En Son İzlediğiniz Film?

Tam olarak yeri burası değil ama genelde sinama severler burda olduğu için paylaşıyorum.Bu vesile ile The Thing üzerine harika bir video sinama,edebiyat,felsefe ve son olarak siyaset forum için biçilmiş kaftan…Uzun zamandır izlediğim en iyi içerik çayınızı yada kahvenizle birlikte tüketin zay olmasın o derece…

6 Beğeni


Senenin en iyi işlerinden biri ve güzel öncül bir film olmuş. Elbette bir Fury Road kadar 10/10 olmasa da ortaya harika bir iş çıkmış. Çorak topraklara dönmeyi özlemişim. Film bitişi Fury Road filminin başlangıcına denk geliyor. Bu iki filmi peş peşe izlemek seyir zevkini daha da artıracaktır. Bu arada filmde sürpriz ve hoş bir cameo var. Sinemada izlenecek film arayanlara tavsiye ederim. Daha çok Wasteland hikayesi görmemiz dileğiyle…

8 Beğeni

Kingdom of the Planet of the Apes
Serinin sevenlerini sevindirecektir. Ben bu kapsama giren bir insan olarak çok sevdim. Özellikle ilk yirmi dakikasında senaryo epey kuvvetli, sonra biraz yavanlaşıyor ama yine de vasat üstü kalmayı başarıyor. Şu anda sinemalarda.

4 Beğeni

Ben kötü bir iş bekliyordum sizden sonra baktım genel yorumlar olumlu gibi sadece bir önceki film kadar çıtayı yüksek tutmayın diyorlar sınav haftama gelmese izlemeye giderdim.

2 Beğeni

Aksiyonu ve efektleri için izleyebilirsiniz. Hikayesi idare eder ama bildiğimiz o vurdulu kırdılı filmlerde ne varsa bunda da var. J. Lopez’in oyunculuğu sanki yetmemiş bu role.

6/10

5 Beğeni

Abi ben 4-5 yıl aradan sonra ilk kez bir film açtım. Müzik prodüksiyonlarında adı geçen bir şey olduğu için “Climax” neymiş diye göz gezdiririm en son kapatırım diyordum. BluTV’de gözüme kapak resmi çarptı DJ var, işte renk paleti iyi ayarlanmış güzel bir kapak resmi ayarlamışlar.

Açtım abi yarım saat dansçıların röportajımsı şeylerini dinliyoruz, ee onun öncesinde de bir ton intro-credits izlemişim. Eeh, eytere bea diyip kapatmama son 5 dakika falan.

Abi inanılmaz ötesi bir açılış sahnesi var: dans. Yani internette ve ekşide okuduklarıma göre one-shot yapılmış doğaçlama bir kareografi. Daha sonra bu dansçılar 2019 Calvin Harris TV Show’unda falan da dans etmişler. Gaspar Noe (yönetmen) de bunları youtubeda paylaştıkları Climax filmi için oluşturdukları seçme videolarından seçmiş falan filan deniyor. Yok abi olamaz bu kadar başarılı bir casting yapılamaz. Bu insanların hiçbirini profesyonel aktör/aktris değilken, hadi ilk dans sahnesini geçtim, diğer drama ve diyalog sahnelerini nasıl oynadıklarını düşündükçe beynim ısınıyor. Termal macun yenileyesim geldi durduk yere halbusemki yoğurtlu sosun içimi ferahlatmask gerekiyordu.

Neyse bu kadar kör bir atışla bu kadar yüksek bir keyif alacağımı bilemeden filmi bitirdim. Zar zor bitirdim gerçi çünkü o gizem dolu sahneler acı verdi bitene kadar.

Dünyam döndü başım gibi. Rüya!

Bu arada film muhteşem akıyor çünkü Fransızca. Altyazılar da süper titizlikle yazılmış dikkat ederseniz altyazıyı hazırlayana ödül olarak 1 kg soğuk baklava yollayabilir duruma gelebilirsiniz. Benimki fıstıklı olsun.

Açılıştaki dans sahnesi:

6 Beğeni

The Idea Of You (2.5/5)

Anne Hathaway için izlediğim, orta halli, sıkmayan ama çokta heyecanlandırmayan bir film olmuş. Anne Hathaway için izlenir diyip geçelim :slightly_smiling_face:

The Challengers (4.5/5)

Şu ana kadar 2024’ün en iyi filmleri arasına girdi benim için. Çok detaylı bir inceleme yapılabilir ama spoilera kaçar o sebeple yüzeysel olarak bir iki yorum yapacağım. Zendaya’yı böyle farklı yapımlarda görmek çok iyi oldu, kendisi role yakışmış. Ana rollerdeki üçlünün birbirine enerjisi çok uymuş. Tenis maçlarındaki çekimler çok iyi, insanı tenise başlamak için motive ediyor :smile: Ek olarak bence film müzikleri enfes olmuş.
Genel olarak iki erkeğin birbirine ( romantik olarak değilde duygusal olarak) , kadının ise tenise olan aşkını izliyoruz. Bayıldım.

Gozdilla Minus One (3.5/5)

Salt bir canavar filmi. Dolambaçsız, safsatasız tertemizinden bir aksiyon ve Godzilla terörü. O yüzden keyif aldım.

Set It Up (3/5)

Anyone But You kıvamında güldüren ve eğlendiren bir film. Kesinlikle romantik komedi arayışında olanlara önerimdir.

Love Lies Bleeding (3/5)

Kristen Stewart’ın kariyer gelişimini çok beğeniyorum. Hem oyunculuğu olsun hem de projeleri olsun kaliteli yapımlarda yer alıyor. Bu filmde onlardan biri. Mükemmel bir film değil ama Stewart çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş. Filmin temposu yüksek, konu değişik. Filme değişiklik yani bir nevi özgünlük katan kısım ise bana göre filmdeki Jackie karakterinin gelişimi ve bu gelişimin bizlere yansıtılışı. İzleyin, pişman olmazsınız diyeyim.

9 Beğeni

Smile - Gülümse

2022 yapımı 6.5 puana sahip bir film. Artık bir film ilgimi çektiyse imdb puanına bakmadan izliyorum. Çünkü artık 7 puan üstü film pek olmuyor veya olanları izlemiş oluyorum.
Film genel olarak güzeldi. Jumpscareler bol bol vardı ama artık jumpscare olmadan korkutabilen korku filmi yok.
Filmin temel hikayesi iyi kurgulanmış ama detaylarda saçmalıklar çoktu.
Güzel bir korku filmi arıyorsanız tavsiye ederim.

4 Beğeni

Bir itirafta bulunayım. İki üç gündür kovboy filmlerine sardım
Önce 1967 yapımı Hombre’yi izledim. Kızılderili dostu sayılablecek bir filmdi. Güzeldi ve İMDB puanı 7,4. Kovboy filmi olsa da insan üzerine bir filmdi. İkinci olarak Posta Arabası filminin 2. çevrimini izledim. Yani John Wayne ile olmayanını. Güzeldi eski bir film olmasına rağmen heyecan uyandırdı. Az önce de Trence Hill’in Benim Adım Hiçkimse filmini izledim. Henry Fonda ile oynadığı. Eğlenceli bir filmdi.
Ha bir de maskeli Süvari’nin eski bir çevrimini izledim. İşte o ortalamanın altındaydı.



maskeli süvari-1

9 Beğeni

Kovboy filmlerini sevdiyseniz ben kesinlikle spagetti western filmlerini tavsiye ederim. Spagetti western yani genellikle İtalyanların çektiği bu filmler, Holywood’da çekilen western filmlerine göre daha güzeldir.
Örneğin bu işin en iyi örneklerinden “İyi, Kötü, Çirkin” spagetti western filmidir.

5 Beğeni

Kovboy filmlerini seviyorum diyemem ama bulduğum zaman izlerim spagetti Western filmleri de eskiden bir hoşuma gider. Tavsiyeniz için teşekkür ederim

2 Beğeni

Korku filmlerinden devam ederek Barbarian filmini izledik.
Yine filmin imdb puanına bakmadan izledik ama filme karşı karışık duygular içerisindeyim.
Filmin ilk yarısı adeta klasik olmaya adayken ikinci yarısı kötü bir teen slasher a dönüşüyor.
Özellikle Pennywise rolünden tanıdığımız Bill Skarsgard beklentimizi çok artırıyor ama onu da filmde fazla göremiyoruz. Filmdeki en meşhur adamı bu kadar az göstermek pek akıllıca bir hamle değil.
Filmin içeriğine gelecek olursak film ilk yarıda kendine çok güzel bir gizem oluşturuyor, farklı kişileri ve hikayeleri birbirine çok güzel bağlıyor. Sonrasında ise tam yemeğin en güzel yerine geldik derken mantıksızlıklar silsilesi ile devam ediyor. Film içerisinde Amerikan rüyasını bol bol gömen göndermeler mecbur ama Amerikalı değilseniz pek de umurunuzda olmuyor. Diğer taraftan film sonlara doğru korku filmlerleriyle de dalga geçiyor ancak bu biraz saçma olmuş. Eğer korku filmi klişeleri eleştirilecekse filmin çoğu klişe üzerine.

Diğer taraftan hikayede birçok açık nokta var. Devam filmi yapılacağı kesin ama önce ilk filmin içini biraz doldursalarmış.

Korku filmlerini seviyorsanız tavsiye ederim ama iyi bir film izleyelim diyorsanız size göre değil.
İmdb 7 puanı haketmiyor. En fazla 6 puanlık bir film. Onu da filmin ilk yarısından alabilir.

3 Beğeni

Dolar üçlemesinin ilk iki filmini izledim.

Evet. Bu, sinema sever biri olarak yaptığım en büyük ayıplardan biriydi. İzledikten sonra küfür olduğunu hissettim. Resmen küfür etmişim.

Uzun zamandır bu üçlemeyi izlemeyi çok istiyordum. Erteleyip duruyordum. Bunun iki sebebi vardı: Western sevmiyor olmam, odaklanamıyor olmam. Uzun soluklu şeylere odaklanamadığım için ne dizi, ne film izleyebiliyordum. Geceleri uyuyamadığım için rastgele film açıp duruyordum. Uykuya dalmak için. Şans eseri üçlemenin ilk filmine denk geldim. Gerçi tesadüf olduğuna kendimi ikna edemedim. Şu aralar Rdr2 oynuyorum, bu bir işaret dedim. Açtım. Uyumadım. Uyuyamadım. Uyutmadı.

Eski filmlerin sahiden çok farklı bir havası var. Sektöre saygıyla bakılıyor. Çekimler şimdiki kadar kaliteli olmasa da arkadaki inanılmaz sanatsal çabayı ve özellikle benim de daima bulmak istediğim doğallığı görebiliyorsunuz.

Clint Eastwood. Bir erkek olarak imrendim. Yakışıklı. Evet. Fakat inanılmaz karizmatik. Sinema tarihinde gördüğüm en karizmatik adam. Cüneyt Arkın’dan daha yakışıklı olmasa da şüphesiz ki daha karizmatik buldum kendisini. Bambaşka bir duruşu var.

Şimdilerin klişe hikayesi olsa da izletiyor. Yahu bakın bu çok önemli. Maalesef zaman aşımına uğramış bir hikaye, evet, ama izlerken sizi elinizden tutuyor. Sinema bilgim çok yüksek olmadığı için bilmiyorum ama doğallık, çekim, kalite, oyunculuk, siz ne derseniz deyin, bir yerden yakalıyor.

İlk film isimsiz ödül avcımızın güzel bir tanıtımıydı. Fakat ilk ve ikinci filmde de bulduğum en büyük kusur karakter derinlikleriydi. İkinci film daha ilgi çekici, daha beklenmedik sahnelere yer verse de, cimri yönetmenimiz karakterin iç dünyasını vermemekte inat ediyor. Tabii onu da anlıyorum. O badass hava ancak böyle verilebilirdi. Göz önündeki birini ne kadar az tanırsan o kadar ilgi çekici bulursun. Bir o kadar da onun sürprizleriyle karşılaşırsın.

İkinci filmde sahne alan albay en az Clint Eastwood kadar filmi sırtlamış. Kötümüz Indio da öyle. Herkes hikayesini kotarmış. İkinci filmin yıldızı benim için albaydı.

Üçüncü filme geçeceğim ama uzun olduğu için şimdilik izlememe kararı aldım. Peş peşe izlersem sıkılabilirim.

Eski film fobisi olan varsa bu üçlemeyle üstesinden gelebilir.

6 Beğeni

İlk ikisini beğenip üçüncüsünde sıkılmanızın imkansız olduğunu gönül rahatlığıa söyleyebilirim. Hatta hiç bitmesin de diyebilirsiniz. :slight_smile:

1 Beğeni

Tabii serinin, sinema tarihinin top filmlerinden biri olduğu için konuşmak kolay. Biz bu rahatlığı farklı filmlerde de görmek isteriz SJack efendi…

1 Beğeni

Maalesef her film bu seri gibi değil. :slight_smile: Sizin de belirttiğiniz gibi o doğallık ve kaliteli oyunculuklar artık yok.

2 Beğeni

Üçlemeyi özel kılan Eastwood’un karizmasından ziyade Leone’nin ustalığı ve Morricone ile olan işbirliği. Bunu Clint’in onsuz devam ettirip bizzat kendisinin de yönettiği, takip eden westernlerinde görebilirsiniz. Albay Lee Van Cleef ve politik filmlerde dahi gördüğümüz, İtalyan Sineması için önemli yüzlerden Gian Maria Volonte yine Leone’den sonra diğer başka spaghettilerde rol aldılar. Van Cleef’in Giuliano Gemma ile Day of Anger’i ve Tomas Milian ile The Big Gundown’u bunlar arasında en iyileri. Milian zaten bu filmde Karaoğlan gibi. Özellikle Für Elise eşliğinde silaha karşı bıçak düellosu seyre değer. Yalnız, tüm bu tür içinde en önemli yapıt hiç kuşkusuz Bir Zamanlar Batıda (Once Upon a Time in the West). 1968 tarihli film sinema tarihinin de en iyi yapımlarından biri. Üçlemenin esasında bir prequel olan son filmi İyi Kötü Çirkin’in baş oyuncularının açılış sekansında oynamasını istemesine rağmen Leone reddedilince bu gerçekleşmemiş. Ben kişisel olarak - müziğinin de etkisiyle - en çok ikinci filmi, For a Few Dollars More’u severim. Morricone’nin daha sonra birlikte en uzun süreli çalıştığı ikinci yönetmen olan Tornatore’nin bizzat çektiği belgeselinde gördüğüm üzere en çok saygı duyduğu müzik hocası da bu bestesini çok severmiş. Bir replikasını yılların sonrasında edinmiştim.

Morricone’ye ayrı bir kitap yazmak gerek: Spaghettiden ibaret olmayan filmografisinde insan sesinden piyanoya, kemandan obuaya, gerilimden (White Dog) romansa (Canone Inverso), dramadan (Legend of 1900) bilimkurguya (The Thing) her türde başyapıtlar çıkarmış, Zimmer’den Williams’a, herkesin saygı gösterdiği ve sample’lar dahi kullandığı (Zimmer@Pirates of the Caribbean), çoklarına göre bu türün Mozart’ı, saygınlaşmasına katkıda bulunan en önemli neferlerden biri. Eğer Leone Bir Zamanlar Amerika gösteriminde bu kadar yerilip küstürülmeseydi belki birlikte daha başka filmlere de imza atacaklardı, büyük kayıptır yokluğu sinema dünyasında. Tarantino ve çokları onun mirasından yürüyor, Leone olmasa Rezervuar Köpekleri ve Ucuz Roman da olmazdı (bunun için The Killing ile Kubrick de öncüler arasına eklenebilir).

Tüm bu efsane isimler arasında hâlen hayatta olan Edda Dell’Orso’yu burada anmak isterim.

Unutmadan, Van Cleef ABD westerninin mihenk taşlarından Kahraman Şerif’te de görünür. Leone’nin "Bir Avuç Dinamit"i de Zapata western alt türüne daha yakın, yani devrim temalı westernler. “Batıda” ve “Amerika” ile birlikte üçü “Bir Zamanlar Üçlemesi” olarak adlandırılıyor, Amerika suç/gangster filmleri janrında olsa da. Bu filmin de kesilmemiş orijinal kurgusu Scorsese’nin elinde, bir gün görebileceğimiz umuduyla bizleri beklemekte.

Girizgâhtaki mevzuyu açmayı unutmuşum: Leone’nin kendine has kurgusu yakın plan çekimler, diyaloğa gerek duymayan uzun sekanslar ve müziğin bizzat çekimler sırasında çalınmasıyla en önemli unsur haline gelmesiyle kendini gösterir; müzik kullanımı Chaplin, Capra, Kubrick, Tarantino, Tornatore gibi yönetmenleri de bir gömlek yukarı taşır ancak Leone bunu bir alt tür yaratarak, dahası Amerikan Sineması’nın daha sonra gelecek müzikaller ile birlikte en kök salmış türlerinden birini kendi topraklarından alıp dönüştürerek yapmış, kısacası daha ileri gitmiştir ve kendi müziğini yapan Chaplin ve onun bestecisiyle çalışan Tornatore’yi kenara alırsak, zaten diğerleri genelde “uyarlama müzik” yerleştirmiştir. Morricone’nin Leone ile işbirliği kolay kolay bir daha yakalanmayacaktır. Bu eklemeyi de “R.I.P. Burton & Elfman” diyerek sonlandırıyorum.

7 Beğeni

Katılıyorum, üçlemeyi üst noktaya taşıyan en önemli unsur belki de Morricone’nin müzikleridir. Onun dışında arkadaşlar zaten gerekenleri yazmış.

2 Beğeni

Hocam döktürmüşsün. Sinema tarafında bilgim pek olmadığı için sizin yorumunuz değer kattı.

1 Beğeni

Ne demek, rica ederim. Bir Zamanlar Batida’yi da izlemenizi can-i gonulden isterim.

1 Beğeni