Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Ahmet Boyraz) #2235

Son aldığım kitaplar arasında bu da var. Bradbury’nin tarzını severim. Umarım sizin gibi ne okuduğumu bilmeyecek duruma gelmem. Yoksa büyük bir hayal kırıklıği yaşarım.


(Her şey için teşekkürler özellikle balık için) #2236

Shirley Jackson - Biz hep şatoda yaşadık

İlk duyduğum/gördüğüm günden beridir muhteşem bir ismi olduğunu düşündüğüm bu kitabı uzun süredir okumak istiyordum.
Nitekim kitabı elime aldığım ilk andan itibaren özel olduğunu anladım. Geçmişten kopmadan ve geleceği düşünmeden, küçük şeylerden mutlu olarak - ama bazı şeylerden de ölümüne korkarak - yaşayan ve kendilerini bir eve adeta hapsederek, dünyadan soyutlanmış bir şekilde yaşayan iki kız kardeşin hikayesi anlatılıyor. Hikayeyi Mary Katherine Blackwood’un ağzından okuyoruz ki kendisi küçük kardeş oluyor ve ayrıca kendisinin bu güne kadar okuduğum en etkileyici karakterlerden biri olduğunu belirtmeliyim. Tekinsiz, sevimli, vurdumduymaz, ürkütücü ve ve ve …
Çeviri ile ilgili herhangi bir sorun yoktu. Kapak tasarımını da çok beğendiğimi söylemeliyim.
Kitabı puanlamak zorunda olsam sanırım tam puan verirdim.


(fatih çetin) #2237

Uzayda Piknik kitabını okudum.

Bu yazar kardeşlerden okuduğum ilk, Rus bilimkurgu kitaplarında ise okuduğum 2. kitap oldu. Genel anlamda ağır bir roman olmuş. Konu olarak beğendim. Çeviride biraz fazla eksik kısım var gibi geldi ama okumayı zorlaştırmıyor.

Uzaylıların gelip gittikten sonra bırakılan eşyaları araştıran, toplayan Stalker denilen kişilerin hayatlarından kesitler sunuyor. Basit bir konu gibi görünse de insanlığı, evreni ve bürokrasiyi sorgulaması ile basit bir kitap olmaktan çıkıyor. Son bölümünde yazarların kitabı çıkartmak için uğraştıkları, kitabın sansüre uğradığını aktarıyor.

Rus bilimkurgu kitaplarına ilgi duyan kimseler için baş tacı bir eser. Okunmasını öneririm. Puanım 8.5/10.


(kimyager_ferhat gürdoğan) #2238

Jose Mauro De Vasconcelos - Şeker Portakalı

Tavsiye üzerine okuduğum ve iyiki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Kitabı çok beğendim. 5 yaşındaki bir çocuğun tertemiz dünyasını, hayallerini, umutlarını, sevgi dolu hikayesini anlatıyor. Çok yaramaz bir çocuk tabi. Zeze’nin bazen gülümseten bazen yüreği burkan, hüzünlendiren hikayesi. Her yaştan okura hitap eden, okurken göz yaşlarınız döküleceği bir kitap.


(Hazal Çamur) #2239

Küçük Şeyler - Samipaşazade Sezai

Yine, yeniden İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri.

Küçük Şeyler’i forumdaki tavsiyelere dayanarak aldım. Bu 74 sayfalık kitapta artık sona yaklaşıyorum. Pişman olmadım, iyi ki de okuyorum diyorum.

Kitabı kendi içimde sıradana övgü olarak tanımlıyorum. Her ne kadar yazarın amacı olan, “anlatılan şeyden öte anlatım şekli” düsturu ile hemfikir olmasam da dilinin güzelliğini reddedemem.

Samipaşazade Sezai’nin iyi bir gözlemci olduğunu da eklemek gerek açıkçası. Muazzam dediğim öyküler değiller, ama oldukça tanıdık hepsi. Bu da sanırım onun gerçek güzelliği.


(Onur Doğan) #2240

Hocam benim de en son okuduğum kitap Simon Kernick ’ den

Son 10 saniye

Çok akıcı bir polisiye roman olduğunu düşünüyorum. İki ana karakterden ilerleyerek bana farklı bir bakış acısı kazandırdı.
Okumanızı tavsiye ederim.:slightly_smiling_face:


(Kasvet Ulu) #2241

Naci Bayburt’tan Kan Donduran Anılar’ı okudum.

Otuz yıldır İstanbul Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü’nde çalışmış bir polis olan Naci Bayburt anılarını anlatıyor. Bu işin hem adaletsizliğini hem kutsallığını çok dürüstçe anlatmış. Sadece işiyle ilgili anıları değil özel hayatından da bazı detaylar paylaşmış. Bildiğimiz birçok dosyada kendisi çalışmış ve içeriden bilgiler veriyor. Kurgu değil, hepsi gerçek hikâyeler.

Kendisi ile bir polis yakınım vasıtasıyla tanıştık. Ankara’da olduğumu bildiğinden çağırdı, Kırıkkale’deki fuarda görüştük. Süper bir adam. Babacan, yardımsever, eğlenceli, adaletli. Hepsinin ötesinde dürüst, şov peşinde değil. Kitabında, otuz yıl boyunca ortalamaya vurunca her güne bir ölü düştüğünü söylüyor. “Naci Abi, uçuruma gereğinden fazla bakıyorsun,” dedim. “Nasıl dayandın bunca sene,” dedim. Gülüp geçti. “Mecbursun,” dedi. Kitabında bir kısımda da özel hayatında yaşadığı ihanetleri anlatıyor. “Bunlar senin kaderin mi Naci Abi,” dedim. “Ben bu dünyaya nankörlerle mücadele etmeye geldim,” dedi. :sweat_smile:

Diğer konularda… İçerik iyi ama basımda sınıfta kalmış. Yayınevini beğenmedim. Baskı kalitesi iyi değil. Editörlükte de bazı yerlerin gereğinden fazla kırpıldığı belli oluyor. Yazım hataları da çok. Ama yine de öneririm. Polisiye yazarı/okuru için altın madeni olduğu gibi kendisi de çok iyi bir insan. :+1:

Ek: Her Çarşamba 22:30’da TRT 1’de danışmanlık yaptığı Suç Dosyası serisini de izlemenizi öneririm.


(Pelin ) #2242

Gerçekten altın değerinde bir paylaşım olmuş. Kıskanmadım değil, keşke benim de bir polis yakınım olsa da böyle insanlarla beni tanıştırabilseydi. Neyse ki bu tarz kitapları en azından buradan öğrenebiliyoruz :slight_smile:


(Ezgi ) #2243

image

Yine fantastik özlemim baş gösterdi ve ne okusam diye düşünürkene Kara Havadisler Kervanı diğer kitaplar arasından ışıldadı. İlk çıktığından beri bu kitap hakkında olumlu hislerim vardı ve beklediğimden de fazlasını buldum. Arka kapakta yazılanlar epey doğru, tüm öyküler fantastik değil ama şimdiye kadar okuduğum her biri yaratıcı bir fikirle kaleme alınmış. Daha bitirmedim ama şimdiden eminim ki Ayhan Koç’un diğer kitabı olan Sırlıçeşme’yi de okumak istiyorum.

Bitirdiğim zaman burayı güncellerim, bu arada bir şeyi atlamışım. Kitabın adı çok egzotik bence ve kitapta geçen öyküler tam bir kara havadis. Bu ayrıntıya da bayıldım <3


(Kasvet Ulu) #2244

Fuarlar bunun için var Pelin Hanım. :slightly_smiling_face: Gidip yazarlarla tanışıp, görüşelim diye. Naci Bayburt’u bir fuarda yakalarsanız mutlaka tanışın. O siz sormadan anlatmaya başlar zaten. :+1:


(Doğan) #2245

Kral Fare China Miéville

Garip duygular besliyorum. Basitçe çözülecek bir olay için 320 sayfa çıkarması büyük iş. İyi bir yazar olmasa başaramaz muhtemelen çünkü sizi de bağlayabiliyor. Benim aklıma gelse, bunun çözümü bu kadar basitse neden yazayım derdim.

Miéville’i seviyorum aslında, anlatmak istediklerini de anladığımı düşünüyorum ama bu kitap biraz sinirlendirdi beni. Yani, film izlerken bir karakterin aptal olmadığını ama film ilerlesin diye aptalca hareket ettiğini fark ettiğiniz o anda duyduğunuz sinir, kızgınlık bu. Bilemiyorum. Bence Miéville okuyacaksanız bu kitapla başlamayın hatta isterseniz uğramayın bile.


#2246

Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Bende neden bu kadar sayfa bunun için deyip aynı duyguları hissetmiştim. Sevmediğim için diğer kitaplarını okumaktan vazgeçmiştim.


#2247

Ben düşünen herkese Perdido Sokağı İstasyonu’nu önereyim başlangıç için. Okunaklılık ve akıcılık arıyorsanız da Un Lun Dun iyi bir seçim olur.


(Aslı Dağlı) #2248

Tum Sistemler Coktu’yu okudum. Bir suredir bilimkurgu okumadigimdan dili baslangicta biraz yadirgamis olsam da sonrasinda kendimi hikayeye kaptirmamla birlikte kitap akip gitti. Bilimkurgu bana hep paslanmaz celik soguklugunda gelmistir; buna ragmen Katilbot’a bayildim. Pek cok yeri gulumseyerek okudum. Aldigi odullerin nedeninin de bu oldugunu saniyorum; paslanmaz celik sogugunun insanin icini isitabilecegini gosterdigini dusunuyorum. Devam kitaplari ciktikca hic bekletmeden alip alip okurum.


(Yusuf Ziya) #2249

Allah Mecbur Değil Ki - Ahmadu Kuruma

Kitap, doksanlı yıllarda Fildişi Sahilinde doğup, teyzesini aramak için kocaman bir savaşın ortasında Liberya ve Sierra Leoneye giden bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Anlatıcımız, yolculuğu sırasında iki ülkede de çocuk savaşçı olarak savaşa katılmış olan Birahima. Hikaye iç parçalayıcı olsa da çok rahat okunabilecek bir şekilde yazılmış. Yer yer okuyucu ile (Fransızca konuşan beyazlar ve siyahlar asıl hedef) dalga geçiyor. Pek çok yer insana okurken komik gelebiliyor. Yine de, çok feci bir trajediyi anlatıyor. Batı Afrika’nın bitmek bilmeyen savaş ve kaos ortamını.

Afrika hakkında çok şey bilmiyoruz. Ama ülke olarak doksanlardan beri giderek daha fazla dahil oluyoruz. Bunun üstüne Batı Afrika’daki değerli madenlerin ekonomik sistemimizin temellerinden olduğunu eklemek gerek. Batı Afrika trajedisine bir giriş olarak, edebi başarısını da göz ardı etmeden, Birahima’nın sözlerine kulak vermek gerek.


(Hüseyin gök) #2250

Uzun zamandır çizgi romandan normal kitap okumaya fırsat bulamamıştım. Başlangıcı reisle yapayım dedim, iyikine de öyle yapmışım. Asimov’un her kitabı ve serisi güzel olduğu için Galaktik İmparatorluk Serisi’nin ikinci kitabı da çok güzeldi. Macara tam gaz devam ediyor. :slight_smile:


(Ahmet Boyraz) #2251

@UfukTR kardeşimin hediyesi olan kitabı okuyorum şu sıralar. Daha önce Vakıf Serisi’ne başlamayı düşünüyordum fakat Yol’un tasarımı ve şıklığı çok hoşuma gitti ve böylelikle de araya sıkıştırmışmış oldum. :slight_smile:

Pek çok BK kitabından sonra farklı tarzda bir kitap okumak gerçekten de -hangi kitap olursa olsun- başlangıçta zorluyor. Cormac McCarthy’nin dili ve betimlemeleri, tasvir etmeye çalıştığı korkutucu gelecek okuyucuyu bile sıkıntıya sokuyor.

Kitabın ayrıca filmi olduğunu ilk sayfalarında okurken farkettim. Çünkü filmini daha önce izlemişim. :smiley: Kitabı okurken baş kahramanı Aragorn(Viggo Mortensen) olarak hayal ediyorum hep. Daha da güzel oluyor açıkçası.

Kitapta dikkat çeken iki nokta var. Biri sürekli tekrarlanan ve betimlemede kullanılan ‘kurşuni’ rengi. Diğeri de konuşmaların düz yazı olarak metinde yer alması. Bu konuşmalar bazen de dize olarak karşımıza çıkıyor. Farklı tarz kitap okuyacak olan arkadaşlar eminim ki alışmakta zorlanacaklardır. Tıpkı benim gibi. :smiley:


#2252

Çok fazla Türk yazar okumuyorum diye elime aldığımda Fi’yi, çok şaşırmıştım nasıl akıcı diye. Ben son kitabı Gör Beni dışında bütün kitaplarını okumuş biri olarak söylüyorum kitapları çok dolu ve güzel. Aeden’de yarattığı dünyayı okumak çok ayrıydı. Altlarını hep çize çize okudum. Dili çok sade ve anlaşılabilir. Dizi yüzünden aşırı ön yargı oluştu kitaplara karşı, halbuki kitaplar çok daha kabarık içeriğe sahip. Özellikle Pi çok ütopik bir şekilde güzel bitti. Kendisi senaryoya bağlı kalınmadığı ve çok saptırıldığı için diziyi iptal ettiğini söylemişti. Pi çekilme şansı olmadı bile.
İzmir’de bir söyleşisine katılmıştım, kendisi çok sıcakkanlı bir insan. Ancak dediğin gibi biraz narsist davranıp tribünlere oynuyor. Bilgisi olduğu anlaşılıyor ancak o konudan bu konuya atlayayım diye bazen karman çorman konuşuyor. Bir de ben kendine psikolog demesine takılmıştım bildiğim kadarıyla psikoloji mezunu değil.
Söylediği birtakım şeylere katılmasam da boş bir insan olduğunu düşünmüyorum. Kitapları İtalya’da basılacak kadar ün saldı ayrıca Aeden yurtdışında dizi olacakmış diye duydum. Okumaya değer.


#2253

Psikolog sadece psikoloji mezunlarına denmiyor. Nietzsche “Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski” diyor mesela :smiley: Ama bir insanın kendini psikolog olarak nitelendirmesi kendini beğenmişlik gibi duruyor.

Bu arada bir yazara olan ön yargılarımı yıktınız. Belki yüzüne bile bakmayacağım kitapları merak etmeye başladım. Teşekkür ederim :slight_smile:

Azra Kohen’in soyadı tam komplo teorisi kurulacak bir soyad.


(Emre ) #2254

Dediklerinize katılıyorum, büyük ihtimal kışa doğru okurum.

Ayrıca kendisi Liverpool’da Davranış Bilimleri uzmanlık eğitimi almış. Bu klinik psikolog olmak için yeterli mi bilmiyorum. Klinik psikolog olamasa bile normal insanların “psikolog kliniği” açabilme yetkisi var mı onu da bilmiyorum. Belki vardır. Öyleyse bile yapsın, sevinirim. Dışarda “üniversiteden mezun oldum o zaman ben psikoloğum” diyenlerden iyidir. Psikologların bilge kişiler olması gerekiyor. O yüzden sevdiğim yazarların hepsi benim psikologlarımdır.