Gotik Edebiyatı Sizlere Sevdirecek 10 Kitap Önerisi


(Berfin Kanat) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/liste/gotik-edebiyat-okuma-rehberi/



Gotik Edebiyat ile tanışmak istiyor ancak nereden başlayacağınızı bilemiyor musunuz? Bu rehber tam size göre! (DEVAMI…)


#2

Gotik Edebiyat, Gotik Edebiyat diye duyup durdum, hiç okumadım. Hazır liste de varken aklımızda bulunsun, bilimkurgudan, fantastikten, korkudan sıra gelirse, denk gelirse okuruz artık. Liste için teşekkürler. :smiley:


(burakkny) #3

Bence yeterli ve tamamen doğru bir liste olmamış. Gotik edebiyata başlayacaksanız “gotik edebiyatı” başlatandan okumaya başlayın .Buna göre;
1-Otranto Şatosu -Horace Walpole
2-Laneti Uyandırma (Lovecraft)
3-Dr Jekyll ve Mr Hyde (stevenson)
4-Sınırdaki Ev ( [William Hope Hodgson]
5-Beyazlı Kadın (W.Collins)
6-Carmilla (L Fanu)
7-Jamaika Hanı ( [Daphne du Maurier]
8-Vathek (W.Beckford)
9-Kızıl Damga, [Nathaniel Hawthorne]
10-Tepedeki ev (S.Jackson)
11-Hayalet Hikayeleri-Noel ezgisi (Dickens)
12-Sevimsiz Hikayeler (Bloy)
13-Duvardaki Kapı (H.G.Wells)
14-Gece Ziyareçisi (B.Traven)
15-Sicilyada bir Aşk Hikayesi (Radcliff)
16-Şeytanın Gizli Yüzü(M.Lewis)
17-Gülün Adı (U.Eco)
Ayrıca edebiyatta “Gotik-korku” bir atmosfer yaratma türüdür. Bu nedenle, parçalanmış suratlar, yanmış bedenlerle “gotik” türü betimlemek doğru başlangıç noktası olmayabilir.Korku edebiyatı bir ucubeler edebiyatı değil, bilinçaltı korkularımızın dışa vurulması,yüzleşilmesi sanatıdır.


(Ece) #4

Bana bunlarla gelin :black_heart:


(Emre ) #5

Gotik Edebiyat’ı bana üniversite kütüphanesinde bulduğum tozlu, yırtık pırtık -tam da ambiyansa uygun- Karanlıkta 33 Yazar sevdirdi. Bağımlılık yarattı bile diyebilirim ki şu an kitap okuyamıyorum bu yüzden.


(Berfin Kanat) #6

Selamlar, önerileriniz için çok teşekkürler. Yazıyı yazarken olabildiğince çağdaş gotiğe ve türü sevdirecek öncülere yer verdim. Önerdiğim 10 kitaptan 7’si ilk gotiklerden oluşuyor. Listenizde çok güzel kitaplara yer vermişsiniz, Vathek’i eklemediğime üzüldüm şu an. :slight_smile: Yalnız Lovecraft gotikten ziyade korku yazarıdır, bu yüzden listeye koymadım. Gülün Adı’ndan yazıda bahsettim, belki gözünüzden kaçmıştır.
Gotik edebiyat paylaşımlarımızı takip etmek isterseniz Karanlık Şato’ya bekleriz, sevgiler.


(burakkny) #7

evet teşekkürler gözümden kaçmış.İyi okumalar


(Hiçliğin bekçisi…) #8

Gustav Meyrink de unutulmamalı. Aslında birkaç isim daha var ama inanılmaz yorgunum. Müsait bir ara eklerim.


(Berfin Kanat) #9

Kulüple mayıs ayında Golem kitabını okuduk, yazım tarzını beğendiğimi söyleyemeyeceğim o yüzden tavsiye etmiyorum. :smile:
Bu arada önerecek bir sürü gotik kitabı ve yazar var, yazıyı uzatmamak için 10 kitapla sınırlı tuttum. Türün meraklıları kulübe uğrayıp okuduklarımıza ve okuyacaklarımıza bakabilir ^^


(Hiçliğin bekçisi…) #10

Kulüp fikri güzel ama İnstagram konusunda ben biraz sığ birisiyim. Yani iş dışında neredeyse kullanmıyorum diyebilirim. O da mesaj gelince bakıyor, boş vaktim varsa üç-beş resim ekliyorum. İnstagram’dan yazmaktan pek haz etmiyorum. :smiley: Bunlar benim kişisel sorunum tabii. Orası bana edebiyat için uygun değilmiş gibi geliyor. Diğer açıdan ben forumdaki Kulübe bile zor şer uyum sağlıyorum. Şu sürede şu okunacak gibi şeylere girince benim biraz gıcığım tutuyor. :rofl:

Meyrink için tarz biraz düşündürücü… Golem’e bir türlü başlayamadım mesela. O yüzden yorum yapsam çok yanlış olur. Sanırım Babil Kitaplığı’ndaki kitabını okudum ve ben beğendim. Şu an için beğendiğim bir yazar.

Bir ara İnstagram sayfanıza bakmıştım. Birçoğunu okumuşum ama yorum göremedim mesela. Orada yorum okumayı da pek sevmiyorum gerçi. :smiley: Ekran bana göz alıcı geliyor. Fazla dikkat çekici. Biraz şuh ortam arıyorum galiba ben.

Diğer açıdan mutlaka bir liste yaparken uzun tutulmamalı çünkü bu yorucu olur okuyucu için. En iyilerinden tercih edilip bu türe uzak olanlar önce alıştırılmalı sonra diğer yazarlara geçilmeli. Yine de listenizde eleştirdiğim bir nokta var. Madem böyle bir liste yapılacak o zaman Gotik Edebiyat denildiğinde öncülük eden Horace Walpole unutulmamalı. Bu eserin diliyle alakalı belki bir sorun olabilir ama yazıldığı dönemi göz önüne almak lazım burada. Nitekim yazıldığı dönemdeki bütün kitaplar neredeyse bu anlatım türündedir. Yine de Horace’nin Gotik Edebiyat’ta öncü olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. :slight_smile:

Son olarak türü tam olarak algılayamayanlar var. Gotik denildiğinde akla kara kaşlı, kara gözlü, tuhaf giyimli kızçeler geliyor ama durum böyle değil maalesef. Gotik denildiğinde akla ilk önce mimari gelmeli. Fransız mimarisi özellikle dikkat çekicidir. Daha sonra karanlık duyguların ve hislerin, tekinsizliğin kol gezdiği ve sürekli ensenizden biri sizi takip ediyormuş gibi hissetmenize neden olan atmosfer akıllara gelmeli. Bu liste böyle uzar gider. Lanetler, ecinler(geleneksel), periler(geleneksel), kara büyüler, tuhaf masallar… Daha habis bir dünya düşünebilirsiniz aslında. Bana göre Fantastiğe pozitif dersek Gotik negatif Fantastik olabilir. En kolay böyle anlatılır sanırım.

Yani farklı bir tat arıyorsanız veya ön yargılarınız varsa acilen kırmanızı tavsiye ederim. Burada verdiğiniz liste bir girizgah olabilir ama Horace olmadan düşünülemez. :slight_smile: Diğer arkadaşların önerileri ise devam etmek isteyenler için gayet uygun. Birkaç yazar daha var. Bence paylaşılması iyi oluyor. Kaçırdıklarımı da görmüş oluyorum böylece.


(Berfin Kanat) #11

Hahah kara kaşlı kara gözlü kızçeler kısmında baya güldüm :smiley: Çok haklısınız, gotik zaten edebiyata mimariden geçmiştir ki bu Tanrı’ya ulaşmaya çalışan, görkemli, korkutucu ve estetik değeri tavan olan bir yapılaşma. Aynı zamanda lanetli. Yani gotik için kötünün estetikle birleşmiş hali diyebiliriz. Gotik ile korku çok sık karıştırılıyor, türü tam bilmeyenlerin en büyük çıkmazı burada. Bu biraz da gotiğin arada kalmış bir tür olmasından kaynaklı. Gotiğin negatif fantastik olması ilginç bir yorum, okuduğum hiçbir gotik fantastik pozitif bitmedi bu yüzden gotik türü fantastiğe kötücül atmosfer veriyor diyebiliriz. :slight_smile:

Yazının başında Walpole’u belirttim, Otranto Şatosu her ne kadar ilk olsa da türe başlayacak birine ilk bunu oku tavsiye edemem. :smiley: Gotiği daha keyifli kitaplarla kavrayıp sonra ona geçebilir. Carmilla ve Otranto Şatosu okuduğum en kötü gotikler sanırım, edebi zevkler objektif olamayacağından bu noktada ayrılıyoruz. :slight_smile: Türü keşfedecekler diye kötü edebiyat öneremem kimseye :3

Forumda aktif bir üye değilim, Kayıp Rıhtım için gotik yazıları yazdım öyle girip bakıyorum kim gotik için ne demiş diye. :smiley: Burada paylaşılan kitaplardan okumadıklarımı ve gotik olduğunu düşündüklerimi listeme ekliyorum. Teşekkürler ve sevgiler. :slight_smile:


(Hiçliğin bekçisi…) #12

Burada ayrıldığımız doğru. Şimdi siz kötü bir edebiyat dediğinizde aslında bu insanlarda negatif bir algı bırakıyor. Neden böyle düşündüğünüzü ve neden sevmediğinizi detaylı olarak anlatmak lazım.

Sizin bakış açınızdan bakarsam eğer anlatım dili olarak baktığımda ben H. P. Lovecraft’ı da bu listeye eklerim. (Lovecraft ile aynı dönemde yazan fakat anlatım dili farklı olan bir arkadaşı vardı ama adını hatırlayamadım. Ben onu anlatım konusunda daha başarılı bulmuştum. Bunun sebebi de okumaya alışkın olduğum bir anlatım tarzı kullanmasıydı.) Neredeyse aynı birinci tekil bakış açısı, inandırma çabası, okuyucu inansın diye edilen yeminler filan neredeyse aynı kapıya çıkıyor. Birinci tekil şahıs anlatımından nefret ediyorum açıkçası. Bunu da bu tip kitapların incelemelerinde mutlaka belirtirim. Ben sizin de bu noktada aynı fikirde olduğunuzu düşünüyorum. Burada belki de sıyrılan Shirley Jackson’un geçmişe dayalı Birinci Tekil Şahıs anlatımıdır. Kaldı ki Shirley bence en iyilerindendir. Gerek konu, gerekse karakter analizleri, gerek anlatımın akıcılığı olsun her alanda sollar gider. Horace’nin kötü olarak düşünülmesinin başlıca sebebi bu.

Gotik Edebiyat’tan çıkmaya başlarsak o dönemde birinci tekil şahıs anlatımıyla (burada kastım; yapıyorum, ediyorum gibi yüklemler.) yazan ve şu an kült kabul edilen bir sürü yazar sayabiliriz. Bunları da saydığımızda herkes çemkirmeye başlar. :smiley: O dönemlerde popüler olan buydu. Belki insanlara inandırıcı geliyordu. Sanki kendileri yaşıyormuş gibi hissediyor gibi geliyor olabilir. Bu şartları düşündüğümüzde ve edebi açıdan baktığımızda bence buna kötü edebiyat demek yanlış olur. Bu anlatım günümüzde artık sıradanlaştı. Tanrısal, yarı tanrısal, karakter bakış açıları etrafımızı sarınca birinci tekil şahıs anlatımı avam kalmaya başladı. Şimdi bu eserleri okurken biraz geriye 1700 yıllarına gitmek. O dönemin kıyafetlerini üzerimize geçirmek, o dönemin sokaklarında yürümek, o dönemin insanları gibi olmak lazım. O atmosferi solumak lazım. Bu durumda okuduğunuzda elinizde titreyen bir mumla düşündüğünüzde niyeti bozmuş Lord müsvettelerini ve uçsuz bucaksız ormanları, iki kasaba arasındaki o karanlık yolları düşündüğünüzde hiç de kötü değil. Hatta uygun bile denebilir. Yani bu yazarların kötü görünmesinin tek sebebi yaşadıkları dönemdeki edebiyat anlatımı.

Bizler çok fazla diğer anlatım türlerine maruz kaldık. Kendi çağımızdaki anlatımla büyüdük ve bu yüzden bize avam geliyor. Her tür gibi Gotik de yükselen bir ivmeyle gelişmiştir. Aradaki uçurum da bence bu sebepten.

Forumda aktif değilmişsiniz. Benim açıklamalarım daha çok forumun okuma alışkanlıklarını bildiğimden dolayı yazdığım şeylerdi. Buradaki çoğu kişi eseri dönemin şartlarına göre değerlendiriyor. Elbette bazılarını bu şekilde değerlendirsek bile sevemiyoruz. Belki de bize hitap etmiyordur. Olabilir. Her okuyucu okuduğu kitapta kendine dokunacak bir karakter arar ister istemez. Yine de ben objektif yaklaşmayı tercih ediyorum. H. P. Lovecraft’ın anlatım tarzını seven ve bunu yadırgamayan birisi Horace’de çok rahat okuyabilir. Aradaki fark ise işledikleri konular olacaktır. Lovecraft’ta şahsına münhasır karakterler ve yaratıklar vardır. Horace ise daha habis düşünceleri ve karakterleri ele almıştır. Çirkin düşünceleri işlemiştir. Buna rağmen bundan yüzyıllar evvel yazılmış bu eserin günümüzde hepten çirkinleşmiş gerçekten yaşanmış/yaşanan yansımalarını bulmak kolaydır. Horace günümüzde bile hâlâ bir türlü çözümleyemediğimiz çirkin düşünceler sahibi kimselere bir güzel ağzının payını vermiştir. Konu ilgi çekici veya değildir ama dediğim gibi ben objektif yaklaşıyorum.

Her gün mozeralla peynirli kremalı mantarlı spagetti yerken bir anda sade ve yağsız bir spagetti yemek durumunda kaldığınızda beğenmezsiniz haliyle. :smiley: (Acıktım galiba ben :rofl: )Kimse beğenmez ama bir de bunun kıtlık yılları olduğu düşünün. O zaman tatsız tuzsuz spagetti yiyenleri anlayabilirsiniz. :smiley: Neyse efendim. Güzel konuştuk. Fikirlerin belirtilmesini severim. Benim açıklamaktaki amacım bu tarzı seven kimseler de var aramızda. Onlar yanlış bir izlenim edinmesin. ^^