Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Hüseyin gök) #2802


images%20(1)

Beat Kuşağı okuduğum enfes grafik romanlardan biriydi.Çizgi roman tamamen Biyografik bir yapıya sahip.Beat akımının ortaya çıkmasını ve onun etkilerini anlatıyor.Onlarca beat’çıya yer verilmiş kitapta.Kitabın güzel yanı Beat akımının öncülerinin çıkardıkları bütün kitapları göstermeleri olmuş.Türkçe baskılarıda çıkan bir çok o akımın yararına ait kitap var ve ben bir çoğunu almayı düşünüyorum.Çizgi romanıda şiddetle tavsiye ederim.


(Kadir) #2803

image

Olaganüstü Bir Gece bitti. Uzun süredir kitaplığımda olan bir kitaptı ama Zweig okumayı bıraktığım için bugüne kadar okumamıştım. Hızlıca okuyup aradan çıkarmak maksadıyla okumaya başladım ama kitabı beğendim. Kitap diğer Zweig kitaplarının aksine karamsar bir tablo çizmediği için beni şaşırttı, bu yüzden Satranç’tan sonra en sevdiğim Zweig kitabı oldu.


#2804

Günler Haritası (Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları Serisi 4) - Ransom Riggs

İlk 3 kitabı okumayanlar bence Bayan P 4 kitapla ilgili yorumlarımı okumasınlar.

Önceki 3 kitapta macera bir anlamda sonlanmıştı 4. Kitap ise yeni soruların, yeni düşmanların olduğu bir başlangıç kitabı.

Bayan P. ‘nin vesayetinde olan tuhaflar artık döngü dışında yaşayabildikleri için Jacop’u ziyaret etmek ve modern dünyaya uyum sağlamak için ABD’ye geliyorlar. Hikaye ve hikayenin gelişimi hakkında sürpriz bozan olmasın diye kısaca detaya girmeden genel olarak yazayım. Eski düşmanlar (ilk 3 kitap) yok edilmiş ya da saklanıyorlar fakat çok daha karmaşık düşmanlıklar var.

Buraya yazdıklarımı göndermeden önce okuyunca sildim, çünkü ne yazsam bir şekilde hikayenin bir yerinden bir bilgi oluyor ve okumak isteyenlerin keyfini kaçırabilir. Uzatmayayım hem kurguyu besleyen fotoğraflar hem tuhaf insanlar ve toplulukların hikayesi olması nedeniyle Bayan P. Serisi benzeri olmayan bir kurgu.

Yazarın kitabın karakterlerinden Bayan Annie üzerinden ABD’nin resmi olmayan tarihine değinmesi ve 1960’ları anlattığı kısımlarda ırkçılığa dikkat çekmesi aslında bence bugün hala modern Amerikan toplumunun en önemli sorunlarından birisi olan ırkçılığa dikkat çekmek için yapmakta. Özgürlükler ülkesi olarak adlandırılan ABD’nin 200 yıl önceki durumu ile günümüzde özellikle siyahilere ve göçmenlere yönelik olan ırkçı ayrımcılık hiç de azımsanacak gibi az değil.

“ …bu ulus siyahilerden gasp edilen iş gücüyle, yerlilerden gasp edilen toprakların üzerine inşa edildi. Bundan bir buçuk yüzyıl önce ülkenin güney kesimleri bütün dünyanın en zengin yerlerinden biriydi ve o zenginliğin ölçütü pamuk, altın ya da benzin değil, kişinin sahip olduğu kölelerin sayısıydı.”

Önceki kitapları okuyanlar biliyordur kitap sert kapak ve güzel bir baskısı var, herhangi bir dizgi hatası gözüme çarpmadı.

Serinin çevirmeni olan Bayan A’nın ( @Asli_Dagli) çevirdiği kitaplara bakarken farkettim İthaki için çevirdiği tüm kitapları almış ve okumuşum. Bayan P. 5 kitabı imzalı talep edebilirim herhalde :slight_smile:


(Aslı Dağlı) #2805

Elbette :heart: 2020 yili baslarinda bir kargo cikarim:)))) Bosuna “en sevdigim Alper bey” degilsiniz.


#2806

Vay be @alper’i baya özel hissettim. Peki forumdaki en sevdiğiniz Alper mi? :joy:


#2807

Başka Alper mi var? onlar Alp-er’dir ben Al-per :slight_smile:


#2808

Forumda değilde belki hayatındaki en sevdiği Alper sensindir diye düşündüm :joy:

Boşa sallama yapma Alper :joy: Akılçelen Alper :joy:


(Aslı Dağlı) #2809

Tanidigim Alperler arasinda en sevdigim Alper Bey @alper. Neden? Cunku neredeyse butun kitaplarimi okumus. Tatlis tatlis da yorumlar yaziyor. Ailemizin favori Alper’i kendisi:)


(saitama) #2810

Vergi Sistemini Anlama Kılavuzu - Dr. Ozan Bingöl

Nasıl başlasam bilemiyorum. Kitap içerik olarak çok güzel(Acı gerçekleri görmek açısından.). Ülkemizdeki vergi adaletsizliğini çok net bir biçimde gözler önüne seriyor. Diğer ülkelerle de kıyaslama yapıyor. Okuması rahat ve hızlı.

Kitap üç bölümden oluşmakta, ilki vergi ile ilgili terimler ve açıklamaları, ikincisi hali hazırda ödediğimiz vergiler(Neredeyse her ürün için kalem kalem gösterilmiş, tablo ve grafiklerle desteklenmiş.), üçüncüsü ise devletin almaktan vazgeçtiği vergiler.

Son olarak şunu söylemeliyim eğer yazarı twitterdan takip ediyorsanız, kitabı satın almayabilirsiniz. Çünkü hocamız sağ olsun herkese açık bir biçimde bilgilerini ve eleştirilerini paylaşmakta. Lakin hiç takip etmediyseniz ve vergi mevzuları ilginizi çekiyorsa kesinlikle kitabı tavsiye ederim.


(Buyici) #2811

Az önce başlayıp henüz başlarında bıraktığım Maymunlar Gezegenini bitirdim. Çok kısa ve akıcıydı. Keşke başladığımda bitirseymişim. Herkesin dediği gibi sonu muazzamdı. Sonunu kısmen tahmin etmiş olsam bile, son sayfayı mümkün değil tahmin edemezdim. Güzel bir kitaptı. Okuyup, sevdiğim bir bilim-kurgu olarak kalacak. 9/10 verilir bence.


#2812

Platon - Kriton ya da Görev Üstüne

Kitap Sokrates’in Savunması adlı kitabın hem biraz farklı hem de daha kısa aktarımı olarak geçiyor.

Ölüm cezasına çarptırılan Sokrates’in, kendisini kaçırmak isteyenleri geri çevirmesi Atina halkı arasında çeşitli dedikodulara neden olmuştur.
Neden kaçmamıştır Sokrates?
Korkmakta mı? Yoksa bu tutumunun nedeni aşırı kibir midir?
Ölümden korkmadığını göstererek insanlara son bir ders mi vermek istemektedir?

İşte kitapta Platon bu durumun gerçek nedenini açıklamak istiyor. Kriton ve Sokrates’in diyalogları şeklinde ilerleyen metni okumak ve anlamak, beklenmedik şekilde akıcı ve kolaydı. Sokrates’in devlete, yasalara, demokrasiye inancını görmek özellikle günümüze bakınca benim için oldukça anlamlı oldu.


#2813

Salon Köşelerinde – Safveti Ziya

Safveti Ziya Servet- i Fünun topluğu içerisinde yer alan roman, öykü ve oyun yazarlarından. Salon Köşelerinde romanı ise yazarın Servet-i Fünun dergisinde 1898 tefrika edilmiş ve 1910’da kitap olarak basılmış. Yazarın 1910 yılında kitap olarak basılan romanı için yazdığı takdim yazısında okuyucularına romanı yazmaya nasıl karar verdiğini ve romandaki hikaye için nereden ve kimden esinlendiğini anlatmakta.

Takdim yazısında yazar Abdülhamit istibdatının karanlık günlerinde gazete, dergi ve kitaplar üzerindeki sansür baskısını anlatmakta ve yazdıklarından yazarın meşrutiyetçi olduğu anlaşılmakta. Kitabına konu olan “cemiyet” hayatı ve insanlar için yazar gençlik yıllarında kendisinin de onlardan birisi olduğunu ve romanında kendi gençlik yıllarından esinlendiğini yazmakta.

İş Bankası Türk Edebiyatı klasiklerden okuduğum 16. Kitap olan romanın hikayesine gelecek olursak, iyi eğitimli bir Türk genci yabancılarında katıldığı ve dönemin cemiyet hayatı diyebileceğimiz balolar ve dans gecelerinin birisinde İngiliz genç bir kadınla tanışır ve ona aşık olur.

Safveti Ziya’nın okuduğum ilk kitabı oldu. İş bankası basana kadar adını bile duymadım, kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Türkçe Klasiklerin İş bankası ve diğer yayınevleri tarafından basılması unutulmuş birçok yazar ile tanışmamı ve okumamı sağladı.

Akıcı, gizemli bir hikaye bekliyorsanız veya bu tarz bir şeyler okumak istiyorsanız uzak durun. Sansür döneminde yazılmış olan romandan çok şey beklemeyin ancak o yılların bir kesiminin düşünce ve duygu dünyalarını okumak için tercih edilebilir.


#2814

Dilide ağırdır şimdi bunun,Servet- i Fununcu olduğu için.


#2815

Dili ağır değil, İş bankası baskıları günümüz Türkçesine sadeleştirilmiş baskılar.

Ben Türk Klasiklerini iki yayınevinden topluyorum, İş bankası ve Ayrıntı

Ayrıntı Yay. baskılarını okumak biraz zor ama İş bankası baskıları günümüz Türkçesi olduğu için anlamakta sıkıntı yok.



(∆) #2816

Bitmeyen Savaş - Joe Haldeman

Bu kitabın Goodreads puanı oldukça yüksek (4.15) ve birçok ödül kazanmış ancak bu kitabın beni etkilediğini ve beğenimi kazandığını söyleyemeyeceğim ne yazık ki.
Kitabın 1974 yılında yazıldığını düşünürsek o tarihler için orijinal sayılabilecek bir hikaye olabilir ancak 2019 yılında okuduğumda oldukça sıradan ve defalarca gördüğüm bir hikaye diyebilirim. Kitap uzun bir savaş bölümü daha sonra distopik bir dünya tasviri ve yine bir savaş bölümü ile sonlanıyor, savaş kısımlarını kesinlikle beğenmedim. Oldukça sıradan ve tahmin edilebilir. Hatta kitabın sonu dahi kolayca tahmin edilebiliyor. Bunlar kitabın beğenmediğim yönleri ancak distopik dünya tasvirini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Oldukça etkileyici ve yazıldığı dönemin ötesinde bir gelecek tasviri var. Öyle ki bu tasvire benzer temaları günümüzün filmleri ve dizilerinde görebiliyoruz. Yazar keşke distopya bölümünü daha uzun tutsaydı demeden geçemeyeceğim.

Görmezden gelemeyeceğim bir diğer nokta ise yazım hataları, ilk defa bu serideki bir kitapta okuma keyfini olumsuz etkileyecek seviyede yazım hatalarıyla karşılaştım. Rahatsız edici olan bir diğer nokta ise saat belirtilirken “:” veya “.” kullanılmaması, saatler 2000, 2030, 0800 şeklinde belirtilmiş.(20:00, 20:00, 08:00) Orijinal metinde de bu şekilde mi bilmiyorum ancak rahatsız edici bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

Goodreads Puanım 3/5

Örnek bir yazım hatası.


(Yakup Alioğlu) #2817

Hemen satayım Hüseyin sen üzülme?


(Hüseyin gök) #2818

Ne kadar fiyat… :slight_smile:


(Yakup Alioğlu) #2819

İnternette toplu set fiyatlarını biliyorsun. Bu işleri devamlı yapıyorsun. O yüzden eline vicadanina koy ve empati kurarak fiyatı sen belirle.


#2820

Yazım hatasını göz ardı edip “tecrübe yapmıştım” biçimine getirsek bile anlatım bozukluğu var. Doğrusu “tecrübe edinmiştim” ya da “tecrübe kazanmıştım” olmalı. Ayrıca “tecrübe” sözcüğünün yerine Türkçesi olan “deneyim” kullanılsa Türkçe açısından çok daha iyi olurdu.

Peki, çevirmen hata yaptı diyelim. Son okumayı yapan kişi de bunu görmedi mi? Yoksa son okuma yapılmadı mı?

Bir “yoksa” daha: İthaki Yayınları irtifa mı kaybediyor…?


#2821

Günaydın:
Bugünlerde Sabahattin Ali okuyorum. Bir kaç gün önce Değirmen bitti şimdi Yeni Dünya’yı okuyorum, sonra sırada Kağnı-Ses var. Öykülerini seviyorum Sabahattin Ali’nin. Aslında öyküler hakkında dilim döndüğünce bir kaç kelime etmek isterim hem genel anlamda öyküler hakkında hem de Sabahattin Ali’nin öyküleri hakkında.
Öykü veya roman genel anlamıyla edebiyat kurgusal bir sanattır. Ama okuduğum bazı romanlar ve öyküler bana o kadar sahici gelir ki anlatılanlar gerçek mi yoksa kurmaca mı anlamakta zorlanırım. Ama Sabahattin Ali üstadın yazdıklarını düşününce anlatılanların tamamen gerçek olduğunu düşünüyorum. Özellikle Değirmen, Komik-i Şehir, Hanende melek, ve son okuduğum Isıtmak İçin. Eğer cumhuriyetin ilk yılları savaş sonrası halkın durumu, memleketin hali memleket insanının yoksulluğu hakkında bir şey okumak isterseniz bu öyküler birebir diyebilirim.