Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Tansel Diplikaya) #1464

Fahrenheit 451’i okuyalı çok uzun zaman oldu. Okurken anlatım dili bana hiç batmamıştı, demek ki benzetmelerle aram iyi. Sadece ayağı yere basmayan bir distopya gelmişti bana. İnsanların okumaların yasak olması çoğu kelimenin yasaklanması falan fazla bartı gelmişti. Alt metni anlayabiliştim ama işte madem kimse okumuyamıyor o kadar alet edevat teknoloji nasıl var her bilgi kulaktan kulağa mı aktarılıyor falan gibi şeyler takılmıştı :slightly_smiling_face: Herşey de aşırı gerçekçi olmak zorunda mı diye de düşündüğüm oluyor.


(Demet ) #1465

Fahrenheit 451 ne yazık ki ikinci kez okuyacağım bir kitap olmadı benim de. Hatta bir daha Ray Bradbury okur muyum onu da bilemiyorum…


(fatih çetin) #1466

Maalesef aynı düşüncedeyim. Fahrenheit biraz zorlayarak bitti ama Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana ve Mars Yıllıklarını bırakmak durumunda kaldım. Çeviriden mi üsluptan mı bilemiyorum kanım ısınmadı yazara.


(Ahmet Boyraz) #1467

Peter Randa - Mars’tan Gelen Ölüm

160 sayfalık, kendinizi kasmadan iki günde bitirebileceğiniz bir kitap olan Mars’tan Gelen Ölüm’de olaylar çok hızlı ilerliyor. Anlatım tamamen birinci kişinin ağzından anlatılsa da baş kahraman ile bir bağ kurulamıyor nedense. Karakterler üstün körü tanıtılıyor. Bilimkurgu kitabı olmasına rağmen hikayede çok fazla bilimsel öge bulunmuyor.


#1468

Yazarın diğer kitaplarını okuyayım, beğenmemem sadece Fahrenheit için geçerli diye düşüyordum ama diğer kitaplarda da bu varsa hiç vakit kaybetmeyim.


(Hiçliğin bekçisi…) #1469

Kulübü takip etmeyenler olur, sonradan gelenler olur; burada da bulunsun. Çok güzel kitap.


(fatih çetin) #1470

Belki durum benliktir. Bir başlayın bence.


#1471

Mars Yıllıkları elimin altında bir ara başlayım ama olay örgüsü ve üslup aynıysa başka kitabını okumam artık.


(Umut K.) #1472

Mars Yıllıkları, Fahrenheit 451 gibi tekil bir roman değil. Bir ana temaya bağlı kısa hikayelerden oluşuyor.
Kendi adıma konuşursam, herhalde İthaki BK içerisinden 25-30 kitap okumuşumdur. Ve Mars Yıllıkları kesinlikle ilk üçümde. En azından bir şans vermenizi tavsiye ederim.


(İbrahim Şahin) #1473

Ragnarök Tanrıların Alacakaranlığı - A.S. Byatt

Öncelikle ben bu kitabı tanıtım bültenini okumadan doğrudan isminden ötürü aldım ve düşündüğümden çok farklı çıktı.
A.S. Byatt, şahane betimlemeleriyle İskandinav mitolojisini farklı bir hikaye içinde yorumluyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında babası cephede olan, annesiyle birlikte sığınakta yaşayan ilkokul çağındaki kızın gözünden Ragnarök’e zemin oluşturan olayları okuyoruz.
Ana karakterimiz olan kız “Asgard ve Tanrılar” kitabından okuduğu her hikayede gerçekliği, olayları ve Hıristiyanlığı kendince sorguluyor ve İskandinav mitolojisiyle karşılaştırıyor. Ragnarök yaklaştıkça tanrıların bulunduğu durumdan ötürü babasının cephede ölmüş olabileceğini kabulleniyor ve dünyanın aynı şekilde çürüyeceğini düşünüyor.

Kitapta en çok beğendiğim kısım, Loki’nin çocuğu olan Jörmungand’ın hikayeseydi. Yazar betimlemeleriyle hikayeye çok farklı bir yön katmış. Bu yüzden ötürü Ragnarök Tanrıların Alacakaranlığı’nın son dönemde okuduğum Neil Gaiman’ın İskandinav Mitolojisi adlı kitabını döveceğini düşünüyorum. İskandinav Mitolojisi’ni okurken aradığım ama bulamadığım şey tam olarak bu tarz yorumlarmış.

İskandinav mitolojisiyle ilgili bilgi sahibi olan arkadaşlara kesinlikle bu kitabı öneriyorum ama bilgisi olmayan arkadaşlar yazarın bir kaç gönderisini kaçırabilir.

https://www.idefix.com/Kitap/Ragnarok-Tanrilarin-Alacakaranligi/Edebiyat/Roman/Dunya-Roman/urunno=0000000438546


(Ömer) #1474

Locke Lamora’nın yalanlarına başladım.Hem kitap - nedense - boyu hem de çevirmenin Kralkatili Güncesi’yle aynı olması sebebiyle.Üçüncü kitabı beklerken benzer bir yazım tarzını görebilirim belki diye düşünmüştüm.Fakat boş kafayla veya sessiz bir ortamda okuyamadığımdan mıdır nedir bilmem sürekli takılıp “Şimdi şu paragrafta ne demek istiyor?” diye düşünüp metinden bir anlam çıkaramıyorum ve bakıyorum 3 sayfayı boş boş okumuşum.Bundan önce Dune’u bitirdim ve onda arka planda müzik dinlerken bile okuyabiliyordum.Bende mi bir problem var anlayamadım.Tabii ki müzik dinleyerek okumak süper efektif bir davranış olmasa da anlatmak istediğim anlaşılmıştır herhalde.

NOT:Kitabın 50.sayfasına anca gelebildim.Belki de düzelecek fakat ben biraz aceleci davranmış olabilirim.

edit:Kitabın 182.sayfasına geldim biraz daha keyif almaya başladım ama dayanamıyorum artık.Gerçekten berbat ve anlaşılması güç olan betimleler okumayı neredeyse imkansız kılıyor.İthakiden yeni çıkan Örümcek-Adam Düşmanca Devralma’yı yeni aldım acaba bunu sallayıp ona mı geçsem diye düşünüyorum ama çevirmen de aynı.Ne önerirsiniz?

edit 2:Kİtabı bırakalı çok oldu.Arada Örümcek Adam Düşmanca Devralma’yı ve Dune Mesihi’ni okudum.Şu anda Dune Çocukları bitmek üzere ve Galaktik İmparatorluk Serisi’ne geçmeyi düşünüyorum.Locke Lamora’nın Yalanları ben geri dönmeye karar verinceye kadar baya bir bekleyecek sanırım.


(fatih çetin) #1475

Ömer’in Çocukluğunu okudum.

Annesi, babası ve abisi ile Fatih semtinde yaşayan Ömer’in 8 yaşına kadar yaşadığı anılarını anlattığı 39 sayfalık güzel bir kitap. Yazar çocukluğunu anlatırken de eski İstanbul semtlerini güzel tasvir etmiş. Kitabı ortaokul zamanımda hiç duymamış ve okumamıştım. Türk Edebiyatı serisinde değişik eserler görmek hoşuma gidiyor.

Ömer’in beslediği hayvanlardan, mektep hayatından, ailesi ile ilişkilerinden, karanlık korkusundan ve babasının ölümü ile yaşadığı travma hoş güzel yansıtılmış. Okumanızı tavsiye ederim.

Not: Bu arada Ömer 8 yaşında olunca aklıma istemsizce Cedric geldi. Yazar 100 küsür yıl önce Cedric karakterini hayal etmiş :slight_smile:


#1477

Paket ürünlerinin içeriğini merak ediyorsan instagramda Gıdadedektifi profilini takip etmeni öneririm.


(Emre ) #1478

Paket ürünlere çok nadir arzu duyuyorum, çoğu bilinen şeyler zaten ama çevremdekilere gösterirsem bu sayfayı iyi olur.

Bunlarda sağlıklıyaşıyoruz.com gibi kendi besin takviyelerini üretmesin sonra. Onları da yeni öğrenmiştim bir baktım artık bunlar mı Vefa İlaç’ı satın aldı yoksa tam tersi mi? İki tarafında kazançlı çıkacağı bir işe giriştiler.


#1479

Sağlıklı yaşıyoruz gibi bir süre sonra işi ticarete dökecekler muhtemelen. Zaten geneli başlarda halkın yararı diye yola çıkıp yeterli takipçi bulduktan sonra iş reklamlara döndürüyorlar.

Sağlıklı yaşıyoruz sayfasını ilk zamanlar takip ediyordum, bir kaç sene önce fena saçmalamaya başladılar, bıraktım takibi.


(Emre ) #1480

Sanki kendileri denetleyebilecekmiş gibi o ürettirdikleri ürünü SY-5 diye bir logo üretmişler.


#1481

Canan Karatay’a peygamber gibi itimat edilir o sayfalarda. En ufak bir eleştiride hayatın kayar :slight_smile:


(İbrahim Şahin) #1482

En temiz reklamı Prozac yapıyor galiba. Üniversite çağındaki insanlar arasında bir trend. Bir melekmiş gibi anlatıyorlar ilacı.

Bu arada ben sağlıkçıyım, daha grip olan hastalara ilaç kullanmalarına gerek olmadığını öğretemedik. Acil servis serum taktırmak için gelenlerle dolu. Halk dilinde “sarı seron” diye bir şey var, hastalara sorsan her derde deva.


(Emre ) #1483

Ben Canan Karatay’ı severim. Sisteme karşı gelen doktorlardan en azından ki bu yüzden bütün camia ona düşman oldu. Ha peygamber gibi itimat edilmesini eleştiriyorsanız evet doğru. Bu insanlığın en büyük sorunu maalesef. Fanatizm…

@ohyespatates Ekşi’ye Ritalin ve Concerta yaz bir de oraları oku facia, gerçi her psikolojik ilacın reklamını çok güzel yapıyorlar internette. İnsan dur lan bir tane atayım diyor kayış kopuyor sonra. (Şu an ben de yapıyorum sanırsam)

):


#1485

Canan Karatay’ın tereyağı savunurken diğer doktorlar tarafından yediği linçler baya ağırdı. Ben de severim ama pek uygulayamiyorum dediklerini. Kastettiğim o sayfada Canan K. Kitaplarını kendilerine ufaktan mal etmeye başlayıp işi maddiyata dökmeleriydi. Kitabını almayana sayfa yönetimi hakaret etmeye varan boyutta rencide etmeye başlamışlardı.

Bu ara antibiotikli tavukları ve GDO lu ürünleri savunan doktorlar yine türemeye başladı.