En Son İzlediğiniz Film?


(Wifhty Zet) #571

Kütüphaneye ve Hypatia’nın ölüm şekline çok üzülmüştüm. Biraz araştırmış ve kendisinden pek bir kaynak kalmadığını öğrenmiştim.

Film de beni en çok şaşırtan diyalog Yahudi önde gelenlerinden birinin Hristiyan liderlere “…unutmayın! İsa da bir Yahudi’ydi.” dediği sahneydi.


(Kadir) #572

Orda kastedilen Yahudi ırkından olduğu. Din kastedilseydi Musevi denmesi gerekiyordu. Hz. İsa’nın Yahudi olduğu saklanan bir konu değil, zaten orada Hristiyan adam da tepki vermiyor.

Hypatia’nın bildiğim kadarıyla günümüze ulaşmış eseri yok varsa da Türkçe’ye çevrilmemiş, ama Kütüphaneden kurtarabildiği bazı elyazmalarının başka kopyası yok. Batlamyus, Öklid ve Apollonius gibi matematikçilerin eserlerini kurtarmayı başarmış.


(Wifhty Zet) #573

Ben de tam olarak neyi savunduğunu anlamamıştım orada. Yahudilerin kendini üstün ırk görmeleri gibi bir mesele de var ama burada ne elde etmek istiyor olabilirdi ki ? :roll_eyes:


(Kadir) #574

Filmin o sahnesini tekrar izledim ve şöyle diyor haham:
İsa da Yahudi’ydi. Yahudiler olmasaydı Hristiyanlarda olmazdı.

Demek istediği sizin peygamberiniz bizimle aynı kanı taşıyor, eğer Musa Yahudi halkını Firavun’un zulmünden kurtarmasaydı biz katledilirdik ve soyumuz tükenirdi, böylece İsa doğmaz ve dolayısıyla Hristiyanlık da olmazdı. Haham felsefi bir yaklaşım gerçekleştirmiş.

İşin ironik yanı eğer Yahudiler günahkar olmasalardı Hz. İsa da peygamber olarak Yahudilere gönderilmezdi.


(Erdem) #575

İroni değil, peygamberler o dönemin en kötü kavimlerine gönderilir.


#576

Arkadaşımın evi nerede?
Abbas Kiyarüstemi.
Saygıyla :mage::metal:


(Wifhty Zet) #577

Kibirli bir yaklaşım olmuş. Musa’nın kudretini Allah’ın kudretinden üstün tutuyor.


(Berke) #578

İngiliz tarihine ve Shaskespeare uyarlamalarına ilgi duyan herkes izlemeli çünkü görülebilecek en muhteşem uyarlama.

Oyunculuklar da bence sinema tarihinin zirvelerinden biri. İyi ki denk gelip izledim diyorum.


(Ali Dursun) #579

Kelebekler 8/10
Kara mizah ve dramın iyi bir karışımı. Tolga Karaçelik 6 yıl kadar senaryo yazımıyla uğraşıp 18 günde çekmiş bu filmi. Biraz klişe de olsa “Yıllardır birbirini görmeyen kardeşler babalarının memlekete çağrısıyla bir araya gelir” konusunu iyi bir şekilde işliyor. Oyunculuklar gayet yerinde, görsel açıdan da fena değil, her ne kadar film yavaş ilerlese dahi hiç sıkmıyor izleyiciyi. Sonuç olarak da kaliteli bir ‘arthouse’ film. Zaman ayırıp izlenebilir, keyif alınabilir, öneriyorum.


(Mustafa Yıldız) #580

Bugün 2001 A Space Odyssey izledim. Kubrick’i çok severim ama daha önce kitabını okurum diye izlememiştim. Kitabını yine hala okumadım gerçi. Son 7-8 aydır gerçek film izlemediğimi fark ettim. Bu nedir ya. 50 yıllık film nasıl beni ekrana odakladı iki buçuk saat anlamış değilim. Ve film öylece bitti. Ne soruları cevaplama var ne bişey ve anlıyorsunuz filmin derdini. Film boyunca konuşmuyorlar neredeyse ve o kadar iyi derdini anlatıyor ki. Bu film için söylenebilecek tek olumsuz şey çok ağır akması ama bunun suçlusu kesinlikle film değil, her şeyi inanılmaz hızlı tüketmeye alışmış bizleriz.

Filmde gerçekten empati kurmaya yaklaştığım karakter sanırım hal 9000. En çok neyi neden yaptığını bildiğimiz karakter ve varoluş amacını gerçekleştirmek için her şeyi yapıyor. Diğerleri yani insan mürettebat ise aslında görevi o kadar umursamıyor. Onlar için sadece iş. Evet asıl verilmek istenen mesaj insanın evrimde bir sonraki seviyeye atlaması için teknolojiden yani kendi yarattığı prangalarda kurtulması gerektiği ama aradan yapay zeka ve duygu konularını da hemencecik gösteriyor, anlatmıyor. Günümüzde yüksek bütçeli böyle filmler göremeyeceğiz sanırım. Herkese yaranmaya çalışarak sadece ortalama filmler çıkaran stüdyolar keşke akıllansa.

Bir de çalan müzikler. okuduğum her yerde bunun sadece müzikler eklenmeden önce burada da müzik olacak diye bir ön denemeden çıktığı yazıyor sonra film için yapılan tüm müzik çöpe atılıyor ve bu hali kullanılıyor. İlk başta dedim olmaz ki öyle. Oluyormuş. Hem de çok güzel oluyormuş.

Kubrick seviyesine en yakın film yapan adam Nolan sanırım ama o bile çok yakın değil bence. Bu filme de Interstellar ile çok yaklaşmış aslında sadece Interstellar’ın son yarım saati olmasa. Bazı kararlar filmi o kadar etkiliyor ki.


(Arda) #581

Bu sahnedeki müziğin film için bestelenmediğini öğrenince şok olmuştum. Sonradan öğrendim ki bu müziği Ligeti bestelemiş. Ortada film yok fikir yok. Sen nasıl bir kafayla bu müziği besteledin ya. https://www.youtube.com/watch?v=GPKg2c_bRCs


(Berke) #582

Kore ordusu tarafından pusuya düşürülen askerler, kaçırılır ve komunistlerce beyni yıkanır. Doğu bloğu, onları sinsi amaçları için kullanacaktır.

Halil İnalçık’ın çevirisini yaptığı abd tarihi kitabının önsözünde, İnalçık, kitabın 50’li yılların ortasında yazıldığını ve bu nedenle de anlatının çoğu zaman abd lehine bir propaganda ve abartıya gidildiğini söyler.

Bu film de tam o kulvarda. Çoğu zaman belli bir kalite eşiğinin altına düşmüyor, beyin yıkama sahneleri güzel fakat hitchcock filmleri gibi
bir gerilim sunamıyor. Daha çok doğu bloğuna karşı kin oluşturmaya odaklı.


(elif) #583

Son izlediğim film,Triple Frontier. Normalde gerilim filmlerinden hiç hoşlanmam lakin bu film beni kendine aşık etti diyebilirim. İlk defa bir filmi hiç canım sıkılmadan izledim ve ilk defa bir filmi tekrar tekrar izlemiştim. Kesinlikle tavsiye ederim. Umarım beğenirsiniz…


(Mustafa Yıldız) #584

Ligeti çok acayip bir adam zaten. Kubrick in müzik dünyasındaki karşılığı belki de. Çok farkkı bir sevide adamlar. Müzik o kadar canlı ki. Sadece müzikle bunu yapabilmek imkansıza yakın ama adam yapmış. Yada zamanda yolculuk edip 2001 a space odyssey’i önce izledi.


(Zeynep) #585

Replicas


Filmde mantık hataları olsada heyecanla kendini izlettiriyor.Keanu Reeves oyunculuk konusunda gene döktürmüş.Filmin sonu ise maalesef beni hiç tatmin etmedi.Bilim kurgu türüne ilginiz varsa yinede şans verilebilir.


(Hüseyin gök) #586

images%20(2)

Bugün izledim ve gerçekten ilk 2 film ile alakası olmayan başka bir Hellboy ile karşı karşıya geldim.Hikayesi bana göre iyi idi.Oyunculuklar çoğunlukla iyi olmasına rağmen zaten film sonuna kadar 4 karekterden fazla kişiyi göstermemişler.Film bol kanlı,bol efektli ve az bucuk da espirili.Tavsiye ederim.


(Hüseyin gök) #587

jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx

Güzel bir gerilim filmiydi.Filimin konusu kötü bir ruhun bir kadını ele geçirmesi ve çovuklarını boğması ile başlıyor.Film 1973’lerde geçiyor ve oyuncularının tamamı Meksika kökenli.Tavsiye ederim.


#588

En son Contact izledim. Her anı güzeldi ve geç izlediğime pişman oldum. En sevdiğim filmlerin arasında şu anda. Büyük ihtimalle bir ikinci izleyişim daha olur.


(Seray) #589

Bende 2 sene evvel falan izlemiştim. Geç izlediğime pişman olmuştum. Bilim Kurguların annesi niteliğinde bir film, değişik bir dokusu vardı


#590

Lazarus etkisi izledim. :frowning:
Çok kötü. Çok çok çok kötü. Sürekli duyduğum için kanıp imdb’sine bile bakmadan açtım. Ne olsa 1 buçuk saat diye. Zaman israfı oldu. Bir kere de aynı şeyi neredeyse tıpatıp aynı konuda olan Flatliners’da yapmıştım. İşlemeyin arkadaşım şu konuyu. Doğru da işleyemiyorsunuz zaten.