En Son İzlediğiniz Anime?


(Muhammet Topcu) #81

Kimi no Na wa, epey hoşuma gitti. Müzikleri güzel, komedisi tadında, hüznü yerinde, kurgusu doyurucu, görsellere hayret verici. Kesinlikle izlenmesi gereken eserlerden. Tavsiye ederim.


(Mrs Saturn (Af Bri, Elentâri) " İyi uyu ve Ev'i düşle. ") #82

İlk fırsat bulduğumda izleyeceğim. Secret Garden da çok tatlı diziydi.
:slight_smile::star_struck:


(Enver Arman ★) #83

Ore no Imouto ga Konnani Kawaii Wake ga Nai.

Yıllar sonra açıp az önce bitirdim. Yıkıldım, ağladım. Yeterince unutmuşum ki oldukça sürükledi. 2 günde bitti. Duygu sellerine kapıldım. Yazar farkında mı bilmiyorum ama izlerken hastalık mı hak mı sorusunu sora sora kendinden geçiyorsun.

Evet, iki kardeşin sevgisini anlatıyor. Fakat fan servis animelerde ki gibi gözünüze hiç rahatsız edici şeyler sokmuyor. Gerçek bir anime bu olsa gerek. Sesleniyor, düşündürüyor belki de zehirliyor ama kesinlikle güzel bir şeyler bırakıyor.


(Berfin) #84

Ben de yeni bitirdim. Gerçekten çok güzeldi. İzlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.


#85

Şimdi 3. sezonu bekle dur, Netflix anime konusunda toy olduğu için bayağı geciktiriyor.


(Berfin) #86
  1. Sezonun nasıl olacağını biraz belli ettiler ama bana pek iyi olacakmış gibi gelmedi. Drakula’nın eksikliği çok hissedilecek bence. Ayrıca lütfen Isaac bu işleri bırakıp iyi tarafa geçsin ya :weary:

#87

Alakası yok ama Hellsing Ultimate’i tavsiye ederim. Bir başka Alucard hikayesi


(Muhammet Topcu) #89

Kotonoha no Niwa izledim, umduğumdan daha kısa sürdü, zaten ayrıntılara o kadar kilitlenmişim ki nasıl bittiğini anlamadım. Hemen üstte bahsettiğim Senin Adın adlı anime ile aynı yapımcıya sahip olduğunu öğrendim. Ayrıca sevdiğim bir manga olan Saniyede 5cm’nin de filmini çekmiş aynı kişi. Sanırım tüm eserlerini elden geçireceğim :smiley:


(Cemalettin Sipahioğlu) #90

Doukyonin Wa Hiza, Tokidoki, Atama No Ue

Konu: Yakın zamanda ailesini kaybeden ünlü gizem romanlarının eksantrik yazarı, yavru bir kedi sahiplenir ve ikisinin de sıradan hayatları değişir.

Yorumum: Her bölüm, gündelik hayatta karşımıza çıkacak alelade olaylar içeriyor. Anlatımı ilgi çekici hale getiren ve hikâyeyi derinleştiren, aynı olayın önce yazarın bakış açısından sonra da kedinin bakış açısından anlatılması.

Yazar, yazar kişiliğinin bahşettiği farklı şeyler arasında bağlantı kurabilme gücüyle kedinin davranışlarına derin anlamlar yüklüyor. Yüklediği anlamlar da hem iş hayatını hem de insan ilişkilerinde yoksunluğunu çektiği iletişim ve bağ kurma yetisini geri kazanmaya başlıyor.

Kedi, sokaklarda geçen zorlu hayatından aldığı dersleri uyguluyor. Sahibinin tuhaflıkları karşısında gayet güdüsel tepkiler veren kedi, aldığı tepkiyi ya yanlış yorumluyor ya da kedice basit mantık yürüterek karşılık vermeye çalışıyor.

Şimdi karşımızda, biri, iç dünyasının karmaşasıyla boğuşurken dış dünyadan gelen tüm tepkileri itiraf edemediği veya da varlığından habersiz olduğu duygu ve düşünceleriyle yorumlayan, diğeriyse, kendi küçük dünyasından idrak edebildiği kadarıyla eylemlerde bulunan iki varlık var. Eh, konuşarak birbirlerine dertlerini anlatamadıklarını da unutmamak gerek. Ortada, yorum-etki-tepki sarmalında dönüp duran, yanlış anlamalar veya da bambaşka değer yüklemelerle dolu bir ilişki var. Ve bu, sanılanın aksine olayları içinden çıkılmaz bir hale değil, iki tarafın da -ama farkında olunan ama olunmayan- ihtiyaçlarını karşılamalarına vesile olan güzel bir ilişkiye vesile oluyor.

Kedimize özellikle değinmek istiyorum.

Kendisi tam prensip sahibi, kedi gibi kedi!












(Pelin ) #91

Gintama

An itibariyle son sezonu da izledim ve izlediğim en iyi ikinci anime serisi oldu diyebilirim. (“İlki hangisi?” diye soranlara: Shingeki no Kyojin. “Kaç anime izledin ki?” diye soranlara: Filmler ve yarım bıraktıklarım hariç ondan fazla.)

İlk bölümleri insana “Ne izliyorum ben şimdi?” dedirtebiliyor, bu yüzden bildiğim kadarıyla bırakan da çok oluyormuş. Ama en fazla otuz bölümden sonra anime çok fena sarıyor. Arc denilen birkaç bölümlük hikâyeler olmasaydı da Gintama’yı çok severdim. Gülmekten gözümden yaş getiren bölüm sayısı hiç de az olmadı.

Uzun süreli güzel animeleri bitirdiğim her zaman olduğu gibi içimde bir burukluk var. Boruto’ya başlayacağım, umarım Naruto’nun tadını verir ve yeni sezon gelene kadar bana Gintama’yı unutturur.

Bu arada Gintama sayesinde Shingeki no Kyojin’in İngilizce’ye, oradan da Türkçe’ye yanlış çevrildiğini öğrendim. No eki Japonca’da bizdeki iyelik ekine karşılık geliyor; yani Titana Saldırı değil, Titanın Saldırısı olmalıymış.


(Gökçe ) #92

Yakusoku no Neverland

Gizem, gerilim türünde bir animeydi. Kısaca konusu yetimhane büyüyen çocuklar 12 yaşına gelene kadar rastgele evlat edinilir. Tüm çocuklar bunun hayaliyle mutlu mesut, oyunlar eşliğinde, tasasız büyür. Fakat gerçekte olay böyle midir? Cevap ilk bölümde yanıtlandığı için fazla ayrıntı vermek istemiyorum. Sonraki bölümler o cevap üzerine kurulu, sürükleyici ve meraklandırıcı bir şekilde ilerliyor. İzlerken zevk aldığım animelerden biri oldu.

Animede en çok hoşuma giden sahnelerdeki kamera açısı oldu. Gerilimi, abartmadan hissetirdi. Mesela sallanan saatin sesini duyarken görüntünün bir o taraftaki karaktere bir bu taraftaki karaktere akması, bu sırada “şimdi ne olacak?” sorusuna cevap aramak keyifliydi. Arka planı doldurma çabası içine girilmemesi dolayısıyla mekanlardaki az ve öz eşya bulunması bir diğer hoşuma giden taraf. Arka planda oyalanmadan olaya, diyaloglara ve stratejiye daha iyi odaklanabildim.

Son olarak 2020’de 2. sezonu gelecekmiş. Bana göre bu sezon tatmin ediciydi. Tabi işlenecek malzeme yok değil, elbette cevapsız sorular kaldı. Ama ilk sezonu kendi içinde değerlendirirsek sonu iyiydi. Animenin geçtiği evrene bakarsak 2. sezon gelebilir. Evrenle ilgili daha fazla şey öğreniriz. Neden olmasın?