Doctor Who 11. Sezon İlk Bölüm İncelemesi: Yeni Doctor, Yeni Senarist, Yeni Heyecanlar


(uğur uçkıran) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/inceleme/doctor-who-11-sezon-ilk-bolum-incelemesi-yeni-doctor-yeni-senarist-yeni-heyecanlar/



Doctor Who’nun elli yılı aşkın macerasında uzun bir aradan sonra nihayet yeni sezona kavuştuk. Yeni Doctor, yeni senarist derken 11. sezonu ayrı bir ilgiyle bekliyorduk. Gelin ilk bölümün incelemesine hep birlikte göz atalım. (DEVAMI…)


Doctor Who
(פיונבהר) #2

Spoiler içerebilir

Her alanda kalite açısından ciddi bir seviye atlamış dizi. En basitinden Moffat döneminde karikatür bir evrende geçiyormuş gibi hissettiren dizi Chibnall altında gerçek bir evrendeymişiz gibi hissettiriyor.

Kamera açıları, renk paleti ve görüntü yönetmenliği genel olarak Moffat dönemine göre çok daha profesyonel, en azından daha az sıkıcı gözüküyor. Moffat döneminde belli başlı anlar dışında kamera sadece olanı anlatıyordu, burada ise kameranın kendisi de hikaye açısından bir şeylere yönlendiriyor gibi hissettiriyor. Bu iyi bir şey mi, kötü bir şey mi sezon ilerledikçe göreceğiz.

Karakterler açısından Chibnall kesinlikle daha iyi, Moffat döneminin yapay karakterleri belli bölümler ve anlar dışında karakter olarak kendilerini gerçekleştiremiyor, ex machina olmaktan öteye (zaman zaman) geçemiyorlardı.

Chibnall döneminde emin olmadığım mesele hikayenin karakterlerin altında ikinci plana atılıp atılmayacağı ama bu bölümde gördüğüm kadarıyla Chibnall bir Doctor Who hikayesi -korku gibi başlayıp bilimkurgu olarak biten bir hikaye- yazmakta da epey iyi.

Doctor’un yeni Yorkshire aksanı kulağa çok hoş geliyor ama bu tabi kişisel bir şey. Whittaker bana daha ilk bölümden Doctor hissini tamamen verebildi. Çevik, zeki, ahlaklı, “socially awkward” ama kesinlikle selefleri kadar garip değil. Bence hoş, tam ayarında bir denge yakalanmış.

Bunu Moffat’ın altında oynadığı birkaç saniyeyle bile kıyaslamak devasa bir fark var. Chibnall cidden çok oturmuş bir Doctor üretmiş. İlk kadın Doctor olarak tanımlarken “kadın” diye bir kelime kullanmanızın gerekmemesi Moffat ile Chibnall arasındaki farkı cidden ortaya koyuyor. Moffat’ın yapay, yüzünüze yüzünüze vurduğu feminizmi yok. Hatırlarsanız o da bir Zaman Lordu’nun kadına rejenere olmasını içeren bir sahne çekmişti ve rezaletti.

Şu ana kadarki favori sahnem -daha dur bir bölüm oldu- Doctor’un kendi "Swiss Army Sonic"ini ürettiği sahne oldu. Cidden “Doctor but” diyebiliyorsunuz belli yerlerde.

Çok memnunum şu an, beklentilerim nötrdü.


#3

Kamera açılarının nasıl hareketli hale geldiğinden veya renk paletlerinin nasıl daha açık olduğundan konuşmayacağım, doğrudan canımı en fazla sıkan noktaya geleceğim. Hatta Doctor Who izlemeyeceğim deme sebebim olmuş bir nokta bu bahsedeceğim nokta.

İlk iki sezonu dışında Doctor Who[Yeni Seri] dizisi kendisini tekrarlayan, sürekli aynı mesajları veren, aynı karakterlere aynı olayları yaşatan bir diziydi. Eğer dayanıklı ve uzun süreli bir izleyiciyseniz arada sırada sizlere güzel bir iki bölüm verir veya duygusallık üzerinden oynar sizleri izletmeye devam ederdi. Tabii son dört sezondur dizi öyle bir seviyeye gelmişti ki… Bölüm senaryolarını Brooklyn’de bir kreşte bulmuşlar gibi geliyordu. Brooklyn çünkü fakir ve gelişmiş değil, çok fazla kreşi yok. Düşünün…

Bu şekilde devam ederken, dizi büyük bir pazarlama sürecine girdi tekrardan. Yeni sezon, yeni senarist, yeni yönetmen, yeni oyuncular, yeni Doktor! Ancak bu sefer alışılagelmedik bir kadın Doktor! Tabii bu kadın Doktor meselesi önemli bir mesele değil, hikaye içerisinde mantık taşıyan can sıkmayan bir şey, hatta genel anlamda bir değişiklik getirebilecek farklı bir bakış açısı sokabilecek belki de diziyi düzeltebilecek bir olasılık. Küçük bir olasılık ancak bir olasılık…

İlk yorumlar geldiğinde o olasılık üzerinden düşünüp, acaba dedim. Uğraşlarla bölümü edindim, izledim. Açıkçası?.. Hayır. Olasılık tutmamış. Yeni senarist, yeni yönetmen, yeni oyuncular olmamış. Bir şey değişmemiş çünkü… Son dört sezonun çizdiği klişeleşmiş hikaye anlatıcılığı da olduğu yerde duruyor. Deus ex machina da olduğu yerde duruyor. Harcanan oyunculuklar da olduğu yerde duruyor. Kötü diyaloglar da olduğu yerde duruyor. Bölümün ilk dakikasından sonunu dahi tahmin edip vereceği mesajı bile biliyor olmanız olduğu yerde duruyor. Rahatsız ediyor bu beni.

Kısacası son sezonların şiddetli bir şekilde çizdiği bu kötü çizgiye bir yenilik gelmemiş. Gelememiş. Sadece daha feminen olmuş.

64/100


(Emre Can Doğan) #4

Aslında dizi hakkında ben bir yazı yazacaktım ama en hızlı kovboy senmişsin. Tebrikler :smiley:

Chibnall en başta bu kafayı bertaraf etti. 13 numara bize sadece Doktor olduğunu ve bedeninin bir kadın olduğunu gösteriyor. Bedene de zaten Yasmin’de olduğu gibi(“Neden bana hanımefendi diyorsun?” repliği) insanlar olarak bizler takıldık. Doktor yine aynı Doktor.

Dizinin yayınlandığı gece izlerken Twitter yorumlarına baktım ve İngiliz izleyiciler genellikle 13’ün Tennant’ın Doktor’una benzediğini düşünüyor ama ben aynı zamanda 11’e de benzediğini düşündüm. Çünkü rejenerasyon sonrası bayılmadan önce parmağını burnuna sokması falan tam 11’lik bir hareketti. 12 hepimizin bildiği gibi harika bir Doktor’du ama 10-11’in aksine daha ciddiydi ve sertti. Kaşık kullanarak Robin Hood’la mücadele etmesi belki komik olabilir ama istisna olur ancak. Chibnall anlaşılan 10-11 çizgisine geri dönecek ama 12’nin bölümlerindeki karanlık atmosfer de duracak. En azından ilk bölüm bunu vaad etti.

Kullandıkları müziklere bayıldım. 2005’in temalarını kullanmaları ve bölüm sonunda sezon içinde yer alacak oyuncuları gösterirken çalan tema harikaydı. Sondaki temanın adını bilmiyorum ama hep güzel bulduğum bir parçadır.

Bence oldu, yani sadece basit bir SJW olayı olmaktan çok uzun zaman önce planlanan ve artık vakti gelen bir olay olduğunu gösterebildiler. En önemlisi de Jodie “kadın Doktor” değil “Doktor” olabilmiş. Dün de reddit “AMA” yapıyordu, ne yazık ki kayıtlı olmadığımdan katılamadım :confused:


(Emre Can Doğan) #5

Maalesef jenerikten isimlerden sonra Doktor’un yüzünün görülmesi olayı bitirlmiş :confused:


#6

Ahahah, önce yazdığınızı okudum. Ben de sanıyorum ki Capaldi’nin gözlerini koyar gibi koymuşlar. :d Gerçekten ne gereği vardı ki şimdi onu eklemenin :confused:


(Emre Can Doğan) #7

Klasik serinin özelliğiydi :slight_smile: Ben görmek isterdim şahsen, eklediler de ben mi göremedim acaba?


#8

Yok ya öyle bir sahne yeni introda, olsaymış güzel olurmuş. Eski seriyi internette eksiksiz bulabiliyoruz değil mi?


(Emre Can Doğan) #9

Yok. “Doctor Who Klasik Seri Bölümleri” adlı bir facebook sayfası var. Orası “War Games” bölümüne kadar altyazılandırmış. Doctor Who Türkiye sitesinde 1.Doktor bölümleri var. Dailymotion’da “Doctor Who Gen TR” hesabında ise karışık olarak ve tam olmaksızın klasik seri bölümleri var. Mesela Genesis of the Daleks’in 4.bölümü varken 1-2-3 yok. Yine de göz atmak için tavsiye edilebilir.

Aslında bir dönem Tom Baker bölümleri dublajlı olarak TRT’de yayınlanmış ama arşiv sitesinde o bölümler yok maalesef.