Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(∆) #2030

Yazarın dilini ve hikaye anlatıcılığını çok beğenmeme rağmen kitapta eksik bulduğum bazı noktalar var.Hikayenin geçtiği yerdeniz evreni ile alakalı detay neredeyse hiç verilmiyor, şehirler nasıl, yönetim şekli nasıl, ticaret nasıl işliyor gibi sorulara cevap erilmemiş.
Ana karakterin ailesinden bu kadar kopması beni şaşırtan bir diğer nokta oldu ve gerçekçiliği bozan bir detay olarak değerlendiriyorum.Daha sonra da ailesini hiç aklından geçirmemesi beni şaşırttı.Büyü üzerine detay verilmemesi, büyücülük okulunda geçen zamanlar da neler yapıldığı, hocaların nasıl öğrettiği gibi konular üzerinde neredeyse hiç durulmamış.
Yazarın anlatıcılığını beğendiğim için seriye devam edeceğim ancak kitabın beklentimi karşıladığını söyleyemeyeceğim.


#2031

Zaman Çarkı 6, Kaos Lordu - Robert Jordan

Yine akıp giden bir kitap. Beklenmedik olaylarla dolu. Şaşırtıcı. Finaldeki hareketliliği özellikle sevdim.

Aes sedailara olan kötücül duygularım iyice belirginleşti sanırım. Burunları fazla büyük bu kadınlar ve neredeyse her zaman entrika peşinde. ‘Tar Valon Cadıları’ sözünü belki de sonuna kadar hak ediyorlar. Aslında kitaptaki çoğu kadın öfkesi ve aksi halleriyle beni çileden çıkarttı. Yaptıklarının bir nedeni yok gibi. Mat Cauthon’a yaptıkları özellikle anlamsızdı.

Terkedilmişlere gelince onları daha fazla görmek isterdim. Keşke daha çok bölümleri olsaydı. Düşünceleri hep merak edilesi.

Nynaeve’nin keşfi, Asha’manlar ve finalde olanlar ve bir de Rand al-Thor’un bir asilden annesiyle ilgili öğrendikleri en sevdiğim kısımlar oldu. Yine beklenmedikti tabi.

Renkli karakterle dolu, zengin hayal gücüyle yoğrulmuş bu seri şimdiden benim en sevdiğim kitap oldu. Büyüleyici dünyasında gezinmeye seviyorum. Daha okuyacak çok kitap olduğu için sevinçliyim de. :blush:


(Kingebu) #2032

Bence yerdeniz büyücüsü ilk kitabı bir oyunun introsunu oynamak gibi. Şahsen benim çok hoşuma gitmişti ama dediklerin konusunda da haklısın.


(Hazal Çamur) #2033

Yerdeniz evreni asla oturup anlatılmaz, yaşatılır. Seri ilerledikçe Gond’un dışındaki dünyayı da öğreniriz. Böylece Yerdeniz’i karış karış kefşederiz Ged ile. Dünyaya bakışımız ve edindiğimiz bilgi de bu şekilde şekillenir.

Bir serinin ilk kitabında koskoca bir dünyayı özümsememiz beklenmemeli bana kalırsa. Kaldı ki Yerdeniz fantastik edebiyatın çok ama çok önemli taşlarından biridir. Ged’in hikayesi Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’dur aynı zamanda. Ormana gidip tuttuğu orucun bile arketipsel bir karşılığı vardır.

Büyü üzerine harika detaylar var mesela, neden böyle düşündünüz? İsimlendirme gibi bir konu var. Kızılderililer’e kadar dayanan bir kaynaktan besleniyor. Türkler’de de şamanizmden gelen benzer bir yapı var. Hocaların nasıl öğrettiğinin en güzel örneği Şekillendirme Usta’sı bana kalırsa. Sonuçta, “bir mum yakan bir gölge yaratır.” Kitabın en unutulmaz cümleleri arasında benim için. Büyüyü harika biçimde özetliyor.

Ana karakterin ailesinden bu kadar kopmasına da yine bence şaşırmamak gerek. Bir çoban var karşımızda. Her çocuğun bir görevle doğduğu topraklarda, çocuk eşittir yeni görevin sorumlusu olan bir yapıdan bahsediyoruz. Bunun sayısız örneği Anadolu’da da yok mu? Her aile şefkatle mi yetiştirir çocuklarını? Bugün doğunun kimi yerlerinde “kaç kardeşsiniz” sorusuna “3” derse bir erkek, bilin ki kız kardeşlerini saymıyor, sadece erkekleri sayıyordur.

Bu gibi yaşanan örnekler varken bence yadırganmamalı. Ged’in sonradan ailesini düşünmemesi de bu çerçevede tuhaf değil bana kalırsa. Ged’in gerçek ailesi Ogion’dur.

Yerdeniz Büyücüsü, çoğu fantastik eserin aksine neredeyse her şeyi doğru yapan bir eser. Le Guin eleştirilmez değildir. Yerdeniz’e kusursuz demek de olmaz ama kusursuza yakın olduğunu düşünüyorum. Belirttiğiniz noktalar da bence birer hata değil, ama elbette bakış açılarımızın birbirinin aynı olmasını bekleyemeyiz :slight_smile:


(∆) #2034

Seri ilerledikçe değişiklikler olabilir ancak ben seri hakkında değil 1. kitap hakkında yorum yaptım.

Büyü konusunun oldukça yavan anlatıldığını düşünüyorum diğer fikirlerim de aynı ama doğrusu sizin gibi uzun uzun yazıp anlatmak istemiyorum tekrar tekrar.

Kendi fikrim, benim beğenilerim, benim şahsi görüşlerim, benim zevklerim…


(Hazal Çamur) #2035

Tam da bu yüzden her cümlemde özenle “bence” dedim ya :slight_smile: Alınmaca gücenmece olmamalı.

Burada tartışmak için varız. Vallahi bazen çok şaşırıyorum :slight_smile:


(Emre ) #2036

Bu kadar şeyi nasıl hatırlıyorsunuz?


(Hazal Çamur) #2037

Korkunç bir hafızayla lanetliyim. Gerçekten korkunç bir şey, insanı kindar yapıyor :confused:


#2038

Metrobüs’te ne okuyayım diye kitaplığa bakarken çok uzun süre önce aldığım ama sürekli pas geçtiğim, detayı aşağıda olan kitabı atıverdim çantama. 744 Sayfa ilk başta gözüme çok göründü ama kısa sürede bitiriverdim. Çokça ekonomi terimleri içerse de gayet akıcı bir kitaptı. İnsanoğlunun hızla çoğalması ve yeryüzü kaynaklarının hızla azalması üzerine iliştirilen detaylarda yerinde ve tadındaydı. Çeviride neredeyse hiç sorun yaşamadım, çok iyiydi diyebilirim. Keyifli okumalar cümleten.

Bir Trilyon Dolar
Andreas Eschbach
Gendaş Kültür Yayınları
744 Sayfa

Tanıtım bülteni;
Bir trilyon dolarlık bir servete hükmediyor olsaydınız ne yapardınız? 500 yıl önce dedelerinizden biri Venedik bankalarına bugünün parasıyla on bin dolar değerinde bir para yatırmış olsaydı, faizler ve o faizlerin faizi sayesinde şu anda tam bir trilyon dolarınız olurdu… Peki, dünyayı değiştirebilecek kadar büyük bu parayla ne yapardınız?
Bir günlük faiziyle bütün hayallerinizi gerçekleştirebilirdiniz.
Ferrari, villa, kendinize ait bir ada…
Peki, ikinci gün?
Daha sonra?

Bir gün önce metroya binecek parası olmadığı için eve yürüyerek dönmek zorunda kalan New Yorklu pizza dağıtıcısı John Fontanelli kendisine böyle bir mirasın kaldığını öğreniyor. Ancak mirasın önemli bir şartı var: “İnsanlara kaybettikleri geleceklerini geri vermek.


(∆) #2039

Ben tartışmak için değil fikirlerimi belirtmek için buradayım.
Birini neden öyle düşünüyorsun a bak şöyle düşünsene demeyi mantıklı bulmuyorum.
İnsanları ikna etmeye benim gibi düşünmesini sağlamayı da sevmiyorum ve bunu yapmıyorum, ben farklı düşüncelerden hoşlanan ve insanların farklı düşünmesini destekleyen biriyim.
Bir insan benden farklı düşünüyorsa bu beni mutlu eder rahatsız olmam ama neden öyle düşünüyorsun doğrusu söyle söyle demeye başlarsa bundan rahatsız olurum, doğru diye bir şey olduğuna inanmıyorum çünkü.
Bilmiyorum anlatabildim mi?


(Hazal Çamur) #2040

Kendimi açıklayayım mı dedim de çok gereksiz olacak. Ben size özetle “peki” diyeyim. Siz devam etmek isterseniz özel mesajla yazarsınız. Konuyu da bu ilginç tartışma ile bölmeyelim daha fazla.

Ben kendi adıma konuyu takip edenlere rahatsızlık verdiysem affola demiş olayım.


(∆) #2041

Dediğim gibi tartışma için burada değilim.İyi akşamlar.


(Hiçliğin bekçisi…) bu konuyu ayırdı #2042

7 posts were merged into an existing topic: İnceleme: Ursula K Le Guin – Yerdeniz Serisi: Çevik Atmaca’nın Peşinde


(Onur Uslu) #2043

Jauntlama olayı hoş ama içerisinde aslında harika fikirlerde var: Bulutlar Denizi, Yatıştırıcı Bahçe gibi. Saf bir bilimkurgu eseri olarak görüyorum birçok açıdan. Her şey Gully Foyle’ı ne kadar sevdiğinize bağlı =)


(Onur Uslu) #2044

Bu sıra Nnedi Okorafor’un Kim Korkar Ölümden adlı eserini okuyorum. Afrikalı insanların anlayış ve yaşayış tarzlarına ışık tutmuş bir eser. Çocukluğundan bu yana yaşadığı maceraları anlatan Onyesonwu’nun hikayesini dinliyoruz. Rüzgarın Adı’nı okumamış olsam daha da fazla etkilenebilirdim belki ama şu an için esere tutunma aşamasındayım.


(yasin yıldız) #2045

Dr.Isaac Asimov - Vakıf ve İmparatorluk kitabını bitirip İkinci Vakıf’a başladım.
Eleştirim ise kendime; neden daha önce bu seriyi okumadım diye.


#2046

Ah, Anayurt Oteli… Sonunda edinebildim. Bakalım, konaklamaya değer bir yer mi? Heyecanla en kısa sürede okuyacağım.


(Ömer) #2047

Toz Gibi Yıldızlar’a başladım.Yazarın dili yağ gibi akıyor,kitap bol aksiyon dolu ve eğlenceli fakat öyle aman aman bir olay örgüsüne veya karakterlere sahip değil.Ancak yazarın vizyonunu,bilimsel cihazları ve uzayın uçsuz bucaklığı hissini vermesi çok hoşuma gitti.Ancak tatlı olsa da okuduktan sonra unutulacağa benziyor,asıl Vakıf için heyecanlanmaya başladım.Bu arada bilim kurgu okurken baymamak için bir yandan Locke Lamora’nın Yalanlarına geri dönüp biraz zorlayarak da olsa bitirmek veya kralkatili güncesini baştan okumaya niyetlendim.Hadi bakalım göreceğiz.


(Can) #2048

Sonlara doğru bilinç akışı doruğa ulaştığı için okuması zor. Yine de basları çok iyi. Filmi de güzel. Tavsiye ediyorum okuduktan sonra.


(Pelin ) #2049

Charles Dickens-Oliver Twist

Güçlü toplum eleştirisiyle, çok sağlam betimlemelerin olduğu akıcı, mizahi diliyle, "olağanüstü tesadüfler silsilesi"yle tipik ve güzel bir Dickens romanı.

Edebi bir keyif almak, eski dönem İngilteresi’ndeki haksızlıkları ve insanların yoksullara bakış açısını görmek için harika bir eser. Hiç bitmeyen suç unsurlarıyla ve özellikle son kısmıyla polisiye bir hava bile verdiğini söyleyebilirim.

Şimdi geriye, Can Yayınları dışındaki kitapları için İş Bankası’nın çevirilerini beklemek kalıyor.

Ek: “Vuruş vurmak”, “bakış bakmak”, “atış atmak” gibi anlam veremediğim ve başka türlü de yazılabilirdi diye düşündüğüm söz öbekleri dışında çeviri güzeldi.