Göbeklitepe: Gerçekten de Tapınak mıydı?

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/haberler/arkeoloji/gobeklitepe-gercekten-de-tapinak-miydi/



Göbeklitepe gerçekten de dünyanın ilk tapınağı mıydı? Tarih anlayışını yeniden şekillendirebilecek bu keşif hakkında neler biliyoruz? (DEVAMI…)

9 Beğeni

Yerin altında kazabileceğimizden daha fazlası olduğuna inanıyorum. Bulabildiklerimizin de geçmişe dair
bize kesin sonuçları değil, sadece bulabildiklerimizin üzerinden eksik yorumlayacağımız bir gerçektir.

Merhaba. Hakikaten bu verilerle buraya tapınak demek anlamsız. Ancak belli ki bazı soyutlamalar yapmışlar. Örneğin dikilitaşlar insan formunda, hayvan şekilleri var. Birkaç da doğaüstü hayvan şekli var. Çatalhöyük gibi sonraki yerleşimlerde de bu şekillere çok benzer şekiller bulunuyor. O çağların insanlarının bu tür soyutlamalara neden ihtiyaç duyduğu üzerine fikir yürütmek lazım.

1 Beğeni

Emile Durkheim (Alman sosyolog) bu arayışının ilk toplumlarda totemcilik ile sağlandığını ve bu totemciliğin zamanla sistematikleşerek dinlere evrildiğini iddia ediyor. Ben katılıyorum buna, insanlar bazı olay ve olgular için ritüeller geliştirdiler, bu ritüeller içinde de hayvanlar ve diğer varlıklarla beraber doğaüstü varlıklar ve olgular gelişti. Bu doğaüstü varlıkların en yaygını ejderhalardır mesela. Bu yaygınlığın sebebi, primatların sürüngelere karşı duyarlılığı ile doğrudan alakalı. Bu şekiller de o dönemdeki insan topluluklarını bir şekilde duyarlı olmaya itmiş olabilir.

1 Beğeni

Yorumunuz için teşekkürler. Totemciliğin din için bir altyapı oluşturduğuna ben de katılıyorum. Fakat neden sonuç ilişkisi kurulabilir mi? Yani totem gelişerek din oldu diyebilir miyiz? Totem bir seviyede şimdi bile var. Ama doğrudan din ile ilgili mi bilmiyorum (Örn maçı izlemeyince takımının kazanacağını düşünen taraftarlar) Totemi daha çok henüz açıklayamadıkları evrene (yada doğaya) müdahale etmek için kullandıklarını okumuştum bir yerlerde. En basitinden duvara hayvan çizip onu resimde avlayarak gerçekte daha çok avlanacaklarını umut etmek buna bir örnek olabilir. Fakat dinde otoriteye bağlanma ve boyun eğme eğilimi var. Ne dersiniz?

Din kendi içinde bir iktidardır aslında, otoriter kuvvet.

“Foucault, “iktidar” kavramıyla, biyolojik ve toplumsal bir olgu olan nüfusu ve insan bedeninin fiziksel hareketlerini yalnızca üretimin ekonomik temeli olarak değil, aynı zamanda mücadele ve etkisizleştirmenin politik zemini olarak konumlandırır.”

Din biraz da çatışmayla ve reddetmeyle alakalıdır, totem durumunda ne bir iletişim vardır ne de bir aracı. Bu yüzden çatışmayı ve reddetmeyi totem içinde göremiyoruz. Dinler bize din içi iktidarın bizi duyduğunu, gördüğünü iletir. Totemde bu durum yok. Yani bizim dinlerimiz kadar kompleks değil, rastlantı ve şans üzerine kurulu. Totem ve din bağlantısını totem içinde değil de, din içinde arayalım. Din içinde bu totem olgusunun temel etkileri var. Dua etmenin şekilleri, ibadetlerin niteliği gibi. Net bir dine odaklanmak istemiyorum bu konuda ama, mesela besmele çekmek, başarı ve kazanç için dua etmek vs. örnek gösterilebilir. Totem ilkel bir inanç sistemi, ama karşınızda ne bir aracı ne bir iktidar sahibi var. Bugünün totemleri de kendi içinde yerleşik inanç sistemlerinin etkilerini barındırıyor, ortak noktaları metafizik olgular olmaları aslında.