Benim okuyabildiğim kitapların okuma süresi biraz daha uzun. Oyüzden aylık okuduğum kitaplar ama en az altı ayı aşan bir sürede okudum bu dokuz kitabı. Aşağıda bir kaç cümle ile anlatmaya çalıştım.
BUDALA
Dostoyevski’nin bu romanını çok sevdim. Aslında eskiden beridir bana ağır gelir Rus romanları. Okumaya daha hazır değilim gibi düşünürdüm. Nedenlerini az çok biliyorsunuz. Örneğin baş kahramanımız olan Prens’ten söz edelim. Kendisinin tam adı, Prens Lev Nikolayevich Mışkin. Adı karşımıza Prens olarak çıkıyordu çoğunlukla, Prens Mışkin’de oluyordu. Bazen Lev Nikolayevich oluyordu. İşte o zaman kimi kastettiğini anlamak zorlaşıyordu. Diğer karakterlerde bir isimle yahut lâkapla iki isimle anılıyordu. O zaman işler daha da karışıyordu elbette.
Prensimiz temiz her iki anlamıyla da saf biri. Yani hem tertemiz anlamında hem de biraz aklı kıt anlamıyla da. Bana kalırsa -ki Dostoyevski de benimle aynı fikirde gibi geliyor bana- kendisini “saf” kelimesinin I. Anlamıyla kabul ediyorum. Temiz kalpli sözlerin cümlelerin yan anlamlarını düşünmeden kullanan art düşüncesi ince hesapları olmayan biri. Maalesef tanındığı toplumlarda toplantılarda kelimenin 2. Anlamıyla kabul görüyor. Hatta çoğu zaman arkasından alay ediliyor.
Olay Petersburg’da geçiyor. Birkaç defa Moskova adı geçse de öyle olayları etkileyecek kadar değil Aslında karmaşık bir aşk hikâyesinden söz ediyoruz. Sonu hüsranla biten bir aşk hikayesi. Totsky adında zengin biri tarafından istismar edilen bir genç kızın az göründüğü ama varlığıyla tüm olayların merkezinde olduğunu hissettiğimiz biri; Nastasya Filippovna. Güzel hatta çok güzel ve akıllı bir kadın. Ama ahlaki olarak dışlanan biri. Neyse lafı uzatmayayım. Hakkında kitaplar yazılan bir yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Ve bir o kadar da eleştiri tanıtım vb yazısı makalesi yazılan romanıdır Budala. Yani Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Naçizane fikrimi sorarsanız okumanızı tavsiye ediyorum.
ÖMERİN ÇOCUKLUĞU
Muallim Naci’nin sekiz yaşına kadar olan hayatını anlatan bir kitaptır. İş bankası Yayınlarının kitabıydı okuduğum. Günümüz Türkçesine uyarlandığı için sıkılmadan okudum. Bazı dip notlarla zenginleştirilmişti roman. İncecik de olsa Ömer’in Çocukluğu’nun Türk edebiyatının köşe kaşlarından biri olduğunu düşünüyorum.
DUVARGEÇEN
Marcel Ayme’nin İş Bankası Modern Klasikler dizisinden çıkan bir kitabıdır. Bu hikâyeyi yıllar önce bir varlık Yayınları antolojisinde okumuştum ve hoşuma gitti. Tekrar okudum. Edebiyatın dönemleri hakkında derin bilgim yok ama sanırım Büyülü Gerçeklik diyebileceğimiz bir akıma uygun öyküler bunlar. Yaklaşık 180 sayfalık bir kitap ve içerisinde 10 hikâye var. Özellikle de Duvargeçen yani kitaba adını veren hikayeyi okuyunuz derim.
FALAKA
Ahmet Rasim işlek kalemlerimizden biridir. Hem bir gazeteci hem de bir romancı/hikayeci olarak üretkendir. Eserlerini hiçbir edebi akıma bağlanmadan vermiştir. Yazdığı kitapların konu başlıklarını anlatmaya kalkarsan, Roman, Hikaye, anı, şiir, makale, Tarih, seyahat, tercümeleri, ders kitapları vb. başlıkları açmamız gerekirdi. Hatta müzik konusunda da eserleri olduğunu söylemem gerekirdi. Cumhuriyet döneminde de yazmaya devam etmiştir. Unutmadan TBMM de 3. Ve 4. Dönem milletvekili olduğunu da söylemek gerekir. “Falaka” onun ve tabii Osmanlı’da, İstanbul’da çocukların durumunu anlatan öz yaşam öyküsü kitabıdır. Bu kitap 103 sayfalık lokmalık bir kitap. Okumanızı salık veririm.
KESİK BAŞ
En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Polisiye ve Mizah bir araya gelse nasıl olur? Sorusunun cevabını veren bir roman. Tabii imza Hüseyin Rahmi Gürpınar. Aileden yana epey sıkıntısı olan ve çözümü alkolde arayan Nafiz Efendinin bir gece yolunu şaşırır ve bir kuyuya düşer. Kuyudan çıkan Kesik baş sorun yaratır. Kime ait olduğu bilinmeyen bu kesik başın gövdesini aramak Emniyetten Remzi Efendi ile yardımcısı Seyit Efendi’ye düşer. Daha fazlasını okuyarak öğrenmelisiniz.
AGATHA’NIN ANAHTARI
Agatha’nın Anahtarı adlı hikaye destesi sevdiğim yazarlarımızdan birinin Ahmet Ümit’in hikayelerinden oluşuyor. 149 sayfalık kolay okunacak bir kitap. İçerisinde 15 polisiye hikaye var. Üstadım duymasın ama bazıları vasat düzeyde. Şimdi şurada karşıma geçse ve hangileri? Dese cevap veremeyeceğim bir soru bu ama bende heyecan, merak uyandırmadı demekten başka çarem yok maalesef.
KADİM IRK
Bir süre önce okuma yaptığımız bir kısa roman. Bilimkurgu. Yine de yapmış olduğum naçizane yorumdan kısa bir alıntı yapmadan geçemeyeceğim… “Kitap hakkındaki genel izleniminiz nedir? Genel olarak iyi. İlk başlarda bir hayli zorlanmıştım devam etmek için. Konuyu biraz daha açsaymış daha anlaşılır olurmuş elbette. Adam sanki kendiyle inatlaşmış da bilmem kaç kelimenin üzerine çıkmayacağım dermiş gibi. Çeviri hataları var ama arada kaynayıp gidiyor sanki. Bu ilk buluşma diyebileceğim okuma yazara karşı düşüncelerimin olumlu yönde ilerlemesine neden oldu.”
Mark Twain SEÇME ÖYKÜLER
Amerikan Edebiyatının güçlü kalemlerinden biridir Mark Twain yani gerçek adıyla Samuel Langhorne Clemens. İşbankasının bu kitabı Hasan Ali Yücel klasikleri arasından yayınlandı. Bu eserde Mark Twain’in uzun öyülerinden beşi yer alıyor.
Gizemli Yabancı, Hadleyburg’u Yozlaştıran Adam, Eskimo Kızın Aşk Öyküsü, Caleveras County’nin Adı Kötüye Çıkmış Sıçrayan Kurbağası ve 1.000 000 Sterlinlik Banknot. Güzel öyküler biraz eski birazda karanlık gibi dursalar da toplumu hicveden öyküler bunlar. Topu topu 267 sayfalık bir kitap, Kitap kurtları için hiçbir şey sayılmaz. Okunabilir hatta okunmalıdır derim
ÜÇ SİLAHŞOR
En çok basılan ve okunan romanlar arasında dereceye girecek bu dev eseri meraklıları defalarca incelemiş ve anlatmışlardır. Birde benden dinleyin demek çok iddialı bir cümle olacaktır. Biliyorsunuz iki Alexandre Dumas var. Biri Alexandre Dumas pere yani baba olan. Monte Cristo Kontu, Üç Silahşor, Demir maskeli Adam, Siyah Lale vb. Diğeri Oğul olan Alexandre Dumas, en bilinen eseri Kamelyalı Kadın. Üç Silahşor’a gelirsek. Konuyu bilmeyen bir kitap severin olduğunu düşünmüyorum. Taşradan Paris’e silahşor olarak gitmek isteyen bir gencin birbirine sıkı sıkıya bağlı üç arkadaşla olan dostluklarından söz ediyor. Onur, erdem, kahramanlık, entrika, gizem, aşk ve bir macera romanında olması gereken ve şu an aklıma gelmeyen her türlü duygu bu romanda.
Sonradan farkettim ki bir kitap daha var ondan da kısaca söz edeyim…
EDEBİYAT DERSLERİ
Vladimir Nabokov’un üniversitede verdiği derslerden oluşuyor. Bu kitap genel ama batı edebiyatı üzerine derslerden oluşuyor. Genel diyorum çünkü satır aralarında önemli bilgiler veriyor. Kitap bir yazar ve onun eserleri üzerinden yürüyor. Listede kimler var derseniz size şu isimleri sıralayabilirim.
Jane Austen, Charles Dickens , Gustave Flaubert, Robert Louis Stevenson, Marcel Proust, Franz Kafka ve James Joyce. Eğer bu yazarları seviyorsanız ve belli başlı kitaplarını okuduysanız seveceğiniz bir kitap. Tüm İletişim Yayınlarının kitapları gibi maalesef pahalı.