Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


#2518

Kitap: Vampir
Özgün Ad: The Vampyre
Yazar: John William Polidori
Yayın: İthaki
Baskı: 2019 Nisan, 1. basım, İstanbul
Çeviri: Yiğit Yavuz | İngilizce
Kapak: Hamdi Akçay
Sayfa: 64

Karakterler: Varlıklı bir aileden olan genç İngiliz centilmen Aubrey • İngiliz yüksek sosyetesine yeni girmiş etkileyici, çekici karakterli Lord Ruthven • Yunanlı güzel genç kız Ianthe • Aubrey’nin on sekiz yaşındaki kız kardeşi Bayan Aubrey

Kitap beş bölümden oluşuyor. Yankı Enki’nin yazdığı yazar ve öykü konusundaki “Sunuş” bölümü, yazarın öykünün yazılışı üzerine bilgi verdiği “Cenevre’den Gelmiş Bir Mektuptan Alıntı” adlı bölüm, yazarın vampir inancı ile ilgili bilgiler verdiği “Giriş” bölümü, yirmi beş sayfalık asıl öykü bölümü, en sonda yer alan “Lord Byron’ın İkametgâhına Dair Anlatı, Vs.” adlı son bölüm.

Özet: Öykü Londra yüksek sosyetesinde Lord Ruthven adlı yeni bir kişinin görünmesiyle başlıyor… Lord Ruthven etkileyici, umursamaz tavırlı, çekici bir erkektir. Aynı günlerde Londra’ya Aubrey adında genç ve yakışıklı bir adam gelir. Lord Ruthven’in kişiliği Aubrey’nin ilgisini çeker ve onunla tanışır. Aubrey bir yolculuğa çıkma kararı verince Ruthven’den ona katılma önerisi gelir. Birlikte yola çıkar, sonunda Roma’ya varırlar. Aubrey, Lord Ruthven’in genç kadınları ağına düşürme çabalarından rahatsız olunca ondan ayrılıp Yunanistan’a gider. Burada Ianthe adlı genç ve güzel bir kıza aşık olur. Antik bir araştırma yolculuğuna çıkan Aubrey, Ianthe ve anne-babasının vampirlerle ilgili uyarılarına gülüp geçer. Aubrey’nin yolu, hiçbir Yunanlının gün battıktan sonra kalmayı istemediği bir ormandan geçmektedir…

Çok güzel ve kısa bir vampir öyküsü… Mutlu sonla bitmemesi de gotik özelliğini baskın kılıyor. Fakat çeviride yer yer, Türkçesi olan sözcüklerin yerine dirençle yabancı kökenlilerinin kullanılması hoşuma gitmedi. Bu yüzden İş Bankası’nın çevirilerini çok daha fazla beğeniyorum…

Not: Hamdi Akçay’ın kapaklarına bayılıyorum…


#2519

Kitap serinin blr parçası değil diye biliyorum. Tek kitap.

Yine de Metro gibi sonradan popüler hale gelir, devam kitabı yazılır mı bilemiyorum.


(Hiçliğin bekçisi…) #2520

Ben de daha yeni okudum ve açıkçası seçilen kelimeler kısmına katılıyorum. Yani yazıldığı zaman da göz önüne alınırsa biraz modern duruyor ve büyüyü de bozuyor açıkçası. Fazlasıyla sırıtan sözcük seçimleri vardı. Yine de gerek sunuş gerek hikaye ve vampir kavramının kökeni olsun güzel bilgiler vardı. Okurken keyif aldım. Özellikle şişman olarak düşünülmüş olmaları beni şaşırttı. Günümüz vampir kavramıyla aralarında uçurum var.

Ek olarak değinmek istediğim bir yer daha var. Genelde bu çağlarda yazılan eserlerin birinci tekil şahıs anlatımı olduğunu görmüştüm fakat Vampir’in karakter bakış açısından yazılması hoşuma gitti. Oldukça da güzel bir anlatımı vardı. Bu farkıyla benden bir artı aldı.

Genel olarak şu ana dek sanırım iki ya da üç kitap okudum Karanlık Kitaplık’tan. Eğer gotik ve yazıldığı dönemleri göz önüne alırsam Can Yayınları’nın seçtiği eserleri daha çok beğenmiştim. O gotik havayı buram buram hissetmeniz yanı sıra tekinsizlik bakımından da daha çok sizi sarmalıyordu.

Kapak olarak konuşacak olursam okuduktan sonra kapağa yeniden baktım ve daha farklı olabilirmiş gibi geldi. Ha, Hamdi Bey’in kapaklarını seviyorum. Bu kapağı da sevdim ama daha farklı olabilirmiş demekten de kendimi alamadım. Yine de eserin içeriğini daha önemli tabii.

Son olarak baştaki sunumun da sürprizbozan içermemesi güzeldi. Genelde temkinli okuyorum bu bölümleri. Bazılarında verilen bilgiler üzücüydü fakat bu kitapta gönül rahatlığı ile baştan okunabilir.

Sonun sonu olarak da yazarın hayatına üzüldüm açıkçası. Kendisi için büyük talihsizlik olmuş…


#2521

Evet, kapak kitabın içeriğini daha iyi yansıtabilecek biçimde yapılabilirdi. Ama ne yapayım, Hamdi Akçay’ın tarzının güzelliği (ya da bana öyle gelmesi) bunu kolaylıkla göz ardı etmemi sağladı…

Sözünü ettiğiniz Can Yayınları’nın yayınladığı gotik nitelikteki kitapları (gerek Gotik Kitaplık, gerekse Klasikler dizilerindekiler olsun) ben de çok beğenirim. Can Yayınları, özel bir yayınevidir…

Genç yaşta ölen Polidori’nin, Lord Byron hakkında -onunla takışmasına karşın- olumlu sözler söylemesi de onu bir beyefendi yapıyor. Keşke politikacılarımız Polidori’nden biraz feyz alabilse…


(Hiçliğin bekçisi…) #2522

Yanılsamalar Kenti - Ursula K. Le Guin

Çeviri: Meltem Tayga

Çevirmeni özellikle belirtmek istedim bu kitapta. Bazı terimler biraz zorlama olmuş. Çok fazla değiller ama yine de sırıtan birkaç sözcük seçimi vardı. Hikayenin bütününe bakınca belki çok az kalıyorlar ama özellikle son kısımlara yaklaşırken oldukça göze batmaya başlıyor.

Kitabın konusu; önceki yaşantısına dair hiçbir şey hatırlamayan yetişkin bir adamın, bebek gibi bir hafıza ve hareketlerle ormanda yapayalnız bulunmasıyla başlıyor. Küçük bir topluluk bu adamı bulup eğitiyor ve ona Falk diyorlar. Aslında kitabın bilimkurgu içerikli olduğunu bilmiyordum. Geçen sene almıştım ve son üç aydır bakışıyorduk. Rafından alıp yanımda taşımaya başladım ama bir türlü açıp bakamıyordum. Sonra şöyle bir bakayım derken yine kitap hızla akıp gitti. Falk’ın kim olduğunu öğrenmek için dünyada çıktığı yolculuk öyle merak uyandırıcıydı ki ister istemez siz de onun bir yoldaşı olup çıkıyordunuz. Büyük savaşların ardından dünya garip bir haldedir. Böyle diyorum çünkü fazla detaya girersem okuma şevki kırabilir. Kitabın ortalarından itibaren gittikçe bilimkurguya giriş yapıyor. Aslında kafamda hiç bilimkurgu okumak yoktu. Her ne kadar “Tüm Sistemler Çöktü” ile bu soğukluğumu kırmış olsam da Ursula K. Le Guin bana bir sürpriz yapmış oldu. İyi de oldu.

Kitabın hikayesi tamamen bir kendini bulma ve yolculuk üzerine kurulu. Öyle pek heyecanlı anlar içinde yok ama fevkalade bir anlatımı var. Özellikle bilimin hem bildiğimiz tarz hem de zeka bilimi olarak çift yönlü oluşu beni etkiledi. Gerçekten çok güzel anlatmış. Öyle tane tane yazmış ki okurken “Sanki tam da anlatmak istediğini ustaca bizlere aktarabilmiş.” dedim.

Kafanızda daha da canlanması için birkaç film düşündüm ama tek bir tanesi asla bu kitabı tanımlamaya yetmiyordu. Kitabın genel akışı “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi” tadında ilerliyordu. Sonra biraz “Inception” ondan sonra da aklınıza gelecek modern uzay-zaman filmlerinden birisi gayet bu kitabı tamamen anlatmaya yeter. Ben özellikle sondaki akılcı bilimden epey etkilendim. Bilginin her şey olduğunu bu dünyada oldukça değişik toplumlar bulunuyor. İnsan toplulukları oldukça tuhaf. Bu kitapta hiçbir şeye tam olarak güvenmemelisiniz.

Final olarak aslında biraz duygusal hayal kırıklığına uğradım. Final güzeldi. Belki de olması gereken buydu ama gönlümde bir ukde kaldı. Ben gerçekten okumanızı isterdim. Farklı ideolojiler, geçmiş, şimdi ve gelecek olarak dünyamıza olan bakış açımıza oldukça farklı fikirler sunuyordu. Bir noktada post-apokaliptik bir kitap da diyebiliriz sanırım. Ben tam olarak net bir tanım bulamadım. Hepsinden biraz vardı. Son zamanlarda okuduğum en değişik kitaptı.


(Behram) #2523

Dune serininden Vakıf serisine geçişimden 2 gün sonra bu sefer de İnce Memed serisine yöneldim. Nasıl bir dengesizlik anlamış değilim :smile:
Ama bu sefer kesinlikle bu seriye başlamış bulunmaktayım.

Lütfen teşvik verin :smile:


(fatih çetin) #2524

Teşvik ediyorum. Askerdeyken bölüğümün içindeki kütüphanede bütün ciltleri vardı. Nöbet ve görevlerden arda kalan zamanlarımda 1. cildini okumuştum. Yaşar Kemal benim sevdiğim bir yazardır. Bazı kitaplarını da eve geldiğim zaman ilçe kütüphanesinden alıp okumuştum. İleride bu seriyi tekrar alıp hem kütüphaneme katma hem de yeniden okuma gibi bir düşüncem var.


(Behram) #2525

Çok güzel bir teşvik oldu Hocam teşekkürler :slight_smile:
Yavaştan başladım. Betimlemeleri balkondan gördüklerim ama ben Yaşar Hocamın gördüğü gibi görmemişim. Ne kadar güzel anlatıyor…


(Ismail Turhan) #2526

Betimlemelerin uzunluğuna takılıp kalmaz tadını çıkarmaya bakarsanız destansı bir dünyanın ve anlatımın kapısını aralıyorsunuz. Ben beklentilerinizin üzerinde beğeneceğinize inanıyorum.


(m) #2527

Yine ben ve yine bir klasik çıkmazı…
Notre Dame’ın Kamburu’nu okuyorum şu sıralar ve içinden çıkamıyorum. Her 3-5 sayfada bir bu kadar uzatmaya gerçekten gerek var mıydı şeklinde ufak tefek cinnetler getiriyorum. Çok ağır ve sabır gerektiriyor. Sanırım bu kitaptan sonra klasik okumaya uzunca süre ara vereceğim.


(Behram) #2528

Betimlemeler çok sıkmıyor şimdilik. Gayet yalın dil anlaşılır.
İşim olmasa 2 günde bitirirdim kitabı da zaman buldukça okuyorum anca.


(Hüseyin gök) #2529

Archangel

Orta düzey ve yarım kalmış bir çizgi roman’dı.Konusu 2016 yılında dünyanın bir çok ülkesine nükleer bomba yerleştiren abd ve onu yöneten başkanının,tüm dünyayı kontrol etmek için bütün bombaları patlasması ile başlıyor.Ardından alternatif bir boyuta gönderilen(1945 yılı)görevli bir deniz piyadesinin,Abd tarafından da gönderilmiş olan 6 askeri durdurma mücadelesi ele alınmış.Archangel ismi ise rusya askeri limanın dan alınmış.Bu çizgi roman da bu limana ziyarete giden Stalin ve bütün askeri kademenin nükleer bomba ile öldürülme’ye çalışılması ele
Alınmış.Zaten çizgi roman’ı 40dk bitiriyorsunuz.Diyalog az,çizimler orta seviye ayriyeten’den iğrenç bir kokusu var kagıt kalitesinin.Yayınevi bu sefer işi batırmış.Tavsiye etmem çizgi romanı.ü


(Zeynep) #2530

Malazan of the Fallen - Deadhouse Gates
unnamedKitabın bitmesine az kaldı.İlk kitaba göre bence daha başarılı , olay örgüsünde bazı taşların yerine oturduğunu hissediyorsunuz.Yazar olay örgüsünü güzel tasarlamış, eserde karşımıza çıkan karmaşık entrikalar da yer yer düşündürüp okuyucuyu heyecanlandırıyor.Tek şikayetim eserin dili ağır , okuyucunun kesinlikle sakin bir kafa ile okuması gerek.The Malazan Book of the Fallen ilk kitaplarda ne kadar derin bir seri olduğunu gösterdi sağ olsun :upside_down_face:


#2531

E R L İ K

Kitap: Erlik
Yazar: Metin Savaş
Yayın: Ötüken Neşriyat
Baskı: 2016 Kasım, 2. basım, İstanbul
Kapak: Zafer Yılmaz
Sayfa: 208

Metin Savaş’ın adı ve yazarlığı kulağıma dokunmuş, bir kitabını edinip okumaya karar vermiştim. Türk mitolojisine olan ilgimden dolayı da ilk okuduğum kitabı “Erlik” oldu.

Alçak gönüllü, çekingen bir kişiliği olan Metin Savaş Balıkesir’de yaşayan, lise eğitimi yarım kalmış, ellili yaşlarını süren bir büfeci. Çeşitli olanaksızlıklar yüzünden resmî eğitim sürecini tamamlayamayan Savaş, kendi kendini yetiştirmiş bir kitap kurdu. Kendini yetiştirmede o denli başarılı olmuş ki kitapları ödüller kazanmış. İki sözü bir araya getirmekten aciz politikacıların, yöneticilerin, iş adamlarını cirit attığı bir ülkede Metin Savaş, bir azim anıtı olarak olanca övgüyü hak etmekte…

Kitaba gelirsek… Çok akıcı, okuyucuyu içine çekiyor, her bölüm bir sonraki bölümü, her sayfa bir sonraki sayfayı merak ettiriyor. 208 sayfalık bu kitabın bir oturuşta 150 sayfasını okudum; uykum gelmesiydi bitirecektim de… Romanda, öykü içinde öykü tekniği kullanılmış: Bir asıl roman var, bir de karakterlerden Sibel İpekçiler’in yazmış olduğu “Rıhtımda Bir Gece” adlı öykü. Bu öykü, romana serpiştirilerek verilmiş. Bu yüzden romanın karakterlerini iki bölüm durumunda ele almak gerekir: “Asıl Roman Karakterleri” ile "Rıhtımda Bir Gece"nin Karakterleri.

Asıl Roman Karakterleri: Edebiyat çalışmalarını daha rahat bir ortamda sürdürebilmek için İstanbul’dan gelip Balıkesir’e yerleşen otuz dört yaşındaki kadın yazar Sibel İpekçiler • Sibel İpekçiler’in Merhamet Apartmanı’ndaki komşusu, apartmanın her işiyle ilgilenen, sağlam karakterli, ilkokul mezunu ama kitap dostu, otuz beş yaşındaki güçlü yapılı Feridun Öküztepen • Üniversite okumamış ama çok kitap okuyarak kendini geliştirmiş, kültürlü, İstanbul’da yaşayan ama işleri için Balıkesir’e gelip giden, Sibel İpekçiler’in kitaplarına hayran, kırkı yaşındaki Suat Katran • Sibel İpekçiler’in İstanbul’da yaşayan ağabeyi • Sibel İpekçiler’in Bursa’da yaşayan, doksan yaşına yaklaşmış varlıklı dayısı Murtaza Efendi • Murtaza Efendi’nin villasının hizmetlisi, yatalak karısının bakıcısı Gülter Kalfa

Rıhtımda Bir Gece’nin Karakterleri: Babasının öldürülmesinden sonra bir intikam meleği durumuna gelmiş Suat Katran • Facebook’ta tanıştığı İhsan tarafından kandırılarak erkeklere pazarlanan on yedi yaşındaki kız Mücevher • Dostu bir kadınla birlikte genç kızları tuzağa düşüren İhsan • Suat Katran’ın babasının iflas edince hesabına çalıştığı mafya babası Ziver Bey • Babası öldürülünce Suat Katran’ı yetiştirip büyüten kabadayı Koca Reis • Ziver Bey’in düşmanı, geçmişi karanlık milletvekili Servet Taşkıran • Servet Taşkıran’ın kızı

Özet: Genç yazar Sibel İpekçiler uzun öykülerini daha rahat bir ortamda yazmak için İstanbul’dan Balıkesir’e gelir ve Merhamet Apartmanı’nın ikinci katındaki daireyi kiralar. Apartmanın giriş katında oturan Feridun Öküztepen kendisine taşınmasında, Balıkesir’e uyum sağlamasında yardımcı olur. Uzun boylu, güçlü yapılı Feridun ilkokul mezunudur ama kitap okuma alışkanlığı ile kendini yetiştirmiştir; özellikle de mitolojiye meraklıdır. Bir süre sonra Sibel İpekçiler, Suat Katran adlı birinden e-postalar, telefon mesajları almaya başlar. Sonunda onunla karşılaşır da… Balkaya Pastanesi’nde tanışığı Suat Katrancı iyi giyimli, kültürlü, nazik, edebiyata düşkün bir erkektir; ayrıca Sibel’in kitaplarını da çok beğenmektedir. Ancak işin garip yanı Sibel’in yazdığı “Rıhtımda Bir Gece” adlı uzun öyküdeki bir karakterin adı da Suat Katrancı’dır. Daha da garibi, ağabeyinin yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de bu adı taşıyan biri yaşamamaktadır… Olayların gelişmesiyle birlikte işin içine körmesler (Türk mitolojisinde şeytanlar), Erlik (Türk mitolojisinde iblis ya da cezalandırıcı kötü ruh) ve Arkarlar (yazarın kurguladığı, körmeslere karşı uğraş veren örgüt) girer…

Romanı epeyi beğendim. Metin Savaş’ın tekniğindeki, kalemindeki fark ve tat hoşuma gitti. Sanırım, bir deneme olarak alıp okuduğum “Erlik” adlı bu roman, yazarın öteki kitaplarını okumam için bir basamak olacak…


#2532

Kara Yetenek - Brandon Sanderson

Alcatraz serisinin 5. kitabı olan bu kitap henüz bitti. Ben beğendim çerez niyetine okuyabilirsiniz, sözde otobiyografi olan bu kitabı kitabın ana karakteri Alcatraz Smedry’nin ağzından okuyoruz. İnsanların üstüne düştüğü için üzülen bombalar mı dersiniz, kahve içen ve kitaplar üzerine entellektüel tartışmalar yapan dinozorlar mı dersiniz :slight_smile: Çok acayip ve bir o kadar nüktedan olan bu seride daha neler neler yok ki… Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, DiskDünya ve daha pek çok fanastik kitaba gönderme var. O kadar ki Sanderson kendi ismini zikrederek yine kendi kalın kitaplarıyla dahi dalga geçiyor.
4. kitaptan bir alıntıyla kapatayım

“Adı anılamayan mı?” diye sordum. “Adını neden anamıyoruz? Kötü güçleri harekete geçirdiği için mi? Ondan korktuğumuz için mi? Adı dünyanın üzerine büyük bir uğursuzluk salacağı için mi?”
“Saçmalama,” dedi Himalaya. “Adını anamıyoruz, çünkü telaffuzu çok zor.”
“Kangech…” diye başladı Folsom. “Kangenchenug… Kagenchachsa…”

Voldemort bizi affetsin :joy:


#2533

Estağfurullah o nasıl söz sadece Avada Kedavra’ya maruz kalırsınız o kadar :buyucu:


(Alican) #2534

Seçme öykülerden oluşan bilimkurgu derlemesi Korkunun Bütün Sesleri’ni okudum. Yazar kadrosu şampiyonlar ligi gibi. 130 sayfalık çerezlik bir kitap. Kafayı dağıtmak için bir ilaç. Ben beğendim. Bazı öykülerde verilen mesajlar güzeldi. Aralarında en uzun olanı kitabın dörtte birini oluşturan Stanislav Lem’in Maske adlı öyküsüydü. Çoğunluğun aksine benim en beğendiğim öykü oydu. Bundan sonra bu kitabın arkasında reklamını görüp aldığım Asker Kaçağı adlı bilimkurgu derlemesini okumayı düşünüyorum. Son olarak öyküler içinde kendi beğeni sıralamamı aşağıya bırakıp kaçayım.

1- Stanislav Lem, Maske
2- James G. Ballard, Bilinç Eşiğini Atlayan Adam
3- Harlan Ellison, Korkunun Bütün Sesleri
4- Kurt Vonnegut Jr., Harrison Bergeron
5- Ray Bradbury, Gülümseme
6- Isaac Asimov, Güç Duygusu
7- Robert A. Heinlein, Dünyanın Yeşil Tepeleri


(Doğan) #2535

İkinci Vakıf Isaac Asimov

İyi bir kitap, çok iyi bir son. Yazarın zekasını tescilleyen bir kitap bu. Yani, bizi salak yerine koyan kitapları sevmediğimi, sinirlendiğimi söylemiştim. Bu kitap senin ortalama zekaya sahip olduğunu biliyor ve bunu çok iyi kullanıyor. Ertelemeden okuyun dostlar, zaten çok sayfa değil.

Şimdi bu kitaptan sonra ne okuyacağız? Okulda Vakıf’ın Sınırı kitabı var. Oradan devam etmek mantıklı mı?

Şöyle bir liste buldum forumda; Vakıf Evreni Okuma Rehberi büyük ihtimal bu şekilde devam etmeye çalışırım.


(Hüseyin gök) #2536

Ekşide’ki arkadaş yazım sırasına göreyi okumayı önermiş.İthaki yayınları da bu sıraya göre çıkarıyor.


(Doğan) #2537

Teşekkür ederim, ben de yazım sırasına göre okuyabildiklerimi okuyacağım büyük ihtimal.