Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(görkem) #248

Watchmen = Alan Moore - Dave Gibbons

Çizgi roman alıp okumaya her zaman özenirim fakat fiyat-performansını düşündüğümde almam. 2 saate bitecek bir çizgi roman almak yerine aynı para ile 2 kitap alacağımı bilmek her zaman aklımı çeler ve gider kitap alırım. Her zaman da benim için böyle süregelmiştir bu. Ne zaman niyetlenip çizgi romanları sepete eklesem gözüm hemen normal romanlara takılır ve sepeti boşaltırım.

Geçen gün D&R ın yaptığı çok güzel bir indirimle sonunda gözümü karartıp Watchmen’i attım sepete (dönüp arkama bakmadım). Her neyse efendim, kitaplar kargodan gelince bir hırsla alıverdim elime ve kafamda 2-3 saatte biter diye de kendiimi şartlayarak okumaya başladım.

Şunu söylemeliyim ki son derece dolu dolu bir macera idi ve beklentilerimden çok daha uzun sürdü, bitmek bilmedi. Hikayenin film adaptasyonunu izlemiştim ve onu da beğenmiştim ama çizgi roman tabi ki daha doyurucu idi. 3 gün gibi bir sürede anca bitirdim çünkü her sayfa çözülmeyi bekleyen uzun yazılarla güzel grafiklerle dolu idi. Filme göre daha farklı bir sonla karşılaştım, hangi sonu daha çok beğenirsiniz bu da göreceli tabi.

Bunun dışında ağır ilerleyen bir hikaye var, bazen okurken ‘‘sadede gel bir zahmet’’ dediğim de çokça oldu ama keyfimi çok baltalamadı. Aksiyon az (hatta neredeyse yok), zaten hikayenin amacı da okuyucuya aksiyon sunmak değil, aksiyon arayan arkadaşlar hayal kırıklığına uğrayabilir.

İçi dolu bir hikaye, içi dolu karakterler, psikolojik tahliller, felsefi çözümlemeler okumak isteyen arkadaşlar içinse watchmen doğru adres.

Son olarak şunu söyleyeyim. Parasının hakkını veriyor, çabuk bitmiyor uzunca bir süre okurken oyalıyor. Benim gibi ‘‘çizgi romana verilen para israftır’’ gibi bir mantığınız varsa bu kitap için kesinlikle geçerli değil, gönül rahatlığı ile alabilirsiniz.


(Mesierg) #249

Eric Frank Russell- ve sonra hiç kalmadı

Hikaye, galakside hüküm süren imparatorluk adına denetimi sağlamakla görevli bir uzay gemisinin kendilerine Gand diyen bir gezegene inip oranın yetkilisine ulaşma çabasıyla başlıyor. Fakat hiç beklemedikleri bir sistemle karşılaşan gemi mürettebatının bu durumla başa çıkma şeklinin eğlenceli bir dille ve şu an dünyadaki sistemleri sorgulatan bir tarzla yazıldığı yaklaşık 100 sayfalık bir novella.
Yine de okuduktan sonra ‘‘ya daha iyi olabilirdi’’ dedirten bir hikayesi vardı.


(Mesierg) #251

Ray Bradbury - Fahrenheit 451
Anlatacak bir şey yok tam bir şaheser …


#252

Ursula K LEGUİN - Yerdeniz Büyücüsü bitti. Akıcı, insanı sıkmayan bir anlatımı vardı. Okurken bir yandan da olayları ve mekanları gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. :slight_smile: Fakat kitabın sonu beni pek tatmin etmedi ya da Matrix’ in sonundaki hayal kırıklığını yaşadım. :smiley: :smiley: Şimdi serinin sıradaki kitabına odaklanıyorum. :smiley:


#253

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay

Bu kitabı hakkıyla değerlendirebilecek düzeyde bir okur değilim sevgili Rıhtım ailesi. Ne kadar çabalarsam çabalayayım olmayacak. Pastanın tadını merak edeceksiniz, ben size mumun rengini tarif edeceğim gibi bir şey. O yüzden daha başlamadan bitirmek istedim yazıyı şimdi. Bu kısımları silmem gerekirdi ama silmeyeceğim; kitapta da böyle oluyordu çünkü, Hikmet mektup yazıyordu, yazdıklarından dolayı pişmanlık duyuyordu ama yine de silmiyordu. Ben de silmiyorum.
E, hakkıyla anlatamayacaksam neden geldim bu konuya? Durun, alıntı yapacağım:

Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor.

Diyor Hikmet. Ben de anlatmak istiyorum. Çevremdekilerle konuşmalıyım bu kitabı, konuşacak kimsem yoksa internete yazmalıyım bir şeyler. Aptal futbol tartışmalarından uzakta geçmeli hayatım, herkes Oğuz Atay okumalı, herkesle bu kitabı tartışmalı. Anlatsınlar bana her şeyi, gözden kaçırdığım her şeyi anlatsınlar. Nasıl anlayamadın bu kısımları desinler. Senden de okur olur mu desinler. Ne biçim kitaplar okuyorsun desinler. Bunca zamandır boşuna okumuşsun desinler. Bırak okuma işlerini desinler. Böyle kitaplara kafa yorma desinler. Ama bir şeyler desinler, bu kitabı okuyanlar bulunsun çevremde. Fazla romantikleştim galiba, ama kitapseverler anlar beni. Böyle, etkilendiğin bir kitabın kapağını kapattıktan sonra kitabın kahramanı gibi kendimizle hesaplaşmamızı hoş görürler. Ayıplamaz kitapseverler. Hep kitapseverler bulunsun çevremde. Negredonun kaçırdığı golden bahsetmesinler. Seçimlerde nolacak yahu demesinler. İzole çevremizde mutualist yaşayalım. Bunları da silmiyorum. Esas konuya geçiyorum.

Kitap yalnızlığı haykırıyor arkadaşlar. Ben bunu son 2 kısıma kadar pek hissedememiştim ama son 2 kısımda tüm her şey oturdu kafamda. Böylesine rastlamamıştım, fena çarptı. Mazur görünüz. Ana dilimde okuyabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Boğmadı mı hiç? Çok sıkıldım okurken, yalan olmasın. Yeri geldi, ne zaman bitecek dedim. Ama bu, kitabın yüzeyselliğinden, sıradanlığından falan kaynaklanmıyor. Bir yerden sonra Hikmet’in yalnızlığı içinde siz boğuluyorsunuz. Çırpınıyorsunuz, üzülüyorsunuz, bir şeyler anlayacak gibi oluyorsunuz, anlamıyorsunuz, tekrar okuyorsunuz, haa diyorsunuz. Böyle bir okuma deneyimim oldu. Burada da anlatmak istedim. Okuyacak arkadaşları, güllük gülistanlık bir okuma deneyimi yaşamayacakları konusunda temin edebilirim. Selamlar.


(kimyager _ferhat gürdoğan) #254

Alfa Ayının Kabileleri okudum.PKD’ye hayran kalmamak elde değil.Yine çok farklı bir dünya yaratmış.Eğlenceli, akıcı ,sıkmayan bir kitap.Çok beğendim.Delilerden öğreneceğimiz çok şey var. :+1:t6:


(İsmail KAPLAN) #257

Grange’ın Lontano isimli kitabını okuyorum. Beklemediğim kadar yavaş gidiyor. Umarım 600 küsür sayfa bu şekilde devam etmez.


(Yılmaz Demir) #258

Geçen günlerde Fahrenheit 451 bitirdim ve hemen sonrasında Drizzt Efsanesine başladım. Biliyorum bu seriyi okumak için çok geç kaldım ama okumadan da ölmek istemiyordum.

Öncelikle Fahrenheit’la başlamak gerekirse, güzel bir kitaptı. Altında yatan kurgu cidden çok güzeldi ancak sonlara doğru yavaşlayıp beni yormadı değil. Bitirdikten hemen sonra Drizzt’e başladığımda ise apayrı bir evrenin içerisine dalmıştım. Eminim burada ki çoğu kişi Drizzt Efsanesini okumuştur. Hatta hatim indirenler bile vardır. Bu yüzden bu kitabı burada anlatmaya ihtiyaç duymuyorum. Drizzt Efsanesi bir başyapıttır diyerek noktalıyorum.


(Erdoğan Küçükçelik) #259

Bugünlerde Sır Terry Pratchett’in Tırpanlı Adam’ını okuyorum.
Kitap, yazarın Ölüm Romanları altserisinin ikinci kitabı. Özetle, konusu ölümün emekli olması, canlıların ölemeyip zombi olarak ortalıkta dolaşması ve bu durumdan oluşan kaos. mizah yönünden çok kuvvetli bir eser. Ayrıca Üstattan okuduğum romanlar içinde belki en alıntı yapılası cümleleri bulunduranı. Henüz bitmedi ancak şimdiden çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Öneririm ancak once ilk kitap Mort’u okuyunuz.
Herkese iyi okumalar


(mirezloret) #260

Kitabı az evvel bitirmiş bulunuyorum :slight_smile: Akıcılık konusunda ilk 35 sayfa için ne dediysem, kalan diğer sayfalar içinde aynısını diyorum; kitap resmen akıp gidiyor. Kitabın konusunu uzun uzun yazmayacağım, hemen hemen herkes az çok ne anlattığını biliyordur. Sadece 2 eleştirim olacak;

Yazar karakterler hakkında çok fazla bilgi veriyor (Açıkçası bazıları bana çok gereksiz geldi) Belki 30 sayfa daha eksik olabilirdi… Yine de bu detaylar hikayenin akıcılığını perdelemiyor.

Final daha farklı olabilirdi. Bana kalırsa biraz ucu açık kaldı.

Bunların dışında gayet hoşuma giden bir kitap oldu :slight_smile:


(kimyager _ferhat gürdoğan) #261

Dünyalar Savaşı’nı okudum.Bilimkurgunun üstatlarından H.G.Wells.Çok beğendim.Dünya Marslıların istilası altındadır.Marslılar katlima başlamıştır.İnsanlık bu kıyımı durdurabilecek mi yoksa kaçınılmaz bir son mu bekliyor?.İngiltere’de gerçekleşen olaylara tanık olan adsız bir kişinin anlattığı karanlığın, ümitsizliğin ve hayattta kalmanın mücadelesi.


#262

Marion Zimmer Bradley - Avalon’un Sisleri 1

Kitabı bitirmek üzereyim. Çok beğendiğim bir roman oldu. Anaerkil kelt toplumunun yaşadığı Britanya topraklarına, Romalıların Hristiyanlık dinini getirmesi ile keltlerin, özelliklede keltik kadınlarının yaşadığı sancılı süreci, Kral Arthur’un annesinin ve ablasının gözünden başarılı bir şekilde işlemiş.


#263

Işık tanrısı 'nı okuyorum ama zor okuyorum… bir ben mi acaba:(


(Hazal Çamur) #264

Yok :slight_smile:

Benim derdim Roger Zelazny ile. Kendisini ilk olarak Bu Ölümsüz ile tanımıştım. O günden beri yıldımız bir türlü barışmadı.

Kurgularına saygım sonsuz. Ustalığını sorgulamak aklımdan geçmez, fakat günün sonunda aramızdaki ilişki bir kan uyuşmazlığı. Belki size de öyle olmuştur :slight_smile:

Buna benzer (yine kendi adıma) bir başka örnekse Kazuo Ishiguro


(kimyager _ferhat gürdoğan) #265

Rocannon’un Dünyası’nı okudum.Akıcı sıkmayan güzel bir kitaptı. Bir günde bitti.Le Guin zaten anlatmaya gerek yok okuyunuz. :+1:t6::smile:


#266

Jose saramago bütün isimler okuyordum lakin hiçbir şekilde akmadı. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama alışamadım. Bir kitabı bitirmek için zorlayan biri olmadığım için kitabı yarım bırakacağım sanırım


(Fahrettin Levent) #267

Belki de yanlış kitapla başladın.
Zelazny’nin en kolay okunan serisi bence Amber yıllıkları.
Ne Işık Tanrısı kadar mitolojiye bağımlı ne de diğer kitap kadar zor değil.
Amber Yıllıkları Jason Bourne tarzında hafızasını yitirmiş bir baş karakterle başlıyor ve macera tadında hızlı bir giriş yapıyor.
ilerledikçe kendi tarzında bir fantastiğe dönüşüyor. Tarot kartlarını kendine özgü olarak hikayeye çok iyi yedirmiş yazar.
Belki de zamanında en büyük şanssızlığı üç kitabın birleştirilerek tek kitap şeklinde çıkarılması.


(Hazal Çamur) #268

Cevap bana hitaben yazıldığı için üzerime alınarak cevaplıyorum. Fakat pekala benim cevap verdiğim erce’ye hitaben de yazılmış olabilir. Emin olamadım :slight_smile:

Zor kitaplarla bir sorunum yok. Yazarın işlediği temalarda kolay okunan kitaplar aramıyorum hatta. Benim Zelazny ile yegane derdim ifade. Uyuşamıyoruz, sorunumuz bu :slight_smile: Hani bazı insanlarla konuşurken bir türlü orta noktayı bulamayız, çünkü aynı dili konuşuyor görünsek de bambaşka şeyler düşünüyor ve ifade ediyoruzdur. Sonra yanlış anlaşılmalar döngüsü başlar. İşte bizim karmaşamızın özeti bu.

Yukarıda da dediğim gibi, kan uyuşmazlığı durumumu güzel özetliyor.


#269

Kan uyuşmazlığı yolunda giderek benzer şeyler hissediyorum. Amber yıllıklarını bilmem ama Işık Tanrısı için ikide bir " dayı burada ne demek istemiş" sorusuna cevap arıyorum. Umarım sonu iyi biter.


#270

Ben de Salinger’den Franny ve Zooey’i okuyorum. Ortalarında olmama rağmen birkaç kelam edecek kadar okuduğumu düşünüyorum. Kitap hafif farklı. Glass ailesini anlatıyor ama bir ana konu, ortak düşman, ortak amaç yok. İnsanların hayatına bir dönemlerinde girip kitap bitince de çıkacak gibiyiz ve bu çok farklı, ilginç, alışılagelmişin dışında ama aynı zamanda arada sırada rahatsız edici bir doğallık katıyor ama bahsettiğim gibi standart bir kitaptan tarz olarak farklı olduğu kesin. Çavdar Tarlasında Çocuklar’da da bu gayet rahatça hissediliyordu ama bu kitap kadar baskın olmadığını düşünüyorum onda. Yine de ikisi de gayet sempatik ve tatlı kitaplar nezdimde. Ayrıca betimlemeler de çok başarılı.
Tavsiye ederim kararsız kaldı iseniz ama okuma listenizde öne almanıza da gerek yok. :slight_smile:
Sevgiler!