Düşmanımın Düşmanı


#1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/dusmanimin-dusmani/



Kasabanın hemen dışında, Yörük Mahallesi’nde üç delikanlı bir araya gelmişti. Yaşları on üç ya da on dörttü. Saatin gece yarısını çoktan geçtiği bir sırada büyük bir çınar ağacının altında kısa bir konuşma yapmışlardı. İçlerinden biri arkadaşına dönerek. “Sefer, Zahide Aban orada mı sence? Adı Sefer olan diğerlerinden daha iri yapıda olan genç “Babam Yunan askerine… (DEVAMI…)


#2

Merhabalar
Roman tadında bir öykü oldu benim için. Sanki bir romandan bölüm okuyordum. Detaylar, karakterler ve olayların akışı uyum içindeydi. Öykünün geçtiği zaman da ayrı bir hava katmış. Sondaki fotoğraf makinesi detayını beğendim. Diğer seçkilerde görüşmek üzere.


#3

Çok teşekkür ederim. Oyuncağını bekleyen küçük bir çocuk gibi yeni sayının yayınlanmasını beklerken bir de baktım ki “maviadige” okumuş güzel eleştrisini de yapmış.


(gayekskn) #4

Merhaba @azizhayri
İlk kez bir öykünüzü okudum. Genel anlamda hoş, yer yer iyi cümleler barındıran bir hikaye olmuş.
Ayrıca öğretmenler gününüz şimdiden kutlu olsun :slight_smile:


(Murat Barış Sarı) #5

Milli mücadele yıllarında geçen bir tarihi hikaye ile Vİctoria Dönemi’nde geçen steampunk bir hikaye arasına bir yerde olmuş öykü.
Kasabın katli ve komutanın hayatta kalması ile de adaletin tesis edildiği bir öykü olmuş aynı zamanda.
Elinize sağlık


#6

Öykümü okuduğunuza memnun oldum. Dilerim sıkıcı gelmemiş ve okurken keyif almışsınızdır. Ayrıca öğretmenler günü kutlamanın içinde teşekkür ederim.


#7

Victoria dönemi aklıma gelmemişti ama Milli mücadele dönemini anlattığı doğrudur. Sanırım dikkat çekmemiş -ki tüm mahcubiyetimle söylemek zorundayım- bir önceki seçkide var olan Vakıayı Ardiyenin devamı gibi. Okuduğunuz için teşekkür ederim.


(Nurdan Atay) #8

Merhaba; öykünüz bana biraz karışık geldi açıkçası. Bazen yazarın kafasında oldukça net oluyor konu, akış , karakterler ama okur onu tam olarak alamayabiliyor. Bu öyküde ben o hisse kapıldım. Daha çok tasvir ve acelesiz geçişlerle sanki rahatlayacak gibiydi öykü, ben öyle hissettim. Bir de konuşmalardaki tırnakları bir daha gözden geçirin derim naçizane. Bunlar bir okur olarak benim görüşlerim, yanlış anlamazsanız. Teşekkürler emeğiniz için


#9

Okuduğunuz ve eleştirdiğiniz için teşekkür ederim. Bence bir yazı başka yazılarla desteklenmek veya savunulmak isteniyorsa ortada bir yanlış var demektir. Ama yine de bırakayım savunsun kendini Düşmanımın Düşmanı. Evet haklısınız sanki biraz karışık. Bunun nedeni -sanırım farketmediniz- bir önceki Vakıayı Ardiye ile bağlantılı hatta onun devamı gibi hatta hatta daha da devamı gelecek gibi. Tasvirler konusuna gelirsek fazla tasvirin öyküyü boğacağını düşündüğümden olsa gerek derine inmedim yüzeysel geçtim, yoksa sevmediğimden değil. Bu arada Kanatlı Kahraman’ım -ki kendisine başka bir ad bulamadım henüz- daha öncesinden vardı. Eski Kayıp Rıhtım arşivlerinde öylece duruyor ve keşfedilmeyi bekliyor. Diyeceksiniz ki her eleştiriye bir cevap veriyor ama olsun okudunuz ya…


#10

Sevgili @azizhayri

Bu sefer hikayenle ilgili naçizane bir tespitmi paylaşmak isterim. Her zamanki gibi tasvirlerin çok kuvvetli. Şehri, köprüyü, kasabın bulunduğu evi çok güzel bir şekilde canlandırabildim.

Bazen hikayeni de bir coğrafyayı tasvir eder gibi yazıyorsun. Biliyorsun “hikaye anlatılır, coğrafya tasvir edilir” senin durumunda ise şöyle dersem umarım daha açık olur “hikayeni tasvir ediyorsun.” Belki de hikayendeki yeni karakterlerin ortaya çıkış şekli, olayın kurgusu ve sahneler arasındakai geçiş bu alışkanlığından kaynaklanıyor olabilir.

Bir okuyucu olarak bazen yazar bana anlatsın isterim. Okumamı daha kolaylaştırabilir.

Zoru yapıyorsun, biraz daha okuyucu ile ortada buluşmanı dilerim. Böylece hikayenin keyfini tamamen çıkarabiliriz.

Eline ve düş gücüne sağlık
Sevgiler
Dipsiz


#11

Eleştiri için teşekkür ederim ama kafam karıştı…