Yapmak istediğimi size bu örnek üzerinden açıklayabilirim sanırım. Buz ve Ateşim Şarkısı’nda kullanılan anlatımın aynısı fakat yazarı aradan çıkarıp karaktere anlattırıyorum. Karakter bunu daha önce yaşadığı için anlatmıyor, o an yaşıyor. Ne olacağını kendisi de bilmiyor yani. Geçmişe dönük bir anlatım yok. Yine Buz ve Ateşin Şarkısı’nda olduğu gibi karakter hikayeyi anlatırken ölebilir bile.

Umarım demek istediğimi anlatabilmişimdir. Birinci tekil şimdiki zaman anlatımında geçmişe dönüklük kuralını yıkmaya çalışıyorum kendi adıma.

İlginiz için tekrardan teşekkürler.