Elvan, Faruk ve Üç Bilinmeyenli Yaşamları


(Müge) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/elvan-faruk-ve-uc-bilinmeyenli-yasamlari/



“Telefonda bizim için yazar mısın,” dediklerinde, tereddüt etmeden kabul ettim. Ne yazacağımın önemi yoktu. Onlar ne istiyorsa onu yazacaktım ve bu benim için yeterliydi. Ne parasını, ne zamanını ne de sayfasını sorguladım. Memnundum. İnternetteki sayfalarımı görmüşler ve benimle bir deneme yapmaya karar vermişler. Saygı duyuyorum kararınıza, diye içimden geçirdim. Ertesi sabah saat 10.00’da yanlarına gidip… (DEVAMI…)


(Pelin ) #2

Merhaba, buralarda bir rezervasyonum vardı benim :smile:

Anlaşmak işteş bir fiil olduğu için “karşılıklı” anlamını içeriyor. “Karşılıklı olarak” gereksiz olmuş.

“Sıkıcı” kelimesi tırnak içine alınmalıydı, bu haliyle sanki kelimenin sıfatı "sıkıcı"ymış gibi olmuş.

Bu kısımda ilk ve son cümle arasında kalan cümlelerdeki kip değişikliği kopukluk yaratmış gibi geldi bana.

Konuşma kısımlarında gözlerim tırnak işareti aradı.

Hoş bir cümle.

“Kurtulabilir hayalleriyle” değil de “kurtulma hayalleriyle” yazılsa cümle daha doğru olurdu.

Öykü karakterlerinin gerçeğe karışması, öykü içinde öykü teması çok sevdiğim bir temadır. Sizinki de yer yer beyin yakan, insanı şaşırtan, bir sonraki paragrafta okuru neyin beklediğinin kestirilmesinin güç olduğu, sürükleyici bir öyküydü.

Sonlarda, özellikle Ekrem Bey’li paragrafların olduğu kısım biraz hızlı geldi bana. Ama öyküyü uzatmak istememiş olabilirsiniz.

Bu alanda fazla okuma yapmadığım için emin olamıyorum, ama bu öykü bana "Usta ve Margarita"daki gibi büyülü gerçekçi bir hava hissettirdi. Özellikle Ekrem ve Faruk’un konuştuğu, Ekrem’in “Dördüncü sayfayı kapatıyorum, insanlar üçüncüden beşinciye atlayacak” dediği paragraf çok hoş ve espriliydi.

Temayı kullanış tarzınız, diliniz, kurgunuz güzeldi. Oldukça emek verildiği belliydi. Elinize sağlık.


(Kasvet Ulu) #3

Selam Müge,

Öncelikle bu baş döndürücü ve sürreal bad trip deneyimi için teşekkür ederim. :sweat_smile:

Bu dördüncü duvarı yıkma olayını ben de bir öykümde işlemiştim ve gerçekten çok eğlenceli bir iş. Sen de bunu iyi kotarmışsın. Karışık ama anlaşılır, sade ama heyecanlı, gerçeküstü ama sonunda ayakları yere basan bir öyküydü. Kendini okuttu, meraklandırdı, farklı şeyler düşünmeye itti, sürükledi.

Yalnız gözüme takılan bir şey oldu. Bazı cümlelerin ve paragrafların sonları çok çabuk tamamlanıyor. Birkaç alıntı ile bunu açıklayayım;

Böyle biraz özensiz duruyor olabilir mi? Gözden geçirilebilir belki. :+1:

Poetikamızın uyuştuğunu söylemiştim, yine benzer şeyleri şeylerden beslenmişiz; bu sayıda ben de uyuşturucu motifini bolca kullandım. Gelecek sayıdaki öykünü sabırsızlıkla bekliyorum. Görüşmek üzere. :blush: :pray:


#4

Selamlar, öykünüzü okudum. Çok sevdiğim bir tekniği kullandığınız için yorum yapmadan duramadım. Öncelikle çok beğendiğimi söylemeliyim. Anlatımdaki ince dokunuşlarınız, esprili cümleleriniz ve karakterleri kullanışınızı başarılı buldum. Ancak birkaç itirazım var.

‘‘Var olan’’ olmasa da anlam değişmiyor.

Bu cümleden emin değilim. Öyküde bulunduğu yer itibarıyla önemli bir cümle. Aksiyona geçişe, karakterin maceraya atılışına bizi taşıması gerekiyor. Ancak cümlenin kuruluşundan ya da fiilin çekiminden dolayı bunu tam olarak yapamıyor. Belki üzerinden bir kez daha geçersiniz.

Bu kısım karakterle ilgili çelişki varmış izlenimini uyandırıyor. Okurun aklına, böyle bir karakterin bir dergide yazmaya nasıl başladığı sorusu takılıyor. Cümlelerin yerinden ve devamında Elvan’ın Faruk hakkındaki cümlelerinden bu kısmın bilinçli bir tercih olarak yazıldığını düşünüyorum. Faruk’u tamamlanmamış bir karakter olarak okura gösterme isteği var sanırım ki gerçekten böyle bir amaç güttüyseniz bir kez daha tebrik ederim.

Bu kısım, sanırım en büyük itirazım. Okurla bir oyunun içine girmeye, metin içerisinde metin yaratmaya ve OuLiPo’ya göz kırpmaya karar vermişken paragrafları ayırmanızın biraz kaçamak bir tercih olduğunu düşünüyorum. Metin daha karmaşık olacak, okurun işi daha da zorlaşacaktı. Bunları kabul ediyorum ama zaten oyuna karar verilmiş. Bir adım daha atarak okuru biraz daha zorlamak, bu öykünün kaldırabileceği bir karar olurdu. Hatta, öykünün sonlarına doğru ortaya çıkan belirsizlik, sis benzeri hale çok yakışırdı. İşaretler olmadan da öykünün farklı şeyler anlattığını anlamak mümkün. Okurlardan bunları beklemeliyiz. Çünkü buna çabalayan okur, sonunda edebi bir keyfe ulaşıyor. En azından ben okurken keyif aldım. Paragraflar işaretlerle ayrılmasa, belki biraz zorlanırdım ancak alacağım keyif artardı. Bu, belki kişisel bir itiraz. Bu nedenle çok ısrarcı olamayacağım.

Çocukların şiveleri onlarla ilk karşılaştıkları hallerine kıyasla giderek daha fazla bozuluyor.

Elvan’ın sıkıntılarla karşılaşması paralelinde Faruk’un hikayesinin büyülü bir hale gelmesi güzel bir detay olmuş. Bununla yetinmeyerek Elvan’ın da tuhaf olaylar yaşamaya başlaması kararınızını da öykü içerisinde rahatlıkla işleyebilmişsiniz. Üç koldan ilerlediğiniz için çok karmaşık hale gelebilecek bir durumun altından kalkmışsınız. Tebrik ederim.

Sonuç olarak çok beğendiğimi bir kez daha söylemeliyim. Elinize sağlık.


(Müge) #5

Korktuğum an :slight_smile:

Şaka bir yana detaylı okuyup değerlendirdiğin için çok teşekkür ederim. Şu “karşılıklı olarak” gerçekten fazladan kalmış orada. Ve tırnaklar konusunda da haklısın. Elmalı bölümdeki anlatım özellikle yaptığım bir şey. Galiba bu tarzı biraz seviyorum. Üzerinde düşüneceğim :slight_smile:

“Bir yandan kafesinden dışarı çıkmak istemiyor, diğer yandan bir şeyler olabilir, Elvan’ın dikkatini çekmeyi başarabilir ve çöpe atılmaktan kurtulabilir hayalleriyle hikâyedeki o düğüne koşmak istiyordu.”
Bu cümle beni de düşündürdü ama vermek istediğim anlamı senin önerdiğin “kurtulma hayalleriyle” denmesi de, cümlenin gidişini bozuyor. Belki “hayalleriyle” yerine “düşüncesiyle” diyebilirdim.

Öykü hakkında yaptığın tespit doğru, büyülü bir gerçeklik yaratmaya çalıştım çünkü bu tarzı okumaktan çok büyük keyif alıyorum. Usta ve Margarita’da okuma listemde ön sıralara aldığım bir kitap.

Bu öykü üzerinde gerçekten emek harcadım, hatta daraldığım zamanlar, bir kenara atmak istediğim anlar, çözemediğim bağlantılar çok oldu.

Beğenmene çok çok sevindim.

Çok teşekkürler :slight_smile:


(Müge) #6

Sevgili Kasvet :slight_smile:

Sen bir de beni bu öyküyü yazarken görecektin :grimacing: Katmanlı, boyutlu öyküler okumayı seviyorum ve ben de deneme yapmak istedim. Beğenmene çok sevindim gerçekten. Bu bana doğru yolda olduğumu gösteriyor.

Aslında biraz okumaktan keyif aldığım tarzlara benzer gibi yazıyorum. Çabuk tamamladığım paragraflardaki küt diye bitişler de bu yüzden. Absürd durmasını istediğim için belki. Ama zamanla daha gelişebilir bence.

Ben de senin öykünü merak ediyorum :slight_smile:
Çok teşekkürler güzel değerlendirmelerin için.


(Müge) #7

Öncelikle yanıtlarımı okuyanlar kusura bakmasın. Tek bir post içinde birden çok yanıt verebilirmişim :frowning: Acemliğime verin :slight_smile:

Merhaba @ DentArthurDent

Öncelikle detalı okuman için çok teşekkürler ve yerinde tespitlerin için de.

Bahsettiğin cümle (Bu aslında diye başlayan) hakkında ben de tereddüt ettim. Hem iki paragrafı birbirine bağlayan ve hem de olaya girişi tanımlayan bir cümle olmalıydı. Ve bu cümle Elvan’ın, Faruğu sıkıcı olmaktan kurtarmaya çalışmasını da yansıtmalıydı. Aynı zamanda Elvan’ın Faruğu bir türlü tanımlayamaması, onunla ilgili girdiği bunalıma bir şekilde götürmeliydi. Gerçekten amacım Elvanın öyküsüne güvensizliğini de göstermekti. Ama bunu başarmak zordu.

Bu öyküde çok zorlandığımı söylemeliyim. Ve evet kesinlikle haklısın, bu kadar deneysel olmaya karar verip, anlaşılmama korkusuyla böldüğüm metinler tamamen benim korkaklığım. Bunu dile getirip, beni daha cesaretli olmaya teşvik ettiğin için de ayrıca teşekkür ederim.

Sevgiler


(gayekskn) #8

Merhaba Müge :slight_smile:
Hikayeni en başlarda anlamakta zorlansam da, sonrasında karakterleri tam anlamı ile kavrayıp, yaratımına hayran kaldım. Bakış açın yine oldukça etkileyici.
Osman Aysu okudun mu hiç bilmiyorum;ama onunla özdeşleşen bir şey yapmışsın. Bilerek mi yoksa kazayla mı olduğunu merak ediyorum açıkcası :slight_smile: (Böyle detayları yazarına sormak ne muazzam haz)
Özge karakteri, öykünün sonlarında Gözde’ye evirildi. Osman Aysu kitaplarında bunu yapar ve okuyucunun fark edip etmeyeceğini yoklar. Seninki böyle bir şey mi yoksa planlanmamış ve kazaya uğramış bir değişim mi, oldukça meraktayım.
Bunun dışında ‘Faruğu’ yazdığın bölümler biraz rahatsız etti beni. Kişiselleştirmeme amacı mı taşıdın? Ki o zaman küçük harfle başlamalıydın. Eğer özel isimse, ‘Faruk’u’ olmalıydı. Belki bir dönüp bakmak istersin.
Ama her şeyin ötesinde, damağımdaki bu tat ve yüzümdeki gülümseme için teşekkürler.
Daim olsun kalemin :slight_smile:


(Müge) #9

Okuyup yorumladığın için çok teşekkürler Gaye. Osman Aysu hiç okumadım. Evet bilinçli olarak yaptım demek isterdim ve hatta onu yazan ben değilim, öyle yazdığımı hiç hatırlamıyorum da demek isterdim :slight_smile: Ama Özge kazaya uğramış ve Gözde olmuş. Bu kadar karmaşa içinde zavallı güme gitmiş :blush:

Faruk’u sevemediğim için Faruğu yazdım ama kurallara uymak lazım değil mi :frowning:

Beğenmene çok sevindim. Çok teşekkürler :slight_smile: En kısa zamanda Osman Aysu kitabı alayım!


(gayekskn) #10

Yani alsan mı bilemedim🙈 Ben bazı kitaplarını bitiremedim. Polisiyeci olduğu için göz atman iyi olacaktır ama.
Özge’ye sevgilerimi gönderiyorum öyleyse😊
Görüşürüz😘


(Merve Aydın) #11

Merhaba.
Farklı, yazılması güç lakin okuması eğlenceli bir öykü olmuş.
Özellikle olmayan alın kısmına ve gen aktarımına niyeyse çok güldüm. :slight_smile: Böyle gözlemler ve bu gözlemlerin edebiyata yansıtılması daima hoşuma gidiyor. Bu farklı stildeki öykü için teşekkür ederim. Bana seçkide farklı şekiller denemem için kap açtı.
Kalemin daim olsun. İlhamla kal.
Görüşmek üzere.


(Müge) #12

Zaman ayırıp okuduğun ve bu güzel yorumun için çok teşekkürler.

Ben de yeni şeyler denemeyi seviyorum. Küçük de olsa başarabildiysem ne mutlu bana. Ufak tefek aksaklıklar olsa da sanırım denemelerime devam edip, biraz sınırları zorlamak istiyorum :slight_smile:
Normalin dışında insan tiplemeleri okumak benim ayrıca keyif aldığım bir unsur. Galiba bu yüzden yaratmaya çalıştığım karakterlere tuhaflıklar katıyor: alınsızlık, böğüren bir genç kız gibi gibi.

Görüşmek üzere


(Murat Barış Sarı) #13

Merhaba,
Ben çok beğendim. Bir mühendislik şaheseriydi ama aynı ölçüde de samimi, salaş ve groteskti.
Aslında bence yazması çok zor olan bir stil denemişsiniz. Ben de bir bilgisayar oyunu karakterini anlatan bir hikaye yazmıştım ve okuyanların ezici çoğunluğu hiçbir şey anlamamıştı. Oysa sizinki tutarlı olmasının yanında son derece de anlaşılırdı.
Ve çok da eğlenceli.
Bir noktada yapılan eleştirilere bir eleştiri yapacağım. Genelde alıntı yapılan eleştirilerin odak noktası rasyonel ve gerçekçilik üzerinde yapılıyor. Ama bence öyküler bu kadar da gerçekçi yazılmak zorunda değil. Ben tek eleştiri olarak daha önce de değinilmiş Özge/Gözde değişimini söyleyebilirim ve onu da eğlenerek söylüyorum. Hatta bu saykodelik kurguya iyi gitmiş diye düşünüyorum.
Son bir noktayı daha belirteyim benim de sevdiğim bir tarzda yazıyorsunuz. Şöyle ki; bir öyküde yazılan her şeyin ya öykünün gidişatı ile ilgili olması ya da karakterin inşası ile ilgili olması beklenir. Siz ise hayatla ilgili okuması keyifli ancak bu iki konseptten uzak anlık şeyler yazıyorsunuz. Ben de bunun taraftarıyım. Bu tarz dokunuşlar öyküyü üç boyutlu kılıyor. Eğer bir tutarlılık ve gerçekçilik arayacaksak bence de bu üç boyutlu gerçekçiliği aramalıyız.
Hasılı çok severek okuduğum bir öykü olmuş.
Elinize sağlık…


(Müge) #14

Okuyup değerlendirdiğin (sen diyorum izin verirsen) için çok teşekkür ediyorum. Beğenmiş olman beni, biraz tedirginlikle yazdığım bu öyküye daha güvenmemi sağladı. Çok doğru değerlendirmelerin var, boyutların biraz dışına çıkmak istiyorum. Sınırları zorlayıp, gerçeküstü dünyalara kapı açabilirsem ne mutlu bana :slight_smile: