Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(şule) #227

Anna Karenina okudum. Neden daha önce okumadım diye düşünüyorum. Rus edebiyatına bir kez daha hayran oldum. Eğer uzun zaman dilimine yayarak okuyorsanız çok fazla karakter olması kafanızı karıştırabilir. Baş kahraman Anna Karenina ve Vronski olsa da ben kendimi en çok Levin’e yakın hissettim. Oturup saatlerce okusanız bile sıkılmazsınız. Okuduğum klasikler içinde en sevdiğim ikinci kitap:)


#228

Ready Player One’ı okudum. Sürükleyici bir kitaptı. Sanal gerçekçilik oyunu olan OASIS kısımları çok keyifliydi, insanı alıp götürüyor. Gerçek dünyada geçen kısımlarıysa biraz sönük kalmış. İnsanlar 2045 yılında şimdikine göre daha değişik evlerde yaşıyor, başka da bir şeye değinilmiyor. Yazarın anlattığı hikaye çok ahım şahım olmasa da göndermeleri harikaydı. Özellikle oyunlarla ilgili olan göndermelere bayıldım. Yazar abimiz belli ki zamanında oyun oynayıp film izlemekten başka bir şey yapmamış ve herkesin kendisine tapmasını istemiş. Bunun üzerine James Halliday diye bir karakter oluşturup kendini bu kitapla tatmin etmiş. İyi de etmiş bence. Okumanızı öneririm.


#229

Amie Kaufman & Jay Kristoff - Illuminae’yi okuyorum. Şimdilik bir eleştirim yok :grin: Çok farklı bir bilimkurgu deneyimi oluyor benim açımdan. Çok beğendim.


(Erman Günseren) #230

benim en sevdiğim eserdir. keşke üstadın ömrü yetseydi de tam olarak istediği hale getirmiş olsaydı. yakın zamanda tekrar başlamayı düşünüyorum.


(Erman Günseren) #231

ben de şu an belgariad serisinin devamı malloryonun son kitabındayım. daha önceden yazarın elenium ve tamuli serilerini okumuş ve çok beğenmiştim. bu seriyi de beğendim ama ben daha çok kitaplarda tekrar tekrar karşımıza çıkan bazı cümlelere takıldım. karakterlerin konuşmalarında kullandıkları bazı cümleler. elenium ve tamuli serilerinde böyle bir durum hatırlamıyorum. belki çeviriden olabilir bilemiyorum.


(fatih çetin) #232

geçen gün leyla ile mecnun’u bitirdim. zaten burak aksak’ın tarzını ve leyla ile mecnun dizisini bilenler bir çırpıda bitirmiştir. anlatmaya gerek yok yani.

bugün de ahmet ümit’in son kitabı kırlangıç çığlığın’a başladım. polisiye sevenler yine memnun kalacaktır.


#233

Ben de yeni başladım. Tek sevmediğim şey bazı yerlerdeki uzun, gereksiz betimlemeler. Mesela bir adam en ince ayrıntısına kadar anlatılıyor, ama kimi adamın da sadece erkek olduğunu biliyoruz. Ya da öylesine yanından geçtiği bir evi uzun uzun tasvir ediyor, içine girdiği bir evi şöyle bir anlatıyor. Biraz dengesizlik var ve gözüme batıyor ama, ilginç bir bakış açısı; ilginç bir eser :smiley:


(İsmail KAPLAN) #234

Ted Dekker’in Çember serisini okuyorum. Yeşil ile başlaması tavsiye edilen seriye internetteki araştırmalarımdan sonra siyah ile başlamayı tercih ettim. Şuan son kitap olarak Yeşil’i okuyorum.

Oldukça hoşuma giden bir seri oldu. Seriyi tamamladıktan sonra üzerinde birşeyler yazmak hoşuma gidecek.

Aramızda seriyi hali hazırda okuyan ya da daha önce bitirmiş olan var mı?


(nostaljik portakal 🍊 ) #235

Usta ile Margarita’dan bahsediyorsan, Mustafa Yılmaz’ın aslından çevirdiği İş Bankası basımı çıktı. Kesinlikle tavsiye ederim. Köpek Kalbi’ni de aynı tercümandan okumuş, epey beğenmiştim. Bir de Şarap Dumanları adlı blogunu da tavsiye ederim.


(Mehmet) #236

Patrick Ness - İnsan denen canavar

Tabi bu kitapla Kaos Yürüyüşü Serisi bitmiş oluyor.
Genç yetişkin türünde bilimkurgu öğeleri barındıran bir distopya.
Çevredeki herkesin (!) iç sesini duyabildiğinizi düşünün. Kimse kimseden bir şeyler gizleyemiyor. Ne karmaşa !
Öncelikle tüm karakterler müthiş kurgulanmış. Seri boyunca hepsinin gelişimini, değişimini izlemek çok zevkliydi. Anti-kahraman Başkan Prentiss’e ise bayıldım. Aynı zaman da oğlu Davy Prentiss’e de.
Kesinlikle sürükleyici bir seri ve çok gürültülü ayrıca
tüm seri boyunca biz de kahramanımız Todd Hewitt gibi kime güveneceğimizi bilemiyoruz. Ama iyi ki Viola var.
Tabi bu kitapta bize katılan bir de Geri Dönen var. Onun sayesinde gezegenin yerlileri olan Mank’ları da tanımış oluyoruz.
Ve savaş …

Zaten en başından beri savaşların mantıksız olduğu çok açık. İnsanları öldürmeye bir son vermek istediğini söylemek için insanları öldürüyorsun.

İnsan denen canavar, diye düşünüyorum


#238

Rocannon’un Dünyası

23 Nisan tatil günümü vererek bitirdiğim güzel bir kitap oldu. Hayıflandığım tek şey Ursula K.Le Guin’in böyle güzel bir kurguyu böyle incecik bir kitapta harcaması idi. Neyse ki okumadığım Yerdeniz tek cilt olarak sahibinin biraz cesaretlenmesini bekleyerek kütüphanemde bana göz kırpıyor.


#239

İletişim Yayınları’ndan okuyorum, içeriği çok zengin. Biraz daha pahalı ama değiyor kesinlikle, mesela başta 20. yy ın ilk yarısından Moskova’da çeşitli yerlerin fotoğrafları var, yazarın taslakları notları vs var. Tabi çeviri konusunda ne kadar iyi olsa da, dediğin gibi iş bankası kadar köklü değil. Çoğu klasiği ben de kültür yayınları’ndan okurum. Ne kadar doğru bilmiyorum ama şöyle bir tespitim var; çevirmen ne kadar önce yaşadıysa, ya da ne kadar yaşlıysa çevirinin kalitesi o kadar artıyor. :slight_smile:


#240

Hele o ilkbaharı tasvir edişine bayılmıştım, iki üç sayfa baharın gelişiyle canlanan doğayı mükemmel tasvir ediyor. Hele karakterler resmen nefes alıp veriyor, öyle kusursuz ki. Dünyanın en çok düzenlemeden geçmiş romanıymış, hatta yayınevlerini bezdirmiş tolstoy, protesto etmişler çünkü sürekli gelip kağıtları istiyor, değiştirip veriyor, sonra bir daha geliyor aynı kağıtları istiyormuş vs :smiley:
Benim romanda en ilgimi çeken şey, ana düşüncenin belirsiz oluşu. Tolstoy sadece yaşamı yansıtmış, Savaş ve Barış’ta hümanizm vardı mesela ana düşünce olarak. Tabi Levin’in ağzından bazı konularda konuştukça konuşuyor ama, Anna Karenina hakkında yok. Kendisi de şöyle der; “Kubbenin temel taşı nerede belli değil.” :slight_smile: Ben hızlı okumuştum biraz, sanırım Anna Karenina’nın aşk isteğinin, Vronski ile olan ilişkisinin doğal olduğu, toplumun katı kurallarının insan doğasına aykırı olduğunu mu, yoksa kadının bu tip heveslerini dizginlemeyi bilmesi gerektiğini mi, yani muhafazakar olması mı gerektiğini mi savunuyor, bilemiyoruz…


#241

Ben daha ikinci Robert Longdon hikayesinde yüzümü buruşturmuştum. Sebebi ise, sonunda onun ölmeyeceğini, daha nice nice “Dünyanın tehlike altında olduğu” maceralara atılacağını bilmemdi. Onun yerinde olsam insanlığın iyiliği için intihar ederdim.


#242

Tolstoy’un “İnsan Neyle Yaşar?” ını okudum. Aah, ah. Tolstoy’un sihirli değeneğinin değdiği hangi şey güzel olmayabilir ki? Çok sıcak, çok samimi, çok içten. Bence okullarda zorunlu okutulmalı. Kitapta sevmediğim birkaç şey var yalnız;

  1. Hikayeler birbirine benziyor.
  2. İnsanlar çok kolay kavga ediyorlar bence bu gerçekçi olmamış. Mesela birkaç kelime küfrediyor, otuz saniye içinde iki “aile” birbirine girecek duruma geliyor. Sayıları bu kadar çok olmasaydı daha iyi olurdu sanki. Ama tabi belki o dönemde köydeki evler birbirine yakındır ve rus halkı küfretmeye alışmıştır o dönemde. Tolstoy’un bu hikayeleri köylülere nasihat vermek için yazdığını düşünürsek, belki gerçekten de durum öyledir.

En çok, “Kıvılcımı söndürmezsen, ateşi zapt edemezsin” hikayesini sevdim.


(Stormfather) #243

Evet sonunda Rüzgarın adı nı bitirdim şöyle bir inceleyelim (spoiler )
Öncelikle kitap beklentinin altînda kaldığını söyleyebilirim . Yazar daha iyi olabilecek yerleri çok hızlı géçmiş ve hikaye için bazı yanlış hamleler yapmış en büyük 2 yanlış baş karakter nerdeyse kusursuz olması ve kitapta büyük yer kaplayan lavta nın doğru kullanılamaması. Kitabı okurken kitap ilk başta iyiydi tam da beklentimi ayarladğim gibiydi ama sonra Kvothe nin ailesinin ölümünde sonra işler değişti .onun dışında kitaptaki ara kısımları kitabın en iyi yanlarından bir ve bir arayış öyküsü olması da faklılık olmuş .Denna karakterininde beğendim gizemli filan . Kitabın son kısımlarındaki kahramanlık duygusu ve tarihçi ve bast in bu konuda konuşması da kitabı en iyi yanlarından birisiydi . Şüphesiz patrick zeki bir adam ama ne yazıkı doğru yerlerde doğru kararlar vermeyerek kitabı vasatın azıcık üstü statüsünden kurtaramamış adını ilk 5 lerde gördüğum kitap bu olmamalıydı benim gözümde centilmen piç ler serisinden farkı yok gözümde . Puan verecek olursak eğer 7/10 bence yeter.

Kvothe

Denna

Denna
Ve diğerleri

Onun dışında denna haleri bana şu şarkıyı hatırlattı

Bir görünüp bir kaybolup beni düşündün derde…

Hard fantasty nin ne öldüğünü merak edenler için:

http://bestfantasybooks.com/hard-fantasy.html


#244

Sıfır Sayı

Umberto Eco, günümüzde entelektüel insan tanımının en tepesinde gördüğüm bir yazar daha doğrusu yazardı. Felsefe, yaşam ve tarih üzerine yazdığı kitapları ufku genişleten kitaplardır. Romanı olarak ise Baudolino’dan sonra okuduğum ikinci romanı oldu bu kitap. Akıcı diliyle bir günde bitirebileceğiniz bu roman ilginiz yoksa italya’da geçen politik komplo teorileri kısımlarında sizi sıkabilir.
Kitabın konusu ise gizemli bir milyonerin topladığı 6 gazetecinin gazete için haber oluşturma arayışları ve birbirleriyle olan ilişkileri üzerine. Açıkçası okuduğum için pişman değilim ancak okumasam da birşey kaybetmezmişim.


(görkem) #245

Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi = Philip K. Dick

Okuduğum ilk PKD (Philip K. Dick) kitabı oldu. 6:45 yayınlarında bazı redaksiyon hataları olsa da çeviri iyi geldi bana. Satın almadan önce 6:45 yayınevinin basmış olması açıkçası beni çok düşündürüyordu ama endişelerim yersizmiş.

Bilimkurguya yeni başlayacak arkadaşlar için ideal bir kitap bence. Yalın ve anlaşılır bir anlatım var, okurken kişiyi fazla yormuyor. Bu yüzden PKD’ yi çok sevdim. Diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.

Kitabın konusuna gelince : Kahramanımız yasadışı androidleri yakalamakla görevli bir avcıdır. Androidler ise insanların içine karışıp kimliklerini gizlemektedir. Olaylar gelişir. Blade Runner isimli 80’lerde çekilmiş bir filmi de var ama orada hikaye daha farklı bir yoldan anlatılmış.

290 sayfa olmasına rağmen kendini bir günde bitirtti.Akıcı anlatım, hızlı gelişen olaylar, merak ögesi , ötekiler temalı altmetni kitabın artı özellikleri ,8,4/10 diyerek gayet memnun ayrılıyorum.


(şule) #246

Haklısınız. Levin avlanmaya çıktığında mesela hissettiklerini sanki ben de hissediyormuşum gibi canlıydı. Sanki kitap yaşıyordu, bende yaşıyordu.
Yazarımız fikri okuyucuya sunup taraf tutmadan ucunu açık bırakmıştı.
Ve kessinlikle böyle kusursuz romandan sonra diğer romanlar artık yavan gelmeye başlıyor. Çünkü diğerleri gibi okuyup tüketilecek bir kurgudan ziyade tekrar tekrar okuyup üzerinde düşünmeyi gerektiriyor.


#247

Mark Z. Danielewski -Yapraklar Evi

Yeni başladım sayılır. Hakikaten çok değişik bir kitap :smile: