En Son İzlediğiniz Film?

Bir kez daha bu kült eseri izlemenin keyfini çıkardım. Günümüze ulaşan en eski yerli korku filmimiz olur. Yenilenmiş 4K versiyonuyla restore edildi. Şu an Mubi ve malum yerlerde bulabilirsiniz.

Sivri dişleri olan, duvarda sürünen bir kont ve bunları beyazperdeye yansıtan ilk film olarak vampir sinemasında özel bir yerde olduğunu bizlere gösteriyor ve bundan sonraki vampir külliyatını da etkileyen unsurlar oluyorlar.

1953 İstanbul’u görmek ise ayrı bir keyif. Gotik korkunun karanlık atmosferle ve yerel bir anlatımla filme desteklenmesi yerinde bir karar olmuş.
Diyaloglar bir o kadar iyiydi.

Bu güzel eseri türü sevenlere tavsiye ederim. :drop_of_blood:

10 Beğeni

Hocam attım listeye. Bu gece izleyeceğiz. Biraz araştırdım filmi çok övüyorlar. Arkadaş listende de yanlış görmediysem bir kişi izlemiş. Gözlerden kaçmış anlaşılan. Akşam yorumlarım.

2 Beğeni

Sinister’ı izledim.

Filmi yayınlandığı dönem izlemiştim ama beni koltuktan yarım metre sıçratan çim biçme makinesi sahnesi hariç aklımda hemen hiçbir şey kalmamış olduğu için tekrar izlemek istedim.

2010’lu yıllarda çekilmiş bu tip bütün Amerikan filmlerinde kullanılan, psikolojik sorunları olan çocukları ile yeni eve taşınan çok mutlu aile teması cidden bıkkınlık verdi. Filmin daha ilk sahnesinden “İnden cinden korkuyorsanız taşınmayın kardeşim, oturun oturduğunuz yerde” dedirtiyor.

Bu filmde iblisle şeytanla muhattap olmasına rağmen “Bir kedi gördüm sanki” kafasıyla takılan kişi sadece filmin başrolü olan Ethan Hawke. Yanlızca bir defa evin küçük çocuğu yatak odasında uyurken başka bir ölü çocukla burun buruna geliyor. O da korkudan yatağa sıçması gerekirken kalkıp duvara resim falan yapıyor. Yani gerçekçi tepkiler namına pek bir şey yok.

En azından bir taraflarından “Bughuul” diye bir varlık uydurup Mick Thomson cosplayi yapacaklarına Baal, Moloch, Maweth vs. gibi Ugarit ve Kenan mitolojilerinden bir tanrıya dayandırılıp hikayenin ayaklarının bir tık daha iyi yere basması sağlanabilirmiş.

Genel olarak işi çoğunlukla jumpscareler ile kotarmaya çalışan ortalama bir yapım.

5 Beğeni

Bring Her Back’i izledim.

Son dönemde izlediğim en saf gerilim filmlerinden biriydi. İzlemeden önce herhangi bir beklentim yoktu ama Hereditary kadar olmasa da o ayarda bir filmle karşılaştım. Genel itibarıyla fazlasıyla hoşuma gitti.

7 Beğeni

Uyuşturucu meselesine uzaylıları dahil eden idare etmelik bir filmdi. Dönemine göre daha iyi diyebiliriz.

6/10

8 Beğeni

Yer yer ileri sarsam da iyi bir hikayeydi. Özellikle geminin dışına çıkılan sahnelerde tüylerim diken diken oldu. Geminin tasarımını beğendim. Arthur’un olduğu sekanslar da keşke daha fazla olsaydı dedirtti. Kısacası görsel şöleni bol iyi bir yapımdı.

7.5/10

10 Beğeni

Speak No Evil (2024) filmini seyrettim.

Bu 2024 yapımı olan filmin, aynı isimle 2022 yılında yayınlanan Danimarka yapımı filmin Amerikan versiyonu olduğunu sonradan öğrendim. Yoksa ilk olarak orijinal yapımı izlemeyi tercih ederdim.

Filmin trailerında zaten olan biten her şey açık açık başından sonuna kadar belli fakat trailerı da geçtim afişinden dahi neyin ne olduğunu izlemeden anlıyorsunuz. O yüzden “Ne olacak?” dan ziyade “Nasıl olacak?” konusunda bir beklentiniz oluyor ki orayı da düzgün işleyememişler.

Ne olacağı afişinden bile belli olan filmin başlangıcını bayıcı derecede uzatmışlar. Filmin 1. saatin sonunda bile hala olayların sürüncemede gittiğini görmek beni feci derecede sıktı. Yetişkin karakterlerde çok bir problem olmasa da çocuklar çocuk gibi değil. Bu kadar gerilimli, stresli, kanlı, şok edici, kelle koltukta durumlarda Jason Bourne gibi alı konulmuş profesyonel FBI, MI6 ajanı edasıyla takılıp filmi çözüyorlar.

Filmin tek güzel yanı bu tip bir rol için biçilmiş kaftan olan James McAvoy’un tercih edilmesi olmuş. Bu filmin başrolü kim olsun diye bana sorsalardı benim de aklıma gelecek ilk isim James McAvoy olurdu :slightly_smiling_face:

4 Beğeni

Midnight in Paris (2011)

Renk tonuyla, hikayesiyle tatlı bir filmdi. Edebiyat, nostalji ve Paris…

6 Beğeni

Keşke öyle yapabilseydiniz. Gerilimi kemiklerimde hissetmiştim özgün filmde. Kuzey Avrupa gerilimi bambaşka. Bu arada yine de izleyin özgün filmi. Çünkü ikisi arasında çok fark var.

3 Beğeni

Talk To Me’yi izledim.

Birkaç gün önce izleyip beğendiğim Bring Her Back filminin yönetmenleri olan Philippou kardeşlerin filmi olduğu için izlemek istedim. Benim için hayatında doğru düzgün bir korku filmi izlememiş z kuşağının sosyal medyada şişirdiği ikinci bir “Backrooms” vakası oldu.

Talk To Me modern bir “ruh çağırma” filmi. Filmin bütün karakterleri günümüzde artık çürüme aşamasında olan batılı aile yapısında yetişen gençlerden oluşuyor. Bu yüzden gerilim filmi olduğu kadar aslında bayıcı bir aile draması.

Çoğu tamamen dağılmış durumda olan bir sosyal aile yapısında yetişen günümüz gençleri, filmde kendi yaşantılarından bir şeyler bulabilsinler diye filmin gerilim atmosferinin sürekli hiç bir önemi olmayan bayık aile travmaları ile bölünmesi filmin hoşuma gitmeyen kısımlarından biri oldu. Filmin gerilim kısmı da aman aman bir gerilim de değil. Siyah lens takıp kafayı sağa sola yatırarak yapılan in cin betimleme işi lütfen azalarak bitsin artık.

Kötü bir film değil, şuursuzca abartıldığı kadar iyi hiç değil. Sonuçta IMDB puanının yanından bile geçmiyor.

5 Beğeni

Screamers - 1995

Philip K. Dick’in “Second Variety” romanından uyarlanan (İlginç bir şekilde) Kanada-Japon ortak yapımı Kurgu/Bilim. Konusu, “Yeni Ekonomik Blok” (N.E.B.) tarafından Sirius 6B de keşfedilen Berynium, küresel enerji krizini bitirme potansiyeline sahiptir. Ancak sonradan aşırı radyoaktif olduğu ortaya çıkınca madenciler ve bilim adamları madenlerin kapatılmasını talep eder. Şirketin buna karşılığı nükleer saldırı olur. Madenciler ve bilim adamlarının oluşturduğu “İttifak” ise yaşayan her şeyi avlayan “Çığlıkçılar” ı cepheye sürer. Konu iyi, senaryo iyi (Hatta aslına en yakın Philip K. Dick uyarlamasıymış) oyunculuklar normal, çekim kalitesi normal.

Uzun zaman önce izlemiştim. Fakat hayret edilecek derecede farklı bir son kalmış aklımda. O kadar ki sivri zekaya alternatif sonları var da ben diğer sonlu versiyonu mu seyretmişim diye sorma gereği duydum. Ancak öyle bir şey yokmuş. Yani iyi ki yeniden seyretmişim. Son dönemde “Bilim/Kurgu” diye kakalanan onca saçmalıktan sonra gerçek bir Kurgu/Bilim izlemek ilaç gibi geldi. “Eski Kurgu/Bilim filmleri” turu yapmak farz oldu. Geçenlerde “Starship Troopers” ı seyretmiştim. Artık Forbidden Planet, 2001: A Space Odyssey, Blade Runner, Total Recall, Minority Report v.s ne varsa yardıracağız.

5 Beğeni

2 Beğeni

Constantine’i çıktığı dönem sinemada izleyip çok beğenmiştim. Çizgi roman uyarlaması olduğunu çok sonra öğrenmiştim.

Son birkaç senedir habire “tekrar izleyeyim” deyip deyip unutuyordum. Dün arkadaşlarla sohbet ederken konusu açılınca bu sefer kesin izleyeceğim deyip izledim. Hemen her sahnesi son derece ikonik olduğu için üzerinden 21 sene geçmesine rağmen filmin büyük bölümü aklımdan çıkmamış.

Bence yapılmış en güzel doğaüstü korku filmlerinden biri. Saçma sapan filmlerin devam filmlerinden tutun prequellerine kadar sinema perdelerinde cirit atıyorken Constantine’in 20 sene içinde bir devam filminin yapılmaması hep içimi burkmuştur. Bir ara 2. filmi yapılacak dendiğini hatırlıyorum ama sanırım iptal edildi yada yalan haberdi.

5 Beğeni

Prey

Predator’ ı özüne döndürmüş. Güzel olmuş.

:star::star::star::star:

5 Beğeni

En son “a little death” diye bir film izledim.( İsmi tam hatırımda değil ama Avusturyan filmiydi.) Konusu terapi alan 3 veya 4 çift. İşte onların süreçlerini anlatıyor.

2 Beğeni

Sonunda arkadaşlarla filmi izleyebildik. Az önce bitti film hemen gelip birkaç şey yazmak istedim. Ben pek korku filmi izleyicisi değilim. Genelde korku filmlerini sevmem ama bu dozunda yapılmış bir filmdi. İzlediğim en iyi Güney Kore filmi olabilir.

Çekimler çok iyiydi. Yağmurlu, kapalı hava ve yemyeşil kore doğası ve bunun birlikte gelen tekinsizlik hissi filmi başka bir seviyeye taşımış. Çıt çıkmadan filmi tamamladık çok sürükleyici bir film gerçekten. Tek eleştirebileceğim şey makyajları beğenmedim. Daha iyisini yapabilirlermiş.

Müzikler de atmosferi destekleyecek şekilde yapılmış ve başarılıydı.

Okült şeyler zaten devreye girince film sıradan polisiye olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşüyor. Asıl korku ve gerilim kısmı da tahmin edebileceğiniz gibi şimdi başlıyor. Yıllarca okült işler tükettiğim için oyunlar olsun animeler olsun diziler olsun hemen hemen her şeyi gördüm. Bunda da güzel şeyler var.

Coğrafyaya göre okült işler çeşitlilik gösteriyor. İnanışlara göre insanlar bir şeyler korkmuş bir şeylere inanmışlar. İranlılar peri’den korkar. Japonlar’da epey şey var da örneğin Oni diyebilirim. Geçenlerde Onimusha adlı oyunları çıkış yaptı mesela. Kendi kültürlerini oyunlaştırıp, hikayeleştirip dünyaya sunma işine umarım bir gün bizim şirketlerimiz de girerler.

Filmde bolca okült içerik var anlayacağınız. Okült seviyorsanız kaçırmayın derim.

Anya için 3 puan veririm. :grinning_face_with_smiling_eyes:

Vasat bir konusuna karşılık çok iyi bir oyuncu kadrosu var ama gel gelelim film kötü. Anya olmasa 2 puan verirdim öyle söyleyeyim. Seviyorum sanırım bu kadını. :face_with_hand_over_mouth:

:hand_with_index_finger_and_thumb_crossed:

5 Beğeni

(1974) Blazing Saddles

Uzun süredir listemde beklettiğim filmlerden biri, hakkında yazılanlara bakarsak yapılmış en iyi komedi filmini izleyeceğim diye bir beklentiyle başına oturdum, aslında sevdiğim tarz komedi ama gerçekten bayatlamış bir film. İzlemeyin.

(1925) The Gold Rush

Üstteki filme göre zamansız bir komedi, bir elli yıl sonra hala zevkle izleyeceğime eminim.

(2009) Mary and Max

Bir süredir bu kadar “gerçek” bir şey izlememiştim. Sonda biraz ağlamış olabilirim.

2 Beğeni

Bunu değil ama Mel Brooks un “Young Frankenstein” ve “Spaceballs” (Tam hatırlamıyorum “Dracula: Dead and Loving It” i de seyretmiş olabilirim) filmlerini seyrettim. Filmler başlarda iyi başlıyor sonra hızlı bir düşüşe geçiyor. Ne Mel Brooks ne Monty Python, bu tür komedi de ben ZAZ ı tek geçerim.

2 Beğeni

“Young Frankenstein” favorilerimdendir, diğer dediğiniz filmler de listemde ama izleme şansı bulamadım, bir yorum yapamıyorum. Bu tarz komediler başta yakalayamazsa film bitene kadar eziyet oluyor biraz.

2 Beğeni

“Kiki’s Delivery Service”
o yıllarda şöyle animasyonları nasıl yapmışlar hayret. uyumadan önce izleyince mis gibi geldi.

4 Beğeni