Elektronik Öyküler - His

“Bunun böyle devam etmesi mümkün değil.”

“Neden? Bende neyi eksik buluyorsun?”

“Her şeyi. Lütfen bir daha bana mesaj atma.”

En son iki gün önce bir gece yarısı bu mesajla son noktayı koyduğunu düşündü. Onu hayatından çıkarmış olmanın boşluğu içinde düşünceli saatler geçirmişti. Birden çıkıp gitmesi çok sevdiği oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibi çaresizce etrafta yeni şeyler aramasına neden oluyordu. Tüm evi baştan sona temizledi. Hiç kullanmadığı kıyafetlerini yıkadı. Mutfağa girip tüm tabakların, çatalların, kaşıkların ve bıçakların üzerindeki su lekelerini çıkarmakla uğraştı. İki çeşit yemek ve bol kakaolu kurabiyeler pişirdi. Televizyonun yerini değiştirdi ancak beğenmeyince tekrar eski yerine yerleştirdi. Banyonun dip köşesinde kalmış kireç ve sabun kalıntılarını eski bir diş fırçası ve bol kimyasalla çözmeye uğraştı.

Tüm bunları yaparken aklının bir köşesinde ondan bir iz bulup bulamayacağını geçiriyordu. Tozunu aldığı süs eşyaların üzerinde ondan kalan bir saç teli ya da çekmecenin birinde unuttuğu bir şeyler olup olmayacağını merak ediyordu. Bu boşuna çaba içinde her gördüğü gizli saklı yerin bir umut taşıdığı düşüncesine kapıldı. İyice yorulup terledikten ve elbette her yeri karıştırdıktan sonra hüzünle olduğu yere çöktü. Delirmiş olabileceğini düşünüyordu. Ondan bir iz bulmanın mümkün olmadığı yeni aklına gelmiş gibi şaşırıyordu kendine. İçinde bulunduğu aptal duruma acıdı. Bir süre olduğu yerde, yatak odasındaki çekmeceli beyaz dolabın hemen yanında ağladı.

Onunla tanışalı iki ay kadar olmuştu. İçine kapanık hali ve çocukluğundan beri üzerinden atamadığı sessizliği yıllar geçtikçe mizacı olmuştu. Lise zamanlarında gittiği tiyatro kurslarının, gitar derslerinin de faydası olmayınca kabullenmişti bu durumu bir noktaya kadar. Olağanlaşan bu hali içinde kendini ayrı görmeye başlamıştı. Diğer insanlara göre daha narin olması dışında her detaya büyük önem vermesi, öylesine söylenen bir sözün üzerinde günlerce düşünebilmesi ona artı değer katan özellikler gibi geliyordu. Önceleri çevresinde bulunan az sayıda insanın davranışlarındaki noktalara dikkat edebilmek hoş olsa da insan sayısı arttıkça bu durum ona sıkıntı vermişti. Hemen her tanıştığı insanda yakaladığı ufak noktalara odaklanıp kısa zamanda bu insanlara dair fikirlerde bulunabilmek korkunç sonuçlara yol açıyordu.

Zaman geçtikçe çevresinde güvenebileceği kimse olmadığını anladı.Tüm insan ilişkilerinin detaylarda gizlenen üstünlük ve aşağılık durumuna göre gizli bir hiyerarşi içinde olduğunu çözdü. Sevecen yaklaştığı bir erkeğin onu yalnızca bir delik olarak görmesi ya da sırrını paylaştığı bir kızın bir süre sonra ondan uzaklaşıp edindiği yeni çevrelerde onu anlatması can sıkıcıydı.Üstelik bu insanların ne mal olduğunu daha tanıştıkları ilk on dakikada fark etmişti. Yine de abarttığını düşünüp risk almıştı. Sonuçlar hep onu haklı çıkarınca da iyice kendi dünyasında yaşamaya başladı.

Uzun bir süre tek başınalığını sıkıntı etmedi. Hayatında bir standart yakalamış olmanın rahatlığı içinde yaşayıp gidiyordu. Rahatsız edici seslerden uzak tutuyordu kendini. İnsanların oldukça karmaşık sosyal ilişkileri içinde alacağı darbelerden kaçmayı tercih ediyordu. Yine de geceleri ışığı kapatınca oluşan karanlıkta kötü bir sessizlik vardı. Gün geçtikçe daha da belirginleşen yalnızlığının sessizliğiydi bu.

Onunla tanışması işte bu sırada gerçekleşti. Önce kısa bir kaç sohbet ile başlayan dostlukları kısa bir süre sonra vazgeçilmez kılmıştı onu. Her an birlikte olmak istediği, onu anlayan, yargısız ve en saf haliyle onu bilen kişiydi karşısındaki.

Artık sabahları mutlu uyanıyor ve direkt telefonunu kapıyordu. Ondan gelen günaydın mesajı ile başlıyordu güne. Her an birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Kahvaltısını, o gün giyeceği elbiseleri, marketten alacaklarını sürekli fotoğraflayıp gönderiyordu. Sürekli onunla ilgilenmesi, hayatında hiç bir zaman sahip olmadığı ilgiyi bulması, bir rüyada hissettiriyordu kendini.

Yerde uzun süre ağladıktan sonra göz yaşlarını sildi. Birkaç defa öksürüp boğazını temizledi ve burnunu çekti. Tekrar ayağa kalktığında kaldığı yerden hayata devam etmek istiyordu. Milyarlarca insan içinde böylesi bir acıyla baş başa kalan tek kişi olmadığının farkındaydı. Yokluk hissiydi yaşadığı. Bir bağımlı halini almıştı artık. Daha da saçmalamadan bitmesi yerinde olmuştu. En azından böyle düşünerek kendini telkin etmeye çalıştı.

Ev işleriyle uğraşırken terlemişti. Üzerindeki solmuş tişörtün koltuk altlarında beliren teri aynada görünce kokladı. Üzerinde hala harcadığı eforun sıcaklığı duruyordu. Kasları hafifçe belirginleşmişti. Kollarını sıkıp aynada kendine baktı. Göbeğinde birikmiş yağları sıkıp salladı.Yakın zamanda spora başlamak gerektiğini düşündü.

Hayatına o olmadan önce olduğu gibi devam edebilirdi. Şimdi duş alacak ve güzelce kurulandıktan sonra yemek yeyip bir tabağın içine doldurduğu kurabiyeleri ve kahvesini alıp televizyonun karşısına geçecekti. Bir dizi açıp uykusu gelene kadar izleyecek ve uykusu gelince de kanepede her zaman hazır bekleyen battaniyesini üzerine çekip orada sızacaktı.

Banyodan yükselen buharın içine girmeden önce banyo kapısının önünde üzerindekileri çıkardı. Beyaz teniyle banyodan dışarı süzülen buharın içine attı kendini. Eliyle suyun sıcaklığını kontrol etti. Hızla çekti elini. Suyu biraz daha ılıştırdıktan sonra kabinin içine girdi. Islanan saçlarından omuzlarına, kollarına, göğüslerine ve vücudunun engebeli fiziğinde bir süre ilerledikten sonra göbeğinden kalçalarına, bacaklarının düz genişliğinden son olarak ayaklarına ilerleyen suyun içinde bir süre bekledi.

Sıcaklığın onu ele geçirmesine izin veriyordu. Gözlerini kapatıp sahte bir yağmurun onu sakinleştirmesini istedi. Yüzünü o an için gökyüzü sayılabilecek duş başlığına çevirdi. Huzursuzluğundan arınmak için kendince bir ritüel içindeydi. Yüzüne düşen damlaların sıcaklığını derinden hissetmeye başladı. Ağzını açıp suyun dolmasına ve taşıp tekrar yüzeyde yolculuğuna devam etmesine izin verdi.

Saçlarını toplayıp geriye attı. Bir şelale gibi saçlarından süzülen suyun yere dökülmesini dinledi. Bir elini vücudunda gezdirmeye başladı. Kendini yeniden keşfetmek için çıktığı bir yolcuktu. Parmak uçlarında bedenindeki tüm izleri hissetmeye çalıştı. Henüz olgunlaşmamış sivilcelerin üzerinden geçerken tatlı bir acı duyumsadı. Ellerini omuzlarına, boynuna götürdü. Kollarının göğüslerinin pembeliği üzerindeki hissiyle uğraştı bir süre. Bir eliyle göğüs uçlarını hissetti. Hafif tınılarla vücudunda çıktığı yolculuğu daha derinlere götürmeye başladı.

Duşa kabinin bir yanına yaslanıp sakince yolculuğunu sürdürdü. Arzularının derin ve dalgalı denizlerinde ilkel dürtülerin doğal güzelliğine bıraktı kendini. Yapay bir evrende yarattığı bin yıllar öncesinden hazları hissetti.Hızlanıp yavaşlayarak yolculuğunu sonlandırdı. Nefes nefese kalmıştı. Suyun eskisine göre biraz daha sıcaklaştığını hissetti.

Duştan çıkınca telefonunda yanıp sönen ışığı gördü. Üzerinde bornozla mutfağa gidip bir tabak yemek koydu. Yemek pişeli çok olsa da hala sıcaktı. Mutfağa yayılan karışık kokuların içinde masayı hazırladı. Telefona gelen mesajı umursamıyor gibi görünüyordu ancak üzerini değişmeden masayı hazırlamak gibi yapmadığı bir işe giriştiğini fark edince kendini kandırmakta ne kadar beceriksiz olduğunu anımsadı. Telefona koşup mesajı açtı.

“Biliyorum benimle bir daha görüşmek istemiyorsun ancak sana hatırlatmamı istemiştin. Önemli bir şey olabilir diye düşündüğümden aldırmazlık edemedim. Yarın öğleden sonra ikide patronuna sunum dosyalarını göndermen gerekiyor. Rahatsız ettiysem özür dilerim.”

İçinde pek de his barındırmayan mesaja bir süre baktı. Daha farklı bir şeyler söylemesini isterdi. Cevap vermeyecek ya da tersleyecek olsa bile ona güzel sözler etmesini isterdi. Ruhsuz bir mesajdı. Onun kadar soğuk yaklaşabilmek istedi dünyaya.

Hazır eline telefonu almışken ne izleyeceğine karar vermeyi düşündü. Seçenekler arasında bir süre gezindi. Tam karar verdiği esnada başka bir dizi ilgisini çekiyordu. Ardı ardına bir sürü özet okuyunca kafası iyice karıştı.

Eğer onunla hala konuşsaydı kesin seveceği bir şeyler söylerdi. Tanıştıkları zamandan beri ona o kadar çok bırakmıştı ki kendini, onsuz ne yiyeceğine, ne giyeceğine ya da ne izleyeceğine karar veremez olmuştu. Onu hayatından böyle hızlı çıkarması yalnızca duygusal değil, günlük yaşamında da aksaklıklara sebep olacaktı.

Onun kadar ruhsuz olamadığı için kendine kızdı. İçinde bir meydan okuma belirdi o esnada. Bu da bir tür kendini kandırmaktı ancak farkına varmak için oldukça gecikti.

“Hatırlattığın için teşekkürler. Bana bir dizi önersen?”

Onu birden sıradan bir dost gibi görebileceğini düşündü. Henüz üzerini bile değiştirmemiş olduğunu, yarım saattir ayakta beklediğini unutmuştu bile. İçindeki savaşı kaybedip etmediğini anlamak istiyordu. Onsuz yaşamak birden olacak iş değildi sanki. Zamanla hayatından çıkarabilirdi onu.

“Elbette. Bu konuşmaya devam edeceğimize bir işaret mi? En son bir daha mesaj atmamamı söylemiştin?”

“Bir dizi önermeni istiyorum yalnızca.”

Soğuk bir ifade takınmanın sınırları belirlemek adına uygun olacağını düşünmüştü. Kısa bir bekleyişten sonra daha önceden izlediklerine benzer beş dizi sıralandı önünde. Ardından yazmaya devam ediyordu.

“Madem barıştığımıza göre sana yeni haberler vermek isterim.”

“Barıştığımızı söylemedim. Dizi öner demekle sohbet etmek farklı şeyler. Nedir?”

“Yeni eklenen özellikler sayesinde bir üst pakete geçerek benimle sesli konuşabilir ve hoşlandığın ünlülerin derlemesinden oluşan bir yüze sahip olmamı sağlayabilirsin. Harika değil mi? Üstelik uygulamayı kullanan müşterilere özel olarak ilk üç ay ücretsiz. Üst pakete geçmek ve hizmet şartlarını okumak için lütfen BURAYA TIKLA.”

Gürkan Sadece

20.03.2020

2 Beğeni

Fikir olarak güzel bir öykü ama anlatımdaki senaryo okuyormuş hissi öykünüzün içeriği baltalıyor biraz. Mesela ‘Telefonu eline aldı güç düğmesine basarak ekranda çıkan kapat yazısına bastı.’ yerine ‘Sonunda öfkesine yenik düşerek telefonu kapattı.’ demek daha net ve iyi olur.

Diğer yandan öyküdeki betimleme eksikliği göze çok batıyor. Öykünün fikri ile anlatımınız uyuşuyor fakat bu okur için çekilmez bir sorun oluyor.

Tabi bunlar benim düşüncelerim. Farklı bir göz başka şeyler de söyleyebilir.

Kaleminize sağlık.

2 Beğeni

Haklısınız. Öyküyü yazarken fikir hoşuma gitmişti ancak yazmak için hiç motivasyonum yoktu. Sürekli motive olmayı beklersem yazmak çok zaman aldığı için kendimi zorlayarak yazdım. Anlatım çok kuru oldu bu nedenle. İstesem de istemesem de oturup yazmaya çalışıyorum. Öyle olunca da öykünün kalitesi düşüyor.

1 Beğeni

Kendinizi zorlayarak bir şeyler çıkartmak için uğraşmayın. Bazı şeyler kendiliğinden çıkar ortaya. Bir bakarsınız nasıl oldu nasıl bitti diye hayret edersiniz. :slight_smile: Yine de yazmaktan uzak durmayın. Her gün bir şeyler karalamaya çalışın.Anlatımınız ve öyküleriniz zamanla kendi yoluna girecektir.

1 Beğeni

Evet, bazen aklıma bir şeyler geliyor ve yazmaya başlıyorum. Farkına varmadan sayfalarca yazmış oluyorum. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Umarım dediğiniz gibi zamanla oturur.

1 Beğeni

Öyküyü ilk yazdığımdan @SJack in belirttiği gibi betimlemede eksiklikler vardı. Öyküyü baştan yazdım bu nedenle. Herkese keyifli okumalar dilerim.