Donmuşgöl'ün Laneti


(Erdoğan Küçükçelik) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/donmusgolun-laneti/



Soğuk nedir bilenlerin, o olmadan yaşayamanların ve onunla yaşamayı bir aşk ile kabullenenlerin, kar, tipi veyahut fırtına dinlemeden ona tapanların yaşadığı bir köydür Donmuşgöl. Adını hemen yanı başından alır. Güneşe en uzak, uzayın karanlığına ve buzkesen soğuğuna en yakın ülkesinin en büyük gölü oradadır. Donmuşgöl’ün Donmuş gölü. Köyün sâkinleri soluk vermeye müsaade etmeden yağan karın… (DEVAMI…)


(Murat Barış Sarı) #2

Selam,
Bu tür “origin story” içeren çift zamanlı öyküleri severim, bunu da sevdim. Gayet güzel yazılmış. Özellikle Sergey’in tatlılığı ve acı sonu beni etkiledi.

Cadı bence işi abartmış diye düşünüyorum yine de. Soyu suçlamak da neymiş? :slight_smile:

Geri bildirim vermek adına; sadece birkaç yerde fiil kipi farklılığı akıcılığı menfi etkilemiş olabilir. Onun dışında keyifle -daha doğrusu dehşetle- okudum

Elinize sağlık.


#3

Merhabalar
Korku öykülerini severim. Tasvirler başarılıydı, gözümde canlandı cadının tüm dehşetiyle gelişi, insanları korkuya boğması. Tüm olanların acıklı bir öyküye dayanması da öykünün vuruculuğunu artırmış. Diğer seçkilerde görüşmek üzere. :slight_smile:


(Erdoğan Küçükçelik) #4

Selam Murat,
Beğenmenize sevindim. Öyküyü iki günde yazdım düzeltme okumasını yapamadım. Kip hataları bundan kaynaklanıyor.
Soyun günahı olayı abartı olmadı bence hepimiz soyumuzun sevabını da günahını da çekiyoruz. Ancak ikilemde kaldığım bir konuydu açıkçası. Cadı direk gelip İvanovu ve ailesini öldürseydi çok bayağı olacaktı ben de bu kurguyu seçtim.
Okuduğunuz için teşekkür ederim :grinning:


(Erdoğan Küçükçelik) #5

Merhaba Duygu,
Zaman ayırıp okuduğun için teşekkür ederim. Yorumun da mutlu etti. Daha iyilerini yazabilmek ve diğer Seçki’lerde görüşmek üzere.


(Ufuk ) #6

Merhaba Erdoğan,

Senden okumaya alıştığımız sürükleyicilikte, ürkütücü bir öyküydü. Murat’ın da değindiği gibi fill kiplerindeki farklılaşma akıcılığı biraz sekteye uğratmış. Zamanın olsa mutlaka hallederdin onu. Sende görmeye alışık olmadığımız bir durumdu çünkü.

Cadının kararlarını sorgulamak bana düşmez. Sonra peşime takılır falan uğraşamam, işim gücüm var. :stuck_out_tongue:

Dehşeti güzel yansıtmışsın. Ben de kapıyı kilitleyip, kapı kolunun altına bir kürek koyup kendimi kilere sakladım. Bu yorumu da oradan yazıyorum. Gelirken bir paket makarna ve yoğurt da getirir misin? Malum cadı beni yiyecek diye çıkamıyorum da. :stuck_out_tongue:


(Erdoğan Küçükçelik) #7

Merhaba Ufuk,
Yoğurt ve makarna siparişin tamam kapının dibine koydum. Ben birkaç dakika oyalayabilirim cadıyı sonuçta yazara pek saldıramıyor :joy: “Cadı durur yazara dokunmaz. Ne kadar öfkeli olsa da Ufuk’un kapının önünden Erdoğan’ın getirdiği Bim poşetini almasına seyirci kalır.”
Bu ay istediğim vakti ayıramadım öyküye. Bir giriş yaptım sonra kulakları çınlasın @Osman_Eliuz a yolladım o da güzel devam et dedi. Biraz da fikir verdi gece geç saatte yolladım. O yüzden aceleden hatalar oldu ama yollarken göze almıştım. Okuduğun için teşekkür ederim Gurlino!


(Ö.Miraç Saral) #8

Güzel. Gayet güzel… Her şeyden önce sadece profesyonellere, o yüz binlerce kelimesini silen, aslında yazılan her sözcüğün yazılmayan 99 sözcükten güç aldığını bilen yazarların tadı var. Tebrik ederim.


(Erdoğan Küçükçelik) #9

Merhaba Miraç. Geç cevap için özür dilerim. Çok güzel bir yorum bu. Buna layık bir öykü yazabildiysem ne mutlu bana. Başka öykülerde tekrar görüşmek üzere