Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Hazal Çamur) #2037

Korkunç bir hafızayla lanetliyim. Gerçekten korkunç bir şey, insanı kindar yapıyor :confused:


#2038

Metrobüs’te ne okuyayım diye kitaplığa bakarken çok uzun süre önce aldığım ama sürekli pas geçtiğim, detayı aşağıda olan kitabı atıverdim çantama. 744 Sayfa ilk başta gözüme çok göründü ama kısa sürede bitiriverdim. Çokça ekonomi terimleri içerse de gayet akıcı bir kitaptı. İnsanoğlunun hızla çoğalması ve yeryüzü kaynaklarının hızla azalması üzerine iliştirilen detaylarda yerinde ve tadındaydı. Çeviride neredeyse hiç sorun yaşamadım, çok iyiydi diyebilirim. Keyifli okumalar cümleten.

Bir Trilyon Dolar
Andreas Eschbach
Gendaş Kültür Yayınları
744 Sayfa

Tanıtım bülteni;
Bir trilyon dolarlık bir servete hükmediyor olsaydınız ne yapardınız? 500 yıl önce dedelerinizden biri Venedik bankalarına bugünün parasıyla on bin dolar değerinde bir para yatırmış olsaydı, faizler ve o faizlerin faizi sayesinde şu anda tam bir trilyon dolarınız olurdu… Peki, dünyayı değiştirebilecek kadar büyük bu parayla ne yapardınız?
Bir günlük faiziyle bütün hayallerinizi gerçekleştirebilirdiniz.
Ferrari, villa, kendinize ait bir ada…
Peki, ikinci gün?
Daha sonra?

Bir gün önce metroya binecek parası olmadığı için eve yürüyerek dönmek zorunda kalan New Yorklu pizza dağıtıcısı John Fontanelli kendisine böyle bir mirasın kaldığını öğreniyor. Ancak mirasın önemli bir şartı var: “İnsanlara kaybettikleri geleceklerini geri vermek.


(∆) #2039

Ben tartışmak için değil fikirlerimi belirtmek için buradayım.
Birini neden öyle düşünüyorsun a bak şöyle düşünsene demeyi mantıklı bulmuyorum.
İnsanları ikna etmeye benim gibi düşünmesini sağlamayı da sevmiyorum ve bunu yapmıyorum, ben farklı düşüncelerden hoşlanan ve insanların farklı düşünmesini destekleyen biriyim.
Bir insan benden farklı düşünüyorsa bu beni mutlu eder rahatsız olmam ama neden öyle düşünüyorsun doğrusu söyle söyle demeye başlarsa bundan rahatsız olurum, doğru diye bir şey olduğuna inanmıyorum çünkü.
Bilmiyorum anlatabildim mi?


(Hazal Çamur) #2040

Kendimi açıklayayım mı dedim de çok gereksiz olacak. Ben size özetle “peki” diyeyim. Siz devam etmek isterseniz özel mesajla yazarsınız. Konuyu da bu ilginç tartışma ile bölmeyelim daha fazla.

Ben kendi adıma konuyu takip edenlere rahatsızlık verdiysem affola demiş olayım.


(∆) #2041

Dediğim gibi tartışma için burada değilim.İyi akşamlar.


(Hiçliğin bekçisi…) bu konuyu ayırdı #2042

7 posts were merged into an existing topic: İnceleme: Ursula K Le Guin – Yerdeniz Serisi: Çevik Atmaca’nın Peşinde


(Onur Uslu) #2043

Jauntlama olayı hoş ama içerisinde aslında harika fikirlerde var: Bulutlar Denizi, Yatıştırıcı Bahçe gibi. Saf bir bilimkurgu eseri olarak görüyorum birçok açıdan. Her şey Gully Foyle’ı ne kadar sevdiğinize bağlı =)


(Onur Uslu) #2044

Bu sıra Nnedi Okorafor’un Kim Korkar Ölümden adlı eserini okuyorum. Afrikalı insanların anlayış ve yaşayış tarzlarına ışık tutmuş bir eser. Çocukluğundan bu yana yaşadığı maceraları anlatan Onyesonwu’nun hikayesini dinliyoruz. Rüzgarın Adı’nı okumamış olsam daha da fazla etkilenebilirdim belki ama şu an için esere tutunma aşamasındayım.


(yasin yıldız) #2045

Dr.Isaac Asimov - Vakıf ve İmparatorluk kitabını bitirip İkinci Vakıf’a başladım.
Eleştirim ise kendime; neden daha önce bu seriyi okumadım diye.


#2046

Ah, Anayurt Oteli… Sonunda edinebildim. Bakalım, konaklamaya değer bir yer mi? Heyecanla en kısa sürede okuyacağım.


(Ömer) #2047

Toz Gibi Yıldızlar’a başladım.Yazarın dili yağ gibi akıyor,kitap bol aksiyon dolu ve eğlenceli fakat öyle aman aman bir olay örgüsüne veya karakterlere sahip değil.Ancak yazarın vizyonunu,bilimsel cihazları ve uzayın uçsuz bucaklığı hissini vermesi çok hoşuma gitti.Ancak tatlı olsa da okuduktan sonra unutulacağa benziyor,asıl Vakıf için heyecanlanmaya başladım.Bu arada bilim kurgu okurken baymamak için bir yandan Locke Lamora’nın Yalanlarına geri dönüp biraz zorlayarak da olsa bitirmek veya kralkatili güncesini baştan okumaya niyetlendim.Hadi bakalım göreceğiz.


(Can) #2048

Sonlara doğru bilinç akışı doruğa ulaştığı için okuması zor. Yine de basları çok iyi. Filmi de güzel. Tavsiye ediyorum okuduktan sonra.


(Pelin ) #2049

Charles Dickens-Oliver Twist

Güçlü toplum eleştirisiyle, çok sağlam betimlemelerin olduğu akıcı, mizahi diliyle, "olağanüstü tesadüfler silsilesi"yle tipik ve güzel bir Dickens romanı.

Edebi bir keyif almak, eski dönem İngilteresi’ndeki haksızlıkları ve insanların yoksullara bakış açısını görmek için harika bir eser. Hiç bitmeyen suç unsurlarıyla ve özellikle son kısmıyla polisiye bir hava bile verdiğini söyleyebilirim.

Şimdi geriye, Can Yayınları dışındaki kitapları için İş Bankası’nın çevirilerini beklemek kalıyor.

Ek: “Vuruş vurmak”, “bakış bakmak”, “atış atmak” gibi anlam veremediğim ve başka türlü de yazılabilirdi diye düşündüğüm söz öbekleri dışında çeviri güzeldi.


(Hazal Çamur) #2050

Gulyabani - Hüseyin Rahmi Gürpınar

İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri’nde okuduğum ikinci kitap.

Bu eser bunca kez basılmışken bu kadar geç okuduğum için gerçekten pişmanım.

Öncelikle kitabın başındaki 2 mektup bu kurgunun temellerini adeta hikayeleştiriyor. Bir yaşanmışlık içeren, bir hayran mektubu üzerine pek de hayranın belirttiği doğrultuda olmayan (çünkü Gürpınar’ın hicvi devreye giriyor) bir kurgu bu.

Gürpınar’ın esprili dili kadar karakterlerin konuşma biçimlerindeki başarı, o halk ağzı ve hurafelere sıkı sıkıya bağlı insanlarımızı yansıtışı takdire şayan. Aradan onca zaman geçti ama dönüp bakıyoruz, değişen hiçbir şey yok.

Gürpınar gibi hurafelere karşı aklın yolunu seçmiş nice yazara ihtiyacımız var.

Ayrıca ne olur artık fantastik bu topraklara yeni girmiş gibi davranılmasın. Gulyabani dahil sayısız örnekte de gördüğümü gibi, bizim kendi dokumuzda zaten fantastik vardı ve üzerine pek çok başarılı eser verilmişti.

Arkadaşlar,

İş Bankası’nın bu serisinden sırada hangi kitabı okuyayım? Tavsiyeniz olursa çok sevinirim. Sıradaki için çok kararsızım.


(Emre ) #2051

Diğer Türk Edebiyatı klasiklerine hakimseniz bir soru soracağım lisede performans ödevi olarak okuduğum bir kitap vardı. Şimdi tam hatırlayamıyorum ama bir ressam vardı sanırım ve bu evde bir hizmetçi vardı sanırım bir süre sonra ikisi birbirine aşık oluyordu ve Paris’e felan gidiyorlardı çünkü ressam olan adam ailesiyle kavga ediyordu… Öyle bir hikayeydi adını hatırlıyor musunuz?

Sergüzeşt veya Mürebbiye diye hatırlıyorum sanki ama emin değilim.


(Hazal Çamur) #2052

Hakimim demem doğru olmaz. Sadece şu var, Mürebbiye bir Fransız kadını olan Anjel’i konu alıyordu. Evdeki tüm erkeklerin abayı yaktığı bir dadı/öğretmendi. Aile içindeki ikiyüzlülüğe dikkat çekiyordu.


(Emre ) #2053

Tamam ben de şimdi google yaptım özet felan okudum. Sergüzeşt imiş. Aklımda çok az kalmış.


(Hazal Çamur) #2054

Mürebbiye 'yi ben tavsiye etmiş olayım o halde :slight_smile: İlginizi çekerse. O da "bunca yıldır değişen bir sey yok " dedirtmişti. Özellikle sonu bir hayli tanıdık.

Sergüzeşt ise benim listeme eklensin. Teşekkürler.


(Emre ) #2055

O hissi Ahmet Hamdi Tanpınar da fazlasıyla almıştım. Şu sıralar Türk Edebiyatına merak sarmışken bir sonraki kütüphane hakkım geldiğinde edinip okuyacağım, sağolun.


(fatih çetin) #2056

Hurafeler üzerinden devam edin bence. Yani benim önerim Efsuncu Baba :slight_smile:

Bu arada biraz yoğunluğum azalsa ben de bu seride henüz okuyamadığım kitaplara geçeceğim ama bakalım neler göreceğiz.