Entelektüel Görünmenin Yeni Yolu: Kitap Biriktirmek ya da Sadece Satın Almak


(burakkny) #21

Sizin tabirinizle “berbat” olmayan ülkelerde “hamal” yok mudur"…Oradaki hamallar ezildikleri ya da o işe mecbur oldukları için mi hamallık yapmaktadırlar. Veya o ülkelerde de hamallar kitapları ve değerli eşyaları yün balyası taşır gibi mi taşımaktadırlar…
Kaliteli taşıyıcılık yapmak mümkün değil midir, bizim insanımız mutlaka her işi “istemeyerek” ve "elinin ucu " ile özensizce mi yapmak zorundadır?
Hani yabancı ülkeleri görmesem söylediklerinize inanacağım. O ülkelerde herkes verdiği paranın karşılığı gerekli hizmet özenini hizmeti yapandan bekler ve karşılığını alır.

Bir kitap konusundan bu noktaya gelmeniz enteresan ötesi…
Çok şükür ülkemiz berbat bir ülke değildir, Berbat olan bazı insanlarımızın “iş disiplini” ve iş sorumluluğu duygusunun eksikliğidir.
Sizin cümlelerinizle konuşan biriyle kitap konusunu müzakere etmek anlamsız zaten…


#22

Kelimenin köküne inilirse belki bize anlatmak istediği şeyler vardır.

Türkçemize özgü “ entel ” kavramını borçlu olduğumuz “ entelektüel ” kelimesini iki “ l ” harfiyle “ entellektüel ” şeklinde yazmaya meyilliyizdir.

Bunu “ entelektüel ” bir hata sayıp sıvışabiliriz; zira Fransa ‘dan ithal ettiğimiz kelime ana dilinde “ intellectuel ” şeklinde iki “ l ” ile yazılıp, tek “ l ” ile okunuyor. Biz de okunduğu gibi yazıyoruz, herkes bir türlü işte…

Fransızcaintellectuel “in kaynağında, Latince ‘de “ arası ” anlamına gelen “ inter ” ve “ okumak ” anlamındaki “ leggere ” fiili var.* “ Leggere “nin şeceresine baktığımızda “ ayırt etmek, seçmek, toplamak ” gibi anlamları olduğunu görüyoruz: Sebze, meyve, çiçek, odun toplamak gibi “ toplamak “.

Biliriz ki, hayatta kalmak isteyen bir toplayıcı önüne geleni toplamaz; zarar ve tehlikeden kaçınarak kendince faydalı şeyleri seçer. İşte, “ entelektüel ” de aynı şekilde önündeki bilgiler “ arasından ” (bkz: inter ), anlamlı ve faydalı olanları “ seçebilen “, çevresini duyu ve duygularının esiri olmadan, aklıyla “okuyabilen” kişi demek.

Kaynak

Yani köklerin demesi o ki aklınızla değil, tatmin olma duygusuyla hareket ediyorsanız şansınızı daha sonra tekrar deneyiniz.

Hem görünmek görüntü şekil şekilcilik dışı hoş içi boş bak nasıl tekerleme gibi. Ağza sakız eder insanı bu hallar Alimallah :Dd bahsi geçiyorken çok yanlı bir anlatımı olsa da entelektüellik ve intelijansiya kavramları üzerine Cemil Meriç Mağaradakiler kitabını okumak isteyebilirsiniz. Tavsiye edebilirim.

Göründüğü gibi olmayan olduğu gibi görünmeyen konyamızdan da etli ekmek tavsiye ederim. :Dd


(Hüseyin gök) #23

Birincisi bu benim degil sizler gibi insanların konuşma şekli oldugu için aynı hitapla yorum yazdım. Benim burdaki tek tepkim barzo itamıdır, yoksa kim kaliteli iş yapmak istemez ki. İkincisi ülke berbat durumda sizlerin iki gözüde kapalı olsada bazıları korkmadan gözlerini açık tutup durumdan haberdar. Üçüncüsü bu ülkede 3-4 yayınevi kaliteli kitap çıkarıyor. Ne derseniz diyin geri kalanlar kagıt israfı yapıyor sadece. Hep gösteriş hep gösteriş


(Beluar) #24

Güzel konu. Kolektif yaşam tarzını bitirmemiz imkansız gibi. Üzgünüm ama başka bir düzen getirene kadar bu böyle sürecek.

E-kitap olayına gelirsek; kendi adıma konuşuyorum, sevmiyorum. Elektronik ortamda okuduğum bir eserden zevk almıyorum ve ek olarak ekrandan yansıyan ışık bir süre sonra gözlerimi ağrıtıyor. -Kontrast, parlaklık veya ışık filtresi gibi alternatif çözümler mevcuttur efendim. Diyebilirsiniz, lakin gerçek kitaplardaki sayfalara elimle dokunup, dokularını hissedip çevirirken aldığım zevki alamıyorum e-kitaplardan.

Ayrıca kişinin ilgilendiği yahut büyük ölçüde hoşlandığı bir tür hakkında kitap birikimi yapmasında kötü bir taraf göremiyorum. Örneğin bitki yetiştirmesinden hoşlanan, tarlası bahçesi olan bir insanın kitaplığındaki kitaplarının %90’dan fazlasının botanikle alakalı olması ya da fantastik türü seven yazan bir yazarın elinin altında bolca fantastik yazarın kitaplarının bulunması gibi diyebiliriz.

Biriktirdiğimiz kitaplar araştırdığımız alanla ilgiliyse toplayabildiğimiz kadarını toplamalıyız bence.

En sonuncusuna gelirsek. Yani sırf zevkine kitap birikimi yapmak… İşte burası biraz karmaşık diyebilirim. Koleksiyonculuk. Açıkçası biriktirilen kitapların içindeki bilgiye değilde, var olduğu görüntülerinden ötürü mutluluk duymak… Bence bunda çocukça bir mutluluk seziyorum. İyi niyetli ve saf. Pokemon tasolarını topladığım günleri anımsatıyor bana.

Uzun lafın kısası, bence kitaplar okunmak için varlar. Okuduğumuz eserler bizi fikren yükseltmeli içimizi güzel duygularla doldurmalı. Victor Hugo’nun dediği gibi “Kitaplar soğuk ama, güvenilir dostlardır.”


(Kaan Aşkın) #25

Ülkenin berbat hatta ötesi, 3-4 yayınevi haricinin de işini hakkıyla yapmayan müsrifler olduğu kanaatini ben de paylaşıyorum, biliyorsun Hüseyin. Ama barzoluk konusunda mutabık olamayacaz. :sweat_smile:


(burakkny) #26

“Sizler gibi” diyerek genellemeyelim o zaman !
Ben 30 küsur yıllık hukukçu ve ara sıra sadece kitap ile ilgili fikirlerini yazan, devamlı okuyan bir insanım. Kullanılan bazı tabirlerin açınımını da tam olarak bilmiyorum. İtirazım insanların kitaba gösterdiği özensizlikle ilgili idi. Kim olursa olsun!
Ayrıca ülkemizin sorunlarının olması bu ülkenin “berbat” olduğu yada kitap nakliyesi ile ilgili konuşmam gözlerimin “kapalı” olduğu anlamına da gelmiyor. Tanımadığınız insanlar hakkında iddialı konuşmamanız lazım.
Ayrıca iyi kitap arıyorsanız sahaf sitelerinde dolaşın mutlaka bulursunuz.
İyi yayın evleri, iyi mütercimler eski kitaplarda fazlasıyla var.


(Deniz) #27

Okuyacak kitaptan kastım yeni çıkan kitaplar. Elbette ki klasik eserleri okudum. Ayrıca bulunduğum şehirde sahaflarda yalnızca üniversiteye hazırlık kitapları mevcut ! Burada kitap okuyana uzaylı gözüyle bakıyorlar. Perspektif açısından bakarsanız, internet üzerinden bulabiliyorum. Benim bahsettiğim kitapçıdan kitap almak. :wink:


#28

Tespitlerinize katılıyorum ayrıca Cicero’nun bir sözü geldi aklıma ve bu sözü, aldığı kitapları okumayan koleksiyoncular için söylememiştir herhalde…

“Bir kütüphanesi ve bir bahçesi olan insan, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.”
Cicero


(yunusemre) #29

Benim görüşüm kitap biriktirmenin fetişsel bir tarafı olduğu yönünde.Kütüphaneden alıp okuduğum bir kitabı özelliklede beğenmişsem mutlaka bir şekilde sonrasında satın alıp kitaplığıma koymaya çalışıyorum. Olanaklarım çok daha iyi olsaydı, örneğin anadoludaki bitki türlerini resimlerle betimlemis kaliteli bir kağıda basılmış oniki ciltlik bir eseri satın almak isteyebilirdim. Botanikle uzaktan yakından alakası olmayan biri olarak farklı konularda yazılmış bazı kitaplar o kadar iyi basılmış ve ilgi çekici oluyor ki insan adeta buyuleniyor. Bence hayat uzun birgün er geç okunur, almanın zararı olmadığı görüşündeyim. Kitap okunarak eğer gösteriş yapilabiliyorsa ki türkiyede öyle bir şeyin gerçekliği yok diğer birçok şeye göre yapılanina tercih ederim.
Telefondan yazım dolayısıyla imlam biraz bozuk.


#30

Yazıda kitapları koleksiyon için satın alan ve bu yüzden onları biriktiren kişilere bir eleştiri gelmiyor. Gerçi, koleksiyon yapanları bu çılgınca satın alma hırsına kapılmış insanlardan da ayırmıyor ya. O da yazarın kaçırdığı bir nokta diyelim. Senin de çok güzel dillendirdiğin “Aynı kitabın yirmi ayrı baskısının kitaplığımdaki varlığı, eksikleri toparlama telaşı, okumaktan daha çok haz veriyor bana.” kısmına samimiyetle ben de katılıyorum. Diyorum ki, keşke sevdiğim kitabın ilk baskısını alabilsem ve ona özen gösterebilsem.

Kitapları sadece süs eşyası niyetine kullanıp, plastik meyve tabağındaki meyvelere indirgeyen insanların yaptığı booktgramcılık bir modadır. Bunlar sayesinde var olan ve eleştirenler de, her şeyin bir zıttı olmasından kaynaklanmaktadır. Moda eleştirmenidir bunlar da. Birbirini besleyen iki parçanın iğrenç kısır döngüsü.


#31

Biraz geç oldu ama bu sözü yeni gördüm:

“Okuması mümkün olmadığında bile, edinilmiş kitapların varlığının, bir kişiye okuyabileceğinden çok fazla kitap aldıran bir keyif üretmesi, ruhun sonsuzluk arayışından başka bir şey değil. Kitapları okumasak bile el üstünde tutarız çünkü sadece varlıkları bile konfor verir, içlerindekine erişim kolaylığı bir tatmin yaşatır.”

A. Edward Newton


#32

(İlhan Cemal) #33

Biraz daha fazla yaşamak, yaşamayı zorlamak, okunacak daha pek çok kitabın var olması, yaşamaya direnme, belki de inadı oluşturuyor. Bu dünyadan yapılacak işleri bitirmeden gitmeme arzusunu güçlendiriyor. Dinamik kılıyor diyelim.