Gidecek Yer


(Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/gidecek-yer-taha-enver-arman/



Sığınağın tavanına ipler çekilmiş, bu iplere asılan siyah muşambalarla aileler için odalar ayrılmıştı. Yaklaşık bir aydır sığınak olarak kullanılan tren istasyonunun yüzeye çıkan merdivenlerinin önü beslenme ve ısınma alanı olarak kullanılıyordu. Her gece başka bir kötü haberin ardından paslı varillerin içerisinde çıtırdayan tahtalar bir sürü üşümüş, halsiz, umutsuz ve bir o kadar telaşlı insanın yüzünü… (DEVAMI…)


(Pelin ) #2

Merhaba,

Bu biraz zayıf ve anlaması zor bir cümle olmuş. Üzerinden geçilebilir.

Kısık ses ve gürlüğü ben bağdaştıramadım, çünkü ikisi de sesin yüksekliğiyle ilgili ama zıt anlamdalar. “Kısık ama net bir ses” daha düzgün olur.

Doğru olan çıkarma gemisi.

İçinden kelimesi gereksiz olmuş.

Bu kısım bence biraz baştan savma olmuş, dili de fazla basit. İyi insanların başına gelenleri anlatan, öğüt veren masallara benzemiş ki öykünün önceki kısmında böyle bir hava yok.

Deniz kızı temasını savaştan kaçan insanlarla birleştirmek fikri bence güzeldi. Ama ben geçişleri takip etmekte zorlandım. Kim kimdi, kaç tane annesi vardı ya da hepsi aynı kişi miydi, ne ara işkence görüp tekrar karaya döndü… Belki de ben biraz dikkatsizdim, emin değilim. Ama öyküdeki geçişleri biraz daha yumuşak ve detaylı yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Dilbilgisi hatalarına da dikkat etmekte fayda var.

Elinize sağlık.


#3

Sevgili Taha,

Öyküdeki ilk öykün olduğunu görüyorumç Aramıza hoşgeldin. Seçkiye gönderdiğin ilk öykünün çok katmanlı, farklı lokasyonlarda, bribirine benzemeyen dinamikleri olan çevrelerde ve birbirine geçişkenli bir yapıda yazmaya çalıştığını görüyorum. Ancak bu yazım seni biraz yormuş, dikkatini dağıtmış ve öykü senin kontrolünden biraz çıkıp kendi başına gürüldeyerek akarken senden uzaklaştığı için gittikçe gücünü kaybedip bir nehirken küçük bir dereye dönmüş gibi hissettirdi.

İşte son cümlem her yazarın kendini bulduğu bir ikilemdir: aklındakilerin hepsini yazmak mı yoksa ne kadar bize acı verse de amaçladığımız hissiyatı okuyucuya verecek bir dünya yaratabilmek için fazlalıkları budamak mıdır?

Bana bu sorıyu sorsan, ben yazmaktan çok buduyorum. Anlamlı bir bütün, kendi içinde tutarlı bir varlık ve nedenselliği atom altı seviyede birbirine bağlı bir yaşayan organizma olana kadar buduyorum…

Bununla beraber hayal gücünün ışık hızında çalıştığını, yazarın bu anlamda kendisine bile yetişemediğini de takdir ediyorum.

Bir sonraki seçkide görüşmek üzere
Elinize ve düş gücünüze sağlık
Sevgiler
Dipsiz