Fahrenheit 451: Çeviri Değerlendirmesi ve Karşılaştırması


(Bülent Özgün) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/dosya/fahrenheit-451-ceviri-degerlendirmesi-ve-karsilastirmasi/



Ray Bradbury’nin Bilimkurgu Klasikleri kapsamında yeniden yayımlanan Fahrenheit 451’inin yeni çevirisini merak edenler burada mı? Daha önceki baskıya kıyasla, ne gibi farklılıklar bizleri bekliyor? Oldukça detaylı bir çeviri karşılaştırmasıyla sizlerleyiz! (DEVAMI…)


(Davram Bashere) #2

Tebrikler, tebrikler. Enfes bir değerlendirme olmuş bu. Birilerinin İthaki’ye çeviri sorunlarını ciddi ciddi hatırlatmasının zamanı gelmişti.
Şu Altered Carbon’ın problemli tercümesi üzerine veryansın etmiştim geçenlerde. Bazen öyle amatörce hatalar yapılıyor ki, sinirlenmemek elde değil.
Benim anlamadığım, ülkede birçok kitabı hakkını vererek çeviren varken neden tatsız tuzsuz, anlam kayıplı, yanlış çevirilere mahkum edildiğimiz.
Eminim sitenizde en az benim kadar bilim kurgu ve fantazi edebiyatı ciddiye alarak okuyan insanlar vardır. Sizden ricam, tüm bu kişiler adına sesimizi duyurun lütfen.
Biz bunları hak etmiyoruz. Hele hele anadilinde yazan edebiyat ustaları, hiç etmiyor.


(Bülent Özgün) #3

Çok teşekkür ederim. Yazının girişinde de belirttiğim gibi, çevirmenlere de çok yüklenmemek lazım. Bu bir ekip işi. Çevirmen ile birlikte bir çok kişi sorumlu bu hatalardan.


(Onur Selamet) #4

Okur olarak böyle çeviri/baskı kıyaslarına çok ihtiyacımız var. Gayet temiz ve özenli bir dosya olmuş, elinize sağlık Bülent Bey.


(M. Ihsan Tatari) #5

Muazzam bir kıyaslama olmuş, tabii ki yine Bülent Bey’in imzasıyla… Ellerinize kollarınıza sağlık.


(Hakan Tunç) #6

Benim de keyifle okuduğum bir karşılaştırma oldu bu. Hem tekrar hatırlama fırsatı buldum hem de yeni ve eskisi arasındaki farklılıkları gördüm. Ellerinize sağlık @periyodiknesriyat!


(burakkny) #7

Gerçekten fevkalade bir çeviri analizi ve karşılaştırma yazısı olmuş. Emeğinize teşekkürler.
Ama çeviri sorunu sadece bu eserde ve bu yayınevinde mi?
Orta yaşlı bir kitapsever olarak çok iyi hatırlarım; gençliğimizde Türkiye’nin nüfusu 35-40 milyon ve üniversite sayısı çok az iken İngilizce den, Fransızca’ dan, ruscadan İtalyancadan harikulade çeviriler yaparak bizlere özellikle klasik eserleri sevdiren “efsane” mütercimler vardı. Bu çevirmenlerin çoğunun adını sahaf kitaplarından bilirsiniz. ( Nihal Y.Taluy, Rekin Teksoy, Ergin Altay, Vahdet Gültekin, Tahsin Yücel, N.Yeğinobalı ,Hasan A.Ediz vs…)
Peki şimdilerde, ülkemizde bu kadar üniversite ve bu üniversitelerin yabancı diller bölümü mezunu varken neden yayınevlerinden kötü tercümeler okuyoruz?
Bir kere (bu kitap için söylemiyorum elbette) sanırım dil bilenler gerekli ve yeterli çeviri yeteneği kazanamadan bu işi yapmaya hevesleniyorlar. Ancak en önemlisi tercüme yapacaklar Çok iyi yabancı dil bilmesine rağmen kendi dillerine yani Türkçeye yeterince hakim değiller. Kendi ana dilinizi iyi bilmezseniz iyi çeviri yapamazsınız. Bir de tabii, çeviride acelecilik olmaz!
Her neyse; İthaki’ ye ve emeği geçen herkese teşekkürler.
İyi okumalar.


(Bülent Özgün) #9

Bu güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Benim için çok öğretici oldu.
Siz de keyif aldıysanız ne mutlu.


(Davram Bashere) #10

Katılıyorum. Yabancı dil hakimiyeti bir yana, Türkçe’yi iyi bilmek ve kullanabilmek te çok çok önemli. Cehaletin diz boyu olduğu, üniversitelerin öğretmediği, günlük 300 kelimeyle iletişimin “idare” edildiği, anlamsız sözcüklerin uydurulduğu, duyguların emojilerle ifade edildiği bir memlekette fazlasını beklemek iyimserlik oluyor sanki.
Bana bu tatsız gerçekleri yeniden hatırlattığınız için teşekkür mü etsem, sinirlensem mi bilemedim.


(burakkny) #11

Cevabınıza teşekkür ediyor ve cevabınız içeriğindeki saptamalara da üzülerek fakat yürekten katılıyorum.
Ülkenin durumu budur. Nicelik -nitelik uyumunu bir türlü tutturamadık maalesef.
Uzun yıllar önce, " varlık yayınlarından olabilir" rusça dan tercüme bir kitabın künye sayfasında iki mütercim ismi görmüş ve seneler sonra bir vesileyle mütercimle tanıştığımda kendisine bu romanda diğer yazarın da kendisi kadar iyi Rus dilini bilip bilmediğini sormuştum. Bana;
“hayır bu kişi rusca bilmiyor ama fevkalade Türkçe dilbilgisine hakimiyeti var. O’na bu önemli eserin tercümesinde ihtiyacım vardı. Bu nedenle kendisi bana yardım etmiştir”. demişti. Çok şaşırmıştım.Şu özenli iş çıkarma ahlakına bakar mısınız…


(Kemal Duran) #12

Harika bir araştırma olmuş. Yalnız iş dolayısı ile edebi nitelik taşımayan makaleler çevirmek dahi son derece zor olabiliyor. Bir edebi eser çevirisi ise büyük bir mücadeledir. Ben de çevirmenlerin zaman kısıtı nedeniyle zaman zaman hatalar eksiklikler yapabildiğini düşünüyorum. Çeviri yaparken metnin Türkçe mantığı ile yeniden yaratılması gerektiğini düşünüyorum. Aksi durumda yazınızda bahsedildiği gibi akışı etkileyen, yazar muhtemelen bunu söylemek istemedi ama çeviriden kaynaklı bir kopukluk var hissi oluşuyor okurda.

Çeviri her zaman ilgimi çeken bir uğraş olmuştur. Çevirmenlere büyük saygı besliyorum imreniyorum. Çeviri üzerine yaptığınız değerlendirmeler son derece özenli olmuş. Tane tane okumaya çalıştım. Ellerinize sağlık teşekkürler.


(Kaan Arslan) #13

Dost Körpe çevirilerinde çok sık karşılaşıyor gibi hissettiğim bir durumu örneğiyle birlikte ortaya sermeniz güzel olmuş. Çevirisi gelecek nasılsa diye İngilizce okumuyoruz veya İngilizce bilgimiz bazen yetmez diye düşünüp çeviri bekliyoruz. En azından sıkıntı olduğunu İthaki de fark edip bundan sonraki çevirilerde birden çok kişi ile çevirirler umuyorum. Emeğinize sağlık. Teşekkürler